T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/280 Esas
KARAR NO : 2025/122
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 28/04/2023
KARAR TARİHİ : 20/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Seri numaralı, 412.809,14 TL bedelli ve 01.02.2023 keşide tarihli çek sahte imza ile düzenlenerek tedavüle çıkarılmış akabinde lehtar ...Şirketi'nin de imzası taklit edilerek sırası ile yukarıda belirtilen şüpheli şirketlere cirolanmış ve son olarak ...A.Ş. tarafından ...Şirketi'ne cirolanmış ve bu şirket tarafından da söz konusu çek ödemesi yapılmak üzere 01.02.2023 tarihinde ... Şubesine ibraz edilmiş ve fakat Temkar tarafından ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ...E. Sayılı dosyası ile açılan dava neticesinde verilen ödeme yasağı kararı gereği bankaca çekin ödemesi yapılmadığını, bunun üzerine davalı ... Anonim Şirketi ... 5. İcra Dairesi...E. Numaralı dosyası ile söz konusu sahte imzalı çeki icra takibine konu etmiş ve tarafımızca bu haksız ve kötüniyetli takibe karşı ... 19. İcra Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dava dosyası ile hem imzaya hem de borca ilişkin olarak itiraz yoluna gidildiğini, yine çek üzerinde lehtar olarak görülen ... Şirketi de takibe karşı imza itirazında bulunmuş olup, itiraza ilişkin dava ... 28. İcra Hukuk Mahkemesi ... E. Numaralı dosyası ile görüldüğünü, ayrıca söz konusu çekin tanzimi ile ilgili olarak tarafımızca ... Cumhuriyet Başsavcılığına da suç duyurusunda bulunulmuş olup soruşturma numarası bilahare sayın mahkemenize yine tarafımızca bildirileceğini, yine söz konusu çeke ilişkin olarak ... Şirketi de suç duyurusunda bulunmuş olup, buna ilişkin soruşturma numarası da yine bilahare dosya kapsamına bildirileceğini, bu genel açıklamalar ve olaylar silsilesi ışığında takip dayanağı çek üzerindeki imza müvekkil firma adına imzaya yetkili kişilerin eli ürünü olmadığını, bu nedenle huzurdaki dava ile dakip dayanağı çek üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığının, dolayısıyla müvekkil firmanın böyle bir borcu olmadığının tespiti ile belirlenecek teminatın tarafımızca dosyaya depo edilmesi üzerine icra dairesine depo ettiğimiz paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, huzurdaki davaya konu çek üzerinde bulunan cirantalardan ..., ..., ... adeta bir çete şeklinde hareket etmekte ve ellerine geçirdikleri yahut aynen somut olayımızda olduğu gibi sahte imzalı olarak tanzim ettikleri kambiyo senetlerini kullanarak gerçek ve tüzel kişilerden amiyane tabirle apaçık bir şekilde para koparmaya çalıştıklarını, ... Şti. Yetkilisi ... T.C. Kimlik numaralı ... hakkında da yine sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan dolayı ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... Soruşturma numaralı dosya ile soruşturma yürütüldüğünü, davaya konu çek üzerindeki cirantalar ve davalı hakkında daha önce de sahte imzalı kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davaları açılmış olup, mahkemelerce iş bu dosyadaki taleplerimize benzer nitelikte ihtiyati tedbir kararları verildiğini, tarafımızca da ... Cumhuriyet Başsavcılığına takip dayanağı çek üzerindeki imzanın sahteliği ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunulduğunu, çek üzerindeki lehtar ...'ın da imzasının taklit edildiği gözetildiğinde ilk etapta icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektiğinin açık ve aşika olduğunu, hal böyle iken, öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile icra veznesine yatıracakları paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik karar verilmesini, davanın kabulü ile kabulü ile birlikte ... seri numaralı çek üzerindeki imzanın sahte olduğuna ve müvekkiline ait olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde imzasını inkar etmekle birlikte dava konusu çekin ne şekilde elinden çıktığını belirtmemiş olup bu husus kasıtlı olarak muğlak bırakıldığını, ancak davacı tarafın dava konusu çeke ilişkin olarak ... 19. İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında açtığı davadaki dilekçesinde lehtar şirkete başka bir çek keşide edildiğinden bahsetmiş olup bu itibarla dava dışı lehtar şirket ile arasındaki ticari ilişkisini de açıkça ikrar ettiğini, bu nedenle davacı şirket defterlerinin incelenerek lehtarla arasındaki borç ilişkisinin ve dava konusu çekin dava dışı lehtar şirkete keşide edilip edilmediğinin tespit edilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemek şartıyla, bir an için çek üzerindeki imzanın davacı tarafa ait olmadığı varsayımında dahi müvekkil aleyhine tazminata mahkum edilmesine yasal olanak bulunmadığını, dava konusu çek incelendiğinde çekin müvekkile ciro yoluyla geçtiği ve davacı ile müvekkil arasında başka cirantalar bulunduğu görüleceğini, müvekkilinin, çeki davacıdan almadığından çek üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığını bilecek durumda olmadığını, bu nedenle iyiniyetli olduğunu, müvekkilinin, çekten doğan alacağının tahsili amacıyla iyiniyetle takip başlattığını, bu nedenle yapılacak inceleme neticesinde, çek üzerindeki imzanın davacı tarafa ait olmadığı tespit edilse dahi müvekkilinin tazminatla sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından iddialarına yönelik olarak 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. Maddesi ile hüküm altına alınan senede karşı "Senetle İspat Zorunluluğu" hükmünü karşılayacak senet niteliğinde herhangi bir delil sunamamış olup ileri sürülen hususlar iddiadan öteye geçemediğini, senede karşı senetle ispat kuralını haiz delili bulunmayan işbu dava taleplerinin isabetsiz olduğunu, ilgili mevzuat, yüksek yargı kararları ve davacı tarafın iddialarını ispat edecek herhangi bir kesin delil sunamadığı göz önüne alındığında haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iddia ve talepler ile ikame edilen işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, ... 5. İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında takip dayanağı 9958563 seri numaralı çek üzerindeki imzanın davacının firma yetkililerinin eli ürünü olmadığı iddiasına dayalı davacının davalılara borcunun bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, ... CBS ... soruşturma sayılı dosyası, ... 19. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... 28. İcra Hukuk Mahkemesinin... esas sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ..., ..., ..., ... soruşturma sayılı dosyaları, çek aslı, imza asıllarının bulunduğu belgeler, ticaret sicil kayıtları, İTO kaydı, Adli Tıp Raporu ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın grafoloji alanında uzman bir bilirkişiye tevdi ile ... 5. İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında takip dayanağı ... seri numaralı çek üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi ve ... 19. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasına sunulan ve işbu dosya arasına alınan bilirkişi raporunun tetkik edilmesi ile mezkur rapordan ayrılan kanaatler bulunması halinde çelişen hususunda hazırlanan 09/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda; beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz. programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede; İnceleme konusu çekteki keşideci imza ile ...'e ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde benzerlikler görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu çekfeki keşideci imzanın ...'ün eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
09/02/2024 tarihli raporuna karşı itirazların kabulüne, dosyanın ... ATK Fizik İhtisas Dairesine tevdii ile ... 5. İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında takip dayanağı ... seri numaralı çek üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi ile dosya kapsamında Mahkememizce alınan 09/02/2024 tarihli bilirkişi raporu ile ... 19. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasına sunulan 10/08/2023 tarihli bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi dosyaya sunulan ve kazandırılan deliller ışığında dosya kapsamı hakkında itirazları karşılar nitelikte hazırlanan, 03/09/2024 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda; İnceleme konusu çekte yer alan keşideci imzası ile ...'ün mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ün eli ürünü olmadığı bildirilmiştir.
03/09/2024 tarihli ATK raporunun usul ve yasaya uygun olması ile hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olması sebebiyle ATK raporuna karşı itirazların reddi ile tekrar bilirkişi raporu alınması taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ... Esas... Karar ... Esas 2003/768 Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... E-... K sayılı kararı)
Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu ... 5. İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında takip dayanağı ... seri numaralı çek üzerinde davacıya atfen atılı bulunan imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda çek aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 09/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda bonolardaki imzaların davacının eli ürünü olduğu bildirilmiş, anılan bilirkişi raporu ile ... 19. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasına sunulan 10/08/2023 tarihli bilirkişi raporunun çelişki arz etmesi ve taraf vekillerince 09/02/2024 tarihli bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine dosya İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesine tevdi olunmuş, İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi heyetince düzenlenen 03/09/2024 tarihli ATK raporunda ise inceleme konusu, ... 5. İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında takip dayanağı ... seri numaralı çek üzerinde yer alan keşideci imzası ile ...'ün mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ün eli ürünü olmadığı, kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan 03/09/2024 tarihli ATK Fizik İhtisas Dairesi raporu ile ... 19. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasına sunulan 10/08/2023 tarihli bilirkişi raporunun birbiri ile uyumlu olmaları, denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olmaları gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporlarına itibar edilmiştir. Davalı taraflarca, 09/02/2024 tarihli bilirkişi raporu ile ... 19. İcra Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasına sunulan 10/08/2023 tarihli bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla tanzim olunan 03/09/2024 tarihli ATK Fizik İhtisas Dairesi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulmamış ve yargılama esnasında itiraz beyanında bulunulmamıştır.
Yukarıda detayları ile izah olunduğu üzere davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdiği, dava konusu edilen çekin üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığını ispat ettiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle davanın kabulü ile, ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine dayanak ... Seri numaralı, 412.809,14 TL bedelli ve 01.02.2023 keşide tarihli çek nedeniyle davacının davalılara karşı borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiştir.
İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının kabulü halinde borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötüniyet tazminatı olup, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının da kötüniyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötüniyetli değilse, aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilemez. Davacının kötüniyet tazminatı talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın kabulüne karar verilmekle yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davalı ... A.Ş'nin kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4-5. maddesi gereği reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine dayanak ... Seri numaralı, 412.809,14 TL bedelli ve 01.02.2023 keşide tarihli çek nedeniyle davacının davalılara karşı borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-...A.Ş'nin kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4-5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,
4-...A.Ş'nin, davacının %10 oranında para cezasına mahkum edilmesi talebinin yasal koşullar oluşmadığından reddine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 28.198,99-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 7.863,08-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 20.335,91-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 7.863,08-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı, 1.635,00-TL posta giderleri olmak üzere toplam 9.677,98-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 65.921,37-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.20/02/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*