T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/133 Esas
KARAR NO : 2024/656
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 29/08/2016
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirketin, günümüz modern çağında projelerin tanıtımı için gerek foto realistik perspektif çalışmaları, gerek animasyon videoları ve gerek interaktif sunum çeşitlilikleri alanında hizmet veren bir mimarlık şirketi olduğunu, Davalı ...Ş. (propa) ise gayrimenkul yatırımı, geliştirme, projelendirme, inşaat yönetimi, pazarlama-s atış, tesis işletme-yönetimi ve aktif varlık yönetimi alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, Müvekkil ile Davalı ... arasında aşağıda ayrıntıları verileceği üzere 2014 yılında başlayan ticari ilişkide Davalı tarafından en son 10.02.2015 tarihinde "... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... yolu sınırları içinde bulunan 113 pafta, 2677 ada, 61 parselde bulunan 7.336 m2 arsa üzerinde ... ...) tarafından işbu sözleşme şartları çerçevesinde konut + ticaret yerleşmesi, sosyal tesisler ve çevre düzeni ve tüm mimari proje ve hizmetlerinin yapılması" konulu Sözleşme imzalandığını, Dava konusu uyuşmazlığın öncelikle bu Sözleşme'den ve bir kısmı da bu Sözleşme öncesindeki ticari ilişkiden kaynaklandığını, Davalı ... ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden Müvekkili Şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, Müvekkilinin 10 yıldır aynı işyerinde faaliyet göstermesine rağmen, posta memurunun haksız ve mesnetsiz şekilde ödeme emrini TK 35. maddesine göre tebliğ etmesi sonucunda Müvekkil Şirketin haberi olmaksızın işbu ilamsız takibin kesinleştiğini, Müvekkili Şirketin işbu takipten 10.08.2016 tarihinde Şirket yetkilisinin bankada işlem yaptığı sırada, Şirket hesaplarına haciz konulması vesilesiyle haberdar olduğunu beyan ederek müvekkilinin telafisi güç ve imkansız zararların meydana gelmesini engellemek için uygun görülecek bir teminat karşılığında ... 20. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasından müvekkili lehine tedbir kararı verilmesini, Müvekkilinin ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından davalıya borcu bulunmadığının tespitini, Haklı çıkmaları halinde, ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosya üzerinden davalı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere % 100 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, Müvekkilinin Gayrimenkul Geliştirme Süreci danışmanlık ücreti olarak 30.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte TAHSİLİNİ, Müvekkilinin 10.02.2015 tarihli sözleşme uyarınca yapmış olduğu çalışmalar nedeniyle hak etmiş olduğu ücretin ve işbu sözleşmenin haksız feshi nedeniyle doğmuş olan tüm zararların HMK 107. Madde uyarınca bilirkişi marifetiyle tespiti sonrasında artırılmak üzere şimdilik 30.000,00 TL'nin yine dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan TAHSİLİNİ, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı Şirket ile Müvekkili Şirketin yeni bir inşaat projesi başlatmak için arsa bulma çalışmaları yaptığı zamanda görüşülmeye başlanıldığını, uygun arsanın bulunması halinde Mimari projeler için birlikte çalışılma konusunda anlaşmaya varıldığını, Akabinde de muhtemel arsaların uygun olup olmadığı konusunda fikir vermek amaçlı ve her Mimarlık ofisinin herhangi bir ücret almadan iyi niyet ilişkileri içerisinde yaptığı eskizler ve emsal etüd çalışmalarını da bu şekilde hazırladığını bunların herhangi bir mimari proje de olmadığını, inceleme yaptırılması halinde bu durumun net bir şekilde ortaya çıkacağını,. 29.01.2015 tarihinde, aylarca görüşmeleri devam eden ve davacı tarafın da sözleşmesine konu ...'da bulunan arsa müvekkil Şirket tarafından satın alınmış ve davacı taraf ile de 10.02.2015 tarihinde yapılacak inşaatın mimarlık projelerinin hazırlanması için sözleşme imzalandığını, Belirtilen bu arsanın alımı için görüşmeler devam ederken, davacı tarafın elinde başka bir iş olmadığını ve bu işi beklediğini, bu sebeple banka dekontlarında da özellikle belirtildiği üzere avans olarak, 31.10.2014 tarihinde 10.000.-TL, 09.01.2015 tarihinde 10.000.-TL olmak üzere 20.000.-TL lık ödemeler yapıldığını, Taraflar arasında imzalanan 10.02.2015 tarihli sözleşme ile de tamamen iyiniyetli olarak kabul edildiği üzere davacı tarafa avans niteliğinde 11.02.2015 tarihinde 82.500.-TL lık ödeme yapıldığını beyan ederek aleyhe açılan davaların reddini ve davacı yanın her bir dava yönünden ayrı ayrı olmak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, davacı tarafından yatırılan teminatın doğmuş ve doğacak zararları için, mahkememiz nezdinde tutulmasını, karşılamaması halinde teminatın arttırılmasını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, dava harç, masraf ve her bir dava için ayrı hesaplanacak ücreti vekaletin davacı yana tahmil edilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davalı şirketin yapacağı projeler için davacıdan Eylül 2014'den Ocak 2015 tarihinde kadar gayrimenkul geliştirme sürecinde aldığı yardımlar aldığı ve yine davalıya 10.02.2015 tarihli sözleşme kapsamında mimari projeler vs hizmetler verildiği, ancak bu sözleşmenin davalı tarafından “iş program ve sürelerine uyulmadığı" gerekçesiyle haksız olarak feshedildiği ve yapmış olduğu ödemelerin iadesi için ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili aleyhine 102.500,00 TL asıl alacak ve 11.626,03 TL işlemiş faiz üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı iddiasıyla, söz konusu icra dosyası kapsamında davalıya borcu olunmadığının tespiti ve kötüniyet tazminatı, Gayrimenkul Geliştirme Süreci danışmanlık ücreti olarak 30.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ve 10.02.2015 tarihli sözleşme kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin hak edilen bakiye ücretin ve işbu sözleşmenin haksız feshi nedeniyle doğmuş olan tüm zararlara ilişkin şimdilik 30.000,00 TL'nin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 20. İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyası, Mimarlık ve Mimari İşler Hizmet Bedeli Sözleşmeler, fesih ihbarı, ihtarname, ödeme dekontları ve bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
Mahkememizden verilen 12/06/2019 tarih ve ...esas ... karar sayılı kararı davanın reddine karar verilmiş, taraf vekilleri kararı istinaf etmiş, karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesinin 31/01/2023 tarih ...esas...Karar sayılı ilamıyla" 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine göre, hükmün tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi ve hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde, yukarıda özetlendiği üzere, davacı tarafça açılan davada, hem davalı iş sahibi tarafından davacı aleyhine "ödenmiş olan avans bedellerinin iadesi için" başlatılan icra takibine ilişkin olarak borçlu olunmadığının tespiti hem de davalı iş sahibine gerek 10.02.2015 tarihli sözleşme öncesinde gerekse bu sözleşme sonrasında verilen hizmetlere ilişkin olarak hak edilen iş bedellerinin ödenmeyen bakiyelerinin ve 10.02.2015 tarihli sözleşmenin haksız olarak feshinden kaynaklı zararlarının tahsili taleplerinde bulunulduğu, yani davanın menfi tespit ve alacak taleplerine ilişkin olduğu, oysa ki ilk derece mahkemesince dava sadece alacak davasıymış gibi bir değerlendirme yapılarak hüküm kurulduğu, dava dilekçesindeki menfi tespit ve kötü niyet tazminatı talebi ile davalı tarafça talep edilen icra inkar ve kötü niyet tazminatı taleplerine ilişkin olarak bir değerlendirme yapılmadığı gibi hüküm de kurulmadığı, ayrıca mahkemece alacak davası yönünden verilen hükmün ve yazılan gerekçenin de yetersiz olduğu, zira alacak davasında "davalının haksız feshi nedeniyle uğranılan zarar ve feshe rağmen yapılan işlerin bakiye bedeli" talep edildiğinden davacının buna dair taleplerinin yerinde olup olmadığının, bu yönlerden talep edebileceği bir zararının olup olmadığının da ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken, gerekçeli kararda buna dair eyrıntılı bir değerlendirmenin de yer almadığı, bahsi geçen bu durumların HMK'nın 297. Maddesine açıkça aykırılık oluşturduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin öncelikle usule ilişkin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde, menfi tespit ve her bir alacak-tazminat taleplerine ilişkin olarak ayrı ayrı değerlendirmeler yapılarak bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir." bahisle kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dosyanın bozma ilamı öncesinde raporu hazırlayan bilirkişi heyetine tevdii ile, davacı tarafça açılan davada, hem davalı iş sahibi tarafından davacı aleyhine "ödenmiş olan avans bedellerinin iadesi için" başlatılan icra takibine ilişkin olarak borçlu olunmadığının tespiti hem de davalı iş sahibine gerek 10.02.2015 tarihli sözleşme öncesinde gerekse bu sözleşme sonrasında verilen hizmetlere ilişkin olarak hak edilen iş bedellerinin ödenmeyen bakiyelerinin ve 10.02.2015 tarihli sözleşmenin haksız olarak feshinden kaynaklı zararlarının tahsili taleplerinde bulunulduğu gözetilerek; Menfi tespit davasına ilişkin talepler yönünden; ... 20. İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyası nedeniyle davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığı bulunuyor ise miktarının belirlenmesi, alacak davacısına ilişkin talepler yönünden ise; davacı tarafça, davalının haksız feshi nedeniyle uğranılan zarar ve feshe rağmen yapılan işlerin bakiye bedeli talep edildiğinden davacının buna dair taleplerinin yerinde olup olmadığının, bu yönlerden talep edebileceği bir zararının olup olmadığı ile davacı tarafça gayrimenkul geliştirme süreci danışmanlık ücreti olarak talep edilen 30.000,00 TL yönünden davalı taraftan alacağının bulunup bulunmadığı bulunuyor ise miktarının belirlenmesi hususlarında hazırlanan 25/07/2024 tarihli ek raporda, menfi tespit davasına sayılı dosyası nedeniyle; ... 20. İcra Müdürlüğünün ...takip sayılı dosyası nedeniyle 82.500,00 TL nin ücret hak edişi olarak değerlendirilmesi halinde davacının davalıya borçlu olmayacağı, 82.500 TL'nin avans niteliğinde olduğunun değerlendirilmesi halinde davacının davalıya 20.000 + 82.500,00 =102.500,00- 48.125,00= 54.375,00 TL borçlu olacağı, alacak davacısına ilişkin talepler yönünden; tüm raporlar içerisinde yer verilen gerekçelerle, davalı yandan tahsil edilen tüm bedellerin davacı ticari defter kayıtlarında avans niteliğinde kayıtlı olduğu ve dava dosyasında tarafların danışmanlık hizmeti ve bu hizmet karşılığı ödenecek bedele ilişkin anlaşmaya vardığına ilişkin bir delil bulunmadığı dikkate alınarak, davacı tarafça gayrimenkul geliştirme süreci danışmanlık ücreti olarak talep edilen 30.000,00-TL yönünden davalı taraftan alacağının bulunmadığı, davacının uğranılan zarar talebi yönünden ise önceki raporlarda yer verildiği gibi, davacı yanın uğradığını iddia ettiği zarar kalemlerini somutlaştırmamış olması nedeni ile uğranılan zarar miktarının bilirkişi marifeti ile tahmini bir yaklaşımla tespit edilmesinin olanaklı ve yerinde olmadığı, nitekim gelinen aşama itibarıyla da dava dosyasında davacı yanın iddialarını somutlaştırmaya yönelik bir belge de sunmadığı görüldüğünden bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve... E.,... K. sayılı ilamı).
Tüm bu genel açıklamalar dikkate alınarak iş bu davada menfi tespit talebine ilişkin olarak ispat yükünün hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı tarafta olduğu ancak gayrimenkul geliştirme süreci danışmanlık ücreti olarak 30.000,00 TL'nin davalıdan tahsili istemli alacak isteminde ise ispat yükünün davacı tarafta olduğu, değerlendirilmiştir. Taraflarca ileri sürülen deliller toplanmış ve ... Bankası ... Şubesi, 30/04/2017 tarihli 270.000,00-TL bedelli ve ... no.lu çek sebebiyle alacağın bulunduğu iddiasına ilişkin olarak düzenlenen 25/07/2024 tarihli ek rapor ile "Menfi tespit davasına sayılı dosyası nedeniyle; ... 20. İcra Müdürlüğünün... takip sayılı dosyası nedeniyle 82.500,00 TL nin ücret hak edişi olarak değerlendirilmesi halinde davacının davalıya borçlu olmayacağı, 82.500 TL'nin avans niteliğinde olduğunun değerlendirilmesi halinde davacının davalıya 20.000 + 82.500,00 =102.500,00- 48.125,00= 54.375,00 TL borçlu olacağı, alacak davacısına ilişkin talepler yönünden; tüm raporlar içerisinde yer verilen gerekçelerle, davalı yandan tahsil edilen tüm bedellerin davacı ticari defter kayıtlarında avans niteliğinde kayıtlı olduğu ve dava dosyasında tarafların danışmanlık hizmeti ve bu hizmet karşılığı ödenecek bedele ilişkin anlaşmaya vardığına ilişkin bir delil bulunmadığı dikkate alınarak, davacı tarafça gayrimenkul geliştirme süreci danışmanlık ücreti olarak talep edilen 30.000,00-TL yönünden davalı taraftan alacağının bulunmadığı, davacının uğranılan zarar talebi yönünden ise önceki raporlarda yer verildiği gibi, davacı yanın uğradığını iddia ettiği zarar kalemlerini somutlaştırmamış olması nedeni ile uğranılan zarar miktarının bilirkişi marifeti ile tahmini bir yaklaşımla tespit edilmesinin olanaklı ve yerinde olmadığı, nitekim gelinen aşama itibarıyla da dava dosyasında davacı yanın iddialarını somutlaştırmaya yönelik bir belge de sunmadığı görüldüğünden bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu" kanaatinin bildirildiği, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, müzekkere cevapları, dosyaya sunulu yazılı beyanlar, taraf vekillerinin duruşma aşamasındaki beyanları, tarafların bildirdiği belgeler, ... 20. İcra Müdürlüğünün ....takip sayılı dosyası, Mimarlık ve Mimari İşler Hizmet Bedeli Sözleşmeler, fesih ihbarı, ihtarname, ödeme dekontları, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesinin 31/01/2023 tarih ...esas...Karar sayılı ilamı, kaldırma ilamı uyarınca düzenlenen 25/07/2024 tarihli ek bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; menfi tespit talebine ilişkin olarak; tarafların ticari defter ve kayıtlarında davacının varlığı iddia edilen sözleşme tarihinden önce davalı tarafça davacıya 20.000,00 TL ile 82.500,00 TL tutarında iki ayrı ödeme yapıldığı, sözleşme tarihinden önce ödeme yapılmış olması ve tarafların ticari defter ve kayıtlarında ödemelerin avans hesaplarında kaydedilmiş olması sebebiyle işbu ödemelerin avans niteliğinde olduğu değerlendirilmekle davacının avans proje etabına ilişkin yapmış olduğu çalışmalara istinaden hak kazandığı, 48.125 TL'nin avans olarak ödenen 102.500,00 TL'den çıkartılması neticesinde davacının davalıya toplam 54.375,00 TL borçlu olacağı gerekçeli, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması sebepleriyle hükme esas alınan 25/07/2024 tarihli ek bilirkişi raporu ile davalı alacaklının menfi tespit talebi açısından alacağının varlığını ispat ettiği davacı borçlunun ise aksini ispata elverişli başkaca vakıa ve delili bulunmadığı, kanaatine varılmış; gayrimenkul geliştirme süreci danışmanlık ücreti olarak 30.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ve 10.02.2015 tarihli sözleşme kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin hak edilen bakiye ücretin ve işbu sözleşmenin haksız feshi nedeniyle doğmuş olan tüm zararlara ilişkin 30.000,00 TL'nin davalıdan tahsili istemli alacak talebine ilişkin olarak ise; TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddeleri uyarınca ispat külfetinin davacı taraf üzerinde bulunduğu, ayrıca HMK'nın 194. maddesi uyarınca tarafların, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırması gerektiği bu bağlamda davacının alacak isteminin içeriğinin ve tüm delillerinin davacı tarafça somutlaştırılarak sunulması gerektiği, bu hususun somutlaştırma ve ispat külfeti yanında taraflarca getirilme ve tasarruf ilkelerinin gereği olduğu, İstinaf incelemesinde geçerek tekrar yargılaması yapılmak suretiyle karara bağlanan işbu dava dosyasında yargılama sürecinin hiç bir evresinde 10.02.2015 tarihli sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiğine dair delil sunulmadığı ve haksız fesih vakıasının somutlaştırılmadığı, "haksız feshi nedeniyle doğmuş olan tüm zararlar" denilerek alacak isteminde bulunulmasına rağmen bu zararların hangi kalemlerden oluştuğu ve hangi vakıalara istinaden oluştuğunun belirtilmediği ve delillendirilmediği, dava dosyasında tarafların danışmanlık hizmeti ve bu hizmet karşılığı ödenecek bedele ilişkin anlaşmaya vardığına ilişkin bir sözleşme, fatura yahut yazışma örneğinin ve bu kapsamda sunulan herhangi bir delilin bulunmadığı bu bağlamda taraflarca getirilme, tasarruf, taleple bağlılık ilkeleri ile davayı somutlaştırma yükümünün davacı üzerinde olduğu dikkate alınarak, davacı tarafça gayrimenkul geliştirme süreci danışmanlık ücreti olarak talep edilen 30.000,00 TL yönünden de davalı taraftan alacağının bulunmadığı kanaatine varılmış İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesinin 31/01/2023 tarih ... esas ...Karar sayılı kaldırma ilamına uygun şekilde tanzim olunan 25/07/2024 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olması ile hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olması sebepleriyle bilirkişi raporuna karşı itirazların reddi ile tekrar bilirkişi raporu alınması taleplerinin reddine, karar verilmekle davalı tarafça alacak iddiası ispat edilmiş olmasına karşın davacı borçlu tarafça aksi ispat edilemediğinden menfi tespit ve alacak istemli davanın tümüyle reddine, karar verilmiştir.
İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının kabulü halinde borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötüniyet tazminatı olup, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının da kötüniyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötüniyetli değilse, aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilemez. Davanın reddine karar verilmekle yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın reddine karar verilmiş olmasına karşın dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması nedeniyle yasal koşullarının oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Menfi tespit ve alacak istemli davanın tümüyle REDDİNE,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,
3-Davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 2.973,64-TL peşin harcın mahsubu ile artan 2.546,04-TL harcın karar kesinleştiğinden ve talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 31,50-TL posta giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.24/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*