T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/62 Esas
KARAR NO : 2025/878
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/01/2023
KARAR TARİHİ : 11/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın dizi-film vb çekimlerinde yapılacak olan dekor ve organizasyon işiyle ilgilendiğini, müvekkili firmanın bu bağlamda ... Platolarında bazı dizilerin dekor ve platolarını yaptığını, ...'un ise ... Platolarında da projeler bazında ihaleyi alan firmaya taşeron olarak hizmet veren ...-... isimli şahıs şirketinin yetkilisi olduğunu, müvekkiline ait firma olan "..." firmasının "..." ihalesini aldığı başkaca bir hizmet işinde ihaleyi veren şahıslar tarafından müvekkiline zorluklar çıkartıldığını ve müvekkilinin hiçbir borcu olmamasına rağmen davalıya "200.000-TL" bedelli senet vermek zorunda bırakıldığını, müvekkilinin yetkilisi olduğu diğer bir firma olan ... Ltd.Şti. de kefil olarak senette yer aldığını, ancak müvekkilinin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkili firmanın ... ile sundukları "..." sözleşmesini 23.08.2021 tarihinde imzaladığını ve yapılan anlaşma gereğince çekilecek olan dizi için sözleşmede yazılı olan tüm iş ve işlemleri tamamlamak üzere yükümlülüklerini yerine getirmek üzere işe başladığını, müvekkili firmanın bu bağlamda davalı olan ...- ... isimli şahıs firması ile"..." işini yapmak üzere anlaştıklarını, bu kapsamda da müvekkili firma tarafından davalıya 2.102.500-TL (ikimilyonyüzikibinbeşyüztürklirası) ödenmesi hususunda tarafların anlaşma sağladıklarını ve işin davalı tarafa taşere edildiğini, müvekkili firma tarafından davalı tarafa ödenmesi gereken tutarın ... tarafından müvekkil firmaya çıkarılan ödenek doğrultusunda ödendiğini, ancak davalı tarafından metraj artışı olduğu iddiası ile ödemenin az olduğu belirtilerek müvekkilinden anlaşılan tutar haricinde haksız ve hukuka aykırı olarak fazla ödeme talep edildiğini, bunun üzerine; müvekkili firma tarafından yapılan inceleme ve denetlemelerde davalının söylediği şekilde hiçbir artış olmadığı ve buna bağlı olarak fazladan iş yapmadığının da tespit edildiğini, bu nedenle müvekkili firma tarafından fazladan ödeme talebi reddedilerek anlaşma gereğince davalı tarafa ödenmesi gereken tüm tutarın ödendiğini ve herhangi bir alacak kalmadığını, davalı tarafın alacağı olduğu iddiasını öne sürerek müvekkil firmaya iki adet fatura kestiğini ve müvekkili firmaya gönderdiğini, müvekkili firmanın da herhangi bir borcu olmadığından dolayı kesilen faturalara itiraz ettiğini ve ... 19. Noterliğinden noter kanalı ile de davalıya iade ettiğini, davalı tarafın da iade edilen faturaları kabul ettiğini, müvekkili firma tarafından faturaların iade edilmesinden sonra davalı tarafın, ... nezdinde dava konusu iş ve işlemlerle ilgilenen mühendis ...ve ...Müdürü ... ile görüşme sağladığını ve konu ile ilgili alacağı olmamasına rağmen kendisine kazanç sağlamak üzere bu kişilerle irtibata geçtiğini, davalı tarafın bu görüşmesi akabinde davacı firma yetkililerinden ...'nın görüşmeye davet edildiğini ve ...'de görevli olan ilgililerin müvekkil firma tarafından 200.000-TL' nin davalıya ödenmesi hususunda baskıda bulunduklarını, müvekkil şirket yetkilisi ise "...'nin kendilerine herhangi bir ödeme yapmadığını, davalının iddia ettiği şekilde fazladan bir iş yapmadığını, hak etmediği bir parayı talep ettiğini, bu nedenle herhangi bir ödeme yapamayacağını" yetkili kişilere bildirdiğini, müvekkili firmanın dava konusu senedi vermemesinden dolayı, müvekkilinin hem şahıs firmasına hem de şirketine zorluklar çıkartılmaya başlandığını, dava konusu senedin ... adına verilmesi için ... ısrarla ...’un yapmadığı iş için müvekkiline senet yazması için baskı yaptığını, hatta bu esnada müvekkili tarafından daha önceki tarihte aldığı başkaca bir ihaleye istinaden ...' ye verilen teminat mektubu dahi, senedi vermediği için müvekkiline iade edilmediğini, müvekkilinin borcu olmamasına rağmen senet yazmaya mecbur bırakıldığını ve senedi ... adına yazmasının hemen akabinde banka ve kurum arasında ilgili kişiler tarafından yazışma yapıldığını ve 30.05.2022 tarihinde müvekkilinin ... tarih ve ... sayılı ... Bankasından alınan teminat mektubunun da iade edildiğini, müvekkilinin 30.05.2022 vade tarihli ve 500.000-TL bedelli çek ödemesini yapabilmesi için teminat mektubunu iade alması gerektiğinden dolayı dava konusu senedi imzalamak zorunda kaldığını, kaldı ki bu çekin yine müvekkili firmanın ... ile daha önceden anlaşmış olduğu başka bir ... işine istinaden verilmiş olan çek olduğunu, bu durumdan da ...'de çalışan ilgili kişilerin de haberi olmakla beraber müvekkilinin bu ödemeyi yapmak zorunda olduğunun da bilindiğini, akabinde müvekkilinin teminat senedini bozdurduğunu ve belirtmiş oldukları çekin ödemesini de yine ekte sundukları dekont görüntüsünden de 30.05.2022 tarihinde gerçekleştirdiğini,...ve ... arasında da maddi çıkar sağlamak için hukuka aykırı eylemlerde bulunulduğunu, bu eylemlerin akabinde de müvekkilinin gireceği ihalelerde de mühendis ... ve ... Müdürü ... tarafından sürekli zorluklar çıkarıldığını, hatta 29.08.2022 tarihinde müvekkiliin tüm şartları hukuka uygun olarak yerine getirmiş olduğu ihaleye fesat karıştırılarak ve hukuka aykırı olarak 30.08.2022 tarihinde yapılan usulsüzlükler neticesinde ... isimli kişiye ait firmanın ihaleyi alması için davalı ...'un ...'a telkinde bulunduğu ve bu bağlamda ... ile birlikte kendisine çıkar sağlamaya çalıştığının da taraflarınca bilindiğini, bu usulsüz işlemlerin ve ihaleye fesat karıştırılmasına ilişkin, davalı tarafın ve ... çalışanlarının haksız çıkar sağlamak amacıyla müvekkiline senet imzalatmak zorunda bırakılması ve diğer hususlara ilişkin olarak taraflarınca ... Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan şikayet sonucunda ... Soruşturma numarası ile soruşturma başlatıldığını, müvekkili firmanın davalıya herhangi bir borcu olmadığını, davalının haksız yere alacak iddiasında bulunduğunu, ... Müdürlüğü Muhasebe bölümünde bulunan ... isimli çalışan ile de yapılan yazışmalarda senedin müvekkiline imzalatılmak zorunda bırakılmasının akabinde ... tarafından davalıya temin edileceği, akabinde davalıdan ibraname alınacağı ve tüm bu işlemlerden sonra da müvekkile teminat sebebinin iade edileceğinin kanıtlandığını belirterek; fazlaya ilişkin haklarımız ve dava konusu olarak iddia edilen alacağa ilişkin her türlü dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla; hukuka ve yasaya uygun davanın kabulüne, ... - ... ve ... Ltd.Şti.'ye karşı başlatılması muhtemel icra takibinin durdurulması ve işlem yapılmaması amacıyla "17.05.2022 düzenleme tarihli, 30.01.2023 vade tarihli 200.000-TL bedelli senet"e ilişkin olarak İİK. 72. Maddesi uyarınca %15 teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacı müvekkilinin 17.05.2022 düzenleme tarihli, 30.01.2023 vade tarihli 200.000-TL bedelli senetten kaynaklı borcu olmadığının tespit edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde davacılar ile müvekkili arasında fiili işten kaynaklanan nedenlerden dolayı davalı müvekkiline ödeme yapıldığının daha sonra müvekkilinin söz konusu yapılan iş karşılığında eksik ödeme olması nedeni ile tekrardan davacı yanlardan bir miktar para istediğini ve daha sonraları ise ... yetkilisi ...'nın baskısı ile de zorla senet verildiği ithamlarında bulunulmuş ise de bu hususların asılsız herhangi bir somut vakıalardan uzak soyut söylemlerden ibaret olduğunu, bu hususların hiç birinin taraflarınca kabul görülmediği gibi söz konusu huzurda ki dava ile de herhangi bir illiyet bağının mevcut olmadığını, herhangi bir sözleşmeye ilişkilendirilmiş bir senedin varlığından söz dahi edileyeceğini, bu sebeple söz konusu senetin illiyetten mücerrettir olduğunu, davacı yanın müvekkiline hitaben düzenlenen senet de alıcısının müvekkili olduğu düzenlenme tarihinin 17.05.2022 olan vade tarihinin 30.01.2023 tarihli olan borçlu ve kefilinin ise ... - ... ve ... Ltd.Şti. Olan 200.000 TL bedelinde ki senedin nakden olarak düzenlendiğini, kıymetli evrakta mücerretlik ilkesi denilen bu ilke gereği, senette yer alan hak ile bu hakkın oluşumuna neden olan temel borç ilişkisi arasındaki bağın ortadan kalktığını, senedin temel borç ilişkisinden soyutlanmış, bağımsız bir varlık kazandığını, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamayacağını, kanunda ispat sınırı olarak gösterilen parasal belli tutarı (HMK 200/1.maddesi) aşan hukuki işlemler ve senede karşı olan iddialar (HMK 201.maddesi) kural olarak yalnız senet (kesin delil) ile ispat edilebileceğini, haksız ve her türlü hukuki mesnetten yoksun olarak açılan iş bu huzurda ki davanın reddine, haksız açılan ve takibin kasten engellenmesi açısından kötü niyetli olarak alınan tedbirinde varlığı doğrultusunda dava konusu değerin %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, 17.05.2022 düzenleme tarihli, 30.01.2023 vade tarihli 200.000-TL bedelli senet örneği, sözleşme, fatura örnekleri, ticari defter kayıtları, ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma numaralı dosyası, teminat mektubuna ilişkin banka kayıtları, dekont, hesap hareketleri ve bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın mali müşavir bir bilirkişiye tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; davacının defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulup tutulmadığı, ... sözleşmesi gereği davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı ile 17.05.2022 düzenleme tarihli, 30.01.2023 vade tarihli 200.000-TL bedelli senet sebebiyle davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı, var ise miktarlarının denetime açık olarak tespiti hususlarında hazırlanan 03/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 2021 yılı BA-BS formlarında , davalıya ait tutmuş olduğu cari hesap ekstresi kayıtları ile BA-BS formlarının tutarlı olduğu, BA veya BS formunu Türkiye'de faaliyet gösteren, kurumlar vergisi mükellefi firmalar ile gerçek usuldeki gelir vergisi mükellefleri vermek zorunda olduğu, bu beyanları hem alıcıların hem de satıcıların yaptığı, bu sebeple bir tarafın BS'si, diğer tarafın BA'sının olduğu, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, davacıya ait 2021-2022-2023 yılına ait ticari defterleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmelerim neticesinde; davacı ...'ya ait 2021-2022-2023 yılları ticari defterlerin TIK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı ...'un ticari defter ve belgelerini incelemeye sunmadığı, davacı ... ile davalı ... arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı ile ...Müdürlüğü arasında 23.08.2021 tarihinde akdedilen sözleşmeye göre, alımının konusu Dekor Değişimi ve Sanatsal uygulama (işin bedelinin 18.725.400,00 TL olan işin süresinin 3 ay olduğu sözleşmenin davacı ile ... Müdürlüğü arasında imzalandığı, davacının beyanına göre bu sözleşme ekinde sunulmuş olan Dekor İşlerine Ait evrakta 13 numarada davalıdan alınacak malzeme ve işçiliklere ait detayda toplam ödenecek tutarın 2.102.500,00 TL olduğunun görüldüğü, davacının ticari defter ve kayıtlarında davalıdan toplamda 2.069.625,60 TL hizmet karşılığı fatura aldığı, davacının ticari defterlerinde dava konusu 30.01.2023 vadeli 2 nolu 200.000,00.-TL'lik senedin 20.05.2022 tarihinde davalıya düzenlendiği ve Ticari defter kayıtlarına alındığı, davalı Ticari defter ve belgelerini sunmadığı için davalının Ticari defterlerinde senet kaydının bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, davalının 01.11.2021 tarihli ... numaralı 389.765,80.- TL tutarlı faturasına, davacının 03.11.2021 tarihinde süresinde itiraz ettiği, davalının 16.05.2022 tarihinde ... numaralı 389.765,80.- TL tutarlı faturasına davacının 17.05.2021 tarihinde ... fatura numaralı iade faturası düzenlediği, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre ;31.12.2022 tarih itibari ile (dava konusu senet dahil ) davalının, davacı ...'ya 119.276,41 TL borçlu olduğunun görüldüğü, davacının 2021 yılı BA-BS formlarında, davalıya ait tutmuş olduğu cari hesap ekstresi kayıtları ile BA-BS formlarının tutarlı olduğu bildirilmiştir.
Dosyanın kök raporu hazırlayan bilirkişiye tevdii ile taraf vekillerinin itirazları değerlendirilerek, davacılardan ... Şirketine ilişkin ticari defter ve kayıtlar da tetkik edilmek suretiyle dava konusu uyuşmazlık yönünden sonuç değerlendirmenin dava türüne uygun şekilde tek bir tabloda bir araya getirilmek ve itirazları karşılar nitelikte hazırlanan 17/06/2025 tarihli ek raporda; Davacı ... 'nın ticari defter ve kayıtlarına göre ;31.12.2022 tarih itibari ile (dava konusu senet dahil ) davalının, davacı ...'ya 119.276,41 TL borçlu olduğunun görüldüğü, davacı ... LTD. ŞTİ'nin 'nın ticari defter ve kayıtlarına göre ;31.12.2022 tarih itibari ile davalının, davacı ... TİC. LTD. ŞTİ'ne 44.320,00 TL borçlu olduğunun görüldüğü, davacının düzenlemiş ve davalıya vermiş olduğu dava konusu senet öncesi her iki davacı firmaya ait borç, alacak durumunun davacıların muavin kayıtlarına göre aşağıda detaylandırıldığı, ... firmasının davalı ...'a 80.723,59 TL borçlu olduğu; ... firmasının davalı ...'tan 44.320,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği,
¸Yukarıdaki cari hesap tablolarında iki firma için verilen senet öncesi borç alacak durumunun; ... firmasının davalı ...'a 80.723,59 TL borçlu olduğu, ... firmasının davalı ...'tan 44.320,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve ... E.,... K. sayılı ilamı).
Tüm bu genel açıklamalar dikkate alınarak iş bu davada ispat yükü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı tarafta olup davalı alacaklı 17.05.2022 düzenleme tarihli, 30.01.2023 vade tarihli 200.000-TL bedelli senede dayalı alacağının varlığını ispatla mükelleftir. Taraflarca ileri sürülen deliller toplanmış ve 17.05.2022 düzenleme tarihli, 30.01.2023 vade tarihli 200.000-TL değerindeki senet sebebiyle alacağın bulunduğu iddiasına ilişkin olarak yapılan inceleme neticesinde; davacının 2021 yılı BA-BS formlarında, davalıya ait tutmuş olduğu cari hesap ekstresi kayıtları ile BA-BS formlarının tutarlı olduğu, BA veya BS formunu Türkiye'de faaliyet gösteren, kurumlar vergisi mükellefi firmalar ile gerçek usuldeki gelir vergisi mükellefleri vermek zorunda olduğu, bu beyanları hem alıcıların hem de satıcıların yaptığı, bu sebeple bir tarafın BS'si, diğer tarafın BA'sının olduğu, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, davacıya ait 2021-2022-2023 yılına ait ticari defterleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmelerim neticesinde; davacı ...'ya ait 2021-2022-2023 yılları ticari defterlerin TTK'nın ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğu, davalı ...'un ticari defter ve belgelerini incelemeye sunmadığı, davacı ... ile davalı ... arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı ile ... Müdürlüğü arasında 23.08.2021 tarihinde akdedilen sözleşmeye göre alımının konusunun dekor değişimi ve sanatsal uygulama olduğu, iş bedeli 18.725.400,00 TL olan işin süresinin 3 ay olduğu sözleşmenin davacı ile ... Müdürlüğü arasında imzalandığı, davacının dava dilekçesindeki yazılı beyanına göre bu sözleşme ekinde sunulmuş olan dekor işlerine ait evrakta 13 numarada davalıdan alınacak malzeme ve işçiliklere ait detayda toplam ödenecek tutarın 2.102.500,00 TL olduğunun görüldüğü, davacının ticari defter ve kayıtlarında davalıdan toplamda 2.069.625,60 TL hizmet karşılığı fatura aldığı, davacının ticari defterlerinde dava konusu 30.01.2023 vadeli 2 nolu 200.000,00.-TL'lik senedin 20.05.2022 tarihinde davalıya düzenlendiği ve ticari defter kayıtlarına alındığı, davalı Ticari defter ve belgelerini sunmadığı için davalının Ticari defterlerinde senet kaydının bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, davalının 01.11.2021 tarihli ... numaralı 389.765,80 TL tutarlı faturasına, davacının 03.11.2021 tarihinde süresinde itiraz ettiği, davalının 16.05.2022 tarihinde ... numaralı 389.765,80.- TL tutarlı faturasına davacının 17.05.2021 tarihinde ... fatura numaralı iade faturası düzenlediği, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre ;31.12.2022 tarih itibari ile (dava konusu senet dahil) davalının, davacı ...'ya 119.276,41 TL borçlu olduğu, davacının 2021 yılı BA-BS formlarında, davalıya ait tutmuş olduğu cari hesap ekstresi kayıtları ile BA-BS formlarının tutarlı olduğu tespit edilmiş olup davacı taraflarca esasen dava konusu edilen senedin icbar suretiyle edinildiği ve iddiaya ilişkin olarak da ... Cumhuriyet Başsavcılığının ..CBS Sorusturma dosyasına delil olarak dayanıldığı, anılan soruşturma dosyasında 16/04/2024 tarihinde "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" verildiği ve takipsizlik kararına itiraz edilmemesi sebebiyle kararın 30/05/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla davacı taraflar açısından dava konusu senedin icbar suretiyle ele geçirildiğine ilişkin iddianın ispat edilmediği, taraflar arasında dava konusu senedin tanzimine sebebiyet verebilecek düzeyde ticari hacmin ve irtibatın bulunduğu, davacı tarafın ticari defterinde dava konusu usulüne uygun şekilde kaydının bulunduğu ve dava taraf defterlerine göre halen davalı tarafa borcunun bulunduğu sabit olduğu kanaatiyle 03/09/2024 tarihli bilirkişi raporu ile 17/06/2025 tarihli ek bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olmaları ile hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olmaları sebepleriyle bilirkişi raporlarına karşı itirazların reddi ile tekrar bilirkişi raporu alınması taleplerinin reddine, karar verilmekle davalı alacaklı tarafça alacak iddiası ispat edilmiş olmasına karşın davacı borçlu taraflarca aksi ispat edilemediğinden davanın reddine ve davacıların kötü niyet tazminat talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması nedenleriyle davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği kabulü ile 200.000,00-TL'nin %20'si oranında 40.000,00-TL tazminatın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacıların kötü niyet tazminat talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği kabulü ile 200.000,00-TL'nin %20'si oranında 40.000,00-TL tazminatın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
4-Mahkememizin 01/02/2023 tarih, 2023/62 Esas sayılı ihtiyati tedbir kararının Mahkememiz kararının kesinleşmesine kadar DEVAMINA,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 3.415,50-TL peşin harcın mahsubu ile artan 2.800,10-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
6-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraflar üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 182,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 3.682,00-TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
9-İstanbul Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.200,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
10-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.11/12/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*