T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/741 Esas
KARAR NO : 2025/648
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 24/04/2023
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine alacak iddiası ile ... 2. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, müvekkilinin alacaklı olarak görünen firmaya ödenmesi gerekli hiçbir borcu bulunmadığını, öte yandan takipte işlemiş faiz olarak talep edilen oran ve bu orana tekabül eden tutarın tüketici mevzuatına ve BK.md.120 amir hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, huzurdaki davanın menfi tespit davası olup Yargıtay Kararlarında izah ve ilam olunduğu üzere; borcun bulunmadığı iddiası ile açılan menfi tespit davalarında genel kuraldan ayrık olarak ispat külfetinin davalı alacaklı yana yüklendiğini, bu anlamda müvekkili aleyhine girişilen takipten kaynaklı davalı yana herhangi bir borcu bulunmayıp, davalı yanın soyut şekilde ileri sürdüğü alacağını ispat etme yükümlülüğü bulunduğunu, olmayan bir alacağı, dayanak belirtmeksizin soyut şekilde takibe konu eden ve müvekkilinden tahsilini talep eden davalı yanın, eldeki takip dosyası yönünden kötüniyeti sabit olup, İİK 72/6. Maddenin somut uyuşmazlığa tatbikini, takibinde kötiniyetli olan davalı yan aleyhine % 20 den az olmayan kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı adına ikame edilen huzurdaki davada davacının iddia ve beyanları hukuki dayanaktan ve mesnetsiz olduğunu, davaya konu olan kredi ticari kredi olduğunu, davaya konu olan icra takibinin ... A.Ş tarafından ... 23. Noterliğinin ... yevmiye ...tarihli temlik sözleşmesi ile müvekkili ... A.Ş'ne devir ve temlik edildiğini, bu temlik işleminden sonra da davacı borçlu tarafından icra dosyasına ilişkin ödeme yapılmadığını, banka kayıtları incelendiğinde davaya konu kredinin ödendiği, kredi borçlusu ve davacı tarafından kredinin geri ödemelerinin yapılmadığının açık bir şekilde görüleceğini, bu durumda ispat yükü davacıya ait olup davacının krediyi geri ödediğini ispatlayamadığını, davacının, kredi sözleşmesini BK 586. maddesi kapsamında müşterek kefil sıfatıyla imzaladığını, dolayısıyla kredi borcundan asıl borçluyla birlikte sorumlu olduğunu, dava dışı Banka tarafından davacıya kredi borcuna istinaden kat ihtarnamesi keşide edildiğini, davacı tarafından bu ihtarnameye karşı itiraz edilmediğini ve borç kesinleştiğini, davacı borçlu bankayla yaptığı sözleşme hükümlerine akde vefa ilkesi gereğince bağlı olduğunu, bu nedenle davacı borçlu sözleşme ve yasal mevzuat gereğince faiz borçlarından sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; temlik alacaklısı olan müvekkil şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 2. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, Genel Kredi Sözleşmesi, banka kayıtları, ticari defter kayıtları ve bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın bankacılık ve finans uzmanı bir bilirkişiye tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; kredili mevduat hesabı kapsamında ... 2. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyası kapsamında davalının davacıya borcunun olup olmadığı, temerrüt tarihi ve takip tarihi ve dava tarihi dikkate alınarak asıl alacak, işlemiş faiz ve BSMV yönünden davacının davalıdan alacaklı olduğu miktarların denetime elverişli şekilde kalem kalem tespiti ve hesaplanması, icra takibinde talep edilebilecek faiz oranının ne olduğu hususlarında hazırlanan 22/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda; dava dışı ... ile dava dışı ... arasında tarih bilgisi olmayan 30.01.2019 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi eki Cari Hesap Kredi Sözleşmesi imzalandığı, Sözleşmenin limitinin 200.000,00 TL olduğu, herhangi bir kefil imzası görülemediği, Genel Kredi Sözleşmesi'nin de sadece kapağının sunulu olduğu ve içeriğinin görülemediği, davacı ...'un davadışı ...'ın borçlarına müteselsil kefil sıfatı ile herhangi bir sözleşmede imzası görülemedi, bu durumda davacı ...'un kefaletine ilişkin herhangi bir evrak olmaması sebebi ile takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davacı ...'un takip konusu borçlardan herhangi bir sözleşmede imzası olmamasından dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği, dava dosyasında davadışı ...'a ait davadışı ... nezdinde bulunan aşağıdaki hesap ekstrelerinin sunulmuş olduğu, ancak söz konusu ekstreler üzerinden borcun mahiyetinin tespit edilemeyeceği, ihtarname de de alacağın toplam 210.370,22 TL olduğunun yazılı olduğu ancak takip talebinin 113.142,82 TL olduğu, bu durumda borcun kaynağının anlaşılamayacağı ve yerinde inceleme yetkisine istinaden de temin edilemeyeceği bildirilmiştir.
Dosyanın kök raporu hazırlayan bilirkişiye tevdii ile davalı vekilinin itirazları değerlendirilerek menfi tespit talebi yönünden dava dışı ... A.Ş'nin davaya konu tüm kayıtlarının yerinde incelenmesi, bilirkişi raporuna konu edilecek tüm evrakların eksiksiz bir şekilde dosyaya kazandırılması ile itirazları karşılar nitelikte hazırlanan 23/07/2024 tarihli ek+ ön raporda; davadışı ... ile dava dışı ... arasında tarih bilgisi olmayan 30.01.2019 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi eki Cari Hesap Kredi Sözleşmesi imzalandığı, Sözleşmenin limitinin 200.000,00 TL olduğu, herhangi bir kefil imzası görülemediği, Genel Kredi Sözleşmesi'nin de sadece kapağının sunulu olduğu ve içeriğinin görülemediği, davacı ...'un davadışı ...'ın borçlarına müteselsil kefil sıfatı ile herhangi bir sözleşmede imzası görülemediği, bu durumda Davacı ...'un kefaletine ilişkin herhangi bir evrak olmaması sebebi ile takdiri Mahkemenize ait olmak üzere davacı ...'un takip konusu borçlardan herhangi bir sözleşmede imzası olmamasından dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği, dava dosyasında davadışı ...'a ait davadışı ... nezdinde bulunan aşağıdaki hesap ekstrelerinin sunulmuş olduğu, ancak söz konusu ekstreler üzerinden borcun mahiyetinin tespit edilemeyeceği, ihtarname de de alacağın toplam 210.370,22 TL olduğunun yazılı olduğu ancak takip talebinin 113.142,82 TL olduğu, bu durumda borcun kaynağının — anlaşılamayacağı ve yerinde inceleme yetkisine istinaden de temin edilemeyeceği, dava konusu alacaklara ilişkin ek rapor tanzim edilmesi için dava konusu alacaklara ilişkin evrakların dava dosyasına celp edilmesi halinde rapor tanzim edilebileceğini bildirilmiştir.
Dosyanın kök raporu hazırlayan bilirkişiye tevdii ile davalı vekilinin itirazları değerlendirilerek menfi tespit talebi yönünden dava dışı ... A.Ş'nin davaya konu tüm kayıtlarının yerinde incelenmesi, bilirkişi raporuna konu edilecek tüm evrakların eksiksiz bir şekilde dosyaya kazandırılması ile itirazları karşılar nitelikte hazırlanan 07/05/2025 tarihli ek raporda; Davadışı ... A.Ş nin davadışı ...'a kullandırıdığı 85.300,00 TL tutarlı kredi sebebi ile davalı ...'dan Takip tarihi olan 06.01.2020 tarihi itibari ile talep edebileceği tutarın 107.530,03 TL olacağı, Davadışı ... A.Ş nin davadışı ...'a kullandırıdığı 85.300,00 TL tutarlı kredi sebebi ile davalı ...'dan dava tarihi olan 24.04.2023 tarihi itibari ile talep edebileceği tutarın 186.250,50 TL olacağı bildirilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve... E., ... K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ...Esas ... Karar ...Esas ... Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... K sayılı kararı)
Tüm bu genel açıklamalar dikkate alınarak iş bu davada ispat yükü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı tarafta olup davalı alacaklı ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasındaki borcun sebebi olan 30/01/2019 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı alacağının varlığını ispatla mükelleftir. Taraflarca ileri sürülen deliller toplanmış ve 30/01/2019 tarihli genel kredi sözleşmesi sebebiyle alacağın bulunduğu iddiasına ilişkin olarak yapılan inceleme neticesinde; dava dışı ... ile dava dışı ... arasında tarih bilgisi olmayan 30.01.2019 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi eki Cari Hesap Kredi Sözleşmesi imzalandığı, Sözleşmenin limitinin 200.000,00 TL olduğu, aynı tarihte davalı Aşkın Taştemur ile 200.000,00 TL tutarlı kefalet sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin konusunun "Müşteri ...'nin (*Kvedi Alan") Banka ile akdetmiş olduğu,
(i) 25/02/2016 tarih ve K2 495981 numaralı Genel Kredi Sözleşme:
(ii) 25/02/2016 tarih ve K2 495981 numaralı Genel Kredi Sözleşmesi (Burdan böyle söz konusu kredi sözleşmeleri hep birlikte yahut tek tek yalnızca “GKS” olarak anılacaktır) kapsamında Kredi Alan'ın kullandığı ve/veya kullanacağı nakdi ve/veya gayrınakdi kredilerden kaynaklanan doğruuş ve doğacak tüm borçlar ile her ne surette olursa olsun asaleten veya kefaleten doğrnuş ve doğacak tüm borçlara Kefil'in Kredi Alan ile beraber Kefil olması işbu Sözleşme'nin konusunu oluşturmaktadır." şeklinde olduğu ve sözleşmede 25.02.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı ...’ın kullandığı ve kullanacağı nakdi ve gayrınakdi kredilerden kaynaklanan doğmuş ve doğacak tüm borçlara kefil olunacağının yazılı olduğu, eş muvafakatinin de alındığı , dava dışı ...ın, dava dışı ... nezdinde bulunan hesabından 31.01.2019 tarihinde 85.300,00 TL aylık % 2,19 faiz oranından taksitli kredi kullandığı, kredinin ilk taksit tutarının 30.10.2019 olduğu , 2 . taksit tutarının ise 30.10.2020 olduğu ancak, sadece ...’ın ödeme tablosunu imzaladığı, dava dışı ... şubesinden temin edilen hesap ekstresinden kredinin kullandırım sonrası ödenmediğinin tespit edildiği, bu durumda 31.01.2019 tarihi itibari ile asıl alacak tutarının 85.300,00 TL olacağı, dava dışı banka tarafından dava dışı ..., ... ,... ,..., ... ... ve davalı ... adına ... 48. Noterliğini ... tarih, ihtarname keşide ettiği, ihtarnamenin tebliğ belgelerinden davalı ... adına gönderilen ihtarnamenin 22.11.2019 tarihinde “Muhatap tevziat saatlerinde bulunmaması nedeniyle İLGİLİ Mahalle/Köy Muhtarina TEBLİĞ EDİLMİŞTİR. 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırılmış ve en yakın komşusuna haber verilmiştir.” açıklaması ile tebliğ edildiği, bu durumda temerrüt tarihinin ihtarnamede verilen 1 günlük sürenin bitim tarihi olan 24.11.2019 tarihi hafta sonuna denk geldiği için 25.11.2019 tarihi itibari ile başlayacağı, huzurdaki davaya konu alacaklardan taraflar arasında akdedilen kefalet sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatı ile imzası olan davalı kefilin kefalet tutarı olan 200.000,00 TL ye kadar davadışı ... ile birlikte dava konusu borçlarından sorumlu olduğu, dava dışı ... A.Ş nin davadışı ...’a kullandırıdığı 85.300,00 TL tutarlı kredi sebebi ile davalı ...’dan takip tarihi olan 06.01.2020 tarihi itibari ile 85.300,00 TL asıl alacak, 21.171,46 TL işlemiş faiz ile 1.058,57 TL BSMV olmak üzere toplam 107.530,03 TL talep edebileceği ancak takip talebinde asıl alacak yönünden 3.324,64 TL, işlemiş faiz yönünden 1.681,23 TL ve BSMV yönünden 80.86 TL olmak üzere toplamda 5.086,73 TL fazla alacak isteminde bulunulduğu kanaatiyle 07/05/2025 tarihli ek bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olmaları ile hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olmaları sebepleriyle bilirkişi raporlarına karşı itirazların reddi ile tekrar bilirkişi raporu alınması taleplerinin reddine, karar verilmekle davalı alacaklı tarafça alacak iddiası kısmen ispat edilmiş olmasına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacının kötü niyet tazminatı talebi yönünden ise dosya kapsamında davalının kötüniyetli olduğuna dair bir belge veya delil de bulunmadığından, davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. fıkrasındaki koşullar oluşmadığından reddine, karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, ... 3. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra takip dosyasında takip tarihi itibariyle 3.324,64 TL (88.624,64-85.300,00=3.324,64 TL) asıl alacak, (22.852,69-21.171,46=1.681,23 TL) 1.681,23 TL işlemiş faiz, ile (1.139,43-1.058,57=80.86 TL) 80,86 TL BSMV olmak üzere toplam 5.086,73 TL yönünden yönünden davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin(108.056,09 TL) reddine,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,
3-Davalının kötü niyet tazminat talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 347,47-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 2.359,80-TL peşin harcın mahsubu ile artan 2.012,32-Tl harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından peşin yapılan 347,47-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından posta gideri olarak yapılan 895,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre takdiren %4'ünün davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, %96'sının davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından posta gideri olarak yapılan 5.000,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre takdiren %96'sının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, %4'ünün davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 5.086,73-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
10-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.680,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin, kabul ve red oranına göre 67,20-TL'sinin davalıdan, 1.612,80-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
11-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.02/10/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*