T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/590 Esas
KARAR NO:2024/441
DAVA:Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:14/09/2021
KARAR TARİHİ:17/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM/
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Müvekkili aleyhine davalı tarafından, ...... Müdürlüğü'nün .../ ... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığını, takip kaynağı 26.10.2018 tanzim tarihli bonoda ...keşideci, müvekkil ... ise kefil olarak gözüktüğünü, davalı tarafın, takibin kesinleşmesini takiben kötü niyetli olarak ve müvekkilinin ödemeye mecbur bırakmak maksadıyla tapusuna haciz koydurduğunu, davalı yana haciz tehdidi ile icra takip borcuna mahsuben 7.293,00.-TL haricen ödenmiş olup davalı yanca ilgili icra dosyasına gönderilen haricen tahsil talebi ile icra dosyası kapatıldığını, müvekkilinin takip dayanağı senet aslını alacaklı vekilinden teslim aldığını, konulan bu haciz üzerine müvekkilinin, hiçbir alacak verecek ilişkisi yokken işbu parayı haciz tehdidi altında ödemek zorunda kaldığını, taraflarınca haciz tehdidi altında yapılan haksız ödemenin istirdadı amacıyla .. Ticaret Mahkemesi'nde dava açılmış fakat mahkemece, 01.06.2021 tarihinde .../ ...40 Esas, ... Karar sayılı dosya ile davanın usulden reddine karar verildiğini, taraflarınca ...Arabuluculuk Bürosu'na başvurulmuş; 05.02.2021 tarihinde, ... arabuluculuk numaralı anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, davalı şirket ile herhangi bir alış-veriş ilişkisi olmamasına rağmen aleyhine icra takibine geçildiğini beyan ederek müvekkilinin borçlu olmadığı halde davalıya ödenen 7.293,00.-TL'nin ödeme tarihi olan 28.01.2020 tarihinden itibaren değişen oranlar uygulanmak suretiyle yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak tarafımıza ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Davanın yetkili mahkemede açılmadığını, öncelikle yetki itirazlarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemenizin işbu davada yetkili bulunmadığından ve müvekkilinin merkezinin bulunduğu yer sebebiyle yetkili mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan; Mahkememizce davanın yetkisizlik sebebiyle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, bu nedenle hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, öncelikle belirtmek gerekir ki; dava sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak davası niteliğinde değil, haciz tehdidi altında ödenen paranın istirdadı iddiasına ilişkin davası olduğunu, davacının ...... Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilen ödeme emrine süresinde itiraz etmediğini ve takip kesinleştiğini, daha sonra müvekkili tarafından davacı aleyhine haciz işlemi uygulandığını bunun sonucunda davacının takibe konu paranın tamamının 28.01.2020 tarihinde ödediğini, bu hususun icra dosyası celp edildiğinde sabit hale geleceğini, dolayısıyla yukarıdaki kanun hükmü uyarınca davacı işbu istirdat davasının hak düşürücü süre olan 1 yıl içerisinde, yani 28.01.2021 tarihine kadar açmak zorunda olduğunu, davacının takibe konu bono üzerindeki imzaya yönelik itirazlarının kabulünün mümkün olmadığını, yukarıda izah edilen hususların Mahkememizce dikkate alınmadığı takdirde, senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacağını, huzurdaki dava istirdat davası olup, istirdat davalarında ispat külfeti davacıda olduğunu, davacının faize yönelik itirazlarının hukuken bir değeri bulunmadığını, davacının alacağının zamanaşımına uğradığını, zaman aşımına ilişkin itirazımın dikkate alınmasını ve akabinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek davanın İİK M.72/8 gereği hak düşürücü süre içerisinde açılmaması nedeniyle usulden reddini, zaman aşımı itirazlarının kabulü ile, hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının alacağı zamanaşımına uğradığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini ve alacağın %20’ sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE/
Dava; alacak talebine ilişkindir.
Tüketicinin Korunması Hakkındaki 6502 sayılı Kanunda tüketici kavramı, 3/1- k maddesinde ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiler "tüketici" 3/1-1 maddesinde ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da banka hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edildiği ve Tüketici Kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletildiği, temel ilkeler başlıklı 4/5 maddesinde ise tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebileceği, bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetlerin tüketici yönünden geçersiz olacağı, aynı kanunun 73/1 maddesinde " tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda" tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2.maddesinde de "taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmüne yer verildiği, somut olayda; davacının; dava konusu bonoya dayalı açılan icra takibinde takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığına istinaden tahsil edilen miktarın istirdadı talebinde bulunduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi olduğu ve bu itibarla davaya bakmakla Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı HMK nun 114.maddesi ve 115/2 maddesi maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK md. 4/f.1-(a) ve HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen bendi uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20.maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ...Tüketici Mahkemelerine tevzi edilmek üzere ...Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, taraf vekillerinin huzurunda, dava miktarı itibariyle HMK 341/2 uyarınca kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır