T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/229 Esas
KARAR NO : 2025/893
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/04/2021
KARAR TARİHİ : 16/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkilinin, ... A.Ş. (CBM) 'nin %7 oranında hissedarı olduğunu, kendisinin şirkette herhangi bir yöneticilik görevi bulunmadığını, ..., ... İlçesi ... bölgesinde madencilik alanında faaliyet gösteren ... A.Ş., bölgenin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından "Maden Bölgesi" ilan edilmesi ve bölgedeki tüm maden ruhsatlarının iptal edilmesiyle gayrifaal hale geldiğini, şirket faaliyette bulunduğu dönemde, iştigal ettiği maden üretimine yönelik bir çok makine, araç ve benzeri malzeme edindiğini, ayrıca bu amaca matuf olarak pek çok da gayrimenkul satın aldığını, bütün bu değerlerin şirketin malvarlığı olarak güçlü bir konuma gelmesini sağladığını, şirketin faaliyet gösterirken üretime ve satışa devam edebilmek, işleri yürütebilmek amacıyla pek çok kredi çektiğini, pek çok yere de borçlandığını, Halkank ve Vakıfbanktan yüksek bedelli krediler kullanıldığını ve bankaların kredi için şart koşmaları üzerine, hisse oranına bakılmaksızın tüm ortaklar borcun tamamına müteselsil kefil olduklarını, bu kredi taksitlerinin bir süre sorunsuz ödendiğini, fakat daha sonra ödenmediğinin müvekkilince anlaşıldığını, Halkbank'ın kullanılan yüksek miktarlı bu kredinin ödenmemesi üzerine önce ihtarname gönderdiğini, ...'ın ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurarak ihtiyati haciz kararı aldığını ve ... 5. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile bunu icra ettiğini, akabinde ... 6. İcra Müdüdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile de esas takibe geçtiğini, söz konusu dosya halen derdest olup dosya borcu 11 milyon TL'na yaklaştığını, ... kullanılan kredinin ise tekrar yapılandırıldığını şifahi yollarla öğrenildiğini, bu kredi borcu da 20 milyon TL'nın üzerinde olmakla tam miktarı bilinemediğini, mevcut durumda müvekkilinin ciddi bir borç yükü ile karşı karşıya kaldığı gibi şirketin de borç ödemekten aciz hale geldiğini, ... ve ... hissedarı ve yetkilisi oldukları ...'nin 5 taşınmazını, hissedarı ve yetkilisi oldukları ...'a çok düşük bedellerle satıp devrettiklerini, ayrıca üçüncü kişilerden gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile .... ye satışı konusunda anlaşılan, buna istinaden imzalanan sözleşme ve bu işlem için verilen satış vekaletnamesine aykırı olarak, ... adına tescili yapılması gerekirken ... A.Ş. Adına tescilinin yapıldığını, şirket yetkilileri ..., ... ve ... tarafından kendi çalışanlarına verilen vekaletname ile kendi şirketleri ve yakın ilişkide oldukları ... ya aynı gün içinde satılmış ve şirketin sahip olduğu gayrimenkullerin mülkiyetinden çıktığını belirterek; davanın kabulü ve şirket yetkilisi, ..., ... ve ...'in gayrimenkullerin satış işlemleri ile şirketi zarara uğrattıklarının tespiti ile,
... A.Ş.'ye satılan gayrimenkuller bakımından;
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 788 Parselin (13.338 m2 lik hissesi)
.... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 69 Parsel,
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 126 Parsel,
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 127 Parsel, bakımından, satış işlemlerinini muvazaa sebebiyle iptaline ve ... adına tesciline, bu talebinin mümkün olmaması halinde ise gayrimenkullerin satışından doğan şimdilik 200.000,00 TL zararın tespiti ile bu zarara satış tarihi olan 07.07.2017'den itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalılar ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ( ... A.Ş.) ödenmesine, ayrıca üçüncü kişilerden sözleşme ile ... Ye satışı konusunda anlaşılan, buna istinaden imzalanan sözleşme ve bu işlem için verilen satış vekaletnamesine aykırı olarak, ... adına tescili yapılması gerekirken ...A.Ş. Adına tescili yapılan 788 parselin 12.568,00 m2 lik hissesi bakımından oluşan şimdilik 60.000,00 TL zararın tespiti ile, bu zarara ...'e satış tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalılar ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ( ... A.Ş.) ödenmesine, .... A.Ş.'ye satılan gayrimenkuller bakımından;
.... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 123 Parsel
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 124 Parsel
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 125 Parsel
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 788 Parsel (7.171 m2 lik Hissesi)
Bakımından bu gayrimenkullerin satışından doğan şimdilik 250.000,00 TL zararın tespiti ile bu zarara satış tarihi olan 07.07.2017'den itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalılar ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ( ... A.Ş.) ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 26/11/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; davanın kabulü ve şirket yetkilisi, ..., ... ve ...'in yukarıda belirtilen işlemler ile şirketi zarara uğrattıklarının tespiti ile,
1- ... A.Ş.'ye satılan gayrimenkuller bakımından;
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 126 Parsel,
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 127 Parsel, bakımından, satış işlemlerinini muvazaa sebebiyle iptaline ve ... adına tesciline, bu talebimizin mümkün olmaması halinde ise gayrimenkullerin satışından doğan 30.857.056,77 TL zararın tespiti ile bu zarara satış tarihi olan 07.07.2017'den itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalılar ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ( ... A.Ş.) ödenmesine,
2- Üçüncü kişilerden satış vaadi sözleşmesi nedeniyle alınan ve .... Ye satışı konusunda anlaşılan, buna istinaden imzalanan sözleşme ve bu işlem için verilen satış vekaletnamesine aykırı olarak, ... adına tescili yapılması gerekirken ... A.Ş. Adına tescili yapılan 788 parselin 12.568,00 m2 lik hissesi bakımından oluşan 14.857.763,00 TL zararın tespiti ile bu zarara ...'e satış tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalılar ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ( ... A.Ş.) ödenmesine,
3- ... Tic. A.Ş.'ye satılan gayrimenkuller bakımından;
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 123 Parsel
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 124 Parsel
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 125 Parsel
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 788 Parsel (7.171 m2 lik Hissesi) Bakımından bu gayrimenkullerin satışından doğan 28.562.895,07 TL zararın tespiti ile bu zarara satış tarihi olan 07.07.2017'den itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalılar ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ( ... A.Ş.) ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA /
Davalılar vekili cevap dilekçesinde ve özetle; dava dilekçesinin ve eklerinin usulsüz olarak tebliğ edildiğini, taraf teşkili sağlanmayan davada tüm müvekkilleri bakımından hukuki savunma hakkını ihlal eder nitelikte olduğunu, davanın müvekkili şirkete yönlendirilmişse de, müvekkil şirketin dava konusu ... A.Ş. (“... )'nin pay sahibi ya da yönetim kurulu üyesi olmadığını, dolayısıyla 3. kişi konumundaki müvekkili şirketin iddia konusu zarara sebebiyet veren işlem bakımından hiçbir etkisi bulunmadığını, davanın iddia konusu zarara sebebiyet veren yönetim kurulu üyelerine yöneltilmesi gerekmekte olduğunu bu nedenle husumet itirazlarının olduğunu, davanın Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin olduğundan, müteselsil sorumluluğun bir türü olması nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin tamamının davaya dahil edilmesi gerektiğini, davacının talep hakkı zamanaşımına uğramakla birlikte huzurdaki davanın esastan reddi gerektiğini, müvekkilleri ibra eden davacının dava hakkının sona erdiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, söz konusu taşınmazların satıldığı tarihteki rayiçlerine uygun bedelle satıldığını, davacının durumlardan haberdar olmadığı yönündeki iddiaları kötüniyetli olduğunu belirterek; öncelikle müvekkili şirket ... ve Müvekkil ... adına yapılan tebligatların usulsüzlüğünün tespiti ile, cevap dilekçesinin kabulüne, cevap dilekçemizde bildirilen delillerimizin toplanmasına, sorumluluk belirlenecek ise farklılaştırılmış teselsül ilkesi doğrultusunda diğer yönetim kurulu üyelerinin de davaya dahil edilmesine, bu hususun kabul edilmemesi halinde bu yönetim kurulu üyelerine davanın ihbar edilmesine, davanın 3. kişi konumundaki ... bakımından husumet itirazı doğrultusunda reddine, davanın her halükarda zamanaşımı itirazı doğrultusunda reddine, yönetim kurulunu ibra edilen davalı yönetim kurulu üyeleri açısından, davacının dava hakkının sona ermiş olması nedeniyle her halükarda reddine, davacının haksız davasının her hâlükârda reddine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava, TTK'nın 553 vd. maddeleri gereğince şirketin uğradığı zararın yönetici sorumluluğuna dayalı olarak davalı yöneticilerden tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davalıların dava dışı ... Şirketi'nin yöneticisi oldukları dönemde şirket taşınmazlarını, yakın ilişki içerisinde oldukları iddia olunan davalı ...A.Ş. ve dava dışı ...Tic A.Ş'ye muvazaalı şekilde ve düşük bedellerle devrederek şirketi zarara uğrattıkları iddialarının yerinde olup olmadığı, davalı ...şirketinin pasif husumetinin bulunup bulunmadığı, davalı ...şirketine yapılan taşınmaz devirlerinin muvazaa nedeniyle iptaline bu olmadığı takdirde taşınmazların satışından doğduğu iddia olunan zararın ..., ..., ...'den tahsili ile TTK 553 maddesi uyarınca ... şirketine ödenmesine, yine dava dışı ...şirketine yapılan devirler nedeniyle doğduğu iddia olunan zararın ..., ..., ...'den tahsili ile TTK 553 maddesi uyarınca ... şirketine ödenmesine yönelik davacı taleplerinin yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı tespit edilmiştir.
Taraflarca gösterilen delilen toplanmış dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alınmıştır.
Bilirkişi ...tarafından düzenlenen 19/06/2023 tarihli bilirkişi raporu, 22/09/2023 tarihli ek rapor, YMM, Bağımsız Denetçi ..., Ticaret Huk . ..., Medeni Hukuk-Borçlar Hukuku Öğretim Üyesi ..., Şehir Plancısı ..., İnşaat Mühendisi... tarafından düzenlenen 15/05/2024 tarihli bilirkişi raporu, YMM, Bağımsız Denetçi ..., Ticaret Huk . ABD Dr. ... tarafından düzenlenen 26/04/2025 tarihli bilirkişi ek raporu dosya kapsamına ibraz edilmiştir.
Taraf iddia ve savunmaları ibraz edilen deliller, bilirkişi rapor ve ek raporları ile Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;
Davacı vekili dava dilekçesinde ;Davacı ... ... A.Ş.'nin %7 oranında hissedarı olup daa dilekçesi ile ;
..., ... ve ...'in yapmış oldukları işlemler ile şirketi zarara uğrattıklarının tespiti ile,
... A.Ş.'ye satılan gayrimenkuller bakımından;
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 788 Parselin (13.338 m2 lik hissesi), 69 Parsel, 126 Parsel, ve 127 Parsel, bakımından, satış işlemlerinini muvazaa sebebiyle iptaline ve ... adına tesciline, bu talebinin mümkün olmaması halinde ise gayrimenkullerin satışından doğan şimdilik 200.000,00 TL zararın tespiti ile bu zarara satış tarihi olan 07.07.2017'den itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalılar ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ( ... A.Ş.) ödenmesine, ayrıca üçüncü kişilerden sözleşme ile .... Ye satışı konusunda anlaşılan, buna istinaden imzalanan sözleşme ve bu işlem için verilen satış vekaletnamesine aykırı olarak, ... adına tescili yapılması gerekirken .... A.Ş. Adına tescili yapılan 788 parselin 12.568,00 m2 lik hissesi bakımından oluşan şimdilik 60.000,00 TL zararın tespiti ile, bu zarara ...'e satış tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalılar ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ( ... A.Ş.) ödenmesine,
.... A.Ş.'ye satılan gayrimenkuller bakımından;
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 123 Parsel,124 Parsel, 125 Parsel, 788 Parsel (7.171 m2 lik Hissesi) bakımından bu gayrimenkullerin satışından doğan şimdilik 250.000,00 TL zararın tespiti ile bu zarara satış tarihi olan 07.07.2017'den itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalılar ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ( ... A.Ş.) ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 26/11/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; şirket yetkilisi, ..., ... ve ...'in yapmış oldukları işlemler ile şirketi zarara uğrattıklarının tespiti ile,
1-... A.Ş.'ye satılan gayrimenkuller bakımından;
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 126 Parsel,127 Parsel, bakımından, satış işlemlerinini muvazaa sebebiyle iptaline ve ... adına tesciline, bu talebimizin mümkün olmaması halinde ise gayrimenkullerin satışından doğan 30.857.056,77 TL zararın tespiti ile bu zarara satış tarihi olan 07.07.2017'den itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalılar ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ( ... A.Ş.) ödenmesine,
2- Üçüncü kişilerden satış vaadi sözleşmesi nedeniyle alınan ve .... Ye satışı konusunda anlaşılan, buna istinaden imzalanan sözleşme ve bu işlem için verilen satış vekaletnamesine aykırı olarak, ... adına tescili yapılması gerekirken .... A.Ş. Adına tescili yapılan 788 parselin 12.568,00 m2 lik hissesi bakımından oluşan 14.857.763,00 TL zararın tespiti ile bu zarara ...'e satış tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalılar ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ( ... A.Ş.) ödenmesine,
3- ...Tic. A.Ş.'ye satılan gayrimenkuller bakımından;
... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 123 Parsel, 124 Parsel, 125 Parsel, 788 Parsel (7.171 m2 lik Hissesi) Bakımından bu gayrimenkullerin satışından doğan 28.562.895,07 TL zararın tespiti ile bu zarara satış tarihi olan 07.07.2017'den itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalılar ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ( ... A.Ş.) ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafça ibraz edilen ıslah dilekçesi ile; ilk talebi olarak davalıların ... A.Ş.'ye satılan ... İli, ... İlçesi ... Mahallesi 126 ve 127 Parsel nolu gayrimenkul satış işlemlerinini muvazaa sebebiyle iptali ile ... adına tesciline karar verilmesini talep etmektedir.
Muvazaa; tarafların "açıklanan beyanlarının gerçek maksatlarına uymadığını bildikleri halde akitlerin kastettikleri durumdan başka bir hukuki ilişkide kendilerini anlaşmış gibi göstermiş olmaları halidir" denilerek tarif edilmiş olup. muvazaa mutlak ve nispi muvazaa şeklinde iki gruba ayrılmaktadır:
Mutlak muvazaada taraflar, bir sözleşme yapmak istemedikleri halde, üçüncü kişileri aldatmak maksadı ile aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan görünüşte bir sözleşme yapmaktadırlar.
Nispi muvazaa ise, tarafların gerçek iradelerine uygun olarak yaptıkları bir sözleşmeyi iradelerine uymayan görünüşteki bir sözleşme ile gizlemeleri, şeklinde tanımlamakta olup; muvazaadan bahsedebilmesi için bazı unsurların birarada bulunması gerekir. Bunlardan ilki görünüşteki işlem olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak için yapmış oldukları işlemlere görünüşteki işlem adı verilir. Taraflar hukuki işlemi sırf üçüncü kişileri yanıltma amacıyla yapmakta ve bu işlemin kendi aralarında hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı hususunda anlaşmaktadırlar.
Muvazaanın diğer şartı muvazaa anlaşmasıdır. Tarafların, görünürdeki işlemi sırf üçüncü kişileri aldatmaya yönelik yaptıkları ve kendi aralarında hüküm ifade etmeyeceğine dair bir anlaşma yapmaları gerekir ki bu anlaşma muvazaa anlaşmasıdır. Muvazaanın şartları arasında yer alan aldatma kasdı niteliği itibarıyla muvazaanın içeriğine dahil zorunlu bir unsurdur. Dışa karşı bir görüntü yaratma niyeti ancak üçüncü kişilerin aldatılması yoluyla gerçekleşebilir. Nisbi muvazaa için bu koşulların yanında ayrıca gizli işlem koşulu da aranır ki taraflar bazen görünürdeki muvazaalı işlemin arkasında kendi iradelerine uygun başka bir işlem yapabilirler. İşte görünüşteki işlemin arkasında gizlenen ve tarafların iradelerine uygun bu işleme gizli işlem denilir.
Muvazaada görünürdeki işlem, tarafların gerçek iradelerine uygun olarak yapmak istedikleri işlem olmadığından, burada tarafların birbirine uygun irade beyanlarından ve dolayısıyla bir sözleşmeden bahsedilemez. Tarafların görünürdeki irade beyanları muvazaalı işlemin geçerli olması yönünde uyuşmakta ise de, işlem iradesi ile beyan iradesi mevcut değildir. Bu nedenle görünürdeki işlem geçerli değildir.
Somut uyuşmazlıkta muvazaa sebebi ile iptal seçenekli olarak talep edilmiş ise de yukarıdaki belirtilen hususlar nazara alındığında muvazaa koşullarının mevcut olmadığı görülmüş bu kapsamda dava diğer seçenekli talep olan yönetici sorumluluğu nedeni ile dolaylı zarar iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamından;
... A.Ş.'ye satılan gayrimenkuller bakımından ;... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 69 parsel, 126 parsel, 127 parsel nolu taşınmazların 07.07.2017 tarihi, 788 parsel (13.338 m2 lik hissesi) Satış vaadi sözleşme tarihinin 20.04.2016 olduğu ,...Tic. A.Ş.'ye satılan gayrimenkuller bakımından ise dava konusu; ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 123 parsel,124 parsel, 125 parsel nolu taşınmazların Satış tarihi: 07.07.2017tarihi olduğu, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 788 parsel (7.171 m2 lik hissesi) Satış vaadi sözleşme tarihi tarihinin 20.04.2017 tarihi olduğu görülmüştür.
2015 yılı olağan genel kurulu 07.06.2016 tarihinde yapıldığı ve genel kurul tutanağı ekinde bulunan hazirun cetvelinin;
Pay Sahibi Adı Pay Adedi Sermaye Tutarı %
1 ... 5000 2.500.000,00 25,00%
2 ... 4200 2.100.000,00 21,00%
3 ... 3800 1.900.000,00 19,00%
4 ... 1400 700.000,00 7,00%
5 ... 1400 700.000,00 7,00%
6 ... 964 482.000,00 4,82%
7 ... 700 350.000,00 3,50%
8 ... 700 350.000,00 3,50%
9 ... 700 350.000,00 3,50%
10 ... 436 218.000,00 2,18%
11 ... 420 210.000,00 2,10%
12 ... 280 140.000,00 1,40%
20.000 10.000.000,00 100,00% şeklinde olduğu,
07.06.2016 tarihinde yapılan 2015 olağan genel kurulda tutanağında yönetim kurulu olarak 2 yıl görev yapmak üzere aşağıdaki yönetim kurulunun seçildiği ve şeçilen yönetim kurulu üyelerinin herhangi üçünün (3) birlikte şirket kaşesi veya üzerine atacakları müşterek imzaları ile geçerli olacağı 22.07.2016 tarih ve 9121 sayılı TTSG 398 sayısında ilan edildiği,
1 ... Yönetim Kurulu Üyesi
2 ... Yönetim Kurulu Üyesi
3 ... Yönetim Kurulu Üyesi
4 ... Yönetim Kurulu Üyesi
5 ... Yönetim Kurulu Üyesi
6 H... Yönetim Kurulu Üyesi
7 ... Yönetim Kurulu Üyesi
2- Davalı ... A.Ş.;
Davalı ... A.Ş'nin 06.09.2018 günü yapılan 2016 ve 2017 yılı olağan genel kurul ekinde bulunan hazirun cetvelindeki ortakların hisse payları aşağıdaki şekilde olduğu;
Pay Sahibi Adı Pay Adedi Sermaye Tutarı %
1 ... 2.200,00 2.200.000,00 44,00%
2 ... 1.400,00 1.400.000,00 28,00%
3 ... 1.400,00 1.400.000,00 28,00%
TOPLAM | 5.000,00 5.000.000,00 olduğu,
Davalı ... A.Ş'nin 01.04.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl görev yapmak üzere ... ile ... seçilmiş olduğu,
Davalı ... A.Ş'nin 06.05.2019 tarihinde yapılan 2018 yılı olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl görev yapmak üzere ..., ... ile ... 'ın seçilmiş olduğu,
Dava konusu bir kısım taşınmazların satıldığı ... Tic. A.Ş.'nin 5 Kasım 2004 yılında ....Ltd.Şti ünvanlı olarak kurulduğu ve ortaklık yapısının :
Pay Sahibi Adı Pay Adedi Sermaye Tutarı %
1 ... 51,00 51.000,00 51,00%
2 ... 49,00 49.000,00 49,00%
TOPLAM 100,00 100.000,00
....Ltd.Şti 01.12.2010 tarihinde nevi değişikliği yapılarak ... Tic. A.Ş. dönüştüğü ve hisse yapısıs aşağıdaki şekilde olduğu ( 0912.2020 Tarih ve 7704 sayılı TTSG sayfa 335);
Pay Sahibi Adı Pay Adedi Sermaye Tutarı %
1 ... 1.560,00 7.800.000,00 26,00%
2 ... 1.500,00 7.500.000,00 25,00%
3 ... 2.940,00 14.700.000,00 49,00% TOPLAM 6.000,00 30.000.000,00 %100 olduğu,
... A.Ş.'i 2015 -2016 ve 2017 yıllarında yönetim kurulu üyelerinin;
1 ... Yönetim Kurulu Başkanı
2 ... Yönetim Kurulu Bak.Yard.
3 ... Yönetim Kurulu Üyesi olduğu ,
... A.Ş.’nin 2016 ve 2017 yıllarına ait Kururumlar Vergisi beyannamesindeki mali tablolarına göre öz sermayesinin; 2016 yılında Dönen Varlıklar 61.086.199,12 TL, Duran Varlılar (1 ) 18.470.730,47 TL,2017 yılında Dönen Varlıklar 30.183.414,46 TL, Duran Varlılar 17.223.832,37 TL
Öz kaynaklar toplamının; 2016 yılında 9.612.262,38 TL,2017 yılında 3.200.339,46 TL olup, ... A.Ş’nin 2016 yılı öz kaynakları ; + 9.612.262,38.-TL pozitif, dönem zararı - 113.056,71.-TL iken 2017 yılında yılı öz kaynakları; + 3.200.339,46.-TL, pozitif, dönem zararının -7.871.922,92.-TL gerçekleştiği,
... A.Ş’nin davalı... A.Ş. ile dava dışı ... Tic. A.Ş’ne satışı yapılan arsalardan toplam 1.220.694,84.-TL zarara yol açtığı ve 2017 yılındaki gerçekleşen dönem zararının % 15,51 oluşturduğu, Duran Varlılar (1) da Arazi ve Arsalar 2016 yılında 13.919.000,00 TL iken 2017 yılında 0 olarak gözüktüğü,
... A.Ş,’nin ticari defterlerindeki 2016 yılı duran varlıklar kalemi içinde ve 2017 yılında satılan ve bilirkişi raporunda detaylandırılan 9.919.000,00.-TL maliyetteki arsalar 2016 yılındaki arsaların % 71 oluşturduğu ve önemli bir maddi duran varlık olduğu dosya kapsamına ibraz edilen rapor ile anlaşılmıştır.
... Şirketi'nin 04.06.2018 Tarihli 2016-2017 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında;
madde. 4 "2016-2017 bilanço kar/ zarar hesaplarının okundu ve müzareke edildi. Yapılan oylama sonucunda 2016-2017 bilanço kar/ zarar hesapları oy birliği ile tasdik edildi."
madde. 5 "2016-2017 yılı çalışmalarından dolayı yönetim kurulunun ibrasına geçildi. Yönetim kurulu üyelerinin her biri kendi ibralarında sahip oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanmayarak toplantıya katılan diğer ortakların oy birliği ile ayrı ayrı ibra edildiler." şeklinde olduğu görülmüştür.
Bahse konu Genel Kurul Toplantısı Hazirun Cetveli'nde davacı ...'ın isminin karşısında asaletin katılım olduğu bilgi yer alıp, bir adet ıslak imzanın bulunduğu ve taraf dilekçelerinde imzanın geçerliliği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, bu kapsamda davacının bizzat genel kurula katılarak ibraya olumlu oy verdiği, genel kurul kararlarının oy birliği ile alındığı görülmüştür.
Genel kurul tarafından ibra kararı "açık" olarak verilebileceği gibi bilançoların onaylanması suretiyle "zımni" olarak da verilebilir. Genel kurul bilançonun onaylanmasından bağımsız olarak, yönetim kurulu üyelerinin ibrasını karara bağlayabilir. Bu durumda artık zımni değil, açık ibradan bahsetmek gerekir. İbra kararı vermeye yetkili tek organ olan genel kurul, bunun kapsamını belirlemek konusunda da tek başına yetkiye sahiptir. Bu noktada ise, açık ibra da tıpkı yönetim kurulu üyelerinin genel olarak ibrasında olduğu üzere genel kurulun bilgisine ulaşan hususları kapsar, İbranın kapsamını belirleyen "genel kurulun bilgisine ulaşma" ölçütü, bilanço dahilinde kâr ve zarar hesaplarının yanı sıra yıllık faaliyet raporu, denetçi raporu ve genel kurula bilgi ulaştıran diğer kaynakları da içermektedir. İbranın genel kurulun bilgisine ulaşan işlemleri kapsaması ile kasdedilen, gerek genel kurula ulaşan belgelerden, gerekse sözlü açıklamalardan orta yetenekte (vasat) bir ortağın anlayabileceği hususlar olup orta yetenekli bir pay sahibi esas alınarak saptanır.
Bu kapsamda Dava dosyasında yer alan ... Anonim Şirketinin 01.01.2016-31.12.2016 Dönemi Yıllık Faaliyet Raporu 4/a başlığı altında "Şirketin ilgili hesap döneminde yapmış olduğu yatırımlara ilişkin bilgiler" olarak uyuşmazlık konusu taşınmazlardan bazılarının yıl bazında aktif değer bilgileri yer almakta olduğu, 01.01.2017-31.12 2017 dönemi yıllık faaliyet raporu, kurumlar vergi beyannameleri ,sabit kıymet listeleri , 2015-2017 yılları muavin kayıtlarının dosya kapsamına sunulduğu görülmüştür.
Davacı %7 pay sahibi olup aynı faaliyet alanına tabi farklı şirkette daha ortaklığı ve şirket temsilciliği bulunmakta olup; davacı ya da başka bir ortak tarafından ibra kararının oy birliği ile alındığı 04.06.2018 tarihli genel kurul kararlarının iptali için açılmış bir davanın bulunmadığı , davacının dava konusu taşınmazların satışına ilişkin olarak orta yetenekte bir ortağın anlayabileceği ölçüde bilgiye sahip olduğu ve finansal tabloda Duran Varlılar (1) da Arazi ve Arsalar 2016 yılında 13.919.000,00 TL iken 2017 yılında 0 olarak gözüktüğü bu kapsamda eksik veya yanlış düzenlenmiş bilançoya dayanılarak verilen ibra kararından bahsedilemeyeceği, yönetim kurulu üyeleri olan davalıların bilinçli olarak eksik ya da yanlış hareketleri neticesinde bilançonun ibra edilmesinin dosya kapsamında açıkça ortaya konulamadığı ve ibranın TTK m. 424 uyarınca geçersiz sayılmasını gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, sorumluluk davasının koşullarından biri olan ibra edilmemiş olma şartının dosya kapsamında gerçekleşmemiş olduğu kanaatine varılmıştır.
TTK m. 560/2 hükmü uyarınca "Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." düzenlemesi mevcut olup "İki yıllık süre davacının zararı ve sorumluğu öğrendiği tarihten itibaren başlar. Davacının bizzat genel kurul toplantısına katıldığı , 04.06.2018 tarihli genel kurul kararıyla birlikte gayrimenkul satışlarını dolayısıyla zararı öğrendiği, iki yıllık zaman aşımı süresinin 04.06.2018 tarihinden itibaren başlaması gerektiği bu kapsamda 01/04/2021 dava tarihi itibariyle zaman aşımının dolmuş olduğu anlaşılmıştır.
Beş yıllık sürenin başlangıcına ilişkin olarak dava konusu gayrimenkullerin 07.07.2017 tarihinde satışlarının meydana geldiği tarih itibariyle ileri sürülen zararın doğduğu kabul edilmesi gerektiğinden dava tarihinin 01/04/2021 olduğu nazara alındığında beş yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmıştır.
Anonim şirketlerde ibra ,yönetim kurulu üyelerinin görevleri nedeniyle şirkete verdikleri zarardan dolayı sorumluluklarının kaldırması sonucunu doğuran bir genel kurul kararı olup bu etki mutlak olmayıp bilinen ve genel kurul bilgisine sunulmuş işlemler bakımından şirkete karşı ve de dolayısıyla şirket adına dava açan pay sahibine karşı sorumluluğunu ortadan kaldırır.
Dava konusu taşınmazların satışına ilişkin olarak: 04.06.2018 tarihli genel kurulda orta yetenekte bir ortağın anlayabileceği ölçüde davaya konu taşınmazlardan bazılarının yıl bazında aktif değer bilgilerinin yer aldığı, dosya kapsamına ibraz edilen ... şirketinin 01.01.2016- 31.12.2016 dönemi yıllık faaliyet raporu genel kurulda sunulduğu, Şirket faaliyetleri ve faaliyetlere ilişkin önemli gelişmeler başlığı altında davaya konu arsaların ‘’yatırım’’ olarak belirtilip karşılarına
aktif değerlerinin yazıldığı , Genel kurul kararında yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun okunduğu, müzakere edilip oy birliğiyle kabul edildiği yazılı olduğu ve bu genel kurul toplantısına davacının bizzat katıldığı ve Ortakların ibra kararı aldığı ibra kararına İlişkin olarak hiçbir şerh düşmemiş, olumsuz hiçbir oy kullanmamış davacının artık yönetim kurulu üyelerini geçerli şekilde ibra etmediğinden bahsedilemeyeceği ve ibraya olumlu oy vermesine rağmen dava ikame eden davacının çelişkili davranış yasağına aykırı davrandığı bu kapsamda TTK m. 558/2 uyarınca "Şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve orta yetenekte bir ortağın anlayabileceği kapasitede olan davacı pay sahibinin (altı aylık hak düşürü süreye de tabi olmadan) dolaylı zarar iddiasına dayalı dava hakkını kaldırdığı anlaşılmıştır.
Diğer pay sahiplerinin dava hakları da ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşeceği ve davaya konu genel kurula ilişkin açılmış dolayısıyla verilmiş bir ibranın iptali davası da söz konusu olmadığından , davacının ibra kararına ilişkin olumlu oyu bulunduğu da sabit olduğundan ... Şirketi'nin 04.06.2018 Tarihli 2016-2017 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı 5. Maddesinde oy birliği ile alınan kararının ayakta olduğu anlaşılmıştır.
Davaya konu gayrimenkullerin devrinin TTK m.408/2 (f) kapsamında önemli malvarlığı olarak nitelendirilmesi noktasında, devir işlemlerinin geçerli olabilmesi için genel kurul kararına dayanması gerekmektedir. Ancak mevcut durumda davacı ya da diğer pay sahipleri tarafından genel kurul kararlarının oy birliği ile alındığı ve davaya konu genel kurul kararlarının iptali için açılmış bir dava mevcut bulunmadığı, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde TTK m.408/2 (f) kapsamında bir iddia davacı tarafından ileri sürülmediği anlaşılmıştır.
Genel kurulun devredilemeyen görev ve yetkilerini başka bir organa devretmesinin müeyyidesi butlandır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından şirket genel kurulu tarafından malvarlığının satışı konusunda bir karar alınmadığı ve yönetim kuruluna böyle bir kararı uygulaması yönünde yetki verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda devredilemez bir görev ve yetkinin yetkili olmayan bir organ tarafından kullanımı söz konusu düşünülebilecek olup; TTK md. 408 (f) hükmü devredilemez görev ve yetkiler arasında saydığı malvarlığının toptan satışına ilişkin kararın tabi olduğu yetersayı hususunda da bir hüküm içermemekte olup, davalı şirketin 2018 tarihli hazirun cetveli incelendiğinde yönetim kurulu üyelerinin büyük bir kısmının aynı zamanda şirketin ortakları oldukları bu durumda organları oluşturan ortak ve yöneticiler her iki sıfatı birlikte taşıdıkları genel kurul organ olarak toplanmamış olsa bile yönetim kurulunu oluşturan ve aynı zamanda pay sahibi olanların oylarının toplamı şirket malvarlığının toptan satışı konusunda aranan nisabı karşıladığı ve zımni bir onayın söz konusu olduğu artık burada genel kurulun ayrıca toplanmamış olmasına bakarak işlemi geçersiz saymak usul ekonomisine aykırılık teşkil edeceği bu kapsamda butlan müeyyidesine tabi olmadığı değerlendirilmiştir.
Anılan durum karşısında; genel kurul toplantısına bizzat katılıp olumlu oy kullanan davacının iki yıllık zaman aşımı süresi dolduktan sonra açmış olduğu anlaşılan davanın zaman aşımı nedeni ile reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın Zamanaşımı nedeni ile Reddine
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının, 381.348,05-Tl ıslah harç 1.150.000,00-TL ıslah harç, peşin alınan 8.709,53-TL harçtan mahsubu ile artan 1.539.442,18-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine,
4-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından ve yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
7-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.400,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin, davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere oyçokluğu ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/12/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
(Muhalif Üye)
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
MUHALEFET ŞERHİ:
... Madencilik Anonim Şirketi'nin 04.06.2018 Tarihli 2016-2017 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı m. 4/“2016-2017 bilanco kar/ zarar hesaplarının okunduğu ve müzareke edildiği, söz konusu toplantının hazirun defteri uyarınca davacının toplantıya katıldığı sabit olup, ...Şirketinin 01.01.2016- 31.12.2016 Dönemi Faaliyet Raporu 4/a başlığı altında “Şirketin ilgili hesap döneminde yapmış olduğu yatırımlara ilişkin bilgiler” olarak uyuşmazlık konusu taşınmazlardan bazılarının yıl bazında aktif değer bilgileri yer aldığı, bunun dışında söz konusu taşınmazların satışına ilişkin bir bilgi ilgili genel kurul tutanaklarında yer almadığı, davalıların yapılan satışlara ilişkin olarak pay sahiplerine sözlü olarak beyanlarda bulunduklarına dair dosyada bir delilin bulunmadığı, eksik veya yanlış düzenlenen bilançoya dayanılarak yapılan yönetim kurulu ibrasının TTK 424 uyarınca geçerliliğinin tartışmalı olduğu, ibra kararının alındığı genel kurul tutanağı incelendiğinde yönetim kurulunun ibra edildiği yazılı olup, ibraya konu işlemlerin harcamaların açık bir şekilde ortaya konulup tartışılmadığı, dava konusu zarar miktarına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmadığı, bu durumda davacının dava açma hakkının kullanımı açısından TTK m. 560/2 hükmünün uygulanması gerektiği, buna göre davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, genellikle bilançonun incelenmesi sonucunda anlaşılabilecek zararlar açısından, bilançonun pay sahiplerinin incelenmesine sunulma tarihi, pay sahiplerinin zarar ve zarar sorumlusunun öğrenildiği tarih olarak kabul edilebileceği, bu hususta bir delil yoksa davacının beyanı esas alınması gerektiği, somut olayda genel kurul toplantısında taşınmazlara ilişkin olarak orta yetenekte bir ortağın anlayabileceği ölçüde bilgiye yer verilmediğinden yeterli bilginin sağlanmadığı yönünde olursa; iki yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı açısından öğrenme tarihine ilişkin davacının beyanın esas alınması gerektiği, taşınmazların satışının 07.07.2017 ve 20.07.2017 olduğu görülmekle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.
ÜYE-...
¸e-imzalıdır