T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/589 Esas
KARAR NO : 2025/369
DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 18/09/2023
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; davacı müvekkili ... Şirkeli (“...") tarafından Davalılar ...Şirketi ("...") ve ... Şirketi ("'...”) aleyhine (birlikte "Davalılar") ... 6. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında taşınır rehinlerinin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmış olup, davalılar takibe itiraz ettiklerini, du dava ile davalıların takibe itirazlarının iptal edilmesi, alacağın tahsiline ve davacı müvekkili ... lehine alacağın %20'sinden az olmamak üzere İcra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep edildiğini, davalıların davacı müvekkili ...'e olan borcunun teminatlarından biri .. 6. İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasında derdest takibe konu Davalı ...'in ticari işletmesi de dahil olmak üzere ...'in ...'ndeki fabrikası ile ... ve ...'deki tesislerinde yer alan tüm taşınırları üzerinde kurulmuş taşınır rehni olduğunu, davacı müvekkili ...'in rehin hakkı sahibi olduğu Taşınır Rehni Sicili (...) kayıtlarından ve noter onaylı sözleşmelerden açıkça görüldüğünü, Taşınır Rehni Sözleşmesi'nin incelenmesi ile davacı müvekkili Alacaklı ...'in davalılardan olan alacağının teminatı davalılardan ....'in fabrikasında yer alan makine ve teçhizatın rehni olduğunu, ...'in huzurdaki davaya konu alacağın teminatı olan taşınırlar üzerindeki rehin, Kredi Sözleşmesi uyarınca kurulmuş olup bu rehinin Kredi Sözleşmesi tahtındaki tüm borçların teminatlarından birini teşkil ettiğini, bu rehnin, ... kayıtlarında ve noter onaylı sözleşmede açıkça görüldüğünü, müvekkili davacı alacaklı ...'in kendi payını aşan kısmı ödediği anda alacaklı bankaların yerine geçtiğini ve halef sıfatı ilk alacaklı bankaların sahip olduğu tüm hakları kanun gereği ve kendiliğinden kazandığını, davalı borçlu ...'in, davacı alacaklı ...'e noter kanalı ile göndermiş olduğu ihtarnamede de halefiyeti varlığını ikrar ettiğini, alacağın varlığının, muacceliyetinin, borçlunun temerrüdü ve müvekkili alacaklı davacının rehinli alacaklı sıfatı hususunda hiçbir tartışma olmadığını beyanlarla davalıların ... 6. İcra Dairesinin ...Esas sayılı icra takibine karşı yapmış oldukları itirazın iptaline ve bu doğrultuda icra takibinin devam etmesine; alacağın %20'sinden az olmamak üzere İcra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; öncelikle çeşitli sebeplerle davalı firmalar tarafından cevap dilekçesi sunma süresinin kaçırıldığı, bunun sonucu HMK md. 128 gereği davanın tamamının inkar edilmesi olduğunu, bu kapsamda savunma genişletilmeden haksız dava ve takibine karşı savunmalarını sunduklarını, 2019 yılı Mart başlarında davalı firmalar, ... Grubuna bağlı birer şirket olduğunu, o tarihte ... aralarında ... ve...’in bulunduğu, ... Veteriner,... İlaç, ..., ..., ..., ...gibi şirketlerden müteşekkil bir şirketler topluluğu olduğunu, tüm bu sirketlerde 2019 yılı Mart ayı itibariyle topluluğa bağlı tüm şirketlerde kardeş olan ...ve ...’ün doğduran ya da dolaylı olarak %50-50 hisse sahibi olduklarını, bu kapsamda grup şirketler dahilinde bulunan ve kredi kullanan davacının, davalı ... A.Ş ile alacaklılar bankalar arasında 12.3.2019 tarihinde yeniden yapılandırma sözleşmesi immzalandığını, yeniden yapılandırma sözleşmesine ... ve ...’ün gerçek kişi garantör sıfatıyla katıldığını, sözleşmede erken ifa durumu’nun ayrıca düzenlendiğini, buna göre herhangi bir borçlu şirkette veya garantörlerin varlık satışı halinde elde edilecek gelirin vadesi gelmiş olsun ya da olmasın kredinin kapatılmasında kullanılacağını, bu kapsamda ilk varlık satışı’nın, ... içerisinde yer alan ... A.Ş.deki hisselerin devri ile oluştuğunu, ...ve...ün şirketteki %15’lik hisselerini yabancı bir fona sattığını, elde edilen gelirle tüm grubun vergi borçlarının tamamını ve kredi borcunun büyük bir kısmının ödendiğini, varlık satışından sonra yeniden yapılandırma sözleşmesi tadil edildiğini, akabinde ...ve ...’ün ... grubu içerisinde olan şirketleri kendi aralarında pay ettiklerini ve gruptan ayrıldıklarını, huzurdaki davada ve itiraza konu icra takibinde davacı ...’in, firmaları tarafından gerçekleştirilen bir varlık satışı neticesinde kredi borçlarının kalan kısmının tamamının firmaları tarafından erken ödendiği buna bağlı olarak alacak taleplerini davalı firmalara yöneltme talebinde ve iddiasında olduğunu, ana başlıklar itibarı ile; davacı Firmanın davalı firmalara yönelik halefiyete dayalı rücu hakkı bulunmadığını, davacı firmanın halefiyet hakkı olduğu kabul edilse dahi takipte talep edilen borç ve faizin hukuka aykırı olduğunu,davacı tarafından aynı alacak iddiasına ilişkin olarak hukuka aykırı bir şekilde birden fazla rehin takibi başlatıldığını, davacı firma tarafından davalı firmalar aleyhine kötü niyetli ve zarar kastı ile dava konusu takipte dahil olmak üzere bir çok süreç işletildiğini, davalılar ... ve ..., halefiyetten bahsedilebilmesi için borçlular arasında teselsülün bulunması gerektiğini, Kredi ve Yapılandırma Sözleşmesi’nde müteselsil borçluluktan bahsedilmediğini, Kredi ve Yapılandırma Sözleşmesi ile her bir şirketin eski kredisini kapatmak için yeni bir kredi borcu altına girdiğini, bu kapsamda bu yeni sözleşmenin borçlusunun kredi kullanan şirketin kendisi olduğunu, Bu kapsamda, Davalılar, borçlarının tamamı için sorumlu olmadıklarını, sadece kendi borçları için sorumlu olduklarını, Kredi ve Yapılandırma Sözleşmesi bakımından tarafların teselsülü kabul etmelerinde ekonomik bir menfaatlerinin bulunmadığını ve Kredi ve Yapılandırma Sözleşmesi m. 1.5’te sadece TBK m. 128’de düzenlenen garanti sözleşmesine atıfta bulunulduğunu, TBK m. 128 gereği, Davacı’nın halefiyet hakkının bulunmadığını, Bu kapsamda, Davalılar, Davacı’nın halefiyet iddialarının hukuka aykırı olduğunu ve Davacı’nın kendi borcunu aşan kısım için sadece “garanti veren” sıfatıyla hareket ettiğini, kredi borçlarının ödenmesi sürecinde Davacı’nın alacaklı bankalardan alacağı temlik de almadığını ve bu nedenle davacının halefiyet hakkı bulunmadığını, kredi borcunun ödenmesiyle borcun sona erdiğini ve sözleşmenin ifa edildiğini; bu kapsamda, kredi borcuna bağlı diğer fer’i borçların da sona erdiğini, Bu itibarla kefalet, ipotek ve rehin gibi teminatların ortadan kalktığını, davacının talep ettiği faiz oranlarının hukuka aykırı olduğunu ve sözleşmede kararlaştırılan faiz oranlarının uygulanması gerektiğini, davacının aynı alacağa ilişkin birden fazla rehin takibi başlatarak hukuka aykırı davrandığını ve şirketlerin mağduriyetine sebep olduğunu, davacının kötü niyetli ve zarar kastıyla hareket ettiğini, şirketlere zarar vermek amacıyla birden fazla takip başlattığını belirterek; davalı şirketlerin davacıya karşı sorumluluğunun bulunmadığını ve davacının alacak taleplerinin gerçeğe aykırı olduğunu belirterek davanın reddedilmesini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava; İ.İ.K.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir.
H.M.K.nun 166. maddesi hükmü gereğince; aynı mahkemede görülmekte olan davalar, aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir. 14.02.1992 gün ,1999/3 Esas ve 992/2 Karar sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararı gereğince; bir yargı çevresinde kurulmuş aynı düzeyde, birden fazla mahkeme, davaların birleştirilmesi açısından “aynı Mahkeme” sayılır.
Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde davalar arasında “bağlantı” olduğu varsayılır. (H.M.K. Md:166/4) ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayısında kayıtlı dava dosyası kapsamı incelendiğinde; mahkememize açılan bu dava ile sözü edilen dava hakkında verilecek hükümlerin diğerini etkileyecek nitelikte olduğu sonucuna varılmaktadır. H.M.K.nun 166. maddesi gereğince davaların birleştirilmesi gerekir.Yukarıda açıklanan nedenlerle;
H Ü K Ü M /
1-... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dava dosyası tarafları ve dava konusu itibari ile davamız ile bağlantılı bulunduğundan mahkememiz dosyasının ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
Esasın bu şekilde kapatılmasına,
Yargılamanın birleşen dosya üzerinden yürütülmesine,
Birleştirme kararı verildiğinin DERHAL MAHKEMESİNE BİLDİRİLMESİNE,
Tarafların yokluğunda, H.M.K.nun 166/1. maddesi hükmü gereğince uyuşmazlığın esası hakkında verilecek hüküm ile birlikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.Açıklandı.30/05/2025
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır