T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/242 Esas
KARAR NO : 2024/765
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/04/2024
KARAR TARİHİ : 04/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA (Davacı vekili dava dilekçesinde özetle); Müvekkili ...'nun kendisine ait ... Plakalı, ... Şasi numaralı, ... Marka aracını,' ...' isimli sitede ilana çıkardıktan sonra ... numaralı hattı kullanan ve adının ... olduğunu söyleyen kişi tarafından alıcı sıfatıyla aranmıştır. ... ve müvekkili, aracın 2.725.000,00 TL satış bedeli ile ...' e satışı konusunda anlaştıklarını ve akabinde ...'in, 30.01.2024 tarihinde 3.000,00 TL kaporayı, müvekkilin ... Bankası ... Şubesi IBAN ... Numaralı banka hesabına göndermiştir. İşbu dilekçede söz konusu ilanı, kaporaya ilişkin dekontu ve ... ile müvekkil ...' nun aracın 2.725.000,00TL bedel ile satışı konusunda anlaşmalarına ilişkin WhatsApp mesajlaşmalarını Sayın Mahkemenize sunduklarını, müvekkili ..., 31.01.2024 tarihinde iş amaçlı yurt dışına seyahat edeceğinden; müvekkilin abisinin yanında sigortalı olarak çalışan ...' e ... 2. Noterliği' nin ... tarih ... yevmiye No' lu vekaletnamesi ile araç satışı vekaletnamesi verdiğini, işbu dilekçe eklerinde söz konusu vekaletnameyi sunduklarını, ..., söz konusu aracı; kendi üzerine almayacağını, başka birilerine borcu olduğunu ancak borcu olduğunu söylediği kişilerin aracı kendi adlarına alacağını, satışla alakalı yapılacak ödemenin bir kısmını bu kişilerin yapacağını söylediğini, Müvekkili ... da, aracın plakasının ve satış açıklamasının yapıldığı takdirde, paranın kimin yatırdığının ve aracın para yatırıldıktan sonra kimin üzerine geçeceğinin önemli olmadığını düşünerek bu durumu kabul etttiğini ve kendisinin yurt dışında olduğunu, satış ile ilgili vekaletname verdiği ... ile aracın bu şartlarda satışının gerçekleşmesi için iletişime geçmesini söylediğini beyan ederek davanın kabulünü talep etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde ve özetle; Noter nezdinde gerçekleştirilen satış işleminde görüleceği ve davacı tarafın kabulünde ve ikrarında olduğu üzere; dava konusu aracın satış işlemi davacının vekil tayin ettiği ...'e verdiği vekalet ile gerçekleştiğini, davacının araç alım satımı konusunda geniş yetkiler içeren vekaletname ile vekil tayin ettiği ...; davacının çalışanı olduğunu, davacının sunmuş olduğu delillerden ve beyanlarda da anlaşılacağı üzere ... isimli şahıs ile iletişime geçen bizzat davacının kendisi ve vekaleten işlem yapan ... olduğunu, davacı satış işlemleri öncesinde ve satış sırasında kendisine muhatap olarak ...'i aldığını, davacının delilleri arasında sunmuş olduğu whatsapp yazışmalarında da açıkça görüldüğü üzere kendisine vekil tayin ettiği çalışanı ... ile ... isimli kişi birlikte hareket ettiğini, hatta; ... ile ... arasında samimi bir ilişki olduğu; yazışmalar içeriğinden ve yazışmalardaki espriler ile gülme emojilerinden açıkça anlaşıldığını, kaldı ki; davacı taraf dava dilekçesinde açıkladığı üzere, ... ile yaptığı görüşmesinde araç bedelinin bir kısmının üçüncü bir şahıs tarafından ödeneceğini beyan ettiğni ve davacıda parayı kimin ödediğini, aracı kimin satın aldığını sorun etmediğini beyan ettiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava alacak davası olup uyuşmazlığın araç alım satım sözleşmesi sebebiyle ödenmeyen araç satım bedelinin davalılardan tahsili ,mümkün olmadığı takdirde aracın mülkiyetinin davacıya iadesi dava olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir.
6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 2. maddesi gereğince kapsamını her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları oluşturmaktadır. Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (k) bendinde Tüketici “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, (l) bendinde ise Tüketici İşlemi “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yasa koyucu, bu hükümle, tüketicinin taraf olduğu sigortacılık sözleşmelerini tüketici işlemi olarak kabul etmiştir.
6502 sayılı TKHK'nun 73/1. maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur.
... Mal Müdürlüğü'nün ... tarihli yazı cevabı ile sabit olduğu üzere davacının potansiyel vergi mükellefi olduğu, şu anda herhangi bir vergi mükellefiyetinin bulunmadığı ve bu kapsamda tacir olmayıp ticari işletmesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK 4 kapsamında mutlak ticari dava olmadığından nisbi ticari dava şartlarının sağlanması gerektiği, buna göre tarafların her iki tarafının da tacir olup ticari işletmesi ile ilgili olması gerekirken ... Mal Müdürlüğünün müzekkere cevabı ile davacının tacir olmadığı anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava olmadığı, davacı tüketici vasfında olduğundan taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
HMK'nun 1. Maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu husus, HMK'nun 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Tüm bu nedenlerle HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile İstanbul Tüketici Mahkemelerine görevli olduğunda görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2.maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, taraf vekillerinin huzurunda HMK 341/2 uyarınca miktar itibariyle kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı 04/12/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır