T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/249 Esas
KARAR NO : 2025/846
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/04/2023
KARAR TARİHİ : 04/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilli ...'ın davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, borcun tamamına, imzaya faize, talep edilen faiz oranına ve tüm fer’ilerine itiraz ettiklerini. ... 23. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında bulunan 259.626,23 TL. Borç miktarı bulanan icra dosyası borçlusu hakkında takibin durdurulmasına karar verilmesini, gelinen son noktada müvekkilinin ticaretle iştigal etmekte olup hacizlerin devam etmesinin ticari hayatını sarstığını, ...'in borcun tamamını yatırdığını, müvekkili yönünden ise aynı paranın yatırılmasının hukuki olarak bir boşluk oluşturacağını, hacizlerin devam etmesin,n müvekkil ve onunla işlem yapan ticari şirketlerin mağdur olmasına sebebiyet vereceği aşikar olmakla yatırılan miktarın dava sonuna kadar depo edilmesine karar verilmesini belirterek; davanın kabulü ile davalı ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir borcun bulunmadığının tespitine, haksız icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına, hacizlerin kaldırılmasına karar verilerek icra veznesine girmiş paranın davalıya ödenmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman Ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu çerçevesinde borçlu ... ile müvekkil şirket ... A.Ş. arasında 25.04.2014 tarihli Faktoring Sözleşmesi akdedildiğini, itiraz eden borçlu ... tarafından ... Bankası T.A.O.'ya ait ...tarihli, ... seri numaralı, 200.000,00 TL bedelli çekin keşide edildiğini ve daha sonra dava dışı borçlu ...'e ciro edildiğini. dava dışı borçlu ...'den ise diğer borçlu ...'e ciro edildiğini, ... nolu 08.10.2022 tarihli e-faturaya konu malların satın alınması sonucu bahsi geçen çek düzenlendiğini ve dava dışı borçlu müşteri ... tarafından müvekkili şirkete ciro edildiğini, ... yetkili hamil sıfatını haiz olduğunu, sözleşmeye konu çekin müvekkili yanca bankaya ibraz edildiğini ancak tahsil edilememiş olup bu durum çekin arka yüzüne dercedildiğini, çekin tahsil edilememesinden bahisle müvekkili şirketin alacağını tahsil amacıyla ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe gittiğini, davacı borçluların işbu takibe itiraz ettiklerini, işbu davanın haksız ve hukuki mesnetten uzak olup reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı sayılı dosyası, ... 33. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, çek, fatura, imza örnekleri, ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Uyuşmazlığın niteliği ile HMK'nın 200. maddesi uyarınca itibariyle taraf vekillerinin tanık dinletme taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın bankacılık ve finans uzmanı bir bilirkişiye tevdi ile ... 23. İcra Dairesi'nin ... takip sayılı dosyasında takip dayanağı çek üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının tespiti hususunda hazırlanan 19/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda; beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede, inceleme konusu çekteki keşideci imza ile ...'a ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde farklılıklar, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde kısmi benzerlikler görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptanması nedeni ile inceleme konusu belgedeki imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı bildirilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun 2011/19-473 Esas 2011/607 Karar 2003/19-781 Esas 2003/768 Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... K sayılı kararı)
Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu ... Bankası T.A.O.'ya ait ... tarihli, ... seri numaralı, 200.000 TL bedelli çek üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının tespiti konusunda çek aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 19/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda çekteki imzanında davacının eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan 19/08/2025 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olması, hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olması ile ... 33. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası kapsamında alınan rapor ile uyumlu olması gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Bilirkişi raporuna davalı vekilinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının dosya kapsamı ile örtüşmemesi de dikkate alınarak davalı vekilinin dosya kapsamındaki itirazlarına itibar edilmemiştir.
Yukarıda detayları ile izah olunduğu üzere davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdiği, dava konusu edilen çekin altındaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı hususunu ispat ettiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle davanın kabulü ile, ... 23. İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında takip dayanağı...'ya ait 05.02.2023 tarihli, 0047921 seri numaralı, 200.000 TL bedelli çek sebebiyle davacının davalıya borcunun bulunmadığının tespitine, Mahkememizin 17/04/2023 tarih, 2023/249 Esas sayılı ihtiyati tedbir kararının kesinleşmesine kadar devamına, karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, ... 23. İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında takip dayanağı ...Bankası T.A.O.'ya ait ...tarihli, ... seri numaralı, 200.000 TL bedelli çek sebebiyle davacının davalıya borcunun bulunmadığının tespitine,
2-Mahkememizin... tarih, ...Esas sayılı ihtiyati tedbir kararının Mahkememiz kararının kesinleşmesine kadar DEVAMINA,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 15.133,56-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90-TL ve 3.603,49-TL peşin harç olmak üzere toplam 3.783,38-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.350,17-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 179,90-TL ve 3.603,49-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı, 500,75-TL posta giderleri olmak üzere toplam 4.464,04-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.04/12/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*