T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/835 Esas
KARAR NO : 2025/21
DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 15/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA (Davacı vekili dava dilekçesinde özetle); Davalı ... Ltd. Şti. tarafından davacı müvekkil aleyhine 03/05/2023 tarihinde ... 1. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibi başlatıldığını ve müvekkiline; İİK 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, müvekkiline yönelik usulüne uygun şekilde tebligat yapılmadığından dolayı müvekkil haciz ihbarnamelerinden haberdar olmadığını ve gerekli itirazlarda bulunamadığını, bu nedenledir ki; müvekkilinin, davalı alacaklı tarafından icra dosyasına haksız ve hukuka aykırı şekilde borçlu olarak kayıt edildiğini, ancak davacı müvekkilinin takip alacaklı görünen şirkete böyle bir borcu bulunmadığını şöyle ki; müvekkili ...'nun, tasfiye halindeki ... Limited Şirketi'nde belirli bir süre yetkililerden biri olarak çalıştığını müvekkilinin kendisine ait olan payı, ... 10. Noterliği ... tarihli ve ... yevmiye nolu limited şirket pay devir sözleşmesi ile 28/07/2022 tarihinde paylarının tamamını devrettiğini, bu hususun... tarihli ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde açıkça görülebileceğini, yargılamaya ve icra takibine konu edilen kambiyo senedi vasfındaki çeklerde müvekkilin imzası bulunmadığını, ayrıca ilgili çeklerden doğan herhangi bir sorumluluğu da bulunmadığını, bu sebeple müvekkilinin böyle bir borçtan sorumlu tutulup borçlu taraf olarak gösterilmesi hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki müvekkilinin, ... 1. İcra Md...E. Sy. dosyasında borçlu ve alacaklı olarak gözüken kişiye karşı da borcu da bulunmadığını yani; müvekkili, icra dosyasında borçlu ve alacaklı olarak gözüken kişiye ne bir kira borcu vardır ne başka bir hukuki ilişkiden kaynaklı veyahut da borçlar kanununda belirtilen borcun kaynakları olan; sebepsiz zenginleşmeden, vekaletsiz iş görmeden, haksız fiilden ya da sözleşme vb. ne suret ve adla olursa olsun bir borcu ya da vereceği bulunmadığını beyan ederek yukarıda açıkça izah edilen nedenlerle ve resen gözetilecek sebeplerle, davacı müvekkilin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesini, ilgili icra dosyasında borçlu olunmamasına rağmen takibin haksız şekilde müvekkiline yöneltilmesi sebebiyle takibin tedbiren teminatsız durdurulmasını, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedeli olan 363.825,72 TL’nin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
CEVAP(Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle); huzurdaki davada mahkememizce yetkili ve görevli olmayıp davanın İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, öncelikle müvekkil şirketin mersis adresi "..." olup yetkili mahkeme istanbul anadolu mahkemesi olduğunu, bunun yanında davacı tacir değildir, somut olay davacının ticari işletmesiyle ilgili olmadığını, huzurdaki dava mutlak/nispi ticari dava olmadığını, huzurdaki davanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davacı şirket yetkilisi olmakla, şirkete sermaye borcunun bulunup bulunmadığı yahut şirketin ortaklar hesabının, şirketin giderlerinin incelenmesi gerektiğini, davacı şirket yetkilisinin, borçlu şirkete borçlu olup olmadığının şirket defterleri ve hesaplarında inceleme yapılmak suretiyle tespiti gerektiğini, davacının tebligattan daha önce haberdar olmasına rağmen yasal süresi içerisinde itirazda bulunmadığını, davacının yetkilisi olduğu şirketin ticari defterlerinin incelenmesini talep ettiklerini beyan ederek görevsiz ve yetkisiz sayın mahkeme’de ikame edilen davanın öncelikle usulden reddini, esas itibariyle de haksız ve dayanaksız davanın reddini, yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava İİK’nun 89/3. maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasıdır.
6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir.
6102 sayılı TTK''nun 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir tarafın ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda davanın ticari dava olup olmadığının tespiti için uyuşmazlığın vasıflandırılması gerekmektedir. Taraflar arasındaki davanın 3.(üçüncü) kişi konumunda bulunan davacı tarafından İİK’nun 89/3 maddesine dayalı olarak açılmış menfi tespit davası olduğu anlaşılmaktadır. İİK.’nun 89.maddesinde düzenlenen haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davalarının ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık takip hukukundan kaynaklanmaktadır. İİK’nun 89.maddesine göre haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davalarında görevli mahkeme genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemeleridir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 12/04/2016 tarih, ... Esas ve...Karar, 26/02/2016 tarih, ... Esas ve ...Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesinin 06/01/2022 tarih, ... Esas ve ... Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin 03/02/2022 tarih, ...Esas ve ...Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40.Hukuk Dairesinin 24/09/2020 tarih,... Esas ve ... Karar sayılı ilamları) Yani takip hukukundan kaynaklanan iş bu da mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde değildir. Mahkememizce belirlenen tüm bu hususlar dikkate alındığında davada genel nitelikteki Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu kanaatine varılmıştır.
HMK'nun 1. Maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu husus, HMK'nun 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Yargıtay HGK'nun ... esas ...karar sayılı içtihadı ile HMK'nın 30. mddesindeki usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartının tensiben değerlendirilmesi ve usulden red kararı verilmesi mümkün ve gereklidir.
Tüm bu nedenlerle HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-İhtiyati tedbir, harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/01/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır