T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/6 Esas
KARAR NO: 2025/168
DAVA: Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/01/2017
KARAR TARİHİ: 13/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan 18/01/2017 tarihli dava dilekçesinden özetle; müvekkilinin yaklaşık 10 yıl boyunca davalı yana borç verdiğini ve tüm bu ödemelerin banka kanalıyla yapıldığını, müvekkilinin en son 2013 yılı başlarında davalı yana sonrada geri ödeme taahhüdü karşılığı verdiği tutarların geri verilmemesi üzerine yaklaşık 3 yılı aşkın süre çeşitli şekillerde alacağının ödenmesini istemiş ise de davalı yanın ödeme yapmaktan ısrarla kaçındığını, en son 07/09/2016 tarihinde keşide edilen ihtarname ile alacağın tespiti ve ödenmesinin sağlanması amacıyla davalı yanın ön görüşmeye davet edildiğini ancak davalının mernis adresinin de bulunmaması üzerine ihtarname tebliğ edilemediğini, huzurdaki davanın fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.0000,00-TL üzerinden açılmış ise de müvekkili ...’e ait ... Şubesi, ... kurumsal şubesi ile ... Bankası ... Şubesi ne müzekkere yazılarak müvekkili banka hesabından davalı ... ad ve hesabına yapılmış tüm havale işlemlerinin Mahkememizde celp edilmesi halinde müvekkilinin davalı yana yapmış olduğu tüm ödemelerin ortaya çıkacağını, öncelikle banka kayıtlarının mahkememizce celbi ile HMK nın 400 md. Kapsamında delil tespiti talebinin kabulü ile yapılacak yargılama neticesinde haklı davamızın kabulü ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.000,00-TL alacağın dava tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte davalı yandan tahsiline yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan 12/05/2017 tarihli cevap dilekçesinden özetle; tarafların ... Tic. A.Ş. nin kuruluşu sırasında 1980 yılında ortaklık yaptıklarını ve gelişen süreç içinde oluşan ...A.Ş. bünyesinde ortaklıklarının devam ettiğini ve pek çok şirkette birlikte ortaklıları olduğunu, geçen uzun zaman içinde davacı müvekkiline olan borçlarını dava dilekçesinde bahsi geçen şekilde banka hesabına ödendiğini, hatta tarafların 2013 yılında ortaklıklarını bitirmeleri sırasında ... nin şirketlerdeki hisselerini ...’e devri sırasında ...'in müvekkili ...'ye 3.504.343,00-USD bedeli ... bankasının ... numaralı hesabına ödeme yaptığını, böylece tarafların ortaklıklarını bitirdiklerini ve birbirlerinden herhangi bir hak ve alacakları kalmadığını, açıklandığı üzere davaya konu yapılan banka havaleleri ile davacı tarafından müvekkile borç para verilmediğini, söz konusu havale işlemlerini davacının müvekkile olan borcunun ödenmesine dair işlemler olduğunu, ayrıca hisse devirlerinden önce davacının müvekkilinden iddia ettiği büyük miktarda alacağı var ise neden ortaklığını bitirmemiş ve hisse devirleri sırasında ayrıca büyük miktarda ödeme yaptığını, iddia edildiği gibi bu derece yüksek alacağı olduğunu beyan eden tarafın hisse devirleri sırasında ayrıca büyük bir ödeme yapmak yerine devir bedelini alacağına mahsup etmesinin beklendiğini, oysa tam aksine davacı müvekkile hisse devirleri için büyük miktarda ödeme yapmasının borç verilmesi değil borç ödemesi olduğunu ispatladığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi ile haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafından iddialarının ispatı açısından tanık dinletme talebinde bulunulmuş isede; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sırasında davacının talebi HMK 203/1. Maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinden reddine karar verildiği görülmüştür.
... 2 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin...Esas ... karar sayılı ilamı ile uyuşmazlığın gerçek kişi tacirler arasındaki ilişkiden kaynaklandığı, 6102 TTK'nun 4. Maddesi ve 5. Maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye ticaret Mahkemelerinde olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, dosya mahkememize tevzi edilerek yargılamaya mahkememizce devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacının davalıya banka havalesi ile para yolladığı, banka dekontları üzerinde paranın niçin yollandığının açıklanmadığı, TBK'nun 555. Maddesi uyarınca; havalenin ödeme vasıtası olduğu, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığının kabulü gerektiği, aksinin ispatının yazılı belge ile yapılabileceği, davacı tarafından yazılı belge ibraz edilemediği yemin teklif etme hakkından da vazgeçmiş olduğu gerekçesi ile ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen 04/03/2021 tarih ve ...Esas ...sayılı karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 18. Hukuk Dairesinin 28/11/2024 tarih ve ... Esas,... Karar sayılı ilamı ile kaldırılmış, kaldırma ilamında ;
"...dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında Mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspatın konusu HMK 'nun 187'nci maddesinin birinci fıkrasında tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar olarak açıklanmıştır. Kanun maddesinde zikredilen vakıa ise 03/03/2017 tarihli ve ... Esas ... Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı konusu TMK nın ispat yükü başlıklı 6 ncı maddesinde kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri kanunun 190 ıncı maddesine göre de ispat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi heline hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. Madde metninde geçen karine sözlük anlamıyla bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgulanmaya yarayan çıkarımlardır ve her şeyden önce süre giden hayat seyrini düzene koyan hukukta doğabilecek belirsizlikleri gidermek için kullanılırlar. Karineler bir hukuki durumun aydınlanması, bir hukuki görüşe güvenin korunması veya muamele hayatının özel gereklerinin karşılanması şekilinde bir ispat zorunluluğunu kaldırılması yahut kurumların varlığının korunması gibi çeşitli amaçlara hizmet eder. Açıkça kanun koyucu tarafından öngörülebilecekleri gibi tarafların olay iddialarının doğruluğu veya bir delilin güvenilebilirlik derecesi hakkında insanlar ve yaşam konusundaki tecrübelerden yararlanılarak hakimin belli olmayan vakıalar hakkında sonuç çıkarması suretiyle de gerçekleşebilir. İspat yüküyle ilgili olarak uyuşmazlıklarda belirsizliğin önüne geçmeye yarayan karinelerden biri de havale konusunda karşımıza çıkar. Sözlük tamımında havale bir kimsenin kendi hebasına, başka birine para yada değerli belge ya da başka misli şeyler vermeye bir üçüncü kişi yetkili kılmasından doğan sözleşmelerdir. Havale somut olayda uygulanması gereken BK nın 457 ve devam maddelerinde düzenlenmiş olup kanun koyucu 457. nci maddede havaleyi bir akittir ki onunla muhalünaleyh bilvekale kendi namına kabza salahiyettar olan muhalünlehe muhil hesabına nakit veya kıymetli evrak veya sair misli şeyler itasına mezun kılınır şeklinde tanımlamıştır. Türk Borçlar Kanunun 555 inci maddesi düzenlemesi de buna paralel olarak havale, havale edenin, kendi hesabına, para kıymetli evrak ya da diğer bir misli eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir. şekilindedir. Yerleşik içtihatlara göre havale, kural olarak bir ödeme vasıtasıdır. Bir başka anlatımla havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı karineten kabul edilir ve bu karinenin tersini ileri süren havaleci, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Günümüzde sıklıkla bankalar aracılığıyla havaleler gerçekleştirilmektedir ve banka havalelerinde havale eden kişi havale evrakına paranın gönderiliş nedenine dair bir açıklama eklenmesini sağlayarak bunun bir borç ödemesi olmadığını vurgulayabilir. Bu niteliği haiz bir açıklamaya rağmen havale eden ile havale alıcısı arasında paranın gönderiliş nedenine ilişkin ihtilaf doğması halinde ispat yükünün kimin üzerinde olduğu her somut olayın özelliğine göre ve bilhassa havale alıcısının açıklamalı gönderi üzerine gerçekleşen hareket şekli de dikkate alınarak hakim tarafından belirlenmelidir. Bu kapsamda dava konusu havale incelendiğinde davacı davalı hesabına borç açıklaması olmadan para gönderdiği anlaşılmaktadır. Havalede bulunan açıklama, işlemin havale edilene olan bir borcun ödenmesi amacıyla yapılmadığını vurgulamak üzere havalelerle ilgili karinenin aksini gösterir bir şekilde ve borç olduğu ayrıca belirtilmek suretiyle kaleme alınmamıştır. Ancak davacı yemin deliline de dayandığından davacıya yemin delili hatırlatılarak sonucuna göre hüküm kurulmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda davacının istinaf talebinin kabulüne, HMK 353/1 a-6 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına .." şeklinde hüküm kurulmuştur.
... 19. Sulh hukuk mahkemesinin ... tereke,... tereke karar sayılı dosyası ile davacı murisin terekesinin TMK'nun 612. Maddesi gereğince, iflas hükümlerine göre tasfiyesine karar verildiği, tasfiye memurunu olarakta ...'ın seçildiği anlaşıldığından, tasfiye memuru tarafından dava takip edilmese bile davaya devam olunacağından, davalı vekilinin davanın işlemden kaldırılması talebinin reddine karar verilerek açık yargılamaya devam olunmuştur.
6098 sayılı Kanun'un 555 inci maddesinde de; ''Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6098 sayılı Kanun'un 555 inci maddesi ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe bir ödeme vasıtasıdır. Havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini, havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havaleci (muhil) bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (Hukuk Genel Kurulunun 09.06.2004 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı).
Davacı, davalıya banka havalesi yoluyla çeşitli zamanlarda borç para yolladığını iddia etmiş, davalıda davacının kendisine borçlu olduğunu banka havalesi ile göndermiş olduğu paraların bu borcun ödemesine ilişkin olduğunu savunmuştur.
Davacı tarafından delil olarak para ödemesine ilişkin banka dekontları sunulmuş, dekontların yapılan incelemesinde paranın niçin yolladığına ilişkin her hangi bir beyanının yer almadığı tespit edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 555 vd. düzenlenen havalenin bir ödeme vasıtası olduğu, bir başka anlatımla havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığının kabulünün gerektiği, davacının alacak konusu yaptığı ödemeleri borç olarak gönderdiğini beyan ettiğini, ancak banka dekontlarında bir açıklama bulunmadığı, davalı tarafından da davacının kendisine olan borcunu ödediği savunmasında bulunulduğu, ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, davacının yazılı belge ibraz edemediği, iddiasını ispat zımnında kendisine görevsizlik kararı veren ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde, davacıya yemin teklif etme hakkının bulunduğunun hatırlatıldığı, davacı tarafından mahkemeye sunulan 25/06/2018 tarihli dilekçe ile yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş olduğunun bildirildiği, davacı tarafından yemin deliline dayanma hakkından vazgeçilmiş olduğu anlaşıldığından, mahkememizce davacıya 26/11/2020 tarihli celsede hatırlatılan yemin teklif etme hakkına ilişkin ara karardan rücu edildiği, davacının yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş olduğu, vazgeçmenin usulü sonuçlarının gerçekleştiği, yeniden yemin teklif etme hakkının hatırlatılamayacağı anlaşıldığından ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının reddine,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gerekli olan 615,40-TL harcın, peşin yatırılan 17.077,50-TL harçtan mahsubu ile bakiye 16.462,10-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 152.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansının arta kalan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13/03/2025
Başkan
E- imzalıdır.
Üye
E- imzalıdır.
Üye
E- imzalıdır.
Katip
E- imzalıdır.