T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/78 Esas
KARAR NO: 2025/244
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/02/2025
KARAR TARİHİ: 16/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dilekçesinden özetle: Davalı Tarafça Yapılan Borca İtiraz Haksız Ve Kötüniyetli olduğu, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki kapsamında müvekkili şirketin davalıdan alacağı bulunduğu sabit olduğu, bu huzurdaki dava ile müvekkili şirketin alacağını tahsil edemediği ortaya çıkacağı, bu nedenle davalı şirketin icra takibine karşı yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamını ve İcra İflas Kanunu uyarınca %20’den az olmamak üzere Davalı Şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmolunması için işbu davayı açma zarureti doğduğu, itirazın iptaline, (Asıl alacağın icra takibinden itibaren ticari faizi ile tahsiline), haksız ve kötü niyetli olan davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle: Mahkemece hak düşürücü süreye yönelik itirazın yerinde görülmemesi ihtimaline binaen de davacı tarafça takipte alacağın sebebi olarak cari hesap kaynaklı bakiye alacak gösterilmiş hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtildiği, açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu haliyle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu takiplerde takip şartı olarak gösterilen usulüne uygun bir ihtarın varlığı, talep olunan bedelin ne şekilde hesaplandığı, bu bedelin içerisinde faiz bedeli olup olmadığı ve bu hali ile talebin bileşik faiz niteliğinde bulunup bulunmadığı; hususları belli olmadığı, yine davacı tarafça harca esas değer olarak bildirilen bedel, takip talebinde gösterilen bedel birbirleri ile aynı ise de bizzat takip talebi içeriğinde de belirtildiği üzere davacı tarafça takibin ... 31. İcra Müdürlüğünün ...Esas ve ... Esas sayılı takip dosyaları ile tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı ile açıldığı nazara alındığında söz konusu dosyalarda tahsilat yapılıp yapılmadığı ile yapılmış olması halinde harca esas değerin tespiti esnasında bu bedellerin mahsup edilip edilmediğinin de tespiti gerektiği izahtan vareste olduğu, zikrolunan tüm bu hususlar uyarınca usul ve yasaya aykırı davanın reddi ile dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının hüküm altına alınması için mahkemeye başvurma zarureti hasıl olduğu, davanın niteliği gereği Mahkemece resen nazara alınacak sair hususlar uyarınca usul ve yasaya aykırı davanın reddi ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının hüküm altına alınmasını; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmana karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklı alacağın olduğu iddiasi ile başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi sebebi ile açılan itirazın iptali davası olup kesin yetkinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Kesin olmayan yetki hallerinde HMK hükümlerine göre yetkisizlik kararı yasa yoluna başvurulmadan ya da başvurulduktan sonra yasa yolu evresi sonucu kesinleşmiş ise, dava dosyası kendisine gönderilen mahkemeyi bağlar.(Kuru,Baki, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku s:126).
Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı).
Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır.
Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2013 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı).
İİK’nın 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. HMK’nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır.
İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;
1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,
2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,
3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.
Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”.
Ayrıca dosyadaki takip ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip olup bu takip yönünden de genel yetki kurallarına istinaden ek olarak ipoteğin bulunduğu yer icra dairesini de yetkilidir.
Kısaca özetlemek gerekirse, HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.2021 tarihli ve ...E.,... K. sayılı kararı).
Hukuk Genel Kurulu tarafından da benimsenen yukarıdaki açıklamalar kapsamında huzurdaki dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, icra dairesinin yetkisi İİK’nın 50. maddesine göre HMK hükümleri çerçevesinde ele alınması gerekecektir.
Bu kapsamda davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazda yetkili icra dairesinin Ağrı İcra dairesi olduğunu bildirerek usulüne uygun yetki itirazında bulunmuş olduğu yapılan incelemede davalının yerleşim adresinin Ağrı ili olduğu taraflar arasında sözleşmenin ifa edildiği yerin de ağrı olduğu ipotekli taşınmazın da ağrı ilinde bulunduğu anlaşılmış para borçları TBK 89/1 maddesinde alacaklının ikametine götürülecek borçlardan olması sebebi ile alacaklı ikametinin incelendiğinde alacaklının ikametinde de dosyaya konu icra takibini yapıldığı İstanbul Adliyesi yargı çevresinde olmadığı anlaşıldığından TBK’nın 89/1. maddesi ve HMK’nın 10. maddesi hükümleri uyarınca
İcra takibinin yetkisiz icra dairesinde açıldığı anlaşılmakla davalının icra dairesinin yetkisine itirazı haklı görülmekle takibin yetkisiz icra dairesinde başlatılması nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM; Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre;.
1-Yetkisiz icra dairesinde yapılan takip nedeniyle açılan davanın HMK 114/2 ve 115 maddeleri gereği dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Şartları oluşmadığından ve ispatlanamadığından kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan toplam 10.676,94-TL Peşin harçtan 627,60-TL karar ve ilam harcının mahsubu ile fazla alınan 10.049,34-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Taraflar arabuluculuk görüşmesine katılmış olmakla Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/1 maddesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı tarafça yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
Dair Taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 341 maddesi gereği istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/04/2025
Katip
e-imzalı
Hakim
e-imzalı
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."