T.C. ... 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C
...
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO: 2022/719
KARAR NO: 2023/795
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
D
DAVA: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat)
DAVA TARİHİ: 26/10/2022
KARAR TARİHİ: 21/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/399 E. Sayılı (yeni 2010/4 E.) dosyası üzerinden şufa davası açtığını, 22.12.2004 tarihli ara karar ile 203.066,00 TL şufa bedelinin depo edilmesine karar verildiğini, davalı bankaya gönderilen 03.02.2005 tarihli yazı ile 203.066,00 TL ' nin birer veya 31-32 günlük vadeli mevduatlardan en yüksek faizli olarak vadeli mevduat açılmasını ve vadeleri geldiğinde en yüksek faizli olanı ile uzatılmasını istediklerini, 03.02.2005 tarihinde davalı bankanın Adliye Sarayı Şubesine 203.066,00 TL yatırıldığını, 1038882 hesap numarası ile %20 faiz ile 32 günlük vadeli hesap açıldığını, mahkemenin müzekkeresine istinaden davalı bankanın 32 günlük vadeli hesap açmayı ve vadeleri geldiğinde en yüksek faiz oranı ile uzatılmasını kabul ettiğini, davanın reddi neticesinde ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/4 E. 16.02.2015 tarihli yazısı ile yatırılan 203.066,00 TL' nin faizi ile birlikte yatıran davacı vekiline ödenmesi istendiğini, bankada son vadelide %4,5 faiz uygulanarak toplam 473.708,00 TL olduğunun görüldüğünü, 18.02.2015 'de faize itiraz edildiğini, aynı tarihte itirazı kayıtla 473.708,99 TL tahsil edildiğini, davalı banka tarafından cevaben gönderilen 26.12.2015 tarihli yazıda yer alan hesap özetine göre Mahkeme kararına karşın en yüksek mevduat faizinin uygulanmadığını, davalının kamu bankası olduğu düşünüldüğünde dahi TL üzerinden açılan mevduata kamu bankalarınca uygulanan azami yıllık faiz dikkate alındığında 03.02.2005- 18.02.2015 tarihleri arasında 31-32 günlük vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizden vergi ve stopaj düşürüldüğünde faizli bakiyenin 808.430,19 TL olması gerektiğini, 334.721,00 TL'nin eksik ödendiğini bu sebeple 04.03.2015 tarihinde dava açıldığını, ... 13. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/116 E. Sayılı dosyada daha sonra ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.06.2018 tarih 2017/274 E. 2018/537 K. Sayılı ilamı ile 329.855,88 TL tazminatın 04.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verildiğini, ... 11. İcra Müdürlüğü 2017/988 E.sayılı dosyası ile 29.09.2018 tarihinde 329.855,88 TL alacak ve 105.734,62 TL faiz için icra takibi başlatıldığını, icra dosyası kapsamında itirazı kayıtla 18.06.2021 tarihinde 329.855,88 TL alacak ve 194.668,01 TL faiz olmak üzere tahsilin gerçekleştiğini, davalının mahkeme ilamı ile borçlu olduğunun bilinmesine karşın kanun yollarına başvurarak ödemeyi geciktirdiğini, 04.03.2015 tarihinden ödeme tarihine kadar cumhuriyet altınına göre munzam zararın 1.178.352 TL olduğunu, 04.03.2015 tarihinden ödeme tarihine kadar USD' ye göre munzam zararın 607.360 TL olduğunu, 04.03.2015 tarihinden ödeme tarihine kadar EURO' a göre munzam zararın 683.653 TL olduğunu,04.03.2015 tarihinden ödeme tarihine kadar 31-32 günlük faize göre göre munzam zararın 523.573 TL olduğunu, yatırımın doğası gereği gerçek munzam zararın 1.178.352 TL olduğunu, aksi kanaat halinde yatırım araçlarının ortalaması esas alındığında 748.234 TL munzam zararın olduğunu, 18.06.2021 tarihinden dava tarihine kadar cumhuriyet altınına göre munzam zararın 1.514.362 TL olduğunu, 18.06.2021 tarihinden dava tarihine kadar USD' ye göre munzam zararın 1.802.390 TL olduğunu, 18.06.2021 tarihinden dava tarihine kadar EURO' a göre munzam zararın 1.589.861 TL olduğunu,18.06.2021 tarihinden dava tarihine kadar 31-32 günlük faize göre göre munzam zararın 898.234 TL olduğunu, yatırımın doğası gereği gerçek munzam zararın 1.802.390 TL olduğunu, aksi kanaat halinde yatırım araçlarının ortalaması esas alındığında 1.451.250 TL munzam zararın olduğunu, bu hususta yargıtay ilamlarının bulunduğunu, munzam zarar sebebiyle 30.06.2021 tarihinde ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/387 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını ancak arabulucuya başvurulmadığından 16.07.2021 tarihinde reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 26.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte 150.000 TL'nin dava tarihinden itibaren davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava dilekçesinde davaya konu olaylar nedeni ile doğan zararını yatırım araçlarına göre örneklerle net olarak hesaplanarak belirtmiş olduğunu, munzam zarara ilişkin işbu davada davacı tarafın zararı ve zararının doğumunun müvekkili bankanın kusuru olduğunu ispatlaması gerektiğini, dava konusunun TBK. 122. md gereğince zarar/alacak tahsili talebi olduğunu, hükme göre zararın ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davalının ise borcun geç ödenmesinde kusurunun bulunmadığını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, davacı tarafın iddialarının genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin ya da altın fiyatlarındaki artışın temerrüt faizinden yüksek olmasına dair olduğunu, munzam zararın gerçekleştiğini kanıtlar nitelikte olmadığını, davacının geç ödemeden kaynaklanan zararı somut olgularla ispat etmesi gerektiğini, TBK. 122. md gereğince soyut ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen, genel ekonomik sebeplerin munzam zararın tazminini gerektirmediğini, borçlunun borcunu ödemede temerrüde düşmesi durumunda alacaklı olduğunu iddia edenin salt ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzlukları ileri sürerek ispatlamasının kanun hükmü ve yargı kararları çerçevesinde mümkün olmadığını, alacaklı olduğunu iddia edenin somut olarak herhangi bir zarara uğradığını kanıtlamaksızın salt enflasyon oranında bir zarara uğradığını varsaymanın yasal faiz oranını enflasyon oranı şeklinde esas almak anlamına geleceğini, kanun koyucunun düzenlediği hükümlerde bu amacı taşımadığını, ekonomik olumsuzluklar değerlendirilerek tazminat oranını belirlenmesine karşın yasal düzenleme gözardı edilip, tazmin edilecek zararın -temerrüt faizinden- daha fazla olduğunun kabul edilemeyeceğini, temerrüt faizi talep edebilmek için, borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart olmadığını ancak munzam zararda sorumluluğun kusura dayandığını, munzam zararaın temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dayanan bir zarar olduğunu, sorumluluk için borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığının gerektiğini, kanunda bir para borcunun gününde ödenmemesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağını kabul edilerek bu zararın ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar esas alınarak geçmiş günler faizine ilişkin düzenleme yapılarak giderildiğini, aynı olguları gerekçe göstererek munzam zararın talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, munzam zarar istemine ilişkindir.
Mahkememizce aldırılan 24/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacının munzam zararının oluştuğu kanaatine varılması halinde; temerrüt tarihinin 04.03.2015 olduğunun tespiti ile; icra takip tarihinden tahsil tarihine kadar olan sürede asıl alacak tutarının temerrüt faizi ile karşılanmayan kısmına yönelik banka mevduat faiz oranları, TÜFE-Yİ ÜFE ortalaması, işçi ücretleri, döviz kuru, altın fiyatlarındaki artış nispetleri dikkate alınarak yapılan hesaplamalar sonucu ortalama munzam zararının 670.022,70 TL olarak hesaplandığı, dava dilekçesinde talebin 150.000 TL olarak belirtildiği, munzam zararın talep koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda hukuki takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu tespit edilmiştir.
TBK'nın 122/1. maddesinde aşkın zarar başlığı altında "Alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiç bir kusurunun bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür." hükmü düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 21/12/2017 tarihli ve 2014/2267 başvuru numaralı kararında" 81. Sonuç olarak başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği kanaatine varılmıştır. Bu tespite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu değerlendirilmiştir.82. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine karar verilmesi gerekir...” şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.
Ülkemizde yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon, artan fiyatlar, döviz artışı vs. gibi olgular nedeniyle her zaman alacaklıların zararının temerrüt faizi ile karşılanması mümkün olmayacağından, öncelikle munzam zarar talep edilen alacakla ilgili temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süredeki enflasyon verilerini gösterir TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçları ile ilgili getiri bilgilerinin resmi kurumlardan sorulup tesbit edildikten sonra, munzam zarar hesabı yapılması gerekmekte olup, bu kapsamda yapılan ve usul ve yasaya uygun görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının munzam zararı 670.022,70 TL TL olarak tespit edilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere enflasyon, artan fiyatlar, döviz artışı vs. gibi olgular nedeniyle paranın alım gücünün ve değerinin düşmesi karşısında hak sahibinin hakkının zamanında ödeme yapmayan borçlulara karşı korunması gerekliği kapsamında davacının 670.022,70 TL zararını davalıdan talep edebileceği anlaşıldığından davacının davasının kabulü ile,10.663,18 TL'nin 05/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının davasının kabulü ile, 670.022,70 TL 'nin 26.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Davalı banka hartan muaf olduğundan davacı tarafından yatırılan 2.561,63 TL peşin harç ile 8.880,70 TL ıslah harcının talep halinde davacıya iadesine,
Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin hazine üzerinde bırakılmasına,
Davacı tarafından yapılan 81,00 TL posta ve tebligat gideri, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.851,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 99.803,18 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... BAM'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/12/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.
¸e-imzalıdır. ¸e-imzalıdır.