T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/95 Esas
KARAR NO : 2024/776
DAVA : Fesih ve Tasfiye
DAVA TARİHİ : 07/02/2024
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 07/02/2024 tarihli dava dilekçesi ile, ... Şirketi 12.10.2020 tarihinde tescil, 18.10.2010 tarihinde ilan edildiğini, esas sözleşmesinde şirketin süresi tescil ve ilan tarihinden başlamak üzere 10 yıl olarak belirlendiğini, şirketin 12.10.2020 tarihinde esas sözleşmesine göre münfesih hale geldiğini, 12.10.2020 tarihinden bu yana gayri faal olup herhangi bir ticari faaliyeti bulunmadığını, ortakların ise bir araya gelmeleri ve şirketi devam ettirme ihtimalleri bulunmadığından tasfiye kararı alınamadığı ve tasfiye işlemleri yapılamadığını, davalı şirketin esas sözleşmesinde de 10 senelik sona erme süresinin öngörüldüğünü, şirketin, esas sözleşmesinde kararlaştırılan konusunu yitirdiğini, işletme konusunun elde edilmesi imkansız hale geldiğini, ... Şirketi faaliyetinin ...'de restoran&cafe bar için uygun mekanın kullanım hakkı, restoran ve eğlence merkezi açmak ve işletmek olduğunu, şirketin 30/07/2021 tarihinde ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin... Esas,...Karar sayılı ve 06/10/2020 tarihli ilamı gereği ...adresindeki taşınmazdan tahliye edildiğini, işletme konusunun gerçekleşmesi objektif ve sürekli olarak imkansız hale gelen şirketin ayakta tutulması ve ortaklık ilişkisinin devam ettirilmesi açıklanan objektif gerekçe doğrultusunda mümkün olmadığını, şirketin gayri faal durumda olduğunu, şirketin SGK'ya bağlı çalışanı bulunmadığı gibi vergiyi doğuracak faaliyeti de bulunmadığını, bu hususun Vergi Dairesi kayıtlarının celbi ile ortaya çıkacağını, bu nedenlerle ...Şirketi’nin 12.10.2020 tarihinde infisah ettiğinin tespitine ve işbu tespitin ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmesine karar verilmesi, şirketin 6102 sayılı kanunda gösterilen şekillerde tasfiyesine ve sicilden terkinine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirkete usulüne uygun dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğ edildiği, davaya cevaplarını sunmadığı görüldü.
Mahkememiz 04/07/2024 tarihli celse ara kararı gereği, Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ve dosya incelenerek, şirketin fesih ve tasfiye şartlarının oluşup oluşmadığının tespiti konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olup, 05/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirkette 31.12.2023 tarihi itibariyle toplam %50 oranında payı bulunan davacının TTK.m.531 hükmü gereği davalı şirketin feshini “haklı sebebe” istinaden talep edebileceği, dosyadaki mevcut hale göre 31.12.2023 tarihinden itibariyle borca batık durumda olan şirketin, mal varlığı tespit bilançosu düzenlemek suretiyle davacının davalı şirketteki payına (%50) isabet eden somut/pozitif ve gerçek bir değerin (davacının ayrılma akçesi tutarının) belirlenmesine maddeten imkan bulunmadığı kanaatine varıldığını bildirdiği görüldü.
6102 sayılı TTK'nın 636/3. Maddesinde; “Haklı sebeplerin varlığı halinde, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.
Şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup; düzenleme uyarınca, ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunlu kılınmıştır. Hakim şirketi feshetmek yerine fesih talebinde buluna pay sahiplerinin paylarının gerçek değerinin ödenmesine ve şirketten çıkarılmalarına karar verilebilir. Bunun yerine duruma uygun düşen ve sadece davacının değil, diğer pay sahiplerinin ve hatta işçiler gibi bu karardan etkilenebilecek üçüncü kişilerin de kabul edebileceği başka bir çözüme de karar verebilir. Şirketin sona ermesi dışında duruma uygun düşen alternatif bir çözümün bulunması gereklidir. Bu alternatif çözüm, pay sahiplerinin menfaatlerini yeterli bir şekilde koruyacak bir çözüm olmalıdır. Duruma uygun olma şartı yanısıra bu çözümün ilgili tüm taraflarca kabul edilebilir bir çözüm olması gerekir. Burada temel esas, ölçülülük (orantılılık) ilkesidir. Bu alternatif çözüm, feshi talep eden azlık pay sahiplerinin menfaatleri ile şirket tüzel kişiliği ve diğer pay sahiplerinin çıkarlarının korunması arasında bir denge kurmalıdır. Duruma uygun düşen alternatif bir çözüme karar verme konusunda takdir hakkı hakimde olduğundan bu çözüm resen uygulanır. Alternatif çözümlere; kâr dağıtma zorunluluğu, davacı azlık pay sahipleri arasından birinin yönetim kuruluna alınması, sermaye azaltma yolu ile kısmi tasfiye, şirketin işlev görmesini tekrar tesis edecekse, fesih yerine esas sözleşmede daha hafif değişiklikler yapılabilmesi ve hatta dava esnasında tespit edilen ve geçersiz kabul edilen esas sözleşmedeki bir hükmün esas sözleşmeden çıkarılması, şirketin işletmesinin ayrılarak bir yavru şirket kurulması ve bu şirketin paylarının satılmasına karar verilmesi, şirketin bölünmesi vb. Örnekler verilebilir (Prof.Dr Sami Karahan- Şirketler Hukuku, 2.Baskı, Aralık 2013, sf.759 vd).
Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davalı şirketin ticaret sicil memurluğuna 05/10/2016 tarihinden bu yana herhangi bir tescil ve ilan yaptırmadığı, bu tarihten itibaren genel kurulun toplanmadığı, ortakların bir araya gelemediği, gayri faal olduğu, şirket amaçlarını gerçekleştirmesinin mümkün bulunmadığı en son genel kurulunun mal ve hizmet satışı bulunmayan şirketin ortaklara ve piyasaya olan borcunu ödemesinin mümkün olmadığı, şirketin fesih ve tasfiyesinin sağlanmaması durumunda faaliyet giderlerinin artacağı, fesih ve tasfiye dışında duruma uygun düşen kabul edilebilir bir çözüm yolunun bulunmadığı hüküm vermeye elverişli denetime açık bilirkişi raporu ile anlaşıldığından; Davanın Kabulüne, ... Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı ... şirketinin fesih ve tasfiyesine, Tasfiye memuru olarak... nun atanmasına, ilk tasfiye işlemlerine başlanabilmesi için 15.000-TL nin davacı yanca mahkeme veznesine depo edilmesine, tasfiye memuruna aylık 10.000-TL ücret takdirine, kararın kesinleşmesine müteakip ticaret sicil memurluğunda tescil ve ilanına, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davanın Kabulüne, ... Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı ... Ltd şirketinin fesih ve tasfiyesine, Tasfiye memuru olarak ... nun atanmasına,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Tasfiye memuruna aylık 10.000,00-TL ücret takdirine, daha sonradan davalı şirketten tahsil edilmek üzere ücretin davacı yanca karşılanmasına,
4- ilk tasfiye işlemlerine başlanabilmesi için 15.000-TL nin, daha sonradan davalı şirketten tahsil edilmek üzere davacı yanca mahkeme veznesine depo edilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00- TL maktu vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
6-Kararın kesinleşmesine müteakip ticaret sicil memurluğunda tescil ve ilanına,
7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde, davacıya iadesine,
Dair davacı vekili yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/12/2024
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır