T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/781 Esas
KARAR NO: 2025/878
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31/10/2025
KARAR TARİHİ: 19/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; davalı yanın müvekkili davacı ...şirketi adına ... (dış kaynak hizmeti) personeli olarak davacının hizmet sağladığı müşterisi ...'nda çalışırken ilgili şirketten veya grup şirketten gelen teklif üzerine davacı şirketten istifa ederek işten ayrılması sonrasında ...ve grup şirketlerinde çalışmaya başladığını, davalının bu hareketinin ardından ...müvekkili ...'den hizmet alımını durdurduğunu, bu sebeple müvekkilinin zararının oluştuğunu, davalının sosyal paylaşım sitesinde ...'nda çalıştığına yönelik beyanda bulunduğu ve mail yazışmalarında da bu şirkete ait mail adresi uzantısına yer verdiği, ayrıca mail yazışmalarında bu şirkette çalıştığını teyid ettiğinin sabit olduğunu, bilindiği gibi rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı olmasının geçerlilik koşulu olup; rekabet sözleşmesi tek tarafa borç yükleyen bir sözleşme olacağından, TBK m. 14’ün 1. fıkrası uyarınca sözleşmede sadece işçinin imzasının bulunmasının yeterli olduğunu, bu noktada üzerinde durulması gereken diğer bir hususun ise gerek iş hukuku gerekse borçlar ve ticaret hukuku kapsamında bir sözleşmenin her sayfasının altına imza atılması zorunluluğunun mevcut olmadığı olduğunu, sözleşmenin her sayfasında imza olup olmaması ile ilgili olarak ise uygulamada genel sözleşmeler açısından sözleşme bir bütünlük arz ediyorsa, son sayfasının imzalanmasının yeterli görüldüğünü, bu açıklamalar ışığında dava konusu 01.06.2015 tarihli sözleşmeye bakıldığında, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9 sayfadan oluştuğunu, rekabet yasağı ile ilgili maddelerin 7. ve 8. sayfalarda yer aldığını, davalının imzasının sadece sonuncu sayfada oluştuğunu, sözleşmenin kaç sayfadan oluştuğunun da her sayfa sonunda sayfa numarası kısmında gösterildiğini, sözleşme maddelerinin bir bütünlük arz ettiğini ve sözleşmenin sonunun davalı tarafından imzalanmasının rekabet yasağının yazılılık şartı bakımından geçerli olduğunun sabit olduğunu, davalının, taraflar arasındaki hizmet ilişkisini istifa ederek haklı bir sebep olmaksızın sona erdirdiğini, ayrıca davalı iş sözleşmesinin sona ermesini takiben bir yıl süreyle davacının müşterileriyle iş ilişkisine girmemeyi sözleşmenin 10.3. maddesiyle taahhüt ettiğinden; TBK. m. 445/1 hükmün öngörülen süre, yer ve işlerin türü yönündeki sınırlamalara uyulduğunun görüldüğünü, bu nedenle taahhütnamedeki rekabet yasağına ilişkin hükmün geçerli olduğunun kabulünün gerektiğini, keza rekabet yasağına ilişkin TBK. m. 444 hükmü uyarınca davalının, davacının işyerinde yaklaşık üç yıl süreyle teknik eleman olarak çalışmış olması sonucu işin yapılma tekniğini iyi tanıyan ve dolayısıyla da davacı firmanın iş sırlarını öğrenen bir kişi konumunda olduğunu, somut olayda, rekabet yasağının davalının bilgisi dahilinde olacak şekilde imzalandığını, davalının yapmış olduğu iş itibariyle, işin yapılma tekniğini iyi tanıyan ve dolayısıyla da davacı firmanın iş sırlarını öğrenen bir kişi konumunda olduğunu, bu yönüyle de yapılan sözleşmenin TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen “müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde idilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması” şartını taşıdığını, bildirerek davanın kabulüne, davalı yanın iş sözleşmesinin 10.3. maddesi altında düzenlenen rekabet yasağına dair hükümleri ihlal etmesi sebebiyle, davalının davacı işverenlik nezdindeki iş akdinin feshedilmesinden önceki son ayı olan Kasım 2016 döneminde SGK matrahına esas bir aylık tam brüt maaş karşılığı 6.500-TL üzerinden 9 (dokuz) aylık ücreti cezai şart olarak 58.500-TL rekabet yasağı cezai şartı alacağının iş sözleşmesinin fesih tarihi olan 30.11.2016 tarihinden itibaren veya Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise bu kerre davalıya yönelik tanzim olunan Beyoğlu ... Noterliği'nin 16.02.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide tarihi olan 16.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca TL mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde; davalının, davacı ile arasında olan iş akdini haklı nedenle feshetmesi nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 6098 sayılı TBK madde 447 " Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer. Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer." hükmünü içerdiğini, anılan hüküm gereğince rekabet yasağının, iş akdi işçinin haklı nedenle feshi halinde sona ereceğini, davacının İstanbul ... İş Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile işçilik alacaklarının tahsili için dava açtığını, anılan davada İstanbul ... İş Mahkemesi ... E., ... K. Sayılı kararında " . Davacı iş akdini ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle feshettiğini, işten ayrılırken iradesinin sakatlanarak kendisine bir takım evraklar imzalatıldığını iddia etmiş, davalı ise davacının istifa ederek işten ayrıldığını savunmuştur. Dosyada yazılı bir istifa dilekçesinin bulunmadığı ve dosya kapsamında davacı tarafın ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğu, bu hususun davacıya haklı fesih imkanı verdiği anlaşılmış olup, kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir." şeklinde hüküm kurarak davalı müvekkilinin iş akdini haklı olarak feshettiği yönünde hüküm kurduğunu, söz konusu kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 27. Hukuk Dairesi 2022/2823 E., 2024/2879 K. Sayılı kararı ile istinaf talepleri reddolarak anılan kararın kesinleştiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2022/2823 E., 2024/2879 K. Sayılı kararında " Davacının ödendiği ispatlanamayan fazla mesai ve ulusal bayram-genel tatil ücreti alacakları bulunduğundan iş akdini haklı nedenle feshettiği, kıdem tazminatına da hak kazandığı ilk derece mahkemesinin bu yöndeki değerlendirmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. " şeklinde tespit yaparak işbu davada davalı olan müvekkilinin iş akdini haklı nedenle feshettiğini açıkça hüküm altına aldığını, davalının kesin hükümle karara bağlandığı üzere iş akdini haklı olarak feshettiğini, davalının rekabet yasağı yükümlülüğünü ihlal ettiği hususunu kabul etmemekle birlikte zaten davalının da iş akdinin haklı feshi nedeni ile rekabet etmeme yükümlülüğünün de ortadan kalktığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmede davalı tarafın (işçinin) 9 aylık maaşı olacak şekilde cezai şart kararlaştırılmasının oldukça fahiş olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde sosyal medya platformu olan linkledin adlı siteden alınma ekran görüntüsü ile müvekkilinin ...Anonim Şirketinde çalıştığını iddia ederek müvekkilinin rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davrandığını iddia ettiğini, davalının...Şirketinde çalışmadığını, davacı şirket tarafından ...ında görevlendirildiğini, İstanbul ... İş Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dosyasında davacı tarafın ihbar dilekçesinde açıkça " 06.01.2021 tarihli cevap dilekçemizde de belirtildiği üzere, Müvekkil Şirket’in, bilişim ve teknoloji faaliyetleri kapsamında dış kaynak olarak hizmet sunmayı taahhüt ettiği müşterisi olan ...Anonim Şirketi ile arasında bulunan 15.03.2015 tarihli ... Kaynak Kullanımı Hizmetleri Sözleşmesi uyarınca, Davacı ..., Müvekkil Şirket ile arasında bulunan Belirsiz İş Sözleşmesi gereği, ... Anonim Şirketi'nin iş yerinde faaliyetlerini gerçekleştirecek şekilde görevlendirilmiştir. Bu kapsamda Davacı'nın talepleri doğrultusunda, kabul etmemekle birlikte işçilik alacakları doğmuş olsa dahi taleplerin Müvekkil Şirket'e değil; ... Anonim Şirketi'ne yöneltilmesi gerekmektedir." şeklinde beyanda bulunarak davacıyı ... Şirketinde kendi görevlendirdiğini beyan ettiğini, davacının bizzat kendisi davalıyı ...Şirketinde görevlendirmesine karşın davacının...Şirketinde işe başladığı iddiası ile işbu davayı açmasının kötü niyetli olduğunu bildirerek huzurdaki davanın görevsizlik nedeni ile reddine, zamanaşımı itirazları doğrultusunda davacının zamanaşımına uğrayan istemlerinin reddine, davacının haksız iddiaları ile açmış olduğu davasının reddine, davayı kabul etmemekle birlikte davanın kabulü halinde cezai şart tazminatında indirim yapılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce açık yargılamaya devam edilirken davacı vekili sunduğu 16.12.2025 tarihli feragat dilekçesi ile; dava konusu iddia ve taleplerinden feragat ettiklerini, davalıdan vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını bildirerek feragat beyanı doğrultusunda hüküm kurulmasını talep ettiği görülmüştür.
Davadan feragat HMK.nun 307. ve 309. maddelerin hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir.
HMK'nun 310. maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatinin mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde davadan feragate yetkili kılındığı anlaşılmıştır. Feragat bildirimi de HMK. nun 310. maddesi hükmüne uygun olarak mahkemece tespit olunmuştur. Açıklanan nedenler ışığında; davanın feragat nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın feragat nedeniyle reddine,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 999,04-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 383,64-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 6.maddesi gereğince hesaplanan 22.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
5-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda bir karar oluşturulmasına yer olmadığına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. Maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, tarafların yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK. 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 19/12/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır