T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/396 Esas
KARAR NO : 2024/734
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 22/06/2017
KARAR TARİHİ : 15/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12.10.2016 tarihinde davalı ... nezdinde sigortalı bulunan ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonetle müvekkilleri ...'ın sevk ve idaresindeki elektrikli bisikletin çarpması sonucu meydana gelen kazada müvekkillerinin kısmi olarak iş göremez hale geldiğini, müvekkillerinin geçirmiş olduğu trafik kazası sonucunda sağ bacağında kırık meydana geldiğini, müvekkillerinin hayatı boyunca geçirmiş olduğu kazanın izlerini taşıyacak ve eskisi gibi çalışmayacağını, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın sigortasının ... poliçe numarası ile ... A.Ş. Tarafından yapıldığını beyan ederek yargılama sonucunda müvekkilleri için geçici iş göremezlik tazminatının maddi tazminat değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik asgari 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranları ile davalıdan tahsilini, yargılama sonucunda müvekkilleri için kalıcı iş göremezlik tazminatının maddi tazminat değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik asgari 2.500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranları ile davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketlerinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, teminat limitlerini belirtmelerinin davayı kabul anlamına gelmediğini, müvekkil şirketin sorumluluğunu ancak sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olması halinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğundan adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının iddia ettiği sürekli sakatlık halinin ispat edilmesi halinde maluliyetten dolayı zarar hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kaytılı kişilerden olması gerektiğini, maluliyet tazminatı belirlenirken bilinen ücretin belirlenebilir bir ücret yoksa asgari ücretin baz alınması gerektiğini, sosyal güvenlik kurumuna müzekkere yazılarak davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının ve yapılmış ise hangi koldan ödeme yapıldığının araştırılmasının gerektiğini, şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, dava konusu olaya uygulanması gerek faizin yasal faiz olduğunu beyan ederek müracaat şartına uyulmadığından davanın usulden reddini, davanın sigortalı ...'un mernis adresine ihbar edilmesini, müvekkil şirketlerinin sorumlu bulunması halinde sorumluluğun yukarıda açkıladıkları çerçevede ve azami limit ile sınırlı olacağını, kusur, maluliyet durumu ve tazminat miktarı bakımından aktüer aracılığı ile bilirkişi incelemsei yapılmasını, taraf kusurlarının espiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas dairesine sevkini, Maluliyet rapornunu adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden alınmasını, tazminat raporunun hazineye kayıtlı aktüer aracılığı ile yaptırılmasını, davacının tedavi ve geçici ve iş göremezliğe ilişkin taleplerinin reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkindir.
Mahkememizin 11/01/2019 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı karar ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekili kararı istinaf etmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2021 tarih ...Esas... Karar sayılı ilamıyla "... Feragat, 6100 sayılı HMK’nin 307. maddesinde belirtildiği üzere iki taraftan birinin (davacının) talep sonucundan vazgeçmesidir. Davasından feragat eden davacı, bununla, dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan kısmen veya tamamen vazgeçmektedir. Davadan feragat, davacının mahkemeye karşı yaptığı tek taraflı bir irade beyanı ile olur ve tamamlanır. Feragatin geçerliliği için, bunun davalı tarafından kabul edilmesine veya feragate muvafakat etmesine gerek yoktur. Feragat sözlü yapılabileceği gibi yazılı olarak da yapılabilir. Ancak feragat beyanının açık olması ve davacının beyanından onun gerçek amacının davadan feragat etmek olduğunun açıkça anlaşılması gerekir.
Davadan feragat, davayı geri almadan farklıdır. HMK’nin 123. maddesindeki davayı geri alma anlamında da kullanılan davadan vazgeçme ile davayı geri alan davacı, bununla talep sonucundan, yani hakkın özünden feragat etmemekte, sadece davasını geri almakta ve onu ileride tekrar açabilme hakkını saklı tutmaktadır. Davadan feragat, davalının rızasına bağlı olmadığı halde, davacının davayı geri alabilmesi için davalının rızası şarttır.
Somut olayda, davacı vekili 03/01/2019 tarihli dilekçe ile: davadan vazgeçtiklerini, bu nedenle dosyanın işlemden kaldırılarak yatırmış oldukları harç ve giderlerin taraflarına iade edilmesini istemiştir. Davacı vekilinin davadan vazgeçme şeklindeki bu beyanı 6100 sayılı HMK'nın 123. maddesinde düzenlenen davanın geri alınması niteliğinde olup, vazgeçme davalının açık rızası ile mümkün olduğu halde, mahkemece davalının, davanın geri alınmasına karşı beyanı alınıp, açıkça rıza göstermesi halinde davanın açılmamış sayılmasına, rızanın bulunmaması halinde dava geri alınamayacağından, yargılamaya devam olunarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, davacının beyanının davadan feragat olarak (HMK307 vd.) nitelendirilmesi sonucunda yazılı biçim ve şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca, davacı vekilinin istinaf başvurusu yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile; ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir." bahisle kaldırılmıştır.
HMK’nun 266/1. maddesi gereği Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirme yapılarak davacının 12/10/2016 tarihli trafik kazası nedeniyle; Kaç gün iş ve güçten kaldığı, Kaç günde iyileşeceği, Sürekli iş görmezlik durumu ve oranı, Yaralanmasının bu kaza ile illiyet bağı olup olmadığı konularında rapor tanzimi için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevkine karar verilmiş, Adli Tıp Kurumu'nun 18.02.2022 tarihli ön raporu gereği, Adana Şehir ve Araştırma Hastanesi ortopedi kliniğine sevki yönünde yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, davacının hastanelerine herhangi bir müracaatının olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, Mahkememizin 11/01/2019 tarih ve ... Esas ...Karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2021 tarih ... Esas ... Karar sayılı kaldırma ilamı, Adli Tıp Kurumu'nun 18.02.2022 tarihli ön raporu, ... Şehir ve Araştırma Hastanesi ortopedi kliniğine sevki yönünde yazılan müzekkereye davacının hastanelerine herhangi bir müracaatının olmadığına dair verilen cevabi yazı, tarafların bildirdiği belgeler, dosya kapsamına alınan müzekkere cevapları, taraf vekillerinin duruşmadaki beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın trafik kazası sonucunda meydana gelen bedensel zarar sebebiyle maddi tazminat isteğine ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
HMK'nın 24. Maddesinde düzenlenen "tasarruf ilkesi" ile HMK'nın 25. Maddesinde tanımlanan "taraflarca getirilme ilkesi" uyarınca mahkemece yalnızca taraflarca celbi talep olunan ve dosyaya taraflarca sunulan delillerin değerlendirilebileceği, 08.07.2024 tarihli ara karar ile davacı vekilinin müvekkiline ulaşamadıkları için dosyanın mevcut haliyle ATK'ya tevdi talebinin reddine karar verilerek, davacının hastaneye sevkinin sağlanması ve mahkemeye bilgi verilmesi için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde hastaneye sevk işleminin yapıldığına dair beyanda bulunmaması halinde dosyanın rapor tanzimi için ATK'ya gönderilemeyeceği ve dosyada mevut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtar edildiği, usulüne uygun yapılan ihtara rağmen davacının muayene için hazır edilmediği, 08/07/2024 tarihli ara kararın tebliği suretiyle davacı vekiline kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, verilen kesin süre içerisinde ATK ön raporunda belirtilen eksikliklerin giderilmediği, kesin süre verilmesi halinde HMK'nın 94/3. maddesi uyarınca kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkacağından kesin süre ara kararından sarfı nazar edilemeyeceği ve ihtaratın infazının gerektiği anlaşılmakla dosyanın rapor tanzimi için ATK'ya gönderilemeyeceği ve dosyada mevcut delil durumuna göre karar verileceği değerlendirilmekle davacı tarafça ATK ön raporunda belirtilen muayeneye dair eksiliklerin süresi içerisinde giderilmemesi sebebiyle davacının maluliyetinin tespiti imkanı kalmadığı zira izah edildiği üzere verilen kesin süreye rağmen taraflarca getirilme ilkesine aykırı şekilde dosyaya ibraz edilmeyen muayene evraklarının delil olarak değerlendirilemeyeceği ve kesin süre ile birlikte taraflara izhar olunan ihtar gereği dosyanın ATK'ya tevdi edilmeden mevcut delil durumuna göre değerlendirileceği, TMK'nın 6. maddesinin "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmünü havi olduğu ve yine HMK'nın 190. maddesinin "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmünü havi olduğu, TMK'nın 6. Maddesi ile HMK'nın 190. Maddesi uyarınca huzurdaki davada ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu ancak süresi içerisinde delillerin ibraz edilmemesi sebebiyle davacı tarafça sübuta etkili delil ve emarelerle davanın ispat edilemediği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 31,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 396,29-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 3.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, HMK'nın 341/2.maddesi uyarınca miktar itibarı ile KESİN olmak üzere karar verildi.15/11/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*