T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/36
KARAR NO : 2025/387
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/01/2019
KARAR TARİHİ : 11/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin yetkilisi keşidecisi ... Tic. Ltd. Şti olan ...A.Ş. ...şubesine ait 20.000,00 TL bedelli ... çek numaralı 29.12.2018 vade tarihli 1 adet çeki ticari ilişkinin bulunduğu ... AŞ'ye gönderilmek üzere davaya konu çekler ile birlikte toplam 8 adet çeki ...şubesine teslim ettiği, ancak ... kuryesi ...'nın 23.05.2018 tarihinde saat 11:00 sıralarında kargo dağıtımı yaparken kendine zimmetli 84 adet kargodan 79 adedinin çalındığını fark ettiği, hemen ...Polis Merkez Amirliğine giderek durumu anlattığı ve şikayetçi olduğu, davaya konu bulunan ve kaybolma yoluyla zayi olan çeklerin 3. Şahısların tarafından bulunması halinde müvekkili davacının büyük bir zarara uğrayacağı kesin olduğundan zayi çeklerin iptali için BK ve TTK'nın ilgili maddeleri gereğince ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile zayi nedeniyle çek iptali davacı açıldığı davanın derdest olduğunu, dava devam ederken müvekkili şirkete 18.01.2019 tarihinde konu ile ilgili kambiyo takibine istinaden icra takibine geçildiğini, ödeme emri ekinde gönderilen çek fotokopisi incelendiğinde çekin üzerine ödeme yasağının işlendiği ancak çeklerin ...A.Ş. Tarafından ... Bankası üzerine ödeme yasağının işlendiği ancak çeklerin ... A.Ş. Tarafından ... Bankası AŞ. Şubesine 31.12.2018 tarihinde ibraz edildiğinin görüldüğünü, çek iptal davasının derdest olduğunu, başlatılan icra takibine istinaden çekleri elinde bulunduran kişi, şirket ortaya çıktığında ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasından devam etmekte olan çeklerin iptali sebebiyle tedbir talepli istirdat davası açmak zorunda kaldıklarını beyanla davaya konu çekin davalıdan iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çekin ...'dan usul ve yasaya uygun olarak alındığı, müvekkilinin çekin son hamili olduğu, takip konusu çekin vadesinde ödenmediğini, müvekkilinin alacağı usul ve yasaya uygun olarak üstlendiği ve alacaklı sıfatını kazandığını, dava konusu çek ve ciranta ...tarafından alınan 11 çek hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı ilgili dosyasında nitelikli dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından taraflarınca suç duyurusunda bulunulduğunu, bu nedenle davacı tarafın müvekkili çeklerin çalıntı olduğunu bilmesi iddialarının kabul edilemez olduğunu, çekin vadesinde ve tutarında ödenmediğinden dolayı icra takibine konu edildiği ve çekin aslının icra dairesi kasasına teslim edildiğini, borçlu vekilinin itiraz dilekçesinde çekin çalındığını beyan ettiğini, dava konusu çekte ödeme yasağı olmasının hamilinin ihtiyati haciz kararı alması ve icra takibi başlatılmasına engel olamayacağını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
... 35.icra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık bürosu dosyası , ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas sayılı dosyası, davaya konu faktoring sözleşmesi, alacak bildirim formu ve fatura çek tevdi bordrosu aslının delil olarak dosyamıza ibraz edildiği görülmüştür.
Uyuşmazlığın, davacı şirket tarafından cirolanarak kargoya verilen ... Bankası ... Şubesi'ne ait 20.000,00-TL bedelli, ... numaralı, 29/12/2018 keşide tarihli çekin gönderimi sırasında çalınmış olduğu gerekçesiyle davalı taraftan istirdatı koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu tespit edildi.
17.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Davacı, ...Tic. Ltd.Şti tarafından incelemeye sunulan 2018 yılı ticari defterlerin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, dava konusu çekin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, çekin davadışı ... Tic. Ltd. Şti'den alındığına dair çek giriş bordrosu veya tahsilat makbuzunun bulunduğunu, dava konusu çekte davacıdan sonraki cirata olan ... ile davacı şirket arasında herhangi bir ticari ilişkisinin varlığının tespit edilemediği " hususunun tespit edildiği görülmüştür.
25.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " ... Bankası A.Ş.... Şubesine ait ... no.lu 29.12.2018 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli çekin dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı ... Tic. Ltd. Şti. adına keşide edilmiş olduğu, çekin arkasındaki ciro 8 silsilesine göre; ...Tic. Ltd. Şti., ..., ... cirosu ile davalı... A.Ş. ne verilmiş olduğu, davalı faktoring şirketi ile dava dışı ... arasında 07.03.2018 tarihinde akdedilen Faktoring Sözleşmesi kapsamında; davalı şirkete temlik edilen fatura borçlusunun ... olduğu, fatura karşılığında davalı şirkete teslim edilen dava konusu çekin arka yüzünde fatura borçlusu şirket cirosu ile ...’ a verildiği ve bu şirket tarafından davalı şirkete teslim edildiği, buna göre dava konusu çekin faktoring işlemine konu edildiği, böylece faktoring sözleşmesi çerçevesinde dava konusu çekin düzgün ciro silsilesi ile davalı faktöring şirketine ulaştığı, davalı şirketin ticari defter kayıtlarında; dava konusu 29.12.2018 tarih 20.000.- TL miktarlı çekin 24.05.2018 tarihinde Portföye giriş kaydının yapılmış olduğu ve çekin keşide tarihinde tahsil edilmesi amacıyla bankaya takasa verilerek 30.05.2018 tarihinde Portföyden çıkış kaydının yapılmış olduğu, Faktoring sözleşmesi çerçevesinde; dava konusu çeke ait faktöring işlemine istinaden, davalı faktöring şirketi tarafından dava dışı ...hesabına 24.05.2018 tarihinde 16.495,91 TL ödeme yapılmış olduğu, dava konusu 20.000.- TL bedelli çeke ilişkin ... 35. İcra Müdürlüğü ...E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine konu borcun, çekin keşidecisi ...Tic. Ltd. Şti. tarafından ödenerek icra dosyasının kapatıldığının davalı şirket tarafından beyan edilmiş olduğu," hususunun tespit edildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacının çekin zayii/ çalındığı ve ciroda imza inkarı (sahtelik) iddiası ile, davacının davalıya takibe konu çek sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ve çekin davalıdan istirdadı istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık; eldeki davada davalı son hamilin 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca iyi niyetli üçüncü kişi olup olmadığı, eş söyleyişle çekin bankaya ibraz tarihinden önce iktisap anında çekin keşidecisinin elinden rızası dışında çıktığını bilebilecek durumda olup olmadığı ve kötü niyetli olarak kabul edilip edilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre mahkemece verilen kararın isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı eTTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda da aynı esas benimsenmiştir. Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s:221, 6102 sayılı TTK’nın 778. ve 6762 sayılı eTTK’nın 690, 730. Maddeleri).
Çek, TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, kanunun öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s.268).
Türk Hukuk Lûgatında çek; 6102 sayılı TTK’nın 780. maddesi esas alınarak, senet metninde “çek” sözcüğünün ve eğer senet Türkçe’den başka bir dilde yazılmış ise o dilde “çek” karşılığı kullanılan sözcüğü, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi, ödenecek kişinin ve “muhatabın” ticaret unvanını, ödeme yerini, düzenleme tarihinin ve yerini, düzenleyen imzasını içeren; ödeme aracı niteliğinde emre yazılı senettir şeklinde tanımlanmıştır.
Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de sıkı sıkıya şekle bağlılık esası geçerlidir. Zorunlu unsurlardan birinin bile eksikliği çekin bu niteliğini ortadan kaldırır. Çekin zorunlu unsurları, mülga 6762 sayılı eTTK’nın 692-693. maddelerinde gösterilmiştir (6102 sayılı TTK m.780, 781).
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Elden çıkan çek” başlıklı 792. maddesi (eTTK’nın 704. maddesi) ise; “(1) Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür” hükmünü içermektedir.
İstirdat davası olarak nitelenen bu dava özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medeni hukukta bu dava gasp, çalınma veya ziya hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294).
TTK m.818/1-d atfı ile çekte ciro hakkında TTKm. 683 ilâ 685. maddeler uygulanır. Usule uygun ciro ile çekten doğan bütün haklar ciro edilen kişiye geçer. Çekin ilk cirosunu yapabilecek kişi aynı zamanda çekin ilk hamili sayılan lehtardır (Teoman, Kitap,1,s 138). Kambiyo senetleri sebepten soyut olup, çeki elinde bulunduran hamilin ayrıca çeki ticari ilişki kapsamında elinde bulundurduğunu ispat etmesi aranmayacaktır. Aksine, eldeki davada olduğu gibi çekin rızası dışı elden çıktığını ya da çekten hiç haberdar olmadığını veya hiç eline geçmediğini ve hamilin TTK'nın 790.ve 792. maddeleri kapsamında çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötüniyetli olduğunu ispat yükü davacı üzerindedir. Yine menfi tespit isteminde davacı, paranın neden davalıya verilmesi lazım gelmediğini ispatla yükümlüdür.
Bu noktada, “Faktoring (Factoring)” kavramı üzerinde durulması ve kurum olarak nasıl islediğinin açıklanmasında fayda bulunmaktadır. Türkiye’de faktoringin gelişmesi 1980 sonrası dışa açık ekonomi politikaları ve ihracata dayalı sanayileşme stratejileriyle paralellik göstermektedir. Ülkemizde kısa bir geçmişi olduğu hâlde hızlı bir gelişme gösteren faktoring hakkında 13.12.2012 tarihine kadar müstakil bir yasa yürürlüğe konmamış, faktoring işlemleri, önceleri 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak 1994 yılında yayımlanan "Faktoring Şirketlerinin Kuruluş ve Esasları Hakkında Yönetmelik", daha sonra da 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile faktoring şirketlerinin kuruluş ve faaliyet izni ve denetim yetkisinin BDDK’ya verilmesi üzerine BDDK tarafından çıkarılan ve ... tarih ve ... sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Ancak, anılan yönetmelik hükümleri ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğu için 23.11.2012 tarihinde 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu (...) kabul edilmiş ve 13.12.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir (Saraç, Şükrü: Yargıtay Kararları Işığında Faktoring, Ankara, 2013, s.43). Bu Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra ise, 24.04.2013 tarihli “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” yayımlanmıştır. Şu anda ülkemizde faktoring işlemleri, FKFFŞK ve bu Kanun’a dayalı olarak çıkartılan Yönetmelik ve diğer mevzuat hükümlerine göre yapılmaktadır.
Factoring (mevzuatta kullanılan şekliyle Faktoring) Latince “Factor” kelimesinden türetilmiştir. Faktoring; “Müşterinin üçüncü şahıs olan borçlu karşısındaki mal tesliminden veya iş görme/hizmet ediminden ileri gelen alacaklarının karşılığını, alacağın tahsilinden önce avans olarak ödeyerek alacağın tahsil edilmemesi riskinin ve müşteri için borçlunun muhasebesinin tutulması, ihtar işlemleri gibi iş görme/hizmet edimlerinin üstlenilmesi suretiyle devir ve satın alınması” olarak tanımlanmaktadır (Kocaman, Arif: Faktoring İşlemlerinin Hukuki Niteliği, Ankara 1992, s.21).
Türk Hukuk Lûgatında da vadeli mal satışı yapan işletmelerin bu satışlardan doğan alacaklarının finans kurumunca satın alınması olarak tanımlanmış ve böylece tahsil rizikosunun satın alan firmaca yüklenildiği dile getirilmiştir.
Konuyu düzenleyen Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğe göre Türkiye’de bu işlemler ancak Faktoring Şirketleri tarafından yapılabilir.
Faktoring’in amacı, firmalara satışlarının ve kârlarının artması konusunda yardımcı olmaktır. Kapsam olarak faktoring; bir mali kuruluş (factor/faktor) ile ticarî borçlular (müşteriler) ve mal satan veya hizmet arz eden bir ticarî işletme arasında (satıcı) üç taraflı bir sözleşme olup, genelde rücu hakkı olmaksızın alıcının borçluların hesap hasılalarını factor satın alır ve bu suretle müşterilere tanınan kredileri kontrol altında tuttuğu kadar, muhasebe ve tahsilatını da yürütür.
Faktoring işleminin üç tarafı vardır. Bunlar; a) Müşteri (firma):Faktoring hizmetlerini talep eden ve alacaklarını faktoring şirketine devreden (satan) işletme, b) Faktoring Şirketi (Factor): Müşterinin alacaklarını devir ve satın alarak karşılığında nakit olarak ödeyen şirket, c) Borçlu: Müşterinin alacaklı olduğu kişi veya işletmedir.
Faktoring şirketlerinin yapamayacakları iş ve işlemler Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 19 ve 22/2. maddelerinde düzenlenerek; 19. madde ile; “Bu Yönetmelik hükümlerine göre kendilerine faaliyet izni verilen şirketlerin, müşterileri ile yapacakları işlemler için yazılı sözleşme düzenlemeleri zorunludur.” şeklinde düzenleme yapılarak yazılı sözleşme yapma zorunluluğu getirilmiş, 22. maddenin 2. fıkrasında ise; “Faktoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilmeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler” hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu; ... Bankası A.Ş.-...Şubesine ait ... nodu 29.12.2018 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli çekin dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı ...Ltd. Şti. adına keşide edilmiş olduğu, çekin arkasındaki ciro silsilesine göre; .... Şti, ..., ... cirosu ile davalı ...A.Ş. ne verildiği, davalı ... A.Ş. ile dava dışı ... arasında akdedilmiş 07.03.2018 tarihli 500.000,00 TL limitli Faktoring Sözleşmesi” nin mevcut olduğu, Faktoring sözleşmesinin tarafı olan... tarafından, dava dışı ... adına tanzim edilen ...tarihli ... nodu 152.255,440 TL tutarlı faturanın 20.000,00 TL kısmının Faktoring Sözleşmesi kapsamında 24.05.2018 tarihinde davalı şirkete temlik edilmiş olduğu, faturaya karşılık dava konusu 29.12.2018 tarihli 20.000,00 TL bedelli çekin davalı şirkete teslim edildiği anlaşılmıştır.
Davacının çekin zıyaı sebebiyle ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde 29.05.2018 tarihinde çek iptali davası açtığı, ... E. Sayılı dosyası ile yapılan yargılamada 31.05.2018 tarihli tensip zaptı ile ödeme yasağı kararı verildiği, çekin çalınması ile ilgili ... CBS ... Soruşturma sayılı ve ... CBS ... soruşturma sayılı dosyalarının derdest olduğu, daimi arama kararı verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada davacı lehtar, davalı şirketin çekin zayii/ çalıntı olduğunu bilmesine rağmen kötü niyetle çeki temlik aldığı ve bu çekten dolayı borçlu olmadıkları iddiasına dayanmakta olup çekin zıyaı davasının görüldüğü ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin .. E. Sayılı dosyasında 31.05.2018 tarihinde ödeme yasağı kararı verildiği, söz konusu çekin davalı faktoring şirketi tarafından 24.05.2018 teslim alındığı/ iktisap edildiği tarihte muhatap banka nezdinde ödeme yasağı ve çek iptali davası kapsamında ödeme yasağının henüz konulmadığı anlaşılmaktadır. Davalı faktoring şirketinin bu durumda çeki müşterisinden teslim aldığı, teslim tarihinde çekin hırsızlık/ zayii konusu olduğunu ve yasaklı olduğunu bilmesinin/ bilmesi gerektiğinin mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Çekin istirdadından şartlar kümülatif aranmakla, dava konusu çekin davalı faktoring şirketi tarafından dava dışı kişi ile aralarında yapmış oldukları faktoring sözleşmesi uyarınca alındığı, davalı faktoring şirketinin, faktoring mevzuatı uyarınca alacağı temlik alırken alınan çekin hırsızlık malı olduğunu bilmediği/ bilmesi gerekmediği, o hâlde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi ile 6361 sayılı Kanun’un 9/(3) ve Yönetmeliğin 22. maddeleri uyarınca davalı faktoring şirketi çeki iktisapta ağır kusurlu olmadığı belirlenmekle, davalı çekin yetkili hamili sayılır.
Davacının davalı Faktoring Şirketinin temlik anında kötüniyetli olduğunu ispatlayamadığından davanın reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1- Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 341,55-TL'nin mahsubu ile ile bakiye 273,85 -TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 20.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-HMK.nun 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan delil avanslarından geriye kalan miktarın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı , kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf'a kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/06/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır