T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/124
KARAR NO : 2025/400
DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İstirdat)
DAVA TARİHİ : 09/12/2022
KARAR TARİHİ : 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İstirdat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyasında çek zayi nedeniyle iptali davası açtıklarını, bu mahkemeden ihtiyati tedbir kararı verildiğini, daha sonra davalı şirketin müvekkil aleyhine ... 25. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu çekin keşideci ...Şti tarafından 24/11/2022 tarihinde icra dosyasına ödendiğini, çek iptali davasında davalı şirkete karşı istirdat davası açmak üzere 1 aylık süre verildiğini, bu nedenle istirdat davası açtıklarını belirterek çek istirdat davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili şirket ile faktoring müşterisi arasında yapılmış olan faktoring işlemlerin sair faturalar ve işlem evraklarına istinaden yasa ve yönetmeliklere uygun olarak yapıldığını, davacı tarafından takip dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasındaki ilişkinin sadece kambiyo ilişkisi ile sınırlı olduğunu, takip dosyasına konu borcun davaya konu çekin keşidecisi tarafından ödendiği ve reddiyatının yapıldığını, davacının işbu davayı açmada ve hukuki yararının bulunmadığı ve tedbir talebinin yerinde olmadığını, davaya konu çekin kargoda çalıştığı veya bahsi geçen gönderinin içinde davaya konu çekin bulunup bulunmadığının ispatlanmadığını, müvekkilinin hırsızlığa konu çeki tasarrufu altına alınmasında kötü niyetli olduğunu iddia ettiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosya, ... 25. İcra Müdürlüğü .. Esas sayılı dosyasının delil olarak dosyamıza alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :Dava, istirdat istemine ilişkindir.
Dava; davacının çekin zayii/ çalındığı iddiası ile, davacının davalıya takibe konu çek sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ve çekin davalıdan istirdadı istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık; eldeki davada davalı son hamilin 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca iyi niyetli üçüncü kişi olup olmadığı, eş söyleyişle çekin bankaya ibraz tarihinden önce iktisap anında çekin keşidecisinin elinden rızası dışında çıktığını bilebilecek durumda olup olmadığı ve kötü niyetli olarak kabul edilip edilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre mahkemece verilen kararın isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı eTTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda da aynı esas benimsenmiştir. Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s:221, 6102 sayılı TTK’nın 778. ve 6762 sayılı eTTK’nın 690, 730. Maddeleri).
Çek, TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, kanunun öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s.268).
Türk Hukuk Lûgatında çek; 6102 sayılı TTK’nın 780. maddesi esas alınarak, senet metninde “çek” sözcüğünün ve eğer senet Türkçe’den başka bir dilde yazılmış ise o dilde “çek” karşılığı kullanılan sözcüğü, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi, ödenecek kişinin ve “muhatabın” ticaret unvanını, ödeme yerini, düzenleme tarihinin ve yerini, düzenleyen imzasını içeren; ödeme aracı niteliğinde emre yazılı senettir şeklinde tanımlanmıştır.
Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de sıkı sıkıya şekle bağlılık esası geçerlidir. Zorunlu unsurlardan birinin bile eksikliği çekin bu niteliğini ortadan kaldırır. Çekin zorunlu unsurları, mülga 6762 sayılı eTTK’nın 692-693. maddelerinde gösterilmiştir (6102 sayılı TTK m.780, 781).
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Elden çıkan çek” başlıklı 792. maddesi (eTTK’nın 704. maddesi) ise; “(1) Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür” hükmünü içermektedir.
İstirdat davası olarak nitelenen bu dava özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medeni hukukta bu dava gasp, çalınma veya ziya hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294).
TTK m.818/1-d atfı ile çekte ciro hakkında TTKm. 683 ilâ 685. maddeler uygulanır. Usule uygun ciro ile çekten doğan bütün haklar ciro edilen kişiye geçer. Çekin ilk cirosunu yapabilecek kişi aynı zamanda çekin ilk hamili sayılan lehtardır (Teoman, Kitap,1,s 138). Kambiyo senetleri sebepten soyut olup, çeki elinde bulunduran hamilin ayrıca çeki ticari ilişki kapsamında elinde bulundurduğunu ispat etmesi aranmayacaktır. Aksine, eldeki davada olduğu gibi çekin rızası dışı elden çıktığını ya da çekten hiç haberdar olmadığını veya hiç eline geçmediğini ve hamilin TTK'nın 790.ve 792. maddeleri kapsamında çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötüniyetli olduğunu ispat yükü davacı üzerindedir. Yine menfi tespit isteminde davacı, paranın neden davalıya verilmesi lazım gelmediğini ispatla yükümlüdür.
Bu noktada, “Faktoring (Factoring)” kavramı üzerinde durulması ve kurum olarak nasıl islediğinin açıklanmasında fayda bulunmaktadır. Türkiye’de faktoringin gelişmesi ... sonrası dışa açık ekonomi politikaları ve ihracata dayalı sanayileşme stratejileriyle paralellik göstermektedir. Ülkemizde kısa bir geçmişi olduğu hâlde hızlı bir gelişme gösteren faktoring hakkında 13.12.2012 tarihine kadar müstakil bir yasa yürürlüğe konmamış, faktoring işlemleri, önceleri 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak 1994 yılında yayımlanan "Faktoring Şirketlerinin Kuruluş ve Esasları Hakkında Yönetmelik", daha sonra da 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile faktoring şirketlerinin kuruluş ve faaliyet izni ve denetim yetkisinin BDDK’ya verilmesi üzerine BDDK tarafından çıkarılan ve 10.10.2006 tarih ve 26315 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Ancak, anılan yönetmelik hükümleri ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğu için 23.11.2012 tarihinde 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu (FKFFŞK) kabul edilmiş ve 13.12.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir (Saraç, Şükrü: Yargıtay Kararları Işığında Faktoring, Ankara, 2013, s.43). Bu Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra ise, 24.04.2013 tarihli “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” yayımlanmıştır. Şu anda ülkemizde faktoring işlemleri, FKFFŞK ve bu Kanun’a dayalı olarak çıkartılan Yönetmelik ve diğer mevzuat hükümlerine göre yapılmaktadır.
Factoring (mevzuatta kullanılan şekliyle Faktoring) Latince “Factor” kelimesinden türetilmiştir. Faktoring; “Müşterinin üçüncü şahıs olan borçlu karşısındaki mal tesliminden veya iş görme/hizmet ediminden ileri gelen alacaklarının karşılığını, alacağın tahsilinden önce avans olarak ödeyerek alacağın tahsil edilmemesi riskinin ve müşteri için borçlunun muhasebesinin tutulması, ihtar işlemleri gibi iş görme/hizmet edimlerinin üstlenilmesi suretiyle devir ve satın alınması” olarak tanımlanmaktadır (Kocaman, Arif: Faktoring İşlemlerinin Hukuki Niteliği, Ankara 1992, s.21).
Türk Hukuk Lûgatında da vadeli mal satışı yapan işletmelerin bu satışlardan doğan alacaklarının finans kurumunca satın alınması olarak tanımlanmış ve böylece tahsil rizikosunun satın alan firmaca yüklenildiği dile getirilmiştir.
Konuyu düzenleyen Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğe göre Türkiye’de bu işlemler ancak Faktoring Şirketleri tarafından yapılabilir.
Faktoring’in amacı, firmalara satışlarının ve kârlarının artması konusunda yardımcı olmaktır. Kapsam olarak faktoring; bir mali kuruluş (factor/faktor) ile ticarî borçlular (müşteriler) ve mal satan veya hizmet arz eden bir ticarî işletme arasında (satıcı) üç taraflı bir sözleşme olup, genelde rücu hakkı olmaksızın alıcının borçluların hesap hasılalarını factor satın alır ve bu suretle müşterilere tanınan kredileri kontrol altında tuttuğu kadar, muhasebe ve tahsilatını da yürütür.
Faktoring işleminin üç tarafı vardır. Bunlar; a) Müşteri (firma):Faktoring hizmetlerini talep eden ve alacaklarını faktoring şirketine devreden (satan) işletme, b) Faktoring Şirketi (Factor): Müşterinin alacaklarını devir ve satın alarak karşılığında nakit olarak ödeyen şirket, c) Borçlu: Müşterinin alacaklı olduğu kişi veya işletmedir.
Faktoring şirketlerinin yapamayacakları iş ve işlemler Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 19 ve 22/2. maddelerinde düzenlenerek; 19. madde ile; “Bu Yönetmelik hükümlerine göre kendilerine faaliyet izni verilen şirketlerin, müşterileri ile yapacakları işlemler için yazılı sözleşme düzenlemeleri zorunludur.” şeklinde düzenleme yapılarak yazılı sözleşme yapma zorunluluğu getirilmiş, 22. maddenin 2. fıkrasında ise; “Faktoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilmeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler” hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu; ...Bankasısı A.Ş /... Şubesine ait ... nodu 30.10.2022 keşide tarihli 72.481,78 TL bedelli çekin dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından davacı ... Şti. adına keşide edilmiş olduğu, çekin arkasındaki ciro silsilesine göre; ...Ltd. Şti.den ... (TC ...) 'a ciro edildiği, ... tarafından ...Ltd Şti ye ciro edildiği, ...Şti ile davalı Faktoring Şirketi arasında 10.06.2022 tarihli Faktoring Sözleşmesi akdedildiği, Faktoig sözleşmesine istinaden ...Tic Ltd Şti tarafından söz konusu çekin davalı şirkete verildiği, çekin ödeme araçları tevdi bordrosunda yer aldığı, alacağı tevsik edici fatura olarak davadışı ...Şti tarafından dava dışı Kamil Ceylan adına düzenlenen 10.06.2022 tarihli ... numaralı faturanın yer aldığı anlaşılmıştır.
Davacının çekin zıyaı sebebiyle ... Asliye Ticaret Mahkemesinde 20.06.2022 tarihinde çek iptali davası açtığı, ...E. Sayılı dosyası ile yapılan yargılamada 21.06.2022 tarihli tensip zaptı ile ödeme yasağı kararı verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada davacı lehtar, davalı şirketin çekin zayii/ çalıntı olduğunu bilmesine rağmen kötü niyetle çeki temlik aldığı ve bu çekten dolayı borçlu olmadıkları iddiasına dayanmakta olup çekin zıyaı davasının görüldüğü ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasında 21.06.2022 tarihinde ödeme yasağı kararı verildiği, söz konusu çekin davalı faktoring şirketi tarafından 10.06.2022 teslim alındığı/ iktisap edildiği tarihte muhatap banka nezdinde ödeme yasağı ve çek iptali davası kapsamında ödeme yasağının henüz konulmadığı anlaşılmaktadır. Davalı faktoring şirketinin bu durumda çeki müşterisinden teslim aldığı, teslim tarihinde çekin hırsızlık/ zayii konusu olduğunu ve yasaklı olduğunu bilmesinin/ bilmesi gerektiğinin mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Çekin istirdadından şartlar kümülatif aranmakla, dava konusu çekin davalı faktoring şirketi tarafından dava dışı kişi ile aralarında yapmış oldukları faktoring sözleşmesi uyarınca alındığı, davalı faktoring şirketinin, faktoring mevzuatı uyarınca alacağı temlik alırken alınan çekin hırsızlık malı olduğunu bilmediği/ bilmesi gerekmediği, o hâlde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi ile 6361 sayılı Kanun’un 9/(3) ve Yönetmeliğin 22. maddeleri uyarınca davalı faktoring şirketi çeki iktisapta ağır kusurlu olmadığı belirlenmekle, davalı çekin yetkili hamili sayılır.
Davacının davalı Faktoring Şirketinin temlik anında kötüniyetli olduğunu ispatlayamadığından davanın reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1- Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3- Harçlar Yasası gereği alınması gerekli olan 615,40 TL harcın 1.237,81 TL peşin harç ve 1.237,80 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.475,61 TL 'den mahsubu ile ziyade alınan 1.860,21 TL 'nin talep halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
7-HMK.nun 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan delil avanslarından geriye kalan miktarın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda , kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf'a kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/06/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır