T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/457 Esas
KARAR NO: 2024/373
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 24/08/2020
KARAR TARİHİ: 13/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı tarafından müvekkili hakkında 14.08.2020 ödeme günlü 50.000,00-TL tutarlı senede ilişkin olarak ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş, ... Karar sayılı dosyasından verilen 18.08.2020 tarihli İhtiyati Haciz kararına binaen ... 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin ihtiyati hacze ve icra takibine konu edilen senetten ilk defa ihtiyati haciz kararıyla ve bu karara binaen gerçekleştirilen hacizle haberdar olduğunu, müvekkilinin ihtiyati haciz kararına ve icra takibine konu senedi düzenlememiş olup, senetteki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını, ihtiyati haciz kararı ve icra takibi neticesinde konulan hacizler nedeniyle müvekkilinin ciddi mağduriyet yaşadığını, bu nedenlerle müvekkilinin 14.08.2020 ödeme günlü 50.000,00-TL bedelli senet ve dolayısıyla icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ve İİK 72. Madde uyarınca ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... İli ... ilçesinde petrol istasyonu işletmekte olup davacı taraf ve çalışanları müvekkiline ait istasyona gelerek yakında bir şantiyede iş aldıklarını ve yakıta ihtiyaçları olduğunu belirttiklerini, müvekkilinin kısa bir incelemeden sonra yakıtları verdiğini ve karşılığında dava konusu senetleri aldığını, müvekkile ait istasyondan ciddi miktarda yakıt alındığını, bu yakıtların bir kısmının şoför tarafından teslim alındığını, fakat senetlerin ödenmediğini, müvekkilinin şahıslara ulaşmaya çalıştığından ortadan kaybolduklarını görmüş ve ... Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi verdiğini, şu halde ekteki evraklar ve yine olayın tamamı değerlendirildiğinde müvekkilinden yakıt alan şahısların bir şekilde bu borçtan kurtulmaya çalıştıklarının görüleceğini, şahısların amacının dolandırmak veya başka surette borcu ödememek de olabileceğinden şüphelenen müvekkilinin şahısları savcılığa şikayet ettiğini, davacı tarafın işbu davasının haksız ve kötü niyetli olup açıkça senet borcundan kurtulmaya yönelik olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, ... 23. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibe konu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 23. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası, ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyası, .... 34. İcra Hukuk Mahkemesin ...Esas sayılı dosyası, 14.08.2020 ödeme günlü ve 50.000,00-TL tutarlı sanat, imza asıllarının bulunduğu belgeler ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın bir grafoloji bilirkişiye tevdi ile toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; 04/08/2020 düzenleme, 14/08/2020 ödeme tarihli 50.000,00 TL bedelli borçlusu ... alacaklısı ... olan bononun ön yüzündeki davacı ...'e atfen atılı bulunan arka sayfadaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususlarında hazırlanan 08/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda; İnceleme konusu senetteki imzalar ile ...'e ait farklı varyasyonlar gösteren mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde farklılıklar görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu senetteki imzaların ...'ün eli ürünü olduğunu gösterecek grafolojik benzerlik ve uygunluk saptanmadığı bildirilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı ilamı).
Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu 04/08/2020 düzenleme, 14/08/2020 ödeme tarihli 50.000,00 TL bedelli borçlusu ... alacaklısı... olan bononun ön yüzündeki davacı ...'e atfen atılı bulunan arka sayfadaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususlarında bono aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 08/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda bonodaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunun denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması ile aynı bonoya ilişkin ... 34. İcra Hukuk Mahkemesince alınan rapor ile de örtüşmesi nedenleriyle mezkur rapora itibar edilmiştir. Bilirkişi raporuna davalı vekilinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının da dosya kapsamı ile de örtüşmemesi de dikkate alınarak itibar edilmemiştir.
Davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdiği, dava konusu edilen bono üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığını ispat ettiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle davanın kabulü ile, ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasının davacı yönünden iptaline, karar verilmiştir.
Davacı tarafın tazminat talebi yönünden ise davalının davacıya atfen atılı bulunan imzanın sahte olduğunu çeki iktisab ettiğinde bilebilecek durumda değildir. Dosya kapsamında davalının kötüniyetli olduğuna dair bir belge veya delil de bulunmamaktadır. Bu nedenlerle de davacı tarafın davalı hakkındaki tazminat talebinin İİK'nun 72/4-5. maddesindeki koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takip dosyasının davacı yönünden İPTALİNE,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4-5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 3.415,50-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 853,88-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 853,88-TL peşin harç, 54,40-TL başvurma harcı, 259,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 1.167,28-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.13/06/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*