T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/367 Esas
KARAR NO : 2025/289
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/06/2019
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP (Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle); Müvekkil ile davalı şirketin ... şubesi arasında; davalının ana yüklenicisi olduğu, ...'da inşaa edilen ...inşaatının dış cephe ... kaplama işlerinin yapımına dair, 27/10/2015 tarihli eser sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilin ilgili sözleşme kapsamında üzerine aldığı edimi, davalının kendisine tedarik ettiği plan, proje, teknik şartname ve uygulama talimatlarına göre, süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirerek davalıya teslim ettiğini, akdedilen sözleşmenin 17/4 maddesinde, sözleşme bedelinin %5 oranında, 31/04/2018 tarihine kadar geçerli bir garanti teminat mektubu verilmesi kararlaştırılmış olup, bu amaçla ... Bankası ... Şubesi tarafından düzenlenmiş, ... sayılı, ... tarihli ve 40.000 Euro miktarlı bir adet teminat mektubu davalıya verildiğini, bir an için aksi düşünülse bile teminat mektubunun tahsilini gerektirebilecek şartlar oluşmadığını, taraflar arasında ki sözleşmeye dayalı iş tamamlanarak kusursuz şekilde teslim edildiğini, davalı kötü niyetle hareket etmekte olup, hiçbir sebep yok iken, taraflar arasında ki sözleşmeye aykırı şekilde, teminat mektubunu tahsil ettiğini, haksız olarak tahsil edilen teminat mektubunun miktarı 30.000 Euro olup, tahsil tarihinde 180.771,00 TL. olarak ödenmek zorunda kalındığını, yukarıda özetlenen nedenlerden dolayı; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile, 180.771,00 TL. alacağın, 28/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP (Davalı taraf cevap dilekçesinde ve özetle): Davacı taraf iş bu dava dilekçesi ile sözleşme kapsamında tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, işin 01 Haziran 2016 tarihinde bitirilerek müvekkil firmaya teslim edildiğini, dava konusu olan son teminat mektubunun ise iş bu sözleşmeye dayalı olarak değil, verilmesi muhtemel yeni işler için sunulduğunu beyan ettiğini, bir başka anlatım ile davacı taraf müvekkil firma tarafından nakte çevrilen teminat mektubunun verilmesi muhtemel başka işler için verildiğini iddia ettiğini, buna karşın her iki tarafın tacir olması dikkate alındığından bu hususun kesin deliller ile tevsik edilmesi gerektiği izahtan vareste olduğunu, sözleşme kapsamında ayıpsız bir üretim yapmayan/yapamayan davacı firmaya ilk planda müvekkil şirket yetkilerini defalarca şifahen sorunu çözmesi istenmiş buna karşın davacı şirket talepleri olumlu karşılamaması sebebi ile davacı şirkete .... 6. Noterliğinden ...tarih ve ... yevmiye numaralı "ayıpların giderilmesi" konulu olarak ihtar gönderildiğini, yapılacak olan yargılama sonrasında haksız olan davanın ret edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı tarafa tahmil edilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
09/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda" Delillerin değerlendirilmesi ve nihai karar Muhterem Mahkemenize ait olmak kayıt ve şartıyla; Davacı ve Davalı şirketin dava konusu döneme ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içinde usulüne uygun olarak yapılmış olduğu, e-defterlerin zamanında beratlarının alındığı tespit edilmiştir. Davalı ve Davacı şirket defterlerinin sahiplerinin lehine delil olma özelliğine haiz olduğu; Davalı şirketin, defter kayıtları ve cari hesap ekstresine göre; 28/02/2019 tarihli olarak teminat mektubunu nakde çevirerek muhasebeleştirdiği; Dış Cephe kaplamasıyla ilgili sözleşmenin 27. Maddesinde ihtilaf halinde; Ana yüklenici firmanın kayıt ve belgelerin geçerli olduğu belirtilmiştir. Bu maddeye istinaden Davalı şirketin, davacı firmanın eksikliklerin giderilmesi amacıyla üçüncü bir firmayla bu eksikliklerini giderdiği bu nedenle ... A.S firmasına 287.415,52 TL (38.820,-EURO) ödeme yapıldığı, dosyadaki belgeler ile yasal defterlerde sabit olduğu görülmüştür. 07.04.2018 tarihinde davalı firma tarafından atılan mail linkinde belirtilen bu eksikliklerin tamamının kapsadığı kanaatine varılmıştır, Taraflar arasında düzenlenip imza altına alınan 27/10/2015 tarihli dış Cephe Kaplama Sözleşmesinin ilgili maddelerinde, işin bitirildiği tarihten itibaren davacı firma tarafından 2 yıllık garanti süresi verdiği, bu garanti süresi dolmadan ortaya çıkan eksikliklerin giderilmesi için hem mail ortamında ve hem de daha sonradan noter yoluyla ihtarname ile uyarılmasına karşın davacı firma kusuru gidermemesi nedeniyle 30.000 Euroluk teminat mektubunun nakte çevrilmesinde davalı firmanın haklı olduğuna dair, Görüş ve kanaatinde bulundukları" bildirilmiştir.
17/03/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda" Delillerin değerlendirilmesi ve nihai karar Muhterem Mahkemenize ait olmak kayıt ve şartıyla;
Davalı ve Davacı şirket arasında 19/01/2017 tarihi itibariyle cari hesaplarında borç ve alaçaklarının olmadığı kounusunda mutabık kalmışlardır. Davalı şirket; teminat mektubunu 28/02/2019 olarak nakde çevirdiği, ... Yapının cari hesabına işlediği tespit edilmiştir.
... A.Ş firmasının ait faturayı ve ürünlere ait gümrükleme masraflar Davacı
firmaya ... olarak faturayı ... yapının Cari hesabına kayıt etmiştir.
Davacı firmanın... firmasına düzenlediği... tarih ve ... nolu 1.297.616,60,-TL (351.702,28 EUR) faturayı cari hesap ekstresine kayıt edildiği tespit edilmiştir.
Bilirkişi heyeti olarak kök raporda görüşümüzü değiştirecek sonuç ve kanate varılmamıştır,
görüş ve kanaatinde bulundukları" bildirilmiştir.
02.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda"Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu, Sayın Mahkemenin ara kararında tarafımızdan cevaplandırılması istenen hususlara ait görüş ve kanaat aşağıda özetlenmiştir. Dosya kapsamında dava konusu teminat mektubunun tahsilini gerektirebilecek şartların oluşup oluşmadığı, Cevap: Davacının yaptığı bir kısım kaplama imalatında yukarıda açıklandığı üzere ayıplar bulunmaktadır. Bu ayıplarda Davacının yanı sıra davalının da sorumluluğu bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda teminat mektubunun tahsilini gerektirebilecek şartları oluşup oluşmadığı hususunda bir sonuca varmak mümkün görülmemektedir. Davalının eserin ayıplı olması nedeni ile teminat mektubunu nakde çevirdiği ve yapılan çevirme işlemi sonrasında ayıplı imalatın düzeltilmesi için ilgili bedeli sarfettiği savunması kapsamında, imalatın ayıplı olup olmadığı, Cevap: Yukarıda da bahsedildiği gibi imalatta, malzemeden kaynaklı olmayan, uygulama ve işçiliğe dayalı bir kısım ayıplar bulunmaktadır. Ayıbın niteliği ( gizli – açık),
Cevap: Açıklanan ayıplar işin tesliminden sonra ortaya çıkan gizli ayıplar niteliğindedir. Ancak zamanında davalı kontrol teşkilatı tarafından gerekli inceleme ve tespitler yapılmış ve buna göre önlemler alınmış olması halinde zaman içinde ortaya çıkmayacaktır. Süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı, Cevap: Dava konusu işin Geçici Kabulü 01.06.2016 tarihinde, kesin hesabı da 26 – 27 Ekim 2016 tarihinde yapılmıştır. Davacıya ilk ayıp ihbarı 27.10.2017 tarihinde mail yolu ile yapılmıştır.
İmalatın ayıplı olması halinde neden ve kimden kaynaklandığı, Cevap: Ayıplı imalattan tarafların karşılıklı olarak %50 oranında sorumluğu olduğu kanaatine varılmıştır. Ayıp giderim bedelinin ne olduğu: Cevap: Davalı ayıpları kendi imkanları ile giderdiğini, maliyetinin de teminat mektubunun nakde çevrilmesi üzerine aldığı 30.000,- Euro ( 180.770,- TL) ile karşıladığını öne sürmektedir. Davalı bu konuda 27.09.2019 tarihinde verdiği sipariş üzerine ...’dan 1200 m2 miktarında malzeme aldığını öne sürmektedir. Bu konuda ..., davalıya 08.10.2018 tarihli fatura kesmiş ve bedeli de Ekim 2018 ayı içinde ödenmiştir. Hasar miktarı, niteliği ve giderimi konusunda dosyaya herhangi bir delil sunulmadığından ayıp giderimi bedelinin ne oluğu hususunda beyanda bulunmak Kurulumuzca mümkün görülmemektedir. " kanaati bildirilmiştir.
26.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda" Sayın Mahkeme’nin kararı doğrultusunda tarafımıza verilen görev çerçevesinde dosya kapsamında yer alan tüm belgelerin üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar çerçevesinde, heyetimizce yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davacıya ayıp ihbarının süresinde yapılmış olduğu, davacının da bu durumu kabul ederek teminat mektubunun limitini 30.000.-Euro miktara düşürerek, süresini uzatıp yenilediğinin anlaşıldığı, Teknik değerlendirmeler neticesinde, İmalatların gizli ayıplı kapsamında değerlendirilerek Söz konusu projenin başlangıçtan itibaren projelendirme, riskli malzeme seçimi ve/veya detay
hatalarının da olması nedeniyle, öncelikle davalı ana işveren (ve dava dışı olmakla birlikte proje müellifi, onaylayan asıl iş sahibi) tarafının da hataları olduğu; devamındaki hasara sebep olan işçilik hatalarının da, malzemenin seçiminde önerisi olduğu iddia edilen ve satıcı firmayı (...) tavsiye eden davacı taşerondan kaynaklı hatalardan kaynaklandığının tespit edildiği,
Davalının teminat mektubunu nakde çevirmesinin sözleşmeye uygun olduğu ve/fakat tüm dosya kapsamında davacı ve davalının projelendirme ve diğer teknik değerlendirmeler neticesinde her iki tarafında projenin uygulanması ile ilgili olarak kusurlarının olduğunun kanaatine ulaşıldığı,
Dava konusu ayıplı imalatın yukarıda ayrıntılı izah edildiği gibi her iki tarafında eşit derecede hatalarından kaynaklandığı ve sonuç itibariyle; Davacının da yeni malzeme alındığı, şantiyeye getirtildiği halde, bedeli mukabilinde de
olsa, bozulan yerleri yeniden yapmaması ve yapmaktan imtina etmiş olması nedeniyle, iş ortada kaldığından davalı tarafın da Teminat mektubunu nakte çevirmesinin kısmen (%50) oranında haklı olduğu kanaatine ulaşıldığı,
sonuç ve kanaatine ulaşılmış olduğu" bildirilmiştir.
06.05.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda" Davacı tarafından yapılan dış cephe kaplama işinde bir kısım ayıplı imalat bulunduğu,
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelere dayanarak ayıp gideriminin bedeli hususunda bir hesaplama yapılamayacağı," bildirilmiştir.
05/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda" 26.08.2023 tarihli kök raporumuzda, genel olarak görüş ve kanaatine katıldığımızı belirttiğimiz 2. Bilirkişi heyeti raporunun verilmesinden sonra, Mahkemece dinlenilmiş tanık ifadeleri de heyetimizce incelenip değerlendirilerek, dava konusu tüm detayları ile incelenmiş olup, davacı ve davalının heyetimiz raporuna karşı itirazlarını karşılayacak her türlü hususun 26.08.2023 tarihli kök raporumuzda mevcut olduğu kanaatiyle, raporun sonuç kısmı yeniden gözden geçirilerek Mahkemeye sunulmuştur.
Bu ifadelerden ve incelemelerden genel olarak anlaşılan, hasar giderim bedeli olarak fatura ile belirlenmiş, 1.200,81 m2’lik cephe kaplama malzemesi, 32,328.- Euro/m2 birim fiyattan toplam tutar 38.820,00 Euro (287.415,52 TL karşılığı ) olarak gösterilmiştir.
Bu miktar hasar giderim bedeli olmayıp, sadece bozulma ve hasar görmüş cephelerdeki kısmın yeniden yapılması için gerekli ... markalı (...) malzemenin yeniden satın alınma bedelidir ve malzeme davalı ana yüklenici tarafından satın alınarak iş yerine getirtilmiş, davacı taşerondan hasarları giderme işi talep edilmesine rağmen, davacı her nedense yapmaya yanaşmamış ve malzeme de halen hiçbir iş yapılmadan depoda bekletilmekte olduğu ifade edilmiştir. Aradan geçen uzun zaman içeresinde de ve sonunda ne yapıldığı da bilinememektedir. Mahkemenin son ara kararında heyetimizden istenen hususlar genel olarak aşağıda sırası ile cevaplandırıldığında; Öncelikle tecrübeli teknik bilirkişiler olarak, yağmura ve hertürlü atmosfer şartlarına açık olarak hizmet görecek çok katlı bir Otel binasında, dış cephe kaplaması ana malzemesinin ... (ısıl işlem görmüş masif ahşap) olarak seçilmiş olmasını, çok riskli ve yanlış seçilmiş bir malzeme cinsi olarak gördüğümüzü, (malzeme satıcısı firma yetkilisinin de ifade ettiği gibi) eşyanın tabiatına aykırı bir seçim ve buna bağlı bir imalat olduğu yönündeki eleştirimizi Mahkemenin ve tarafların dikkatine sunmak isteriz. Böyle bir cephe, ömür boyu yukarıda bahsi geçen dava konusu hasar ve olumsuzluklara her zaman için maruz kalacak, yapılacak tamir ve yenilemelerden bir müddet sonra, akabinde cephenin başka yerlerinde yeni hasarlı bölgeler meydana gelebilecektir ve benzer problemler sürekli devam edecektir.
Neticede bu meydana gelmiş ve ileride de mutlaka tekrar gelebilecek cephe bozulması hasarlarından, asıl iş sahibinin proje müellifinden başlamak üzere, ana yüklenici davalı firma ve onun imalat taşeronu olan davacı firma sırasıyla sorumludur. Bu kanaatimiz başlangıçta dava dışı bir konu gibi görünmekle birlikte, evvela işin teknik olarak doğru malzeme seçimi ile dizayn edilerek başlamış olması şartı ile, ileriye doğru öncelikle davacı taraf önerisi ve davalı tarafın, verilen karar ve sipariş üzerine, bu uygulama projesini yapan proje müellifinin ve bu projeyi onaylayarak, bu imalatın devamında ısrarcı görünen asıl iş sahibinin de sorumluluğunda, her zaman için bitmek bilmeyecek bir sorun
olarak devam edeceği açıktır ve de halen de bir sonuç alındığına dair bir bilgi yoktur. Bu olumsuzluklarda davanın taraflarının ve diğer tüm ilgililerin sorumlulukları ortak bulunmaktadır. Bu kanaat heyetimizce genel bilgi vermek amaçlı yazılmıştır.
Dosya kapsamında dava konusu teminat mektubunun tahsilini gerektirebilecek şartların oluşup oluşmadığı: Son celselerde dinlenilen tanık ifadeleri de değerlendirildiğinde, malzemenin önce davacı taşeronun önerisi ile seçildiği ve kendisi
tarafından temin edileceğine göre imalat teklif birim fiyatlandırmasının buna göre yapıldığı, ancak malzemenin Azerbaycan’a bazı bürokratik işlemler ve ithalat prosedürlerinin gerçekleştirilememesi nedeni ile, ... malzeme ana yüklenici İlk İnş. (davalı) tarafından temin edilmiş ve tarafların arasındaki zeyilname ile bu durum çözülmüş, malzeme bedeli taşeron birim fiyatından düşülmüştür. Taraflar arasındaki 27.10/2015 tarihli sözleşmenin 11. Maddesi “İşin kontrolü”
maddesinin 2. Paragrafında :“Ana yüklenicinin ve işverenin Kontrol teşkilatının yapılan işleri ve gelen malzemeyi beğenmiş olması, ya da işlerin her iki kontrol teşkilatının gözetimi altında yapılmış bulunması, taşeron’un işleri teknik standart gereklerine uygun olarak yapma zorunluluğundan kurtarmaz.” Şeklinde ifade edilmiştir. Ayrıca 3. Paragrafta; İşin devamı sırasında Taşeron kendisine yapılan herhangi bir tebligatın anlaşma hükümlerine aykırı, ya da teknik yönden uygun olmadığı görüşünde olursa, itirazlarını 3 gün içinde ana yüklenici ‘ye (davalı) bildirecektir. Bu süre geçtikten sonra yapılacak itirazları ana yüklenici dikkate alıp almamakta serbesttir. Davacı tanığı ifadesinde, davacının bu konuda bazı detayların düzeltilmesi gerektiğini şantiye şartlarında ikaz etmeye çalıştığını, ancak ana yüklenicinin ve proje müellifinin bunu kabul etmediğini ifade etmiştir. Bu konuda yazılı bir belge dosyada mevcut değildir.
Bütün bu incelemeler sonucunda, işin projelendirme ve başlangıç safhasında, cephe kaplama malzemesinin daima risk yaratabilecek masif ahşap bir malzemeden seçilmiş olmasından itibaren başlamak üzere, işin bitirilmesi ve kabulünü takiben yaklaşık 2 yıl sonra ortaya çıkmaya başlayan bozulmalar (çürüme, küflenme v.s) gibi olayda tarafların hepsi kusurludur.
Neticede 2. Bilirkişi heyetindeki sonuç ve kanaate katıldığımızı, davacının da yeni malzeme alındığı, şantiyeye getirtildiği halde, bedeli mukabilinde de olsa, halen bozulmuş yerleri yeniden yapmaması ve yapmaktan imtina etmiş olması nedeniyle, iş ortada kaldığından davalı tarafın da Teminat mektubunu nakde çevirmesinin kısmen (%50) oranında haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Teminat mektubundan elde edilen meblağ, 180.771,00 TL olup, davalı ana yüklenici firmanın bozulan yerlerin yeniden kaplanması amacıyla ... firmasından sipariş edip şantiyeye yeniden getirtilen malzeme bedeli ise ödeme tarihinde 287.415,52 TL karşılığı olduğu dikkate alındığında, teminat mektubundan elde edilen meblağ, yeni getirtilen malzeme bedelini dahi karşılamadığı gibi, henüz tamirat işleri yapılmadığından, bu bedele ayrıca tamirat işçilik maliyeti de ilave edilmesi gerekecektir.
Davalının eserin ayıplı olması nedeniyle teminat mektubunu nakde çevirdiği ve çevirme işlemi sonrasında ayıplı imalatın düzeltilmesi için ilgili bedeli sarf ettiği savunması kapsamında, imalatın ayıplı olup, olmadığı, ayıbın niteliği (gizli-açık)
süresinde ayıp ihbarında bulunulup, bulunulmadığı, imalatın ayıplı olması halinde neden ve kimden kaynaklandığı, ayıp giderim bedelinin ne olduğu:
Bu konular yukarıda cevaplanmış olmakla birlikte, tekrar izah edildiğinde; İmalat ilk etapta davacı taşeron imalatı bakımından, bazı detaylardaki kusurlardan dolayı, kısmen gizli ayıplı olup, bu ayıpta, başlangıçtan itibaren projelendirme, riskli malzeme seçimi ve/veya detay hatalarının da olması nedeniyle, öncelikle davalı ana işveren (ve dava dışı olmakla birlikte proje müellifi, onaylayan asıl iş sahibi) tarafının da hataları olup, devamındaki hasara sebep olan işçilik hataları da, malzemenin seçiminde önerisi olduğu iddia edilen ve satıcı firmayı (...) tavsiye eden davacı taşeronden kaynaklı hatalardır. Hatalar projede öngörülüp, malzeme seçiminden itibaren zincirleme devam etmeye başlamış ve devam da
edecektir kanaatindeyiz. Davalı firmanın teminat mektubundan nakte çevirdiği bedel ise, henüz sadece aldığı yeni malzeme (1.200,81 m2 malzeme) bedelini dahi kısmen karşılamış olup, imalatın düzeltilmesi işlemi (hasarlı kısmın sökülüp yeniden kaplanması) halen yapılmamış ve işin ve malzemenin de depoda bekletilmekte olduğu ifade edilmiştir.
2. Bilirkişi heyeti raporunda da belirtildiği gibi; Yaklaşık toplam 8.000.-m2 lik dış cephenin, hasarlı olup, bozulmuş ve değiştirilmesi gerekli cephe miktarı, alan olarak şantiyede yapılmış bir tespit veya zapta bağlanmamıştır. Bu konuda taraflar kesin bir miktar bildirebildiğinde, davacı firmanın Euro cinsinden mevcut teklif işçilik birim fiyatı ile bir değerlendirme yapılabilir.
27.10.2015 tarihli sözleşme eki birim fiyat analizinden; Malzemeli toplam birim fiyat (genel gider + kar + işçilik) dahil birim fiyat 100.- Euro/m2 olup, 30 Euro/m2 (malzeme bedeli) + 3,90 Euro/m2 (fire) olmak üzere, 33,90 Euro/m2 fire bedeli
düşüldüğünde; 100,00Euro – 33,90 Euro = 66,10 Euro/m2 net işçilik fiyatı ile, dava tarihindeki kur üzerinden TL olarak bir değerlendirme yapılabilir. Sökülüp yeniden kaplanması gerekli cephe yüzey miktarı bilinemediğinden bir değerlendirme yapılamamıştır. Süresinde davacıya ayıp ihbarı yapılmış olup, davacı da bu durumu kabul edip, teminat mektubunun limitini 30.000.-Euro miktara düşürüp, süresini uzatıp yenilemiştir. Ayıplı imalatın yukarıda da izah edildiği gibi, her iki tarafında riskli malzeme seçiminden başlamak üzere eşit derecede hatalarından kaynaklanmış olduğu, bu nedenle kök rapordaki kanaatimizi aynen muhafaza ettiğimizi, tarafların %50 kusurlu olduğu sonucuna varıldığı" bildirilmiştir.
07.04.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda" Tarafların raporlarımıza yaptıkları teknik itirazlar incelenmiş ve aşağıda cevaplanmıştır.
Dava konusu işin Geçici Kabulü 01.06.2016 tarihi itibarı ile yapılmış olup, söz konusu kabul tutanağında işin proje ve sözleşmeye uygun olduğu, geçici kabule engel olabilecek eksik, kusur ve arızaların bulunmadığının belirtilmiştir. Yapılan işteki ayıplar ise geçici kabulde yapılan kontrollerde tespit edilmemiş olup, zaman içinde ortaya çıktığından heyetimizce gizli nitelikli olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle heyetimizin bu husustaki teknik değerlendirmesinde değişikliğe gerek görülmemiştir.
Davalının hasar giderimi için sunduğu faturada; 32,328.-Euro/m2 birim fiyattan alınan toplam 1.200,81 m2’lik cephe kaplama malzemesi bedelinin 38.820,00.-Euro (287.415,52.-TL) olduğu görülmüştür. Söz konusu bedel sadece malzeme bedeli olup, içinde işçilik bedeli bulunmamaktadır. Ancak dosya muhtevasında söz konusu malzeme miktarı ile ilgili herhangi bir tespit veya tutanak mevcut olmadığından teknik yönden uygunluğunu belirlemek mümkün olmamıştır. Dosya muhtevasında gizli ayıpların giderilmesi için gereken işçilik bedeli ile ilgili de geçerli nitelikte belge veya tespit mevcut değildir.
Sözleşme birim fiyat analizinden yapılan kaplama imalatının işçilik bedelinin 66,10.-Euro/m2 olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç olarak Sayın Mahkeme’ce faturadaki malzeme miktarı ve bedeli ile sözleşmedeki işçilik bedelinin geçerli görülmesi durumunda ayıplı işin yaklaşık giderilme bedeli: 1.200,81 m2 x 0,90 (%10 zayiat) x (32,328.-Euro/m2 + 66,10.-Euro/m2) =106.374.-Euro+KDV olarak hesaplanmıştır.
Heyetimizce yapılan teknik değerlendirmede ortaya çıkan ayıp nedeniyle tarafların %50 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmış olduğundan yukarıda yapılan hesaplamaya göre Davacının kusurdaki payı: 106.374.-Euro+KDV / 2 = 53.187.-Euro+KDV olmaktadır. Davacının talebi ise teminat mektubu tutarı olan 30.000.-Euro olup, bu durumda davalıdan alacaklı olamayacağı görüş ve kanaatine varılmıştır. Takdiri Sayın Mahkeme’ye aittir.
Tarafların teknik nitelikli diğer itirazları ise kök ve ek raporda karşılanmış olduğundan ayrıca cevaplanmamış olduğu" bildirilmişitr.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
Dava eser sözleşmesinden kaynaklı teminat mektubunun iadesi talepli alacak davası olduğu anlaşılmıştır.
Davalı... A. Ş. ... Şubesi ile davacı ... Ltd. Şti. arasında ...” daki ..., Dış Cephe ... Kaplama İşleri ile ilgili 27.10.2021 tarihli eser sözleşmesi imzalandığı, buna göre davacının, davalının tedarik ettiği plan, proje, teknik şartname ve uygulama talimatlarına göre, işi süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirerek davalıya teslim etmekle yükümlü olduğu, davalının ise davacının edimi bedelini ödemekle yükümlü olduğu anlaşılmıştır. Davacının dava dilekçesi ile iş sebebiyle davalıya teminat mektubu verdiğini, işi eksiksiz ve süresinde usulüne uygun olarak tamamlamasına karşın davalının teminat mektubunu iade etmekten kaçındığını iddia ettiği, bu sebeple davalıya verdiği ve davalının nakde çevirdiği 30.000 euro teminat mektubunun iadesini talep ettiği, davalının ise eserin ayıplı olarak meydana getirildiği, ayıbın davacıya bildirildiği, davacının ayıbı gidermediği, ayıbın giderilmesi için teminat mektubunun sarf edildiğinden davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşme TBK.m.470 vd. maddelerinde yazılı bir tür eser sözleşmesi niteliğinde olup, işin bedeli olarak yaklaşık 800.000- Euro'ya ve 11.03.2016 tarihinde teslim edilmesi üzerine anlaşıldığı, sözleşmenin başında işin bedeline davacı tarafından satın alınacak malzeme bedeli de dahil iken sonradan düzenlenen 20.11.2015 tarihli zeyilname ile malzemenin davalı iş sahibi tarafından ödenmesi ve faturanın davalı iş sahibi adına düzenlenmesi kabul edilmesi üzerine sözleşme bedeli 581.000,00 Euro'ya düşürülmüştür.
Taraf yetkilileri arasında yapılan 26 ve 28 Ekim 2016 tarihli mail yazışmalarında Geçici Kabul Tutanağı ve Kesin hakedişin imzalandığı, buna göre işin Geçici Kabulünün 01.06.2016 tarihi itibarı ile yapıldığı, geçici kabul tutanağına göre, yapılan işin proje ve sözleşmeye uygun olduğu, geçici kabule engel olabilecek eksik, kusur ve arızaların bulunmadığının belirtildiği, sözleşme bedeli 536.734,00 € olarak gösterildiği, işin devamı sırasında taraflar arasında ara hakediş düzenlendiği , davalı yetkilisi tarafından davacıya gönderilen 26.10.2016 tarihli elektronik postada önceki hakedişlerin iptal edilerek tek hakediş hazırlandığı ve elektronik ortamda gönderildiğinin ifade edildiği, buna göre taraflarca üzerinde anlaşılan Ekim 2016 dönem Kesin Hakediş miktarı 490.000,06 Euro olduğu belirtilmiştir.
Davacı ... tarafından davalıya 29.12.2016 tarihli 1.297.816,60 TL * O KDV tutarlı fatura kesildiği, faturanın açıklama kısmında “...Şantiyesi Kesin Hakediş Bedeli” yazılıdır. Faturada 29.12.2016 tarihi itibarı ile Euro alış kuru 3,6901 olduğu belirtildiği, sözleşmede davacının yaptığı imalata geçici kabulden sonra iki yıl garanti verildiği, işin bitirilmesinden sonra 2017 yılı içinde kaplamalarda bazı olumsuzluklar tespit edilmesi üzerine taraflar arasında elektronik posta yazışmaları yapıldığı yazışmaların 26.10.2017 den başlayarak devam ettiği, davalı tarafından davacı firma yetkilisine gönderilen 07.04.2018 tarihli e mailde:...İşveren tarafından Dış Cephe ... kaplamalarında bulunan sorunlar ile ilgili geniş kapsamlı bir rapor hazırlandığını, 30.04.2018 tarihinde süresi dolacak olan 40.000 € luk teminat mektubunun süresinin 2 yıl daha uzatılmasının talep ettikleri anlaşılmıştır.
Kaplama Malzemesini üreten davadışı ... Firması Yetkilisi tarafından olay mahallinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan 27.04.2018 tarihli raporda aynen; “TESPİTLER:
* Otelin dış cephesinin çok büyük bir kısmında ahşap kullanılmıştır. Tüm ahşap alanlarını değerlendirdiğimizde çalışma, renk kaybı, çürüme gözükmemekte olup ahşapların performansı genel olarak beklenen seviyededir.
* Tespit edilen sorunlu alanlar ise genel olarak ahşabın yoğun biçimde ıslandığı ve kuruma imkanının bulunmadığı alanlardır. Güney ve güneybatıda bulunan ahşaplar, kuzey ve doğu cephelerde kullanılan ahşaplara göre sorunlu bölümleri yok denecek kadar azdır.
* Sıkıntı yaşanan alanlar genel olarak ahşapların zeminle direkt temas eden bölümleri, balkon alın tahtalarının saçak altı ahşapları ile birleştiği alanlar ile kafa kısmı açıkta kalan bölümleri, su ve su buharını ahşaptan uzun süre uzaklaşamadığı alanlardır.
* Çatı alın metal kaplaması ile ahşap birleşim yerleri de yeteri kadar izole edilmemiş olup bu kısımlarda yoğun olarak ıslanan ahşaplarda kararma ve deformasyon meydana gelmiştir.
* Balkonlarda kullanılan mermerlerde damlalık bulunmamakta olup, lambrilerin arka kısmına geçen suyu engelleyecek ve ahşap ile mermerin birleşim yerlerinde ahşabın suyu engelleyecek bir yalıtım uygulaması yeterince yapılmamış olup suyun ahşapların arka kısmına da geçmesi engellenememiştir. Bu kısımlardan giren su ahşapların kararmasına ve deforme olmasına neden olmuştur.
* Uzun süre ıslak kalan bölümlerde renk kararması, yeşillenme ile birlikte bazı ahşaplarda kabarmalar meydana gelmiştir.
* Islak yüzeylerin bulunduğu ahşaplarda boya ve cilalarda solma, pullanma ve film tabakasında eksilme gözlenmiştir. Bu durum ahşapların da daha çok yıpranmasına neden olacaktır.
ÖNERİLER:
- Öncelikle kabaran cephe kaplamaları değiştirilmelidir. Sorun bulunan alanlarda da dilatasyon boşlukları verecek biçimde çalışma boşluğu bırakarak yeni lambri ile değişilmesini öneririz.
- Ahşapların zemin ile birleştiği alanlarda, balkon saçaklarında ve uzun süre ıslak kalan cephelerde panç ile delikleri oluşturup ahşapların hava alarak kuruması sağlanabilir. Bu delikler ahşapların hava almasına olanak verecek bir kapak ile kapatılmalıdır.
- Ahşaplar direkt olarak zemine temas etmeyecek şekilde 15 — 20 cm yükseklikten kesilebilir ve mermer, granit, seramik veya uygun bir taş ile süpürgelik ile alt kısım düzeltilebilir. Ahşapların dip kısımları bu süpürgeliğe oturtulacak biçimde revize edilebilir. Birleşim yerleri suya karşı izole edilmeli, sürekli su alması engellenmeli ve kurumasına olanak sağlanmalıdır.
- Ahşapların kafa kısımlarının suyu almasını engelleyecek biçimde kapatılmalı, açıkta kalan kısımlar olursa da mutlaka su almayacak biçimde izole edilmeli, belli aralıklar ile kontrol edilerek bakımı yapılmalıdır. Cila veya vernik kısımlarına bolca sürülmeli kuruduktan sonra şeffaf mumlu spreyler vb. ile yüzeyi su itici hale getirebilirsiniz.
- Ahşapların hizmet ömrünü belirleyen en büyük etken su ile temas süresi ve sıklığıdır. Uygulama detayları ve kullanılan yardımcı ekipmanlar suyun ahşap yüzeyinden en kısa sürede uzaklaşmasına olanak sağlayacak biçimde olmalıdır.
- Yüzeyde kullanılacak cila, boya ve yağlar ahşaplar bünyesindeki nemin dışarı çıkmasına olanak sağlayacak nefes alan, UV direnci yüksek su itici özel dış cephe ahşap ürünleri olmalıdır. Uygulama sonrasında belirli periyotlarda kontrol edilmeli ve bakımı yapılmalıdır.
Sonuç olarak, ahşapların uzun süre su almasını engelleyecek biçimde montajının yapılmasını, yıpranan ahşapların sökülerek yenisi ile değiştirilmesini , nefes alan UV direnci yüksek pigment içeren dış cephe ahşap boyaları ile yüzeyi uygun biçimde hazırlandıktan sonra bakımının yapılmasını önermekteyiz.” şeklinde tespitler yapıldığı, bunun üzerine davalı tarafça davacıya 23.10.2018 tarihli ihtarnamede gönderildiği, ihtarnamede, "Sözleşme kapsamında gerçekleştirilen dış cephe ve kaplamalarında birçok hata, kabarma, boya ve cilalarda pullanma, soyulma gibi çeşitli hatalar meydana geldiği, ürün imalatçısı ... firması tarafından hazırlanan hasar raporunda bu hususların tek tek belirtilerek çözüm yollarını da açıklamış olduğu, İlgili şikayetlerin taraflarına iletildiği, karşı taraf tarafından bir teknik ekip gönderildiği, ilk aşamada tamiratlar yapılmışsa da ilgili hatalar ve şikayetlerin artarak devam ettiği,
Proje kapsamındaki hata ve olumsuzlukları gidermek amacı ile yeniden bir ekip gönderilmesi, hata ve olumsuzlukların ... firması tarafından önerilen şekillerde ve kalıcı olarak giderilmesi, aksi takdirde bu hususun sözleşmenin 14/4 numaralı maddesine açık aykırılık teşkil ettiği, ilgili proje kapsamındaki Müvekkil şirket zararlarının ... teminat mektubunun nakde çevrilmesi ile giderilmeye çalışılacağı, ... ifade edildiği görülmüştür.
Davalı tarafından davacıya 27.10.2018 tarihli ihtarnameyi gönderilerek ortaya çıkan hasarın giderilmesini aksi halde teminat mektubun nakde çevrilerek hasar giderimi için kullanılacağını ihtar etmiş, davacının ise bu ihtara karşı herhangi bir işlem yapmadığı, bunun üzerine davalının, davacı tarafça verilen 25.04.2018 tarihli 30.000,- Euro tutarlı teminat mektubu 28.02.2019 tarihinde nakde çevirerek (180.771,00 TL ) hasarları giderdiği, bu konuda ... firmasından aldığı 08.10.2018 tarihli faturayı sunduğu, faturada 1.200,81 m2 lik malzeme, 32,328... Euro/m2 birim fiyattan toplam tutar 38.820,00 Euro (287.415,52 TL) olarak gösterildiği, söz konusu bedelin sadece malzeme bedeli olduğu, işçilik giderinin bulunmadığı, dosya muhtevasında söz konusu malzeme miktarı ve gizli ayıpların giderilmesi için gereken işçilik bedeli ile ilgili de geçerli nitelikte belge veya tutanak mevcut olmayıp bilirkişilerce ayıplı işin yaklaşık giderilme bedeli: 1.200,81 m2 x 0,90 (%10 zayiat) x (32,328.-Euro/m2 + 66,10.-Euro/m2) = 106.374.-EurotKDV olarak hesaplanmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen teknik bilirkişilerce ahşap kaplamanın su alarak kabarması, kararması v.b. Hasarlarından her iki yanın da eşit kusurlu bulunduğu tespit edildiğinden mahkememizce de bu görüşe itibar edilmiştir. Dava konusu işin Geçici Kabulünün 01.06.2016 tarihli olması ve söz konusu kabul tutanağında işin proje ve sözleşmeye uygun olduğu, geçici kabule engel olabilecek eksik, kusur ve arızaların bulunmadığı belirtilmesine karşın, yapılan işteki ayıplar ise geçici kabulde yapılan kontrollerde tespit edilmediğinden bilirkişilerce ayıbın zaman içinde ortaya çıktığından ayıbın gizli nitelikli olduğu değerlendirmesine itibar edilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 477/3. maddesi, "Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır." hükmü dikkate alınarak yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, gizli ayıplarda ise 477. maddeleri hükümlerine gecikmeksizin ihbarda bulunması gerektiği, ayıp ihbarının kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulünün mümkün olduğu, işin geçici kabulünün 01.06.2016 tarihinde yapıldıktan ve daha sonra kesin hesabından yapılmasından sonra yukarıda açıklanan şekilde ilk ayıp bildirimi 27.10.2017 tarihinde mail ile yapılmasına karşın ayıbın kullanmaya bağlı olarak zamanla ortaya çıkacağından ayıp ihbarının TBK 477 gereğince süresinde yapıldığı kabul edilmiştir.
Yukarıda detaylıca izah edildiği üzere, ayıplı işin yaklaşık giderilme bedeli olarak 1.200,81 m2 x 0,90 (%10 zayiat) x (32,328.-Euro/m2 + 66,10.-Euro/m2) = 106.374.-Euro+KDV olduğu, davacının sorumlu olduğu miktarın 53.187+ KDV olduğu, davacının verdiği 30.000 euro teminat mektubu nakde çevrildiğinden davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükle bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 615,40.-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 3.087,12-TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, artan 2.471,72 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde davacıya iadesine,
5-Davalı tarafından yatırılan gider avansı ve yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 6. madde uyarınca belirlenen taktiren 30.000,00-TL vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00.-TL arabuluculuk tarife bedelinin, davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf'a kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır