T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/70 Esas
KARAR NO: 2025/700 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/01/2025
KARAR TARİHİ: 24/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; Davacı şirketin ... Tic. A.Ş. ... adlı internet sitesinin tüzel kişi sahibi ve işleticisi olduğunu, davacının sahibi bulunduğu internet sitesi üzerinden gerçekleştirdiği elektronik ticaret faaliyetleri kapsamında tüketicilere satıcı sıfatıyla doğrudan ürün ve hizmet satışı yaptığı gibi aynı zamanda aracı hizmet sağlayıcı sıfatı ile diğer üçüncü kişi tacirlere de ürünlerini tüketicilere satmaları için gerekli alt yapı ve platformu sağladığını, mal ve hizmetler satıcı firmalar tarafından internet sitesinde satışa sunulduğu ve müşterilerin talepleri doğrultusunda mesafeli satım sözleşmesi ile müşterilere satış gerçekleştirildiğini, böylece üçüncü kişi tacirlere de ... adlı internet sitesi üzerinden tüketicilerle bir araya gelmeleri adına hizmet verildiğini, davacı tarafın sürdürmekte olduğu elektronik ticaret faaliyeti kapsamında pek çok tedarikçi/satıcı ile çalışmakta ve “...” adı verilen birçok satıcıya karşılıklı olarak imzalanan “...” hükümleri gereği AVM'de kiralanan “mağaza” veya “Pazar yeri” mantığından hareketle ... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, söz konusu müşterilerden Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında ayıp, cayma hakkı vb. kaynaklanan iade talepleri iade sürecinde direkt sistem üyesi satıcının hesabına onay için geldiği ve üye satıcının müşterilerden gelen iade talebini onaylaması üzerine, davacı şirketin müşterilere bedelleri iade edilecek şekilde sistem üzerinden gerçekleştiğini, yasal iade sürecinde müşterilere yapılan iade miktarları ilgili satıcıdan tahsil edilmek üzere fatura düzenlenerek her bir satıcının cari hesabına işlendiğini, davalı ile aralarında belirsiz süreli “...” düzenlendiğini, davalı ile süregelen ticari ilişki boyunca, cari hesap ekstresinde de yer alan ve farklı tarihlerde düzenlenen ürün iadeleri, fatura, hizmet bedelleri, kargo ve sair bedellere ilişkin toplam 1.652.373,44 TL cari hesabına kaydedildiğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından ... 12. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilgili cari hesap ekstresi dayanak gösterilerek icra takibi başlatıldığını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davanın ikame edildiği bu tarihe kadar davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan ederek itirazın iptalini, takibin devamına, davalı tarafın %20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği, dosyaya cevap dilekçesi sunmadığı, duruşmalara da katılmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava 2004 sayılı İİK 67/1 maddesi gereği açılmış itirazın iptali davasıdır. İİK 67/1 maddesine göre "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir".
Davacı taraf, davalı ile arasında belirsiz süreli hepsi burada satıcı üyelik sözleşmesinin olduğunu, davalının davacıya ait site üzerinden satış gerçekleştirdiğini, satıcıların sattığı ürünlerin müşterilerce iade edilmesi üzerine müşterilere paranın davacı tarafça ödendikten sonra satıcılara fatura kesilerek her satıcının cari hesabına faturaların işlendiğini, davalıdan cari hesap alacağı olduğunu, davalı aleyhine başlatılan takibe davalının takibe itiraz ettiğini belirterek takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir.
... 12. İcra Müd.... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı... A.Ş. borçlunun dosyamız davalısı ... Ltd. Şti olduğu alacak tutarının 1.652.373,44 TL cari hesap alacağı,123.000,00 TL faiz olmak üzere 1.775.373,44 TL olduğu anlaşılmıştır.
Davacının huzurdaki davayı 1.652.373,44 TL üzerinden açmış olduğu anlaşılmıştır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda Öncelikle Yetkili İcra Daireleri ...'dir (ikamet yerinizdeki icra dairesi) olduğundan icra müdürlüğünüzün yetkisine itiraz ediyorum. Dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesini talep ederim. Dosya alacağının tamamına, faize, faiz oranına, faiz başlangıç tarihine, ve her türlü fer'ilerine itiraz ediyorum. Dosya alacaklısına herhangi bir borcum bulunmamaktadır.Takibin itirazım neticesinde DURDURULMASINI talep ederim. şeklinde itirazda bulunmuştur. Davacı taraf davalıdan alacağının bulunduğunu ispatlamak durumundadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı yan cari hesap ilişkisine dayanmış ise de teknik olarak taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğu görülmüştür.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ... K. ...sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Borçlar Kanunu 89/1 maddesinde Para borçlarının , alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceği belirtildiğinden davalının icra dairesinin yetkisine yaptığı itiraz yerinde görülmemiştir.
Dosyada davalı tarafa usulüne uygun olarak yapılan ihtarla ticari defterlerini sunması talep edilmesine rağmen davalı taraf ticari defterlerini mahkememize sunmamıştır.
Dosya smmm bilirkişiye tevdii ile davacının davalıdan alacağının olup olmadığı alacağı var ise alacak miktarının ne kadar olduğu hususunda dosya da bulunan faturalar taraf defterleri üzerinde rapor tanzim edilmesi istenilmiş bilirkişi dosyaya sunduğu 05/09/2025 tarihli raporda Tarafların iddia, talep ve savunmaları, sunulan delil ve belgeler, icra dosyası kapsamı, davacı şirketin 2021-2022-2023-2024 yılı ticari defter ve dayanağı belgelerin incelenmesi sonucunda, rapor içeriğinde ayrıntıları ile açıklandığı üzere; Davacının 2021-2022-2023-2024 yılına ait Yevmiye, Kebir ve Envanter defterinin 6102 sayılı yeni TTK. Mad. 64 hükmü uyarınca açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve lehine delil niteliğinde olduğu, Davacı yanın kendi cari hesap kaydına göre 31.08.2024 takip tarihi itibariyle davalı yandan 1.647.459,37 TL alacaklı olduğu, Davacının takip tarihinden önce davalıya bir ödeme ihtarının bulunmadığı, takip tarihi itibariyle davacının 123.000,00 TL işlemiş faiz talebinin dayanağı bulunmadığından, işlemiş faiz yönünden alacağının bulunmadığı yönünde rapor ibraz etmiştir.
Davacı taraf davayı sadece asıl alacak yönünden açtığını, işlemiş faiz yönünden davası bulunmadığını beyan etmiştir.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmü gereğince davalı taraf defterlerini sunmamış olduğundan davacı tarafın defterleri sahibi lehine kesin delil niteliği taşımaktadır.
Dosyada aldırılan bilirkişi raporunda davacının icra takibi tarihi itibariyle davalıdan 1.647.459,37 TL alacaklı olduğunun belirtilmesi karşısında davacı taraf davalıdan alacağı olduğuna yönelik üzerine düşen ispat külfetini yerine getirmiş olup davalı taraf davacıya ödeme yaptığına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunmamış ve defter inceleme ara kararına rağmen defterlerini de ibraz etmemiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıdan 1.647.459,37 TL alacağı olduğu kanaatine varılmış davanın kabulü ile, davalının ... 12. icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptaline, takibin 1.652.373,44 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 1.652.373,44 TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, alacak likit olduğundan %20 oranındaki 330.474,68 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 1.652.373,44 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 1.652.373,44 TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, alacak likit olduğundan %20 oranındaki 330.474,68 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 112.873,63-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 19.341,54-TL harcın ve İcra peşin harcı 8.876,87-TL'nin mahsubu ile bakiye 84.655,22-TL harcın davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcının 19.341,54-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 241.761,08-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen toplam 5.110,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/10/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır