T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2016/489 Esas
KARAR NO: 2019/904
DAVA: TTK m. 120,122,123 Haksız Rekabet Denkleştirme Tazminatı, Rekabet Etmeme Tazminatı
DAVA TARİHİ: 04/05/2016
KARAR : USULDEN RED
KARAR TARİHİ: 21/11/2019
Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM/
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Müvekkilinin ... A.Ş ("... A.Ş") ile davalı ...Şti ("... Türkiye") arasında 01/11/2013 tarihinde Distribitörlük Sözleşmesi ("Sözleşme") akdedildiğini, sözleşme uyarınca müvekkilinin Sözleşme'nin 1.11'inci maddesinde tanımlanan Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Bölgesi (bundan sonra her ikisi birden "Bölge" ve/veya "Pazar" olarak anılacaktır)sınırları içinde, sözleşme konusu ürünlerin distribitörü olarak anandığını ve sözleşme süresi boyunca müvekkiline, ürünlerin doğrudan dağıtım operasyonlarını yürütmek üzere yetki verildiğini, tedarikçi sıfatını haiz ... ise sözleşmenin ekini oluşturan EK 1 de yer alan sözleşmeler çerçevesinde, sözleşmelerdeki hakları kullanmak ve yükümlülükleri yerine getirmek için ilgili Moet&Hennessy şirketleri tarafından gereği gibi yetkilendirildiğini, bu bağlamda Sözleşme'nin ekindeki yetki belgeleri uyarınca;... Türkiye'ye;1 Kasım 2013 tarihinden itibaren, ...Grubunun bağlı şirketleri olan "..., ..., ..., ......., ..." isimli firmalar tarafından bu firmaların ürünlerinin satışını yapmak ve markalarını kullanmak konusunda yetki verildiğini, ...Grubundaki bu şirketlerin tümü, Sözleşme ekinde yer alan ve müvekkilinin ... A.Ş'ye hitaben düzenledikleri kaşeli ve imzalı onay yazıları iel;"1 Kasım 2013 tarihinden itibaren, şirketlerine ait ürünlerinin Sözleşmede tanımlanan Bölge içinde satışı ve bölgede markalarının kullanılması konusunda ...'yi yetkilendirdiklerini"de açıkca belirttiklerini, bu yetkiler çerçevesinde müvekkilinin de sözleşme konusu "..., ..., ...,..." isimli şampanyaların, "..." isimli viskilerin, "..."isimli votkaların, "..." ismindeki rumların, "..., ... ve ..." isimli şarapların ve de "..."isimli konyakların (hepsi birden "Ürünler"olarak kısaltıcaktır), Sözleşme süresi içerisinde, sözleşme koşullarına uygun olarak, sözleşme konusu ürünlerin satışını, dağıtılmasını ve pazarlamasını layıkı ile yerine getirdiğini, esasında, müvekkilinin söz konusu ürünleri, 1974 yılına kadar yanana bir tarihçe içinde, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs pazarında verigili ve vergisiz satışlarla satıp, pazarladığından ve bu ürünlerin pazardaki tek yetkili distribitörü olduğundan, sözleşmesel faaliyetlerini ifasında hiçbir sıkıntı ya da tereddüt yaşamadığını, (Bu konu, aşağıda 1 numaralı başlık altında detaylıca izah edildiğini) müvekkilinin organik şekildeki bağlı şirketleri vasıtasıyla 1974 yılından bu yana süregelen tecrübesi ile, distribitörlük görevini layıkı ile ifa etmesine karşın, davalılardan Moet Türkiye, 2 haziran 2015 tarihli ihtarı ile "Distribitörlük Sözleşmesi'nin tarihli ihtarı ile "Distribütörlük Sözleşmesi'nin süresinin 31 Ekim 2015 tarihi itibari ile kendiliğinden sona ereceğini ve sözleşmenin süresinin uzatılmayacağını" müvekkiline ihtar ederek, distribitörlük konusu ürünler bakımından müvekkilini pazarda devre dışı bıraktığını, buna karşın müvekkilinin 1974 tarihinden bu yana ürünlerin bölgede tanıtımını yapıp ürünleri pazarda, kayda değer şekilde bilinir ve tanınır hale getirdiğinden ve ürünlerin marka elçiliğini üstlendiğinden, "Sürenin sona erdiği"gerekçesi ile müvekkilinin yasal hakları ödenmeksizin devre dışı bırakılması ve ürünler açısından pazardan uzaklaştırılması hukuka ve mevzuat hükümlerine uygun düşmediğini, bu nedenle de müvekkiline Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 122'inci maddesi kapsamında hakkaniyete uygun şekilde bir denkleştirme tazminatının ödenmesi, ayrıca müvekkilinin diğer haklarının kapşılanması ve zararların tazmin edilmesinin zorunlu olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 122'inci maddesi hükmü uyarınca müvekkilinin denkleştirme tazminatı alacağı olduğunun tespitini, müvekkilinin son 5 yıllık faaliyetleri sonucunda aldığı yıllık komisyon ve diğer ödemelerin ortalamasından az olmamak üzere, davalıların yargılama esnasında belirlenecek payları ve sorumlulukları oranında, davalılar tarafından müvekkili şirket lehine hakkaniyete uygun şekilde denkleştirme tazminatı ödenmesini, 31/11/2013 tarihli Distribitörlük Sözleşmesi'nin 11.5 madde hükmünün, mevzuat düzenlenmelerine aykırı olması nedeni ile igili madde hükmünün geçersiz olduğunun tespitini, aksi durumda hükmün sadece 2 yıllık süre için geçerli kabul edilebileceğinin ve müvekkilinin TTK madde 123 hükmü mucibince rekabet etmeme tazminatı alacağı olduğunun tespitine, müvekkilinin ticaret hayatını sınırlayıcı ve rekabetini kısıtlayıcı anlaşma hükümlerinin sözleşmenin yürürlük süreci içinde de olduğu nazara alınarak, müvekkilinin lehine, hakkaniyete uygun tutarda, rekabet etmeme tazminatına hükmedilmesini, Sözleşme madde 11.5 hükmünün geçerli kabul edilecek olması durumunda, TTK madde 123 hükmü çerçevesinde de rekabet etmeme tazminatının müvekkili lehine belirlenmesini Hukuk Usülü Kanunu madde 107 hükmü ışığında, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın ve sonradan ıslah kurumuna müracaat etmeye gerek olmaksızın ve sonradan ıslah kurumuna müracaat etmeye gerek olmaksızın şimdilik 80.000 TL tutarındaki denkleştirme tazminatının ve şimdilik 20.000 TL tutarındaki rekabet etmeme tazminatının davalılardan yargılama esnasında tespit edilecek sorumluluk payları oranında tahsilini, hükmedilecek tazminat tutarlarına, dava tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasını, ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin payları oranında davalılar uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı ... Şti vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş olduğunu, distribütörlük sözleşmesinin feshine ilişkin alacakların belirsiz alacak davası ile talep edilemeyeceği Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sabit olduğunu, davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu denkleştirme tazminatı ve rekabet etmeme tazminatı, nitelikleri gereği belli bir hesaplama usulüne tabi olduğunu, ve bu tazminat taleplerinin hesaplanmasını sağlayacak her türlü kayıt ve belgeler distribütör nezdinde bulunduğunu, distribütörlük sözleşmesinin feshine ilişkin tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak açılmasında herhangi bir hukuki yarar olmadığını, dolayısıyla huzurdaki davanın HMK'da düzenlenen dava şartları arasında sayılan hukuki yarar yoğluğu nedeniyle esasa girilmeden reddedilmesi gerektiğini, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesi, bahsi geçen şirketler arasındaki ve bu şirketlerin ... grup şirketleri ile olan ticari ilişkisini açıklayamadığını, ayrıca davacı'nın dava dilekçesinde davacı ile ... ve ... şirketleri arasında var olduğu iddia edilen organik bağ da ispat edilemediğini, ... ile müvekkili şirket'in ticari ilişkisi boyunca, ...'un hissedarları ve benzer şekilde yönetim kurulu üyeleri ne ...ne de ...'nin hissedarları ve yönetim kurulu üyeleri ile aynı olduğunu, nitekim davacı da dilekçesinde ... hissedarlarının bahsi geçen diğer şirketlerden farklı olduğundan bahsettiğini, bu nedenle mahkemenin öncelikle davacıya dava dilekçesinin açıklanması ve düzeltilmesi için kesin süre vermesini talep ettiklerini, ... ile davacı ... bünyesinde davalı ile arasındaki sözleşme süresinde hiçbir zaman hissedar veya yönetim kurulu üyesi olmadığını, bu nedenle davacı ..., ... ve ... arasında organik bağ bulunmadığını, davacının bahsettiği ... ve ...şirketleri hala ... Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde kayıtlı ve aktif şirket olduğunu, davacı taraf ehliyetine sahip olmadığından bu davada aktif husumet bulunmadığını, bu nedenle davanın red edilmesi gerektiğini, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacının iddiasını ispatla yükümlü olduğundan dolayı Müvekkil şirket ile diğer davalılar arasında var olduğunu iddia ettiği organik bağı ispatlamakla yükümlü olduğunu, müvekkili şirket ve diğer davalıların her biri ayrı tüzel kişiliğe sahip olan farklı şirketler olduğunu, bu nedenle davacının bu şirketlerin herhangi birinden bir tazminat talebi varsa bu talebini doğrudan ilgili şirkete yöneltmesi gerektiğini, diğer davalılar ile davacı arasında kurulmuş olduğu iddia edilen distribütörlük ilişkisi ve bu ilişkinin sonlandırılmasına ilişkin belgelerin mahkemeye sunulmasının istenildiğini talep ettiklerini, davacının 19 nisan 2011 tarihli distribütörlük sözleşmesi açısından denkleştirme tazminatı talep etme hakkını bir yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle kaybettiğini, davacının ...'ye karşı 19 nisan 2011 tarihli sözleşmelere ilişkin olan denkleştirme tazminatı talebinin hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle reddedilmesi; davacı ile müvekkili şirket arasında 1 kasım 2013 tarihinde akdedilen Sözleşme de bağımsız ve yeni başlayan bir ticari ilişkiye istinaden imzalandığından müvekkili şirket'in de 2013 yılı öncesine ilişkin denkleştirme tazminatı talebi hakkında herhangi bir sorumluluğnun olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının münhasır olmayan esasa göre ürünlerin dağıtımıını yaptığından dolayı denkleştirme tazminatının talep edemeyeceğini, davacı ile müvekkkili şirket arasındaki Sözleşme açıkça münhasır olmayan distribütörlük esasına göre yapıldığını, davacı da münhasır olmayacak şekilde ürünlerin dağıtımını yapmayı Sözleşme'yi imzalayarak kabul ettiğini, davacının Sözleşme'nin münhasır olmadığını kendi rızası ile kabul edip ardından denkleştirme tazminatı talep etmesi iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ve TTK hükmüne aykırı olduğunu, reddedilmesi gerektiğini, davacı, sözleşme konusu ürünlere ilişkin kayda değer bir müşteri çevresi yaratmamış olması sebebiyle de denkleştirme tazminatına hak kazanmadığını, müvekkili Şirket'in ürünlerinin tamamı ...'e satılmış ve tüm dağıtım faaliyetleri, müvekkili Şirket'in izni alınmaksızın veya Müvekkili Şirket'e herhangi bir bildirim yapılmaksızın ve Sözleşme'ye aykırılık oluşturacak şekilde doğrudan ... tarafından gerçekleştirildiğini, davacının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini bizzat yerine getirme borcunu ihlal ettiğini, davacının hem Müvekkili Şirket'e olan borçlarını vadesinde ödemediği hem de ürünlerin satışını gereği gibi ve başarılı olarak yapmadığı;Dolayısıyla oldukça başarısız bir distribütörlük yürüttüğünü, davacının Sözleşme'nin iki yıllık süre için akdedildiğini ve herhangi bir şekilde uzatılmayacağını bilerek ve isteyerek Sözleşme'yi imzaladığını, sözleşme, sözleşme kapsamında belirlenen tarihte sona erdiğini bu nedenle sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi söz konusu olmadığını davacı da sözleşmeyi imzalayarak sözleşmenin 31 Ekim 2015 tarihinde sona ermesini kabul ettiğini kanıtladığını, sözleşme konusu dağıtımı yapılan ürünlerin dünya çapında yüzyıllardır tanınan ürünler olduğunu, bu nedenle davacı'nın bu ürünlerin tanıtımı ve satışı için fazlaca çaba göstermesi söz konusu olmadığını, sözleşme kapsamında davacıya getirilmiş olan herhangi bir rekabet yasağı bulunmadığını, bu nedenle davacı'nın rekabet yasağı iddiasına ilişkin terditli talepleri herhangi bir dayanaktan yoksun olduğunu, davacının asli talebi olan Sözleşme'nin 11.5 Maddesinin geçersizliği konusunda karar verilmedikçe rekabet yasağı getirdiği iddia edilen hükmün iki yıllık süre ile sınırlanarak rekabet etmeme tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmayacağını, davacının müvekkili Şirket ürünleri ile rekabetinin yasaklanmasının ne geçmişte ne de şu an hiçbir zaman söz konusu olmadığını, davacının dava dilekçesinde yer alan belirsiz ve karmaşık ifadelerinin düzeltilmesi için davacıya kesin süre verilmesini, belirsiz alacak davası olarak ikame edilmeyecek davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, davacının haksız ikame edilen davasının izah edilen aktif husumet, pasif husumet (sıfat yokluğu) ve diğer usuli nedenlerle ve her halükarda esastar reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve özetle;Müvekkili şirket ile davacı arasında bugüne kadar herhangi bir sözleşme imzalanmamış olduğu ve ticari ilişki kurulmamış olduğu müvekkili şirket ticari yapısı gereği yalnızca holding yapısında olduğu başka şirketlere ortak olmakta; Ancak kendisi hiçbir ticari ilişki (alım satım, tedarik veya distribütörlük ilişkisi vb.) yürütmediğini, bu sebeple müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanmış hiçbir sözleşme ve yürütülen ticari ilişki olmadığını, davacı tarafa dava dilekçesinin düzeltilmesi ve açıklanması için kesin süre verilmesi gerektiğini, Milletlerarası yetki şartı oluşmayan davanın müvekkili şirket yönünden davayı reddi gerektiğini, HMK'nın 6. Maddesi gereğince Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, bu sebeple huzurdaki davada genel yetkili mahkeme olarak Müvekkili Şirket'in yerleşim yeri mahkemesi olan Paris, Fransa mahkemelerinin yetkili olduğunu, MÖHUK'un 40. Ve HMK'nın 6. Maddeleri uyarınca huzurdaki davada Müvekkili Şirket yönünden milletlerarası yetkisi bulunmadığından HMK'nın 114/1-a maddesi uyarınca davanın şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş olduğunu distribütörlük sözleşmesinin feshine ilişkin alacakların belirsiz alacak davası ile talep edilemeyeceği Hukuk Muhakemeleri Kanunun ile sabit olduğunu, davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu denkleştirme tazminatı ve rekabet etmeme tazminatı, nitelikleri gereği belli bir hesaplama usulüne tabi olduğunu ve bu tazminat taleplerinin hesaplanmasını sağlayacak her türlü kayıt ve belgeler kendi nam ve hesabına çalışan distribütörlük uhdesinde bulunduğunu, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını, tüm davalılar ayrı tüzel kişiliğe sahip şirketler olduğunu, davacı ile müvekkil şirket arasında akdi yada fiili hiçbir ilişki kurulmadığını, bu sebeple müvekkil şirket'in davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ayrıca müvekkil şirket pay sahibi olduğu ...'nin borçlarından da sorumlu tutulamayacağını, Müvekkili Şirket ile davacı arasında bugüne kadar maddi/fiili ya da hukuki herhangi bir ilişki (distribütörlük ilişkisi dahil) kurulmadığını ve bu açıdan müvekkili şirketin bu davada taraf sıfatı (pasif husumet) bulunmadığını, davacı müvekkili şirket ile bir ilişki kurulduğuna dair de herhangi bir delil sunmadığını, tüm davalıların ayrı tüzel kişiliğe sahip tüzel kişiler olduğunu, davanın davacının sıfat yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, Davacının bahsettiği ... ve ... şirketleri hala ... Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde kayıtlı ve aktif şirketler olduğunu, Müvekkili şirket tarafından hiçbir ilgi ve ilişkisi bulunmadığı davacıya getirilmiş olan herhangi bir rekabet yasağı da bulunmadığını, bu nedenle davacının rekabet yasağı iddiasına ilişkin terditli talepleri de dayanaktan yoksun olduğunu, dava şartı niteliğindeki milletler arası yargılama hakkının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, belirsiz alacak davası olarak ikame edilmeyecek davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, davacının dava dilekçesinde yer alan belirsiz ve karmaşık ifadelerinin düzeltilmesi için davacıya kesin süre verilmesine, davacının haksız ikame edilen davasının izah edilen aktif husumet, pasif husumet yokluğu ve diğer usuli nedenler yanında hiçbir maddi ve hukuki temele dayanmadığı gibi sübut da bulunmadığı ve bulamayacağı aşikar olduğu nedeniyle esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Davanın Milletlerarası yetkiye haiz olmadığını, bu nedenle davanın yetki yönünden reddinin gerektiğini, HMK'nın 114. Maddesi uyarınca Türk Mahkemeleri'nin dava hakkı olması dava şartı olduğunu dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, ... Sözleşmesi'nin 11.7. Maddesi uyarınca bu sözleşme Fransız hukukuna tabi kılınarak sözleşmeye ilişkin uyuşmazlıklar hakkında tedarikçi ...'nun yerleşim yeri mahkemeleri ... mahkemelerinin yetkilendirildiğini, müvekkilinin şirket adresinin ... olduğunu ve bu yer mahkemeleri usulüne uygun olarak imzalanmış olan sözleşme uyarınca uyuşmazlıkları çözmeye yetkili olduğunu, bu nedenle Türk Mahkemelerinin huzurdaki davaya bakmaya yetkisi bulunmadığını, davacı ve Müvekkili Şirket arasındaki ... Distribütörlük Sözleşmesi uyarınca ... şehri mahkemelerinin yetkili olduğunun belirlendiğini, dolayısıyla bu yetki şartı uyarınca ihtilafın Türk Mahkemeleri önünde görülmesi yasaya ve taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olmadığını, belirtilen nedenle mahkemenin işbu dava bakımından milletlerarası yetkisi bulunmadığından bahisle MÖHUK 47 ve HMK'nın 114/1-a hükmü uyarınca yetkisizlik ve davanın dava şartı yokluğu sebebiyle Müvekkili Şirket yönünden evleviyetle davanın usulden reddine karar verilmesini, davacının 19 Nisan 2011 tarihli ...Distribütörlük sözleşmesi açısından denkleştirme tazminatı talep etme hakkını, bir yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle kaybettiğini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş olduğunu distribütörlük sözleşmesinin feshine ilişkin alacakların belirsiz alacak davası ile talep edilemeyeceği Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sabit olduğunu, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, tüm davalılar ayrı tüzel kişiliğe sahip şirketler olduğunu, sözleşme konusu dağıtımı yapılan ürünlerin dünya çapında tanınan ürünler olduğunu, bu nedenle davacı'nın bu ürünlerin tanıtımı ve satışı için fazlaca çaba göstermesi söz konusu olmadığını, müvekkili şirket tarafından davacıya getirilmiş olan herhangi bir rekabet yasağı bulunmadığını, bu nedenle davacının rekabet yasağı iddiasına ilişkin terditli talepleri dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında kararlaştırılmış olduğu şekilde ...Mahkemeleri yetkili olduğundan milletlerarası yetki ilk itirazı ve Fransız hukukunun uygulanması gerektiği ve diğer usuli nedenlerle davanın usulden reddine, belirsiz alacak davası olarak ikame edilmeyecek davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, davacının denkleştirme tazminatı talebini bir yıllık hak düşürücü süre içinde yapmamış olduğundan davanın reddine, davacının dava dilekçesinde yer alan belirsiz ve karmaşık ifadelerinin düzeltilmesi için davacıya kesin süre verilmesine, davacının haksız ikame edilen davasının izah edilen aktif husumet, pasif husumet yokluğu ve diğer usuli nedenler yanında hiçbir maddi ve hukuki temele dayanmadığı gibi sübut da bulmadığı ve bulamayacağı aşikarle ve olduğundan her halükarda esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve özetle;Müvekkili şirket ile davacı arasında 19 Nisan 2011 tarihinde imzalanan ... Distribütörlük Sözleşmesi uyarınca Davacı ..., ..., ..., ... ürünlerin beş yıl süre ile distribütörü olarak atadığını, müvekkili şirket tarafından davacıya 25 Nisan 2013 tarihinde gönderilen yazı ile ... Distribütörlük Sözleşmesi'nin 31 Ekim 2013 tarihi itibariyle sona ereceği bildirildiği ve sözleşme bu tarihte sona erdiğini, işbu davanın davalıları arasında Müvekkili Şirket'in yanı sıra ... ve ...şirketleri de bulunduğunu, ancak... şirketleri, 1 Ocak 2010 tarihi itibariyle müvekkil şirket ... ile birleştiğini, bu sebeple ... ve ... şirketlerinin tüzel kişilikleri 1 Ocak 2010 tarihi itibariyle sona ermiş ve kayıtlı oldukları ... Ticaret ve Şirketler Sicili nezdindeki sicil kayıtları terkin edildiğini, böylece bu şirketlerin varlıklarını Müvekkili Şirket ...'nin tüzel kişiliği altında sürdürdüğünü ve işbu dava da ... şirketleri adına Müvekkil Şirket ... tarafından takip edileceğini, huzurdaki davada Milletlerarası yetkiyi haiz olmadığını, bu nedenle davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, HMK'nın 114. Maddesi uyarınca Türk Mahkemeleri'nin dava hakkı olması dava şartı olduğunu, dava şartı yokluğundan da davanın reddinin gerektiğini, ... Distribütörlük Sözleşmesi'nin 11.7 maddesi uyarınca bu sözleşme Fransız hukukuna tabi kılınarak sözleşmeye ilişkin uyuşmazlıklar hakkında Tedarikçi ...'nin yerleşim yeri mahkemeleri-başka bir deyişle Eparnay, Marne mahkemeleri yetkilendirildiğini, davacının da bildiği ve Mahkemeninde dava dilekçesini tebliğ ettiği üzere Müvekkil Şirket'in adresinin ... olduğunu, ve bu yer mahkemeleri usulüne uygun olarak imzalanmış olan sözleşme uyarınca uyuşmazlıkları çözmeye yetkili olduğunu, Davacının ... ve ... şirketleri ile arasında hiçbir sözleşmesel ilişki kurulmadığını bu sebeple davacının bu şirketler açısından bir talepte bulunmasının dayanağı bulunmadığını, davacının 19 Nisan 2011 tarihli... Distribütörlük Sözleşmesi açısından denkleştirme tazminatı talep etme hakkını bir yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle kaybettiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş olduğunu Distribütörlük Sözleşmesinin feshine ilişkin alacakların belirsiz alacak davası ile talep edilemeyeceği Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sabit olduğunu, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, zira tüm davalıların ayrı tüzel kişiliğe sahip şirket olduğunu, sözleşme konusu dağıtımı yapılan ürünlerin dünya çapında tanına ürünler olduğunu bu nedenle davacının bu ürünlerin tanıtımı ve satışı için fazlaca çaba göstermesi söz konusu olmadığını, müvekkili şirket tarafından davacıya getirilmiş olan herhangi bir rekabet yasağı bulunmadığını, bu nedenle davacının rekabet yasağı iddiasına ilişkin terditli talepleri dayanaktan yoksun olduğunu, Müvekkili şirket ... ile ekte sunulan tasdikli ticaret sicil kayıtları uyarınca 2010 yılında Müvekkili Şirket ... bünyesine dahi olan ve dava tarihi itibariyle tüzel kişilikleri dahi bulunmamasına rağmen davacı tarafından afaki şekilde davalı olarak gösterilen ... yönünden taraflar arasında kararlaştırılmış olduğu şekilde Epernay, Marne Mahkemeleri yetkili olduğundan milletlerarası yetki ilk itirazı ve Fransız hukukunun uygulaması gerektiği ve diğer usuli nedenlerle davanın usulden reddedilmesini, belirsiz alacak davası olarak ikame edilmeyecek davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, davacının denkleştirme tazminatı talebinin bir yıllık hak düşürücü süre içinde yapmamış olduğundan davanın reddine, davacının dava dilekçesinde yer alan belirsiz ve karmaşık ifadelerin düzeltilmesi için davacıya kesin süre verilmesine, davacının haksız ikame edilen davasının izah edilen aktif husumet, pasif husumet yokluğu ve diğer usuli nedenler yanında hiçbir maddi ve hukuki temele dayanmadığı gibi sübut da bulmadığı ve bulamayacağı aşikar olduğundan her halükarda esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
... vekili cevap dilekçesinde ve özetle;Müvekkili şirket dava dışı ... Şirketi 'ne (...) gönderdiği yazı ile ...'yi ..., ..., ..., ..., ... ve ... ürünlerinin beş yıl süre ile distribütörü olarak atamış ve ...'nin de kabulü ile taraflar arasında 6 Mayıs 2002 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere distribütörlük ilişkisi kurulduğunu, ... Distribütörlük Sözleşmesi kapsamında söz konusu ürünlerin pazarlamasına ilişkin olarak Müvekkil Şirket ile ... arasında ayrıca 6 Mayıs 2002 tarihinde Pazarlama Hizmetleri Anlaşması imzalandığını, ... Distribütörlük Sözleşmesi'nin sona ermesinin ardından Müvekkil Şirket ile Davacı arasında 19 Nisan 2011 tarihinde ...ve ... ürünlerin dağıtımına ilişkin Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığını, Müvekkili şirket tarafından davacıya 25 Nisan 2013 tarihinde gönderilen yazı ile ...Distribütörlük Sözleşmesi'nin 31 Ekim 2013 tarihi itibariyle sona ereceği bildirildiği, huzurdaki davada milletlerarası yetkiyi haiz olmadığını, bu nedenle davanın yetki yönünden reddinin gerektiğini, HMK'nın 114. Maddesi uyarınca Türk Mahkemeleri'nin dava hakkı olması dava şartı olduğunu, dava şartı yokluğundan da davanın reddinin gerektiğini, Davacının 19 Nisan 2011 tarihli ... Distribütörlük Sözleşmesi açısından denkleştirme tazminatı talep etme hakkını, bir yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle kaybettiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş olduğunu distribütörlük sözleşmesinin feshine ilişkin alacakların belirsiz alacak davası ile talep edilemeyeceği Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sabit olduğunu, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiği zira tüm davalılar ayrı tüzel kişiliğe sahip şirketler olduğunu, sözleşme konusu dağıtımı yapılan ürünlerin dünya çapında tanınan ürünler olduğunu, bu nedenle davacı'nın bu ürünlerin tanıtımı ve satışı için fazlaca çaba göstermesi söz konusu olmadığını, Müvekkili şirket tarafından davacıya getirilmiş olan herhangi bir rekabet yasağı bulunmadığını, bu nedenle davacının rekabet yasağı iddiasına ilişkin terditli talepleri dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında kararlaştırılmış olduğu şekilde Paris Mahkemeleri yetkili olduğundan milletlerarası yetki ilk itirazı ve Fransız Hukukunun uygulanması gerektiği ve diğer usuli nedenlerle davanın usulden reddine, davacının denkleştirme tazminatı talebini bir yıllık hak düşürücü süre içinde yapmamış olduğundan davanın reddine, davacı'nın dava dilekçesinde yer alan belirsiz ve karmaşık ifadelerinin düzeltilmesi için davacıya kesin süre verilmesine, belirsiz alacak davası olarak ikame edilmeyecek davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, davacının haksız ikame edilmeyecek davasının izah edilen aktif husumet, pasif husumet yokluğu ve diğer usuli nedenlerle ve her halükarda esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve özetle;Müvekkili şirket ile davacı arasında 19 Nisan 2011 Tarihinde Belvedere ürünlerinin dağıtımına ilişkin Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığını, Müvekkili Şirket tarafından davacıya 25 Nisan 2013 tarihinde gönderilen yazı ile ... Distribütörlük Sözleşmesi'nin 31 Ekim 2013 tarihi itibariyle sona ereceği bildirildiği huzurdaki davada Milletlerarası yetkiyi haiz olmadığını bu nedenle davanın yetki yönünden reddinin gerektiğini HMK'nın 114. Maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinin dava hakkı olması dava şartı olduğunu, dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacının 19 Nisan 2011 tarihli ... Distribütörlük Sözleşmesi açısından denkleştirme tazminatı talep etme hakkını bir yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle kaybettiğini, huzurdaki dava belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş olduğunu Distribütörlük Sözleşmesinin feshine ilişkin alacaklarının belirsiz alacak davası ile talep edilemeyeceği Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sabit olduğunu, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiği, zira tüm davalılar ayrı tüzel kişiliğe sahip şirketler olduğunu, Sözleşme konusu dağıtımı yapılan ürünlerin , dünya çapında tanına ürünler olduğunu, bu nedenle davacının bu ürünlerin tanıtımı ve satışı için fazlaca çaba göstermesi söz konusu olmadığını, Müvekkili şirket tarafından davacıya getirilmiş olan herhangi bir rekabet yasağı bulunmadığını, bu nedenle davacının rekabet yasağı iddiasına ilişkin terditli talepleri dayanaktan yoksun olduğunu taraflar arasında kararlaştırılmış olduğu şekilde Paris Mahkemeleri yetkili olduğundan milletlerarası yetki ilk itirazı ve Fransız hukukunun uygulanması gerektiği ve diğer usuli nedenlerle davanın usulden reddine, davacının denkleştirme tazminatı talebini bir yıllık hak düşürücü süre içinde yapmamış olduğundan davanın reddine, davacının dava dilekçesinde yer alan belirsiz ve karmaşık ifadelerinin düzeltilmesi için davacıya kesin süre verilmesine , belirsiz alacak davası olarak ikame edilmeyecek davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, davacının haksız ikame edilen davasının izah edilen aktif husumet, pasif husumet yokluğu ve diğer usuli nedenler yanında, hiçbir maddi ve hukuki temele dayanmadığı gibi sübut da bulmadığı ve bulamayacağı aşikar olduğundan her halükarda esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE/
Tüm dosya kapsamı incelenip değerlendirildiğinde; tarafların iddia ve savunmalarından, anlaşamadıkları hususlar, anlaştıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler şu şekildedir:
Dava; davacı ile davalılar arasında 31.11.2013 tarihinde bağıtlanan distribütörlük sözleşmesinin adı geçen davalılar tarafından haksız rekabet nedeniyle aykırılık oluşturulduğu iddiası çerçevesinde, 6102 sayılı TTK nın 120,122 ve 123 maddelerine dayalı davalıların payları ve sorumlukları oranında denkleştirme tazminatının ödetilmesi ile rekabet etmeme tazminatının ödetilmesi istemine ilişkindir.
Davalılarca süresi içinde yetki ilk itirazında bulunulmuş ve bağıtlanan sözleşmenin 11.7 maddesi uyarınca; uyuşmazlık halinde Paris Mahkemeleri yetkili kılındığından Mahkememizin Milletlerarası yetkisinin bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Bağıtlandığı çekişmesiz bulunan, dosyada örneği bulunan 31.11.2013 tarihli sözleşmenin davacı ile davalılar arasında bağıtlandığı, sözleşmenin 11.7 maddesi gereğince; sözleşme ve yorumunun Paris kanunlarına tabi olduğu, 11.8.maddesinde ise; her iki tarafın sözleşmeden doğan veya sözleşme ile ilgili her türlü uyuşmazlığı görmeye münhasıran Paris Mahkemelerinin yetkili olmasına rıza gösterdikleri belirlenmiştir.
Davalıların yurtdışında faaliyet gösteren şirketler olması sebebiyle uyuşmazlık yabancılık unsuru taşımaktadır. Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı 5718 sayılı MÖHUK'a göre belirlenecektir. Milletarası yetki MÖHUK un 40-47 maddeleri arasında düzenlenmiştir. MÖHUK'un 40.maddesine göre; Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibarıyla yetki kuralları belirler. İç hukukta yetkiye ilişkin hükümler başta HMK olmak üzere; çeşitli kanunlarda yer almaktadır. Somut dava açısından taraflar arasında bağıtlanan yetki sözleşmesinin MÖHUK 47.madde aranan koşullara uygun olup olmadığı belirlenmelidir. MÖHUK nun 47.maddesi uyarınca; (1) Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmemesi, (2) taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yabancılık unsuru taşıması; (3) taraflar arasındaki uyuşmazlığın borç ilişkilerinden doğması halinde uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma yazılı delille ispat edilmesi halinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk Mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması halinde yetkili Türk Mahkemesinde görülür. Washington Mahkemelerine verilen yetkinin Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisini kaldırabilmesi için MÖHUK un 47.maddesinde öngörülen koşulların tamamının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Somut olayda; acentelik veya danışmanlık sözleşmesinin varlığının kabulü halinde Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkesinin bulunmadığı sonucuna varılacaktır. Ayrıca 47.maddedeki " yazılı delil ile ispatlanabilir " ifadesi, yetki anlaşmasının imzalı bir metin olmasını değil imzasız olsa bile metnin tarafların yetki anlaşması yapma konusundaki iradesini yansıtmasını yeterli saymıştır. Davacı '' sözleşmenin ifa yerinin İstanbul olması, ayrıca ortak yetkili Mahkemenin İstanbul olduğunu '' savunarak 31.11.2013 tarihli sözleşmenin yetkiye dair hükmünün- sözleşmedeki uygulanacak hukuk ve yetki koşuluna ilişkin düzenlemelerin de geçersiz sayılması gerektiğini ileri sürerek Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisini bulunduğunu ileri sürmüştür. Ancak sözleşmenin geçerli şekilde kurulduğu ve hüküm ifade ettiği, karşılıklı rızalar doğrultusunda akdedildiği tarafların ikrarındadır. Yabancı mahkemeye yetki veren anlaşmaların, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ortadan kaldırdığı Doktirin ve Yargıtay kararlarında da kabul edilmiştir. Sözleşmenin 11.7 maddesinde yer alan yetki sözleşmesi MÖHUK 47.maddede aranan koşulları sağladığından, milletlerarası yetkiye sahip Türk Mahkemelerinin yetkisinin bertaraf edildiği sonucuna varılmıştır. Yetki sözleşmesi ve hukuk seçimine ilişkin sözleşmeler ve asıl sözleşme birbirinden bağımsız olup, yetki sözleşmesinin geçerliliğinin asıl sözleşmeden bağımsız olarak ele alınması gerekir. Distribütörlük denkleştirme tazminatı ve rekabet etmeme tazminatı istemine ilişkin davalarda Türk Mahkemelerinin münhasır bir yetkisi bulunmamaktadır. Yukarıda açıklandığı gibi; milletlerarası yetki sözleşmesi esasa uygulanacak hukuktan, asıl sözleşmeden ve hukuk seçimi sözleşmesinden bağımsız olarak ele alınmalı ve geçerli olup olmadığı bu şekilde değerlendirilmelidir. Distribütörlük denkleştirme tazminatı ve rekabet etmeme tazminatına ilişkin davalarda Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi yoktur. Yargıtay'ın uygulamaları da bu doğrultudadır. Her iki tarafın tacir olduğu, milletlerarası yetki sözleşmelerinin MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca; Türk Mahkemelerinin yetkisini bertaraf ettiği ve yetki sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilmektedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; davacı ile davalılar arasındaki yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, süresinde yapılan yetki ilk itirazının kabulü ile adı geçen davalılar açısından mahkememizin milletlerarası yetkisinin bulunmaması nedeniyle hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davacının davasının 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-A, 115/1,2, MÖHUK 47, taraflar arasındaki sözleşme 11.7 ve dosya kapsamı gereği tüm bilgi ve belgeler doğrultusunda usulden reddine,
2-6100 S HMK gereğince ve Harçlar Kanunu uyarınca karar ve ilam harcı olan 44,40 TL 'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile Hazine' ye gelir kaydına, fazla yatırılan 1.663,35 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, başvuru ve vekalet suret harcının davacı üzerinde bırakılmasına,
3-İşbu dava nedeni ile davacı tarafından yapılan yargılama giderinin uhdesinde bırakılmasına,
4-Davalı taraflar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre ve 6100 S HMK gereğince belirlenen 10.750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
5-6100 S HMK m. 333 uyarınca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı taraf iadesine, artan ve hiç sarf edilmeyen davalılar delil avanslarının yatıran tarafa karar kesinleşince talep halinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı mahkememize yazılı / sözlü başvuru ile zabıt katibince tutanağa geçirilmek suretiyle kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul BAM'a gönderilmek üzere istinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan tahkikat sonucunda karar verildi. Karar usulen açıklandı, okundu.
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır