T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/553 Esas
KARAR NO : 2025/645
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 26/08/2023
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı alacaklı tarafından temlik alınan icra dosyasında alacaklı olduğunu iddia eden banka tarafından 17/04/2009 tarihinde sunulan takip talebi ile müvekkilin bir dönem ortağı olduğu ... isimli firmanın kredi kartından kaynaklanan borcunun tahsili amacıyla yasal takip işlemleri başlatıldığını, alacaklı olduğunu iddia eden banka tarafından takip işlemleri aynı aynda hem işletmenin tüzel kişiliği hem de tespit edilen ortakları birlikte takibe borçlu olarak kaydedilerek başlatıldığını, söz konusu takip dosyası 2009 yılından bu yana birden çok kez yenilenmek suretiyle devam ettiğini, genel zaman aşımı süresi dolmasına rağmen gelinen aşamada müvekkilin maaşına haciz işlemlerinin uygulanması, taşınmaz ve araç hacizleri gibi diğer haciz işlemleri gerçekleştirmeye devam ettiğini, müvekkilin doğrudan veya işletme ortaklığını yürüttüğü süre içerisinde hiçbir şekilde borç doğuracak bir işlemi veya borcun sorumluluğunu üstlenecek kefalet işlemi olmamasına karşın davalı alacaklı kurum tarafından takip işlemlerine müvekkilin de borçlu olarak eklenmesi ve hakkında takip işlemlerinin yürütülmesi açıkça hatalı olduğunu ve bu nedenle müvekkilin borçlu olmadığının tespiti amacıyla işbu dava dosyasını açma gerekliliği hasıl olduğunu, müvekkilinin dava dışı ...isimli şirketinin ... yılında hisse devri suretiyle ortağı olduğunu ve 05/06/2008 yılında şirket hisselerini şirket ortağı ...'ya devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, söz konusu durumun müvekkili tarafından ortağı olduğu işletme ile işlemleri olan ve içlerinde alacaklı olduğunu iddia eden bankanın da olduğu bankalara noter kanalıyla keşide edilen ihtarname ile bildirdiğini, sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona erdiğini ve limited şirketin borçlarından şahsen sorumlu olmadığını, işletme borçlarından sorumluluğunu doğuracak kefalet veya başkaca sorumluluk haline dair kaydının olmadığını ve yine alacaklı olduğunu iddia eden taraf ile şahsi borç ilişkisi doğuracak bir işlemi de olmadığını, öncelikle ve tensiben teminatsız yahut teminat mukabili olarak tedbiren ... 3. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyasında vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesine ve icra takibinin durdurulmasına, davanın kabulüne ve lacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşmede müşterek borçlu/müteselsil kefil olarak imzası bulunmakta olup davacının borçlu olmadığına ilişkin iddialarının kötü niyetli olduğunu, huzurdaki davanın davacı/ borçlu aleyhine icra takibi başlatıldıktan 14 yıl sonra ikame edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, temlik eden ... Bankası A.Ş. ile dava dışı ...Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan kredi sözleşmesine istinaden dava dışı şirkete kredi kartı kullandırıldığını, davacı, her ne kadar dava dilekçesinde temlik eden banka ile aralarında bir borç ilişkisi bulunmadığını iddia etmiş ise de söz konusu kredi sözleşmesini müşterek borçlu/ müteselsil kefil olarak imzaladığını, davacının, kredi kartı ödemelerini süresinde yapmayarak sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bunun üzerine dava dışı şirket ve müşterek borçlu/ müteselsil kefillere 02.02.2009 tarihli hesap kat ihtarnamesi tebliğ edildiğini, ihtarnameye itirazda bulunulmadığı gibi ödeme de yapılmaması sebebiyle ... 3. İcra Dairesi ... Esas dosyası ile borçlu ve müşterek borçlu/müteselsil kefiller aleyhine icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine uygun şekilde alacak talep edildiğini, takibin davacının itirazı olmaksızın kesinleştiğini, davacının aleyhine icra takibi başlatıldıktan 14 yıl sonra kredi kartı sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek huzurdaki davayı ikame etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi davacının kötü niyetli olarak müvekkil şirketin alacağına kavuşma çabasını engeller nitelikte olduğunu, davalı müvekkilinin, kanundan doğan haklarını kullandığını, başlatılan icra takiplerinin dayanağı bulunmakla birlikte bu takiplerde gerçekleştirilen işlemlerin usul ve yasaya uygun şekilde yapıldığını, davacının takibin dayanağı belgelerin icra dosyasına sunulduğuna yönelik iddiasının yerinde olmadığını, hesap kat ihtarnamesi ve hesap özeti takip talebi ekinde sunulmuş olduğu gibi banka kayıtları celp edildiğinde davacının iddialarının mesnetsiz olduğunun açıkça görüleceğini, davacı/ borçlu, borçlu olduğunu bilmesine rağmen huzurdaki davayı ikame ederek müvekkili şirketin alacağını sürüncemede bırakmayı amaçladığını, dava dilekçesinde de görüleceği üzere davacının iddiasını ispatlar herhangi bir gerekçesi bulunmadığını, gerçek dışı ifadelerle mahkemeyi yanıltmaya çabaladığını, borçlunun, genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız takibe ilişkin tüm itirazlarını açıkça icra müdürlüğüne süresinde yapması gerektiğini, kanunda öngörülen süreler geçtikten yıllar sonra huzurdaki davayı ikame etmiş olmasının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, iyiniyetli müvekkili aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmeyeceğini, müvekkili şirketin, alacağı temlik alan durumunda olması sebebiyle hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ve kötü niyet tazminatına da hükmedilemeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, müvekkili şirketin temlik aldığı icra takibine konu alacağın tahsili için gerekli işlemleri yaptığını, kredi sözleşmesini müşterek borçlu/ müteselsil kefil olarak imzalayan davacı/ borçlunun aksi yöndeki beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını belirterek , Davanın reddine karar verilmesini ve davacı/borçlu aleyhinde %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, ... 3. İcra Müdürlüğünün ...E sayılı dosyasından takip dayanağı kredi sözleşmesi sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 3. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası, İTO kayıtları, Genel Kredi Sözleşmesi, banka kayıtları, ihtarnameler ve bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
Uyuşmazlığın niteliği ile HMK'nın 200. maddesi uyarınca itibariyle taraf vekillerinin tanık dinletme taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın bankacılık ve finans uzmanı bir bilirkişiye tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; dava dışı .... Ltd. Şti'nin kredi sözleşmesi kapsamında kredili mevduat hesabı, taksitli kredi kredi kartı, çek hesabı ve diğer hesapları nedeniyle hesap kat ihtarnamesi itibariyle ve temerrüt tarihi ve takip tarihi dikkate alınarak asıl alacak, işlemiş faiz ve işlemiş faizin BSMV yönünden davacının davalıdan alacaklı olduğu miktarların denetime elverişli şekilde kalem kalem tespiti ve hesaplanması, kredili mevduat hesabı ve kredi kartı alacağına TCMB tarafından belirlenen faiz oranlarının icra takibinde talep edilebilecek faiz oranlarının ne olduğu hususlarında denetime elverişli şekilde hesaplanması ve tüm bu alacak kalemlerinden davacı kefilin sorumlu olup olmadığı ile sorumlu ise sorumlu olduğu miktarın net olarak tespiti ile davacının borçlu olup olmadığı noktasında net bir tespitte bulunulması hususlarında hazırlanan 14/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davadışı ... Bankası ile dava dışı ... Ltd. Şti arasında tarih bilgisi olmayan Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme maddelerinde kredi kartına yönelik herhangi bir madde olmadığı ve sadece şirket kaşesi üzerine imza atılmış olduğu, bu sözleşme dışında herhangi bir sözleşmeye sunulan evraklar üzerinden rastlanılamadığı, davadışı ...Şti'ne ait hisselerini davacı ...'ın ... 28. Noterliği ... tarih ve ... sayılı hisse devri sözleşmesi ile Osman Yazıcı'ya devretmiş olduğu, bu durumda takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davacı ...'ın takip konusu kredi kartı borcundan herhangi bir sözleşmede imzası olmamasından dolayı sorumlu olmayacağı bildirilmiştir.
Dosyanın kök raporu hazırlayan bilirkişiye tevdii ile davalı vekilinin itirazları değerlendirilerek menfi tespit talebi yönünden dava dışı ... Bankası A.Ş'nin davaya konu tüm kayıtlarının yerinde incelenmesi ile, bilirkişi raporuna konu edilecek tüm evrakların eksiksiz bir şekilde dosyaya kazandırılması ile itirazları karşılar nitelikte gerekçelendirmek suretiyle hazırlanan 23/07/2024 tarihli ön raporda, dava konusu alacaklara ilişkin evrakların tarihlerinin 10 yıllık zamanaşımı süresini geçmesi halinde şubelerden temin edilemeyeceği, bu nedenle tarafımca yerinde inceleme yetkisi ile temin edilemediği, ... Bankası ... Şubesine Sayın Mahkemenin vermiş olduğu yerinde inceleme yetkisi ile tarafımca gidilmiş olup, sistemlerde görünen herhangi bir Sözleşme olmadığı bilgisi alınmış olunduğu, dava konusu alacağa ilişkin belgelerin yerinde inceleme ile bilirkişiliğimizce temin edilememesi sebebi ile dava dosyasına celp edilmesi halinde ek rapor tanzim edilebileceği bildirilmiştir.
Bilirkişi ön raporunda belirtilen eksik hususlar tamamlanarak, dosyanın kök raporu hazırlayan bilirkişiye tevdii ile davalı vekilinin itirazları değerlendirilerek menfi tespit talebi yönünden dava dışı ...Bankası A.Ş'nin davaya konu tüm kayıtlarının yerinde incelenmesi, bilirkişi raporuna konu edilecek tüm evrakların eksiksiz bir şekilde dosyaya kazandırılması ile itirazları karşılar nitelikte gerekçelendirmek suretiyle hazırlanan 16/06/2025 tarihli ek raporda, Takip tarihi itibari ile alacak tutarının; 35.340,70 Asıl Alacak, 2.970,15 TL işlemiş Faiz, 148,51 TL BSMV olmak üzere toplam 38.459,36 TL alacak olacağı, dava tarihi itibari ile alacak tutarının; 35.340,70 Asıl Alacak, 130.910,20 TL işlemiş Faiz, 6.545,51 TL BSMV olmak üzere toplam 172.79641 TL olacağı, ancak davacı kefilin temerrütte düşürülememiş olmasısebebi ile söz konusu tutarın ancak kefalet limiti olan 100.000,00 TL tutar dahilinde sorumlu olduğu bildirilmiştir.
TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ... Esas ...Karar... Esas... Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ...E-... K sayılı kararı)
Yargıtay 8. HD'nin 23.09.2013 tarihli ... esas ve karar sayılı kararı ile Yargıtay 19. HD'nin 06/06/2018 tarihli ... esas ve ...karar sayılı ilamları ile istikrar arz eden ilamlarında açıkça; İİK’nun 38. maddesinde, icra dairesindeki kefaletlerin ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olduğu belirtilmiş, kefaletin şekli hakkında ise, özel bir düzenleme getirilmemiştir. Bu nedenle genel yasa olan ve 27836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'ndaki kefalete ilişkin, 581 ve takip eden madde hükümlerinin icra kefaletlerinde de uygulanması gerekmektedir.
Türk Borçlar Yasası'nın kefalet aktinin şekil şartlarını düzenleyen 583. maddesinde; Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu, yine 584. maddesinde; eşlerden birinin diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceğini; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olmasının mecburi olduğu belirtilmiştir. İcra kefaletinin HMK 583. maddesindeki şekle uygun yapılması geçerlilik şartı olduğundan, belirtilen unsurların bulunması zorunlu olup, yorum yolu ile eksikliğin giderilmesi mümkün değildir. İcra kefaleti İİK'nın 38. Maddesinde ilam mahiyetini haiz belgeler arasında sayılmıştır. İİK'nın 38/son maddesi gereğince icra kefaleti müteselsil kefalet hükmündedir. Dolayısıyla kefaletin icra müdürlüğü nezdinde tutulan ya da icra memuru tarafından hazırlanan tutanak ile düzenlenmesi halinde BK'nın kefalete ilişkin hükümlerine uygun düzenlenmesi gerekir. Nitekim Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Yargıtay 12. HD'nin ... E. ... K. Sayılı ilamı da bu doğrultudadır.
Tüm bu genel açıklamalar dikkate alınarak iş bu davada ispat yükü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı tarafta olup davalı alacaklı ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyasındaki borcun sebebi olan 14.12.2006 tarihli 100.000,00 TL limit dahilinde Genel Kredi Sözleşmesine dayalı alacağının varlığını ispatla mükelleftir. Taraflarca ileri sürülen deliller toplanmış ve 14.12.2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi sebebiyle alacağın bulunduğu iddiasına ilişkin olarak yapılan inceleme neticesinde; dava dışı ...Bankası ile dava dışı ... Ltd. Şti arasında tarih bilgisi olmayan Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme maddelerinde kredi kartına yönelik herhangi bir madde olmadığı ve sadece şirket kaşesi üzerine imza atılmış olduğu, dava dışı ...Bankası ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti arasında 14.12.2006 tarihinde 100.000,00 TL limit dahilinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin her sayfasının sunulu olmadığı , sözleşmede davacı ..., davadışı ...ve ...’ın aynı limit dahilinde müteselsil kefil yönünden imzalarının bulunduğu, 05.06.2008 7077 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde, davacı ...’ın şirket hisselerini ... 28. Noterliği ...tarih ve ... sayılı hisse devri şözleşmesi ile ...’ya devrettiği, söz konusu kartın dava dışı Banka tarafından dava dışı ... Tic. Ltd. Şti firmasına dava dışı ... adına 30.000.00 TL limit dahilinde, kullanımına verildiği, dava dışı banka tarafından dava dosyasına sunulan hesap ekstrelerinin incelenmesinde kredi kartına ait hesap kesim tarihleri olan 17.02.2009-31.09.2008 tarihleri arasındaki ekstrelerin incelenmesinden; dava konusu kredi kartına, kredi kartı borç ekstrelerinde yer alan borç tutarlarına ilişkin son ödemenin 01.12.2008 tarihinde 2.000,00 TL olarak yapıldığı, düzenlenen son ekstre olan 17.02.2009 hesap kesim tarihli ekstreye göre toplam borç tutarının 32.864,39 TL olduğu, 2.476,31 TL devam eden taksit tutarlarının da eklenmesi ile toplam kart bocunun 35.340,70 TL olacağı, dava dışı banka tarafından davacı ..., davadışı ...ve ... adına ... 43. Noterliğini... tarih, ihtarname keşide edildiği, ancak ihtarnamede kredi kartı borcuna ilişkin bölümlerin görülemediği, tebliğ belgelerinin de olmadığı, tebliğ belgesi olmaması sebebi ile temerrütün oluşmadığı, dava dışı banka tarafından dava dışı ... Tic. Ltd. Şti firmasına kullandırılan ticari kredi kartına ilişkin olarak, davacı tarafından dava dışı ... Ltd. Şti firmasının borçlarına müteselsil kefil sıfatı ile 100.000,00 TL ye kadar müteselsil kefil sıfatı ile imzası bulunduğu, dava dışı ... Ltd. Şti’ne ait hisselerini davacı ...’ın ... 28. Noterliği... tarih ve ... sayılı hisse devri şözleşmesi ile ...’ya devretmiş olduğu, bu devir sonrası dava dışı banka ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti arasında akdedilen herhangi bir sözleşmenin görülemediği, bu durumda dava konusu kredi kartı borcundan davacı...’ın kefaletinin devam ettiği, davacı kefil ...’ın davacı bankaya karşı 100.00,00 TL limit ile dava dışı ...Şti ile birlikte takip ve dava konusu borçlardan kendi temerrüt tarihinde kefalet limiti dahilinde sorumlu olduğu, davacı borçlunun temerrütte düşürülemediği, dava dışı ... Bankası A.Ş nin davacıya kullandırdığı kredi sebebi ile davacıdan takip tarihi itibari ile 35.340,70 TL asıl alacak, 2.970,15 TL işlemiş faiz ile 148,51 TL BSMV olmak üzere toplam 38.459,36 TL talep edebileceği ancak takip talebinde asıl alacak yönünden 468,00 TL fazla alacak isteminde bulunulduğu kanaatiyle 16/06/2025 tarihli ek bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olması ile hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olması sebepleriyle bilirkişi raporuna karşı itirazların reddi ile tekrar bilirkişi raporu alınması taleplerinin reddine, karar verilmekle davalı alacaklı tarafça alacak iddiası kısmen ispat edilmiş olmasına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacının kötü niyet tazminatı talebi yönünden ise dosya kapsamında davalının kötüniyetli olduğuna dair bir belge veya delil de bulunmadığından, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. fıkrasındaki koşullar oluşmadığından reddine, davalının kötü niyet tazminat talebi yönünden ise; 05/09/2023 tarihli ara karar ile "İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca icra takip tutarı olan 38.562,03 TL alacağın takdiren %20'si (7.712,40 TL) oranında nakdi yada teminat mektubu karşılığında ... 3. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına iş bu dava davacısı ... tarafından icra veznesine ödenecek paranın takip alacaklısına ödenmemesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasına," karar verildiği ve reddine karar verilen 38.094,03 TL yönünden İİK 72/4 maddesinde belirlenen şartların sübut bulduğu kanaatiyle davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği kabulü ile takip tarihi itibariyle 38.094,03-TL'nin %20'si oranında 7.618,80-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, ... 3. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra takip dosyasında takip tarihi itibariyle 468,00 TL(35.808,70-35.340,70: 468,00 TL) asıl alacak yönünden davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin(38.094,03 TL) reddine,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,
3-Davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği kabulü ile takip tarihi itibariyle 38.094,03-TL'nin %20'si oranında 7.618,80-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 31,69-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 658,55-TL peşin harçtan mahsubu ile artan 626,58-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan 658,55-TL peşin harçtan iadesine karar verilen 626,58-TL harcın mahsubu ile kalan 31,97-TL peşin harç ile 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 301,82-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından posta gideri olarak yapılan 627,50-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre takdiren %1'inin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, %99'unun davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan bilirkişi ücreti olarak yapılan 3.500,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre takdiren %99'unun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, %1'inin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 468,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
10-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin, kabul ve red oranına göre 31,20-TL'sinin davalıdan, 3.088,80-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
11-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.02/10/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*