T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/397
KARAR NO : 2025/899
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/06/2019
KARAR TARİHİ : 16/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkili ...'nin Türkiye'de faaliyet yürüten ... Şirketi'nin ... kanunlarına göre teşekkül ettirilmiş yan kuruluşu statüsünde olduğunu, ... Şirketi'nin, yemek hizmetleri (Catering) alanında Türkiye'nin ve dünyanın birçok yerinde büyük şirketlere hizmet vermesinin yanı sıra temizlik, güvenlik ve organizasyon hizmeti alanlarında da faaliyet yürüttüğünü, ...A.Ş. tarafından ...'da yapımına başlanan “...” isimli ENERJİ SANTRALİ'nin inşaatının şantiyesinde çalışan personellerine yemek ve temizlik hizmeti vermek üzere ...tarafından ...'ya davet edildiğini, müvekkili şirket yetkilileri,...A.Ş.'nin daveti üzerine Haziran 2014'te inşaatına başlarıması planlanan enerji santralinin şantiyesine henüz inşa çalışmaları başlamadan tüm kadrosuyla intikal ettiğini, bu nedenle Müvekkili şirket çalışanlarının, henüz inşaat başlamadan önce mobilizasyon, piyasa araştırması, sahanın hizmetlere uygun hale getirilmesi ve mutfak kurulumunun yapılması amacıyla Al-Khoms şantiyesindeki çalışmalarına başladıklarını, ticari teamüller gereği büyük şantiyelerde inşaat işlerine başlanmadan azami 6 ay önce şantiye içerisindeki fizibilite çalışmalarına start verilir. Bu nedenle personellerin yemek ve temizlik ihtiyacı, inşaat çalışmalarının başlamasından önce doğduğunu, Haziran 2014'te inşaat çalışmalarına başlanan şantiyede yemek ve temizlik hizmetleri için Nisan 2014'te hazırlıklara başlandığını, 1 yıl 8 ay boyunca sözleşme dışı hizmet görüldüğünü ve davalı şirket ile müvekkil şirket arasında 01/12/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ... sözleşme numaralı ve 24/05/2016 tarihli yemek ve temizlik işleri sözleşmesi imzalandığını,bu sözleşme kapsamında Müvekkil Şirket, altyüklenici sıfatıyla ...A.Ş.'nin ...'da anahtar teslimi inşa edeceği “...” isimli...'nin yapımı esnasında kurulacak şantiyede çalışan personellerine verilecek yemek ve temizlik hizmetini üstlendiğini, sözleşmenin Elektrik Santralinin ... Hükümetine teslim edildiği tarih olan Nisan 2017'ye kadar devam ettiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında verdiği hizmetlerin bir kısmının karşılığı, Türkiye'deki asıl şirket olan ... Şirketi'nin ... Bankası nezdindeki '... IBAN numaralı hesabına yatırıldığını, hakediş raporları ile mutabık kalınan tutarların davalı şirket yetkilileri tarafından da onaylandığı haliyle, müvekkil şirkete hiçbir şekilde ödenmediğini, hakediş raporları davalı şirket yetkilileri tarafından düzenlenmiş, şirketin bütün ilgili kademelerinin onaylarından geçtiğini, müvekkilinin toplamda 859.000 USD (Amerikan Doları) davalı şirketten alacaklı olduğunu, müvekkil şirketin davalı ile aralarında akdedileri sözleşmenin 4. Maddesinin 2. fıkrası gereği Davalı Şirketin sorumluluğunda olan mutlak kurulum işinin Davalı tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle hizmetlerin aksamaması açısından ihtiyaç olan mutfağı tam teşekküllü olarak kendisinin kurduğunu, kurulum sonucu 75.200 USD bedel ödeme yaptığını, ayrıca şantiyenin haşere ve böcek ilaçlaması hizmeti için müvekkilden fiyat teklifi alındığını ve şantiyenin tamamı müvekkiline ilaçlattırıldığını, iaçlama çalışmaları açısından müvekkiline ödenmesi gereken tutar 36.000 USD olduğunu, Enerji Santrali'nin inşası esnasında ...A.Ş. kendisine bağlı ... isimli şirketin personellerini söz konusu Şirketin ...'da şubesi olmadığından dolayı ... Devleti yasalarına göre kendi bünyesinde çalıştırma olanağı bulunmadığını, bu nedenle sözü edilen Şirketin personellerinin ... kanunlarına göre kurulmuş Müvekkil Şirket'in personelleri olarak gösterildiğini ve bu personellerin vergi ödemeleri ... ... Şirketi üzerinden yapılmak suretiyle çalıştırma imkanı sağlandığını, müvekkil şirketin ...yerine ... Devleti'ne ödediği vergi kalemleri 12.000 USD olduğunu, davalı şirket ile akdedilen sözleşme çerçevesinde, müvekkil şirkete yapılan ödemelerin bir kısmı müvekki! şirketin Türkiye'deki asıl şirketi olan ... Şirketi'nin... Bankası nezdindeki ... IİBAN numaralı hesabına yapıldığını, ancak yapılan kısmi ödemeler düşüldükten sonra müvekkil şirketin Davalı ...A.Ş.'den oları alacağının toplamda 982.200 USD olduğunu, müvekkil şirkete kesilen faturaların ... Yasaları çerçevesinde Dolar ile sözleşme yapmak mümkün olmadığından dolayı ... Dinarı olarak keşide edildiğini, faturaların aslının davalı şirkete teslim edildiğini ve bu kapsamda mutabık kalınan hakediş raporları USD cinsinden düzenlendiğini, alacağın tamamının davalı şirket yetkilileri tarafından kabul ve teyit edildiğini, aradan uzun bir süre geçmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, ...A.Ş. yetkilileri ile yapılan görüşmeler neticesinde söz konusu alacak kalemleri eksiksiz olarak kabul edilmesine rağmen mantıki ve hukuki hiçbir gerekçe gösterilmeksizin bugüne kadar kalan ödemelerin hiçbiri yapılmadığını, müvekkili şirketin Davalı ... A.Ş.'den olan alacağının toplamda 982.200 USD olduğunu bu alacağa ilişkin davalı şirket hakkında ... 32. İcra Müdürlüğü'nün... E. Numaralı dosyası kapsamında Genel Haciz yoluyla takip başlatıldığını, davalı şirketin, müvekkil şirket ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmadığını beyan etmekle borcun esasına ve fer'ilerine itiraz ettiğini, davalının itirazında haksız olduğunu belirterek davalı şirketin ... 32. İcra Dairesi'nin... esas sayılı icra dosyasındaki haksız itirazının iptaline, takibin devamına, davalı şirket itirazında haksız olduğundan ve icra inkâr tazminatının yasaca aranan tüm koşulları oluştuğundan, davalının takip alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra-İnkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Şirketin, ...’te yani ...’da kurulduğunu, şirket merkezinin ... olduğunu, kurucuların, ... ve ... tarafından Gıda Ve Taahhüt İşleri sunulması için kurulduğunu, şirketi kuruluşta temsil eden ... iken daha sonra yetkili olarak ...'ın atandığını, yetkili kişilerin yetkili oldukları tarihler ve yetkilileri, yetkilerinin kapsamı ile imza beyanlarının belli olmadığını, ... ile Ülkemiz arasında Teminat Muafiyetinin bulunmadığından, teminat talepleri gereğince, davacının, %20’den aşağı olmayan İcra İnkar Tazminatı, Vekalet ücreti ve yargılama giderleri de düşünülerek MÖHUK 48 ve HMK 84. Maddeleri gereğince 2 Hafta içinde teminat yatırmasına, yatırmadığı taktirde davanın HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, hakkında, ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... sorgu numarası ile suç duyurusunda bulundukları şirket eski yöneticileri/müdürleri ..., ...,..., ... ve ....LTD. ŞTİ. Nedeniyle işbu dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, davacının, ... olduğunu, davacının sunduğu sözleşmede, sözleşmenin tarafı ise ... şirketi göründüğünden, öncelikle Husumet Yönünden davanın reddinin gerektiğini, dosyada bulunan belgeler fotokopi olduğundan, yetkililerin yetkileri ve yetkili oldukları tarihler ve imza beyanları olmadığından, davacının vekaletnamesindeki imzası ile sözleşmedeki imzası çıplak gözle aynı görünmediğinden, sözleşmenin tarafı ile davacı aynı olmadığından, işbu davanın yine husumetten reddi gerektiğini, sözleşmedeki taraf ile davacının aynı olmadığı, ünvanlarının farklı olduğu ve sözleşmedeki imzaların dahi farklı göründüğünü, müvekkilinin beyanına göre, şüpheli, davalı ve davacı olan ve müvekkili şirketin eski ... Direktörü (Mühendislik, Satın Alma Ve İnşaat İşleri Direktörü,) olan ...'ın, 2002 yılında işe girdikten, işleri öğrendikten ve yetkili konuma geldikten sonra, şikayete ve tazminat davasına konu olan eylemleri uygulayabilmek için, şirket içinde kendi şirketini kurmak ve haksız kazanç elde edebilmek amacıyla, kendisine ve amacına hizmet etmesi için önceden tanıdığı, akrabası, arkadaşı olan veya işe aldığı ve kendisine biat edecek kişilerin akrabası ve/veya tanıdığı olan kişileri işe aldığını, insan kaynakları, denetim ve projelerle ilgili mali birimleri kendilerine bağlı kıldıklarını, amacına hizmet etmeyenleri ise işten çıkardıklarını, kendi amacına hizmet eden kişilerin ise müvekkili aleyhine olan her türlü iş ve eylemlerine ise göz yumduklarını, yine şüpheli, davalı ve davacı olan ve müvekkili şirketin eski Yurt Dışı Projeler Genel Müdürü/koordinatörü olan ...'ın, iş başvuru formunda, referans olarak akrabası olan ...’ı gösterdiğini, yine acil durumlarda haber verilecek kişi olarak şüpheli...’i gösterdiğini, yine ...'ın, ...’ın tanığı olarak verdiği beyanda, ... ile akraba olduklarını ikrar ettiğini, ...’ın işe girerken kendisine yardımı olmadığını beyan ettiğini, ...'ın, ...’ın tanığı olarak verdiği beyanda, ...’ın referansının bizzat kendisi olduğunu beyan ettiğini, şüpheli ve davacı olan...'in ise, 15/12/2008 yılında şüpheli... tarafından işe alındığını, yalnız ... projesinde idari işler şefi olarak işe başladığını, 2011 yılında İdari İşler Şefi, 2013 yılında da şüpheli...’ın oluru ile müdür olarak atandığını,...'in ise şüpheli ...’ın eniştesi olduğunu, akraba olduklarının bir diğer kanıtı ise, Şüpheli ... tarafından atılan mail ile de sabit olduğunu, ...ile ....'ın, ... ile ...'in akraba olduklarını, şüpheli ve davacı olan ...'ın, 01/09/2010 Tarihinde 2.250.-USD ile işe başladığını, daha sonra 23/03/2011 tarihinde yani 6 ay sonra 4.500.-USD bedel ile idari işler şefi yapıldığını, 2013 yılında da idari işler şefi ve güvenlik müdürü olduğunu, bu durumun onayı ise Şüpheliler ... ve ... tarafından verildiğini, yine 01/07/2014 tarihinde iş akdi maaşı 8.500.-USD üzerinden sona erdiğini, sona ermesine rağmen şüpheliler ...ve ... tarafından, 15.250.-USD sadakat primi ve iş bitimi nedeniyle de 3 Maaş prim verildiğini, şüpheliler olan ... ile ...'ın, ... ile ...'en akrabadırlar hem de diğer şüpheli olan ...’ın kendilerine biat etmesi karşılığından bu kişinin maaşı ve sıfatının 6 ay gibi bir süre içinde hızla arttığını, hatta işten ayrılırken dahi bu kişiye yüzbinlerce lira prim verildiğini, şüheliler... ve ...'ın, her biri birlikte ve ayrı ayrı olarak, İşçi Alımı, İşten Çıkarma, Projelerin Takibi, Çalışılacak Olan Firmalarla Görüşmeler, Firmalardan Gelen Tekliflerin Değerlendirilmesi, Hangi Firmalarla hangi Bedeller Karşılığında Çalışılacağına Karar Verilmesi, Çalışılacak Firmaların Belirlenmesi, Değerlendirilmesi, Projelerde Hizmet Alınan Firmalara Teklif Verilmesi ve Alınması ile onaylanması, Tüm Satın Almalar…v.s. Tüm Bu Hususlarda, Şirketin Yönetimi Ve İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Ve EPC Direktörü ... ile akrabası olan Projeler Müdürü ... tarafından yürütüldüğünü ve kararlaştırıldığını, ... Hukuk Taslağı İçeriği olarak belirtildiğini, ... tarafından gönderilen bu mailde,...’a imzanın atılması sonrasında ...’e ulaştılması ve kalanının halledileceğinin belirtildiğini, E-mail ekinde yer alan ... iç hukuk taslağı başlıklı yazı incelendiğinde, ...’ın nasıl kurulduğunu, kuruluş aşması, kurulduğu tarih, kimler tarafından kurulduğunu, ortakları, işleyişi…vs hakkında bilgileri içerdiğini, 2004 yılında davacı ... ve ... isimli şahıs tarafından 1.000 USD sermaye ile ... unvanlı bir şirketin kurulduğunu, 2008 yılında ...’ın ...’a dönüşerek 15.000 TL sermaye ile ... (16.09.2006-13.06.2016 tarihleri arası müvekkil şirket çalışanı) ...ve ...isimli şahısların yeni ortaklığa dahil edilerek %20 oranlarla 5 kişinin ortaklığında... adı altında çalışmalarına devam ettiğini, 2010 tarihinde ...’ın kendisini feshederek yeni bir açılım yapmak üzere ... adı altında yeni ve daha geniş kapsamlı bir şirkete dönüştüğünü, şirketin alt yapısını oluşturan makine parkuru içindeki demirbaşların peşinat ve taksitlerinin şüpheliler ... ve ... tarafından ödeneceği, diğer 3 ortağın imkanları çerçevesinde ödemelere destek verecekleri, şirket hisse oranlarının;... %20,... %20, ... (şüpheli ...’in kardeşi) %20, ... %20, A. ...%20 şeklinde oluşturulduğunu, resmiyette yer almak istemeyen ortağın, yerine başkasını tayin edebileceğini, şirket ortaklarından ... (şüpheli) ve ...’ın fiili olarak şirkette çalışmayacağının belirtildiğini, çünkü şüphelilerin gizli olarak (gizli ortak, resmi belglerde yer almayan) çalışmalarını sürdürebileceklerini, diğer ortaklarca sermaye koyulmazsa koyulmuş olunan sermaye geri ödenene kadar şüpheli ...’in dağıtılacak karın %40’ına kadar bölümünü alacağı, yine şüpheli ve o dönemde müvekkil şirket çalışanı ...’ın dağıtılacak karın %60’ına kadar bölümünü alacağının kararlaştırıldığını, yeni ortaklık oranlarının belirlendiği, ...’un ortaklıktan ayrılması ile yerine ...’ın ortaklığa dahil olduğunun belirtildiğini, 07.08.2014 tarihi itibari ile ... oranlarının;-... (şüpheli) %23,75,-... (şüpheli) %23,75 (16.09.2006-13.06.2016 tarihleri arası müvekkil şirket çalışanı) ,-... %23,75 (Şüpheli ...’in kardeşi) ,... %23,75,-... %5 (Şüpheli ve şüpheli ...’ın yeğeni olduğu düşünülmektedir, 02.06.2014-31.03.2015 tarihleri arası müvekkil şirket çalışanı) şeklinde olduğunu, yürütülen denetim çalışmaları sırasında Müvekkili şikayetçi ... ile şüphelilerin kurucu ve gizli ortağı olduğu ... Tic. Ltd. Şti arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğunun tespit edildiğini, şikayetçi Müvekkili ...tarafından, Şüpheli ...’in ve şüpheli müvekkil şirketin o tarihte çalışanı ...’ın KURUCU VE GİZLİ ORTAĞI olduğu ...’dan 2011/05-2013/05 tarihleri arasında toplam 177.178,00 TL’lik bir alımda bulunduğunun anlaşıldığını, şüpheli ... ve davacının fikir ve eylem birliği içerisinde olduğu şüpheli ... kuruluşundan yani 2010 yılından beri ...’ın gizli ortakları olup, bir yandan davalı ...’de çalışırken, diğer yandan da gizli ortak oldukları ... unvanlı firma ile ticari ilişki kurulmasını sağlamış, alımlar ve fiyat teklifleri ile de görüldüğü üzere şüpheli ... bizzat ilgilenduğini ve alımları yaptığını, Şüpheliler..., ... ve ... her biri akraba olup ... ünvanlı firmanın sicilde görünen ve gizli ortaklarıdırlar. Yine şüphelilerin ortak oldukları ... ünvanlı firma da aynı zamanda ... adlı web sitesini yapan firma olduğunu, Şüpheli ...’ın kardeşi ..., ... firmasında çalışmakta ve yine ... Firmasında çalışan ... ile...'ın daha sonra müvekkil şirkette şüphelilerce işe alındığını, şüpheli ... tarafından ... Şirketi'nin, müvekkili şirkete tavsiye edildiğini, ...'nin bahse konu projelerinin sona ermiş olmaları nedeniyle, ... firmasından yapılmış olan alımların incelemesi ... (Satın Alma Siparişleri) sistemi üzerinden yapılan incelemeler, ilgili alımlara ilişkin dosya incelemeleri ve satın alma personeli ile yapılan görüşmeler ile gerçekleştirildiğini, ... firmasıyla düzenlenen sözleşme ve ek protokol ile 18.12.2013 tarihli fiyat karşılaştırma tablosundaki fiyatların uyumlu olmadığını, mevcut fiyatlarda ...'in başta vermiş olduğu revize teklif fiyatının ... firmasına kıyasla daha düşük seviyede kaldığının anlaşıldığını, hakediş bedellerinin tespitinde yemek hizmetini almış olan kişi sayısının esas alındığını, bunun için de ... saha yetkililerince her bir hakediş döneminde ... personeli (bordrolu ve lokal birlikte) ve taşeron için ayrı ayrı, "kişi sayısı puantaj cetvelleri" hazırlandığını, 2011 ve 2012 yılına ait hakediş dosyaları ... saha yetkililerince aynı günde kontrol edilerek onaylandığını, söz konusu ortalamaların değerlendirilmesi amacıyla sözleşme bedeli ile ... personelinin ortalama ücreti mukayese edildiğinde, %18,40 oranında bir yemek hizmeti maliyeti gerçekleşmesinin sözleşme bedeli dikkate alındığında yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bir başka ifadeyle, ... firmasıyla düzenlenmiş olan sözleşmede yer alan bedel (günlük 10,75 USD/kişi ve 12 USD/kişi) ile ... personelinin ortalama ücreti (2012 ve 2013 yılları için ortalama 3.744 USD) karşılaştırıldığında, ... personeli ücretinin ortalama %9,34 oranında bir yemek hizmeti maliyetine katlanılması gerekirken; fiili olarak ücretin ortalama %18,40 oranında bir yemek hizmeti maliyeti gerçekleşmiştir. Bir başka anlatımla, sözleşme birim bedelleri ve ... personelinin ortalama ücretleri dikkate alındığında; ... firması tarafından hazırlanan hakkediş dosyalarında, ... personeli için ortalama 350 USD/kişi üzerinden yemek hizmeti hakedişi düzenlenmesi gerekirken 688,85 USD/kişi tutarında aylık yemek hizmeti hakedişi düzenlendiği tespit edildiğini, günlük üç öğün yemek hizmetlerinin yanı sıra ... firmasına "ekstra yiyecek-içecek dağıtımı" ve "öze! yemek etkinliği düzenlenmesi - tutanaklı ek işler" şeklinde aşağıdaki tabloda detayına verilen toplam 811.120 USD tutarında ilave ödemede de bulunulduğu anlaşıldığını, 01.08.2013 tarihli ... firması faturasında yer alan kumanyanın civar halktan 200 kişiye ramazan ayı erzak yardımı olarak verildiği, bu işlemin yapılmasının proje müdürü ... tarafından onaylandığı, bahse konu erzağın kişilere teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş olan herhangi bir teslim tutanağı vb belgeye de rastlanmadığının, anlaşıldığını, ... firmasından yapılan alımlara ilişkin satın alma sürecine ait evrakların sistemde yer almadığını, projeler sona erdiğinden satın alma departmanından da temin edilemediğini, Irak-Khairat Projesine ilişkin olarak elde edilen karşılaştırma tablosuna (imzasız) göre teklif alınan tüm firmalar içerisinde en düşük ilk teklifin ... firmasından alınmadığı, daha sonra firmayla pazarlık yapılarak teklifinin düşürüldüğü, diğer firmalarla yapılmış herhangi bir pazarlığa ise rastlanılmadığını; ... Projesine ilişkin olarak elde edilen karşılaştırma tablosuna (imzasız) göre de teklif alınan tüm firmalar içerisinde en düşük ilk teklifin ... firmasından alınmadığı halde işin ... firmasına verilerek sözleşme düzenlendiğini yapılan alımlara ilişkin firma seçiminde kişisel değerlendirmeler ile ... firmasının şüpheli ... tarafından tavsiye edilmesinin etkin olduğu kanaatine varıldığını, ... projesine ilişkin yemek hizmet alımında da Irak projesi yemek hizmet alımında olduğu gibi, teklif karşılaştırma tablosunda ... firmasının revize teklif ile en düşük teklif veren firma seviyesine çekildiğini, ancak firma ile kabul edilen bu tutarın üzerinde bir fiyattan sözleşme imzalandığını, hizmetin alınmaya başlanmasından 9 ay sonra da ek bir protokol ile tekrar fiyatlarda artışa gidildiği ve bu yeni fiyatların da geriye dönük 5 ay için uygulandığını, ancak tüm bu değişiklik süreçlerinin satın alma süreci kapsamında tekrar onaya ve değerlendirmeye tabi tutulmadığını, ... firması tarafından sunulan hizmetlerle benzer hizmetler sunan başka firmalardan alım yapılıp yapılmadığının araştırıldığını, lrak-Nainowa projesinde hizmet alınan iki firma bulunduğunu, firmalarla yapılmış olan sözleşmeler incelendiğinde, sunulan hizmetler kapsamının ... firması tarafından sunulan hizmetlerden daha dar kapsamlı olmamasına rağmen ... firmasının birim fiyatlarının diğer firmalara kıyasla yüksek olduğunun anlaşıldığını, bu firmadan yapılan alımlarda proje yönetimi tarafından ... çıkarlarının gözetilmediğini, hizmetlerin özellikle bu firmaya verilmesi için bu firma teklifinin uygun seviyeye çekildiği ancak sonrasında yapılan sözleşme ve ek protokoller ile fiyatın anlaşılan teklif fiyatının yukarısına çekildiğinin görüldüğünü, şüpheli Ve ... firmasının gizli ortağı olan...’ın ... 22. Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasına verdiği davaya cevapta ise yine ... firması ile ilgili yapılan tespitlerin ikrar edildiğini, yine Şikayetçi şirket ...'nin ... firmasından yaptığı alımlara ilişkin gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda, ...'nin ... firmasından 2011-2015 yılları arasında Irak ve ... projeleri kapsamında hizmet alımında bulunduğunu, alınan hizmetlerin büyük bir kısmının (%99'u) yemek (catering) (%84'ü), güvenlik ve işçi temini hizmetlerinden oluştuğu; ... firmasından 2011 yılı öncesinde herhangi bir alımda bulunulmadığını, ilişkinin davalı ...'ın... Projesine Proje Müdürü olarak atandıktan sonra başladığını, ... firmasını davalı ...'ın tavsiye ettiğini, oavalı ... firmasına, davalılar ... ve ...'m gizli ortak olduğunu, ... firmasından yapılan alımlara ilişkin satın alma sürecine ait evrakların sistemde yer almadığını, projeler sona erdiğinden satın alma departmanından da temin edilemediğini, müvekkilnin şikayetçi Şirketin..., ...(Şüpheli ... ve Şüpheli ...’ın kontrolündeki projeler) projelerinde kullanılmak üzere toplam 319.151.-USD ödenerek Personel Giriş Ve Çıkışlarını Denetlemek, işe gelmeyen, mesai yapan işçileri ve yine Yemek yiyen işçi ve kişileri denetlemek için bu sistem bir servet değerinde bedel ile satın alınmış ve personelin, yemeklerin , mesailerin denetlenmesinin amaçlandığını, sistemin satın alınıp projelere kurulduğunu ,ancak daha sonra se bu sistem kısa bir süre kullanıldıktan sonra kullanılmaktan vazgeçildiğini, davacının sunduğu faturalara bakılınca bu faturaların kesildiği firmanın ... ŞİRKETİ ünvanlı bir firma olduğunu ve davacıya kesildiğinin ispat edilemediğini, faturalara konu malların müvekkilinin iş yerinde kullanıldığının veya sırf bu iş için tedarik edildiğinin de ispatı gerektiğini, ... firmasından gelen 10/12/2013 tarihli mailde tüm mutfak ekipmanları ve çamaşırhane dahil olmak üzere verdikleri teklif açıkça ortada olduğundan işbu faturanın yine kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından müvekkiline kesilmiş ve teslim edilmiş aynı zamanda müvekkilince kabul edilmiş hiçbir fatura bulunmadığını, faturalara dayalı olarak icra takibi yapıldığından itirazın iptali davası açıldığından davanın reddi gerektiğini, ... şirketi ile birlikte hareket eden ve ... şirketinin gizli ortağı olan ... ile ...'ın birlikte müvekkilinin, suç teşkil eden eylemlerle de zarara uğrattığından ve bu nedenle de hem suç duyurusu hem de tazminat davaları olduğundan, ... firmasına ve davacıya müvekkilininn hiçbir borcu olmadığından, müvekkil firma aksine zarara uğratılıp haksız kazanç nedeniyle de alacaklı konumda olduğundan işbu davanın reddi gerektiğini belirterek; usule ilişkin beyan ve itirazlarının kabulüne; bekletici mesele taleplerinin kabulüne, husumet itirazlarının kabulüne, esasa ilişkin itirazlarının kabulüne, müzekkere ve muhtıra taleplerinin kabulüne, geçerli bir icra takibine dayanmayan itirazın iptali davasının reddine ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava; İ.İ.K.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir.
... 32. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası kapsamından; davacı tarafın davalı hakkında toplam 4.654.452,22-TL alacağın eklentileri ile birlikte ödetilmesi istemiyle ve ilamsız takip yoluyla icra takibinde bulunulduğu ve fakat davalı tarafından yasal süresi içinde vaki itirazı sonucu, icra takibinin İ.İ.K.nun 62. maddesi uyarınca durduğu saptanmıştır. İcra takibine vaki itirazın davacı tarafa tebliği durumu ve dava tarihine nazaran da, bu itirazın iptali davasının İİK.nun 67. maddesi hükmünde öngörülen ve hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açıldığı da tespit olunmuştur.
Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, ... 32. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası celp edilerek dosya arasına alınmış, tanıklar dinlenilmiş, dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alınmıştır.
... uyruklu davacı şirketinin, yabancılık teminatından muaf tutulmasını gerektirir uluslararası sözleşme bulunmadığı ve teminat hususunda karşılıklılığın da bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekiline verilen kesin süre içerisinde MÖHUK 48 maddesi uyarınca yabancılık teminatının yatırılmış olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizden verilen 17/10/2023 tarih ve ...Esas - ...karar sayılı kararı ile aktif husumet nedeni ile davanın reddine karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 53. Hukuk Dairesinin 05/03/2024 tarih ... Esas - ...Karar sayılı ilamıyla verilen karar kaldırılmış, ilam sonrası mahkememizin 2024/397 esasa kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Bam ilamında; " ... Tic. Ltd. Şti.'nin 11/01/2016 tarihli 8986 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine göre 31/12/2015 tarihinde tescil edildiği, adresinin, ...olduğu, kurucusunun ise ...olduğu, ... Ltd. Şti.'nin ... tarihli ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine göre 01/03/2013 tarihinde tescil edildiği, adresinin, ... olduğu, kurucusunun ... olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı vekili müvekkili şirketin, adı geçen şirketlerin ... kanunlarına göre teşekkül ettirilmiş yan kuruluşu olduğunu yani iştiraki statüsünde olduğunu ve müvekkili şirketin ünvanının kısaltılarak sözleşmede "... " olarak geçtiğini ileri sürmektedir. Mahkemece ise, dava dışı ... Taahhüt Nakliye Mühendislik İnş. Petrol Turizm Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı arasındaki ilişkinin 2012 yılından beri süregeldiği ve sözleşmede yer alan alt yüklenici adresinin adı geçen dava dışı şirkete ait olduğu gerekçesine istinaden davacı şirketin sözleşmenin tarafı olmadığından bahisle aktif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkemenin kabulünün yeterli bir inceleme ve değerlendirmeye dayalı olduğu söylenemez. Zira salt sözleşmede yer alan alt yüklenici adresi, davacı şirketin aktif husumet ehliyeti olup olmadığını belirlemeye yetmez. Bu kabulde olan Mahkemenin, öncelikle hakim ve bağlı şirket ilişkisi yani davacı şirketin, Türkiye'de kurulu olduğunu belirttiği grup şirketlerin bir iştiraki olup olmadığı hususunu araştırması, ayrıca davacı vekili, müvekkili şirketin sözleşmede "... " olarak ifade edildiğini ileri sürdüğüne göre davacının bu iddiası üzerinde de durması gerekirdi. Bu hususların tespiti ile birlikte dosya kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgelerin de değerlendirilmesi suretiyle davacının, davasını açmakta menfaati olup olmadığı hususu kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına"denilmektedir.
Bilirkişiler ... SMMM M. ..., Prof. Dr....tarafından düzenlenen 22/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda; davacı yanın huzurdaki davada alacaklı sıfatını haiz olduğunun kabulü halinde, kök rapordaki 4 nolu tablo dikkate alınarak davacı yanın hak ediş alacakları toplamı 433.859,45 USD den, davalı şirketin sunmuş olduğu cari hesap ekstresi bakiyesi 298.728,35 USD lik kısmı talep edebileceği, davalı şirket kayıtlarında yer almayan ancak kök raporda detaylarına yer verilen gerekçelerle, tablonun 7-8 sıralarında yer alan 425.140,00 USD tutarındaki hak ediş bedellerini talep edebileceği, davacı yan vekilinin dava dosyasına sunmuş olduğu ... LTD ŞTİ. Ne ait 2015-2016 yılı detay mizanları ile ... HİZMETLERİ .ŞTİ. ne ait 2014-2015-2016-2017 yılları detay mizanlarında, 242 numaralı “iştirakler” ya da 245 numaralı “bağlı ortaklıklar” hesaplarına rastlanmamış olup, huzurdaki davada “davacı” sıfatını haiz şirketin, sunulan detay mizan verilerine göre, dava dışı ... ŞTİ. ve ....ŞTİ. nin iştiraki niteliğinde olmadığı, bu itibarla BAM bozma kararında tespiti istenen hususlar açısından ulaşılan sonucun, taraf beyan ve itirazları kapsamında takdirinin mahkemeye ait olduğu, diğer yandan, davalı yanın kayıtlarında yer alan ve bir kısmı davacı yanca takip alacağının dayanağı olarak gösterilen faturaların Türkiye’de yerleşik bir firma tarafından kullanılabilecek nitelikte faturalar olmadıkları, nitekim bu faturaların, ülke mali mevzuatı kapsamında bastırılmasına ve düzenlenmesine müsaade edilen türden faturalar olmadıkları, bu halde davalı şirketin de ticari defter kayıtlarına (...’da tesis ettiği şubeye ait defter kayıtları) aldığı faturaların, yine ...’da ve ... mali mevzuatına göre düzenlenmiş faturalar olduklarının kabulü gerektiği, bahse konu faturaların, Türkiye’de yerleşik bir firma tarafından keşide edilmiş olmaları mümkün olmadığından, alacaklısının da ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. de olamayacağı, davalı şirketin de bu şirket ile dava konusu sözleşmeler kapsamında faturaya ve hak edişe dayalı ticari ilişki içerisinde olduğundan bahsedilemeyeceği değerlendirilmiş olduğu, nitekim “... ekstre” adlı cari hesap dökümünde ... Tic. Ltd. Şti. unvanının hiçbir şekilde geçmediği, davalı yanın incelemeye ibraz ettiği flash disk içerisindeki “... ekstre” dökümünde yer alan işlemlerin “fatura” açıklaması ile sınıflandırılmış olanların filtrelenmesi sonucu ortaya çıkan dökümde, “fatura” açıklamalı işlemlerin “metin” kısmındaki açıklamalarda “... TAAHHÜT” ve “... ...” ifadelerinin davacı şirket unvanı ile benzerlik yönünden dikkat çektiği belirtilmiştir.
Taraf iddia ve savunmaları ibraz edilen deliller, bilirkişi rapor ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının ... 32 İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takbine dayanak sözleşme, sözleşme kapsamında tanzim edildiği iddia olunan hakediş raporları ve faturalar nedeniyle davalıdan alacağının varlığı ve miktarı, itirazın iptali, temerrüt, işlemiş faiz, icra inkar tazminatı talep koşularının oluşup oluşmadığı, davacının aktif husumetinin bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce 17/10/2023 tarihinde ...Esas ve ...Karar sayılı karar ile aktif husumet nedeni ile davanın reddine karar verilmiş ancak İstanbul BAM 53. Hukuk Dairesinin 05/03/2024 tarih ... Esas -... Karar sayılı ilamı ile aktif husumetin bulunup bulunmadığına ilişkin olarak şirketler arasındaki bağlantının araştırılması gerektiği kanaatiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiğinden alacak kalemleri yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılmadan önce istinaf ilamı ışığında aktif husumete ilişkin değerlendirme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
Davacı tarafın aktif husumetinin bulunup bulunmadığına dair değerlendirmeler;
İşbu dava dosyasında davacı taraf, hem tevzi formu eklerindeki yetki belgesi ve vekaletnamelerde ve hem de dava dilekçesinde yer aldığı şekli ile “...Şirketi” olup, dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde yer alan davalı tarafın ise “... Sanayi ve Tic. AŞ.”dir.
“...nin, Türk yasalarına göre değil, Geçici ... Hükumeti kanunlarına göre kurulduğu, davacı tarafın dava dosyasına sunduğu yeminli tercümelerin suretlerinden tespit edilmiştir. Geçici ... Hükumeti düzenlemelerine göre kurulan davacı şirkete ait ruhsat dosya arasına alınmış olup anılan ruhsatnamede şirketin adı “... ... Şirketi Ruhsatı” olarak geçmekte ve unvanın hemen altında geçen ibareden bu ruhsatın “Gıda hizmetleri ve Taahhüt İşleri Faaliyetleri Lisansı” olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında 02/01/2014 tarihli ...numaralı, 24/05/2016 tarihli ... numaralı, 06/10/2016 tarihli ve ... numaralı sözleşmeler ve bu sözleşmelere istinaden 01/09/2014 tarihli ve 10/02/2017 tarihli ek protokoller imzalandığı mezkur sözleşmelerde ve protokollerde davacının alt yüklenici olduğu ve "... " olarak anıldığı, davalının ise yüklenici olduğu ve "... A.Ş ... Şb." olarak anıldığı tespit edilmiştir. Davacı alt yüklenici firmanın sözleşmelerde ve protokollerde yazılı olan adresinin "..." olduğu, davalı yüklenici firma adresinin ise "..." olduğu dosya kapmasına alınan TTSG ve Ticaret Sicil Müdürlükleri kayıtlarına göre davacı tarafın sözleşmelerde ve protokollerde "..." olarak geçen adresinin Batman Ticaret Siciline kayıtlı ; "... Şirketi" isimli şirkete ait olduğu anlaşılmıştır.
Davacı yan vekilinin dava dosyasına sunduğu ... Şti.'ye ait 2015-2016 yılı detay mizanları ile ... Ltd. Şti.'ye ait 2014-2015-2016-2017 yılları detay mizanlarında, 242 numaralı “iştirakler” ya da 245 numaralı “bağlı ortaklıklar” hesaplarına rastlanmamış olup, huzurdaki davada “davacı” sıfatını haiz şirketin, sunulan detay mizan verilerine göre, dava dışı ... Şti. ve ... Ltd. Şti.'nin iştiraki niteliğinde olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı yan vekili istinaf dilekçesinde, davacı şirketin salt davalı şirketin ... şantiyesinde faaliyet gösterebilmek adına ... Devleti'nin getirdiği hukuki zorunluluk sebebi ile kurulduğunu, nitekim bu hususun, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca ... Şirketi ile ... Şirketi banka hesaplarına davalı yan tarafından yapılmış ödemeler ile de sabit olduğunu beyan etmektedir. Bu yönde bir işleyiş olabilmesi için, fatura keşide eden ve bu yolla alacaklı duruma geçen şirketlerin, dava dışı Türkiye’de yerleşik şirketler olması gerektiği açıktır. Oysa dava dosyasında yer alan faturalar incelendiğinde, faturaların ...’da kurulmuş şirket tarafından keşide edildiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan davalı yan vekili de 22.04.2025 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararının yerine getirilmesi amacıyla vermiş olduğu dilekçesinde, aşağıda davacıya ait olmayan faturaların kayıtlarında yer aldığını beyan ettiği tespit edilmiştir. Söz konusu faturalar incelendiğinde, faturaların Türkiye’de yerleşik bir firma tarafından kullanılabilecek nitelikte faturalar olmadıkları zira bu faturaların, ülkemiz mali mevzuatı kapsamında bastırılmasına ve düzenlenmesine müsaade edilen türden faturalar olmadıkları anlaşılmıştır. Bu halde davalı şirketin de ticari defter kayıtlarına (...’da tesis ettiği şubeye ait defter kayıtları) aldığı faturaların, yine ...’da ve ... mali mevzuatına göre düzenlenmiş faturalar oldukları sabit olup taraflar arasında tanzim edilen faturalar dosya kapsamına alınmıştır.
Davalı yan vekilinin 22.04.2025 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararının yerine getirilmesi amacıyla vermiş olduğu beyan dilekçesinde yer alan beyanlar dikkate alındığında, davacı yan vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde yer verdiği hak edişe dayalı 5 alacak kaleminden üçünün, davalı şirket ... Şubesi kayıtlarında yer aldığı anlaşılmaktadır.
Bu noktada tartışılması gereken bir diğer husus, bahse konu faturaların, davalı şirket vekilinin iddia ettiği şekli ile ödemelerin yapıldığı, dolayısıyla fatura keşide etmek sureti ile alacaklı konuma geçmesi gereken ... Ltd. Şti. (dava konusu sözleşmelere dayalı olarak davalı yanın iş yaptığını beyan ettiği dava dışı Türkiye’de mukim şirket) tarafından düzenlenip düzenlenmediği hususudur. Dosya içerisinde yer alan fatura suretlerinde, faturanın kim tarafından keşide edildiğine dair fatura üzerinde herhangi bir ibare, antet ve benzeri ifade yer almamakla birlikte bu faturaların, yukarıda sıralanan alacak kalemlerine dayanak teşkil eden faturalar oldukları anlaşılmakla, bu alacak kalemleri ile sınırlı olmak üzere alacaklı sıfatını haiz olması gereken kişi/kuruluşun, bu faturaları düzenleyen kişi/kuruluş olması gerektiği tartışmasızdır. Bahse konu faturaların, yukarıda etraflıca izah edildiği üzere Türkiye’de yerleşik bir firma tarafından keşide edilmiş olmaları mümkün olmadığından, alacaklısının da ... Tic. Ltd. Şti. de olamayacağı, davalı şirketin de bu şirket ile dava konusu sözleşmeler kapsamında faturaya ve hak edişe dayalı ticari ilişki içerisinde olduğundan bahsedilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Davalı yan vekilinin 05.5.2025 tarihli dilekçesi ekinde sunmuş olduğu flash disk içeriğinin incelendiğinde ise; flash disk içerisinde “... ekstre” ve “... SAP ekran görüntüsü” isimli 2 adet excel dökümünün mevcut olduğu tespit edilmiştir. Dökümler incelendiğinde, “... ekstre” içerisinde tüm sözleşmeler için havuz şeklinde cari takibi yapıldığı, son sütunda da işlem açıklamalarına yer verildiği, “... SAP ekran görüntüsü” isimli excel dökümünde de “... ekstre” içerisindeki tüm işlemlerin muhasebe fiş kayıtlarının yer aldığı anlaşılmıştır. “... ekstre” dökümü içerisinde yukarıda izah edildiği üzere davalı yan vekilinin kendi kayıtlarında yer aldığını beyan ve kabul ettiği faturaların yer aldığı görülmüş ve dosya kapsamına alınan tablonun en sağ sütunundaki açıklamalara dikkat edildiğinde ise hesap hareketlerinin, KMS-15 ile başlayan sözleşme kapsamındaki işlemlere ait olduğu ayrıca “metin” kısmındaki açıklamalarda “... TAAHHÜT” ve “... ...” ifadeleri yer almakta olup bu durum davacı şirketin unvanı ile benzerlik yönünden dikkate şayan bulunmuşur.
Flash disk içerisindeki döküm içerisinde yer alan fatura işlemleri için “metin” kısmında bulunan ifadelere göre, söz konusu faturaların KMS-15 sözleşmesi ile ilgili 2-3-4-6-7-8-10-11-12-13-14-15-16-17 nolu hak ediş faturaları oldukları anlaşılmakla, 5 ve 9 nolu hak ediş faturalarının, metin açıklamalarında olmadığı gözlemlenmiştir. Aynı döküm içerisinde yer alan işlemlerin “fatura” açıklaması ile sınıflandırılmış olanların filtrelenmesi sonucu ortaya çıkan dökümde ise, “metin” kısmında bulunan ifadeler kapsamında “güvenlik” sözleşmesi ile ilgili olduğu ayrıca “metin” kısmındaki açıklamalarda “... TAAHHÜT” ve “... ...” ifadeleri de davacı
şirket unvanı ile benzerlik ve bu bağlam aktif husumete ilişkin itirazlar bakımından hususen önem arz etmektedir.
Ödemelerin göründüğü tabloda “... ”, “... ” ve “... TAAHHÜT” açıklamaları altında ödemeler yapıldığı tespit edilmiştir. Davalı yan vekilinin, her üç sözleşmenin de 17.1 maddesi uyarınca tebligatların yapılacağı adresler belirlenmiş olup buna göre alt yüklenicinin adresi ... olarak belirtilmiş olup bu adresin dava dışı ... Ltd. Şti.'ye ait olduğu, alt yükleniciye ödemenin yapılacağı banka... nolu ve... nolu sözleşmelerde ...; ... nolu sözleşmede ise, ... olarak gösterildiği yönündeki beyanları dikkate alındığında, cari hesap ilişkisinin davalı şirket ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında olması beklenirken, “... ” adlı cari hesap dökümünde ... Ltd. Şti. unvanının hiçbir şekilde geçmediği anlaşılmıştır. Ancak “... ” adlı cari hesap dökümünde, davacı şirketin kurulduğu 09.06.2014 tarihine kadar sadece avans ödemelerinin yapıldığı, bu ödemelerin de davalı şirkete ait SAP kayıtlarında 159 numaralı “verilen sipariş avansları” hesabı altında izlendiği özellikle de 15.01.2014 tarihli ilk işlem hareketinin “metin” sütunundaki açıklamada “ÖDEME /... TAAHHÜT / HAKEDİŞ AVANSI” ibaresinin yer aldığı görülmüştür. Dolayısıyla ilk sözleşme (KMS 15-06) tarihinin 02.01.2014 tarihi olmasına karşın, davacı şirketin 09.06.2014 tarihinde kurulmuş olmasının, davacı yanın sözleşmelerin tarafı olamayacağı
na yönelik itiraz ve beyanlar dosya kapsamında yapılan tespitlerle örtüşmediğinden anılan beyan ve itirazlara itibar edilmemiştir. Nitekim uygulamada da çokça rastlandığı şekilde, özellikle yurt dışında ifa edilecek edimlere ilişkin sözleşmeler, ilgili ülkedeki mevzuat gereklerinin yerine getirilmesinden önce Türkiye’deki muhatap şirket yetkilileri ile akdedilmektedir. Dava konusu ilişkinin de bu şekilde tesis edildiği değerlendirilmiştir zira
yukarıda etraflıca izah edildiği üzere davalı şirketin kayıtlarına almak sureti ile kabul ettiği faturalar ... kanunları kapsamında düzenlenen faturalar olup, bu anlamda da faturayı düzenleyen şirket, davalı şirketten alacak talebinde bulunabilecek kuruluş konumundadır. Bu tespitler ışığında fatura ve hak edişe dayalı alacak hakkı elde eden şirket dava dışı Türkiye’de yerleşik şirket(... Ltd. Şti.) olamayacağı, aksine doğrudan sözleşmenin tarafı olan ve ... mevzuatına göre kurulmak durumunda olan davacı firma(... ...) tarafından alacak talebinde bulunulabileceği kanaatine varılmıştır.
Banka hesapları yönünden yapılan incelemede ise; ... ... isimli şirketin sözleşmelerde yazılı olan banka hesaplarının birinin ... isimli bankaya ait olduğu diğer iki banka hesabının ise ...Bankasına ait olduğu, ... tarafından dosyaya sunulan 08.01.2025 tarihli cevap yazısında ... LTD. ŞTİ. İle ilgili olarak 2014-2015-2016-2017 yıllarına ait ayrıntılı hesap hareketlerinin yer aldığı, bu işlemler içerisinde davalı şirket tarafından gönderilen ödemeler olduğu ödemelere ilişkin hesap hareketlerinin, davalı şirket tarafından flash disk içerisinde sunulan “... ekstre” tablosu içerisinde de aynen yer aldıkları ve bahsi geçen ödemelerin, davalı şirket tarafından sunulan dökümde yer aldığı şekli ile “... ” ve “... ” açıklaması kullanılarak gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.
...Bankası tarafından dosyaya sunulan 16.01.2025 tarihli cevap yazısında ise ... Tic. Ltd. Şti. ile ilgili olarak 2014-2015-2016-2017 yıllarına ait ayrıntılı hesap hareketleri ile ... Şirketi ile ilgili olarak yine 2014-2015-2016-2017 yıllarına ait ayrıntılı hesap hareketlerinin yer aldığı, ... Şirketi hesap hareketleri incelendiğinde; hesap hareketlerinde yer alan ödemelerin davalı yanın flash disk içerisinde ibraz ettiği cari hesap ekstresinde yer almadıkları, bununla birlikte ödeme tutarlarının seri şekilde aynı oldukları dikkate alındığında, cari hesap ekstresindeki toplu çek bordrolarına konu seri çeklerin ödenmesi için yapıldıkları değerlendirilmiştir. ... Ltd. Şti. hesap hareketleri incelendiğinde ise; hesap hareketlerinin, davalı şirket tarafından flash disk içerisinde sunulan “... ekstre” tablosu içerisinde aynen yer aldıkları ve ödemelerin, davalı şirket tarafından sunulan dökümde yer aldığı şekli ile “... ” ve “... ” açıklaması kullanılarak gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
Tüm bu tespitlerden hareketle; davalı şirketin SAP kayıtları, ödemelere ilişkin hesap hareketleri, ödemelere ilişkin açıklama metinleri, davalı firma tarafından davacı firmaca tanzim edilen faturaların kaydedildiğine bu bağlamda kabul edildiğine dair ticari defter ve kayıtlar nazara alındığında, davalı tarafça sözleşmeye taraf olmadığı iddiasında bulunulan ve bu nedenle aktif husumeti bulunmadığı ileri sürülen davacı firmaya bir kısım ödemelerin yine davalı tarafça yapıldığı, yapılan ödemelere dair açıklama metinlerinde davacı firmanın ticari unvanını çağrıştıran “... ÖDEME” ve “... ...” gibi ifadelere yer verildiği, anılan ifadelerden hareketle kastedilen firmanın davacı firma olduğunun değerlendirilmesi gerektiği, yapılan bu ödemeler davacı dışında başkaca bir firmaya yansıtılmış ise bu hususa ilişkin davalı tarafça delil sunulmadığı yalnızca davacı firmanın bu sözleşmeye taraf olmadığı vakıasına dayanıldığı ancak ödeme açıklamalarına rağmen davacı firmanın başkaca bir firma olması gerektiğine dönük ispat külfetinin bu aşamadan itibaren davalı taraf üzerinde bulunduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının ise davacı ... isimli firma tarafından kesilen faturaları içermesi sebebiyle davalı tarafça aksinin ispatı imkanın bulunmadığı ayrıca uygulamada da çokça rastlandığı şekilde, özellikle yurt dışında ifa edilecek edimlere ilişkin sözleşmelerin, ilgili ülkedeki mevzuat gereklerinin yerine getirilmesinden önce Türkiye’deki muhatap şirket yetkilileri ile akdedildiği, dava konusu ilişkinin de bu şekilde tesis edildiği, davalı şirketin kayıtlarına almak sureti ile kabul ettiği faturaların ... kanunları kapsamında düzenlenen faturalar olduğu, faturayı düzenleyen davacı şirketin, davalı şirketten alacak talebinde bulunabilecek kuruluş konumunda olduğu, fatura ve hak edişe dayalı alacak hakkı elde eden şirketin dava dışı Türkiye’de yerleşik şirket(... Ltd. Şti.) olamayacağı, aksine doğrudan sözleşmenin tarafı olan ve ... mevzuatına göre kurulmak durumunda olan davacı firma(... ) tarafından alacak talebinde bulunulabileceği ve davacı firmanın aktif husumetinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı tarafın aktif husumeti bulunduğu kanaatine varıldığından bu aşamadan itibaren davaya konu icra takibine konu alacak talepleri ayrı ayrı başlıklar halinde incelenecektir.
A) Davacı tarafın "mutfak gereçleri"ne ilişkin alacak talebine dair değerlendirmeler;
Davacı tarafın mutfak malzemeleri ve gereçleri ile ilgili olan talebi, 10.04.2014 tarihinde Türkçeye çevirisinden ...'da kurulu olan ... isimli Lokanta ve Kahve Hazırlama işleri yapan bir şirketten davacı firmanın aldığı mutfak malzemelerine dair 10/04/2014 tarihli 313 numaralı ve 21.200,00 USD tutarlı fatura, 10/04/2014 tarihli 314 numaralı ve 25.150,00 USD tutarlı fatura, 10/04/2014 tarihli 315 numaralı ve 28.850,00 USD tutarlı fatura olmak üzere toplam üç adet faturadan 75.200,00 USD tutarında alacak isteminden ibarettir.
Talebe dayanak fatura görselleri hem Arapça ve hem Türkçe çevirisi dava dosyası kapsamına alınmıştır. Bahsi geçen faturalar 10.04.2014 tarihinde tanzim edilmiş olup, taraflar arasında 02.01.2014 tarihinde imzalanan ... numaralı sözleşmenin imzalanmasından sonra dava konusu mutfak gereçlerine ilişkin satın almanın gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
... numaralı sözleşmesi sebebiyle alınan mutfak gereçleri için tanzim olunan faturalar özelinde davalı tarafın itirazları incelendiğinde; kampın kapasitesinin 443 kişi olmasına rağmen, 07.01.2015 ile 09.02.2015 tarihleri arasında 3.000 kişilik mutfak araç gereci alınarak yüksek harcamalar yapıldığı ve bu işlemlere ... tarafından onay verildiği hususlarına dayanıldığı, bu durumda; mutfak araç gereçlerinin alındığı hususunun ihtilafsız olduğu, faturalardan ve dava dosyası içeriğinden mutfak araç ve gereçlerinin davacı tarafın aldığı hususunun ihtilafsız olduğu, davacı tarafın aldığı dava konusu mutfak malzemelerinin alınmasına, davalı firmanın kendi yetkilisi olan ... tarafından onay verildiği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafın anılan faturalara dair itirazında ilgili faturalarla tutarlı olmayan husus mutfak malzemelerinin alınma tarihi ile ilgili olup davacı tarafın bedelini talep ettiği mutfak malzemeleri faturaların tamamı 10.04.2014 tarihli olup, davacı tarafın işbu dava ile talep ettiği 75.200 USD tutarındaki mutfak araç ve gereçlerinin satın alma tarihinin davalı tarafça iddia edildiği gibi 07.01.2015-09.02.2015 tarihleri arası olmayıp, davacı tarafından 10.04.2014 tarihinde satın alındığı dosya kapsamına alınan faturalar ile sabittir. Davacı tarafından satın alınan mutfak ekipmanlarının ilgili çeviri fatura suretleri üzerinden alındığı belli olan tarih 10.04.2014 tarihi olup, fatura tanzim tarihinde taraflar arasında 02.01.2014 tarihinde imzalanan ... numaralı sözleşme geçerli bulunmaktadır.
Taraflar arasında geçerli olan... numaralı sözleşmenin "yüklenicinin yükümlülükleri" başlığını taşıyan 4. maddesi uyarınca talebe konu mutfak araç ve gereçlerinin esasen davalı şirket tarafından satın alma işlemlerinin gerçekleştirilmesi ve satın alınan mutfak ekipmanlarının davalı tarafa zimmet ile devrinin sağlanması gerekmektedir. Başka bir deyişle taraflar arasında geçerli olan sözleşme hükümlerine göre mutfak ekipmanlarını temin etme ve sonrasında davacı tarafa zimmetleme yükümü davalı taraf üzerindedir.
... numaralı sözleşmenin 4. maddesine göre; mutfak malzemelerini davacı tarafa zimmetleyerek teslim etmesi gereken ve araç gereçlerin işi bittikten sonra zimmet tutanağı karşılığında geri alması gereken taraf davalı taraf olup, dava dosyası kapsamında davalı tarafın sözleşme hükümlerinde belirtildiği şekilde satın alma, zimmet teslimi ve sonrasında bu zimmeti geri alma işlemlerine dair bir delil bulunmadığı gibi esasen sözleşmenin 4. maddesinin taraflar arasındaki uygulamasının sözleşmeye uygun olduğu yönünde tarafların da iddiası bulunmadığı değerlendirilmektedir. Zira mutfak ekipmanlarının davacı tarafça temin edildiği ve taraflar arasında zimmet tutanağı tanzim edilmediği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak bu noktada yaşanan sorun sözleşmede yazılı metne her iki tarafça da bağlı kalınmaması yani sözleşmede tasarlanan iş ve işlemler ile taraflar arasında fiilen gerçekleşen uygulamaların bütünüyle farklılık arz etmesi meselesidir. Sözleşmeye göre satın alma, zimmet ile teslim ve zimmet tutanağı düzenleme yükümlülükleri davacı tarafa ait iken bu işlemlerin davacı tarafça gerçekleştirilmediği, buna mukabil davalı tarafça da mutfak ekipmanlarını teslim alıp kullanma ve tutanak ile davalı firmaya teslim etme yükümlülüklerine aykırı şekilde satın alma işleminin gerçekleştirildiği ve alınan gereçlerin kullanılmasından sonra tutanak ile teslim etme yükümünün de gereği gibi ifa edilmediği tespit edilmiş olup davacı tarafça mutfak araç ve gereçlerine dair talepte bulunulabilmesi için öncelikle dava konusu ekipmanların temini için davacı tarafa başvurmalı ancak buna rağmen sonuç alamaması halinde gerekli temini bizzat yapmalı ve kullanımı tamamladıktan sonra teslim tutanağı ile davalı firmaya iadesinin sağlanması gerekmekte iken dosya kapsamında satın alınan mutfak araç ve gereçlerinin temini, kullanımı ve iadesine ilişkin kayıt ve belge bulunmadığı, taraflar arasındaki uygulamanın açıkça sözleşme hükümlerine aykırı olması sebebiyle dava konusu araç gereçlerin davalı tarafa iade edildiğine dair tutanak bulunmaması karşısında davacı tarafın işbu alacak talebi açısından TMK'nın 6. Maddesi ile HMK'nın 190. Maddesi uyarınca ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü anılan alacak kalemi yönünden yerine getiremediği, davacının satın aldığı mutfak araç ve gereçlerini kullanımından sonra davalı tarafa teslim tutanağı ile iade ettiği ve anılan ekipmanların temini sebebiyle davalıdan alacağı bulunduğu vakıasını sübuta etkili delillerle ispat edemediği kanaatine varılmıştır.
B) Davacı tarafın "davalının ... isimli şirketinin çalışanlarının ...’daki sigorta ve vergi ödemelerini yaptığı"na ilişkin alacak talebine dair değerlendirmeler;
Davacı tarafın ... isimli şirketinin çalışanlarının ...’daki sigorta ve vergi ödemelerini yaptığı vakıası ilgili olan alacak talebi, enerji santralinin inşası esnasında ... A.Ş kendisine bağlı ... isimli şirketin personellerini söz konusu şirketin ... ülkesinde şubesi olmaması nedeniyle ... Devleti yasalarına göre kendi bünyesinde çalıştırma olanağı bulunmadığından mezkur şirketin personellerinin ... kanunlarına göre kurulan davacı şirketin personelleri olarak gösterildiği ve ilgili personellerin vergi ödemelerinin ... ... şirketi üzerinden yapılması suretiyle çalıştırma imkanı sağlandığı iddialarına dayalı davacı şirketin davalı firma yerine ... Devletine ödediği belirtilen vergi kalemlerine ilişkin toplamda 12.000,00 USD tutarında alacak isteminden ibarettir.
08.02.2022 tarihli celsenin 11 nolu ara kararı ile “Davacı vekilinin 12.10.2021 tarihli dilekçesinin 9 ve 10 numaralı bentlerinde belirtilen, davalı şirketin dava konusu ... Şantiyesinde 2014-2017 yılları arasında çalışan işçilerin listesinin ve bu işçilere verilen yemek ve temizlik işlerine ilişkin hak ediş belgelerinin Mahkememize gönderilmesi için davalı şirkete yazı yazılmasına” hükmedildiği ve anılan ara karar uyarınca davalı tarafça sunulan 17/02/2022 tarihli beyan dilekçesi incelendiğinde; personel sayısının dönemsel olarak açıklandığı, ilgili personelin ad-soyad, iş alanı, Organizasyon/ Pozisyon/İş tanımlarının ayrı ayrı yapıldığı ve ayrıca “Personel Yaka Bilgisi” tanımı sütununda tamamının beyaz yakalı olarak kayıtlı oldukları, şantiyede çalışan işçiler için ise davalı tarafın bildirimde bulunmadığı anlaşılmıştır. Beyaz yakalı personelin iş tanımları; memur, uzman, uzman yardımcısı, şef, mühendis, müdür, müdür yardımcısı olup, davalı tarafın şantiyede çalışan “işçi”lere ait bildirimi bulunmadığından şantiyedeki toplam çalışan sayısının tespiti mümkün olmamıştır.
08.02.2022 tarihli celsenin 9 nolu ara kararı ile “Davacı vekiline 25/10/2021 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu yeminli tercümelerin tercüman tarafından ıslak olarak imzalı asıllarını kasaya sunması için iki haftalık kesin süre verilmesine,” hükmedildiği ve anılan ara karar uyarınca davacı tarafça sunulan 21/02/2022 tarihli beyan dilekçesi incelendiğinde; davacı tarafın, davalının kendisine bağlı ... isimli bir şirketin bulunduğunu ve bu şirketin o tarihte ... Ülkesinde şubesi bulunmaması sebebiyle personellerini davacı şirketin bordrosunda gösterdiğini ve bu nedenle oluşan vergi / sigorta / vesair giderlerinin kendileri tarafından ödendiğini iddia ettikleri ve ödendiği belirtilen 12.000,00 USD tutarında alacak isteminde bulunduğu, davalı şirketin ... ülkesinde ... isimli bir şirketinin olup-olmadığının tespiti için yapılan araştırma sonucunda davalının 2021 yılı faaliyet raporunda adı geçen ... isimli şirketin ... Şirketinin bağlı ortakları arasında bulunduğu tespit edilmiştir.
Davacı taraf yine 21.02.2022 tarihli dilekçesinde ... ... Şirketinin ödemiş olduğu yeminli tercümelerinden anlaşılan ; vergi tutarlarını, sigorta tutarlarını, kefalet tutarlarını ve bu tutarları hangi isimdeki personeller için ödediğini yerel resmi muhasebe belgeleriyle dosyaya sunduğu ve sunulan belgelerin incelenmesinden bu tutarların, belgelerde isimleri yer alan 138 personel için ödediği anlaşılmış ancak; isimleri liste ile sunulan 138 personelin ... isimli davalıya ait bir şirkette çalışıp çalışmadıkları, davalı firmanın, başka bir iştiraki olan ... firması için davacıdan böyle bir talepte bulunup bulunmadığı hususları dosya kapsamında sunulan belgelerden tespiti mümkün olmayan hususlar olup, davacı tarafın dava dilekçesinin 6.sayfasında belirttiği: “..bu hususa ilişkin sürekli yazışmalar yapılmasına rağmen her hangi bir geri dönüş sağlanamamıştır. Ek:10…” atıflı yazışmaların ise gerek dava dilekçesi ekinde, gerekse 21.02.2022 tarihli dilekçesinde dosya kapsamına sunulmadığı anlaşılmakla tasarruf ilkesi ile taraflarca getirilme ilkesi uyarınca dosya kapsamına sunulan belgeler nazara alınarak inceleme yapılması gerektiği bu bağlamda isimleri liste ile sunulan 138 personelin ... isimli davalıya ait bir şirkette çalışıp çalışmadıkları, davalı firmanın, başka bir iştiraki olan .... firması için davacıdan böyle bir talepte bulunup bulunmadığı hususları dosya kapsamında sunulan belgelerden tespit ve teyit edilememiş olup taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinde de anılan alacak kalemi yönünden herhangi bir hüküm olmaması karşısında davacı tarafın işbu alacak talebi açısından TMK'nın 6. Maddesi ile HMK'nın 190. Maddesi uyarınca ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü anılan alacak kalemi yönünden yerine getiremediği, davacının ... isimli şirket nezdinde çalışan 138 personel için vergi, sigorta ve kefalet ödemelerini davalı şirket adına yaptığı ve yaptığı ödemelerin kendisine iade edilmemesi sebebiyle davalıdan alacağı bulunduğu vakıasını sübuta etkili delillerle ispat edemediği kanaatine varılmıştır.
C) Davacı tarafın "Genel Saha İlaçlaması"na ilişkin alacak talebine dair değerlendirmeler;
Davacı tarafın genel saha ilaçlaması ile ilgili olan talebi, davalı tarafın şantiye sahasının ilaçlanması işine ilişkin olarak davacı şirketten fiyat teklifi aldığı, şantiye sahasının tamamının davacı firma tarafından ilaçlandığı iddialarına dayalı yapılan ilaçlama faaliyetleri sebebiyle 36.000,00 USD tutarında alacak isteminden ibarettir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, “genel saha ilaçlaması” işi taraflar arasındaki sözleşmelerde belirlenmiş bir iş konusu değildir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin konusunun tamamında, "yemek, kantin ve çay ocağı işletmeciliği, şantiye ve ofis temizliği ile her türlü çamaşır temizleme işi" olduğunu, sözleşmeler kapsamında tanımlanan işler arasında genel saha ilaçlaması bir iş bölümünün yer almadığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşmelerde “genel saha ilaçlaması” işinin belirlenmediği açık olduğuna göre, bu tür bir işin -eğer yaptırıldı ise- sözleşme dışında yaptırılan işler olarak anlaşılması ve ona uygun belgelerin sözleşme kapsamı dışında ek iş yaptığını ileri süren davacı tarafça sunulması gerekmektedir.
Davacı taraf dava dilekçesinde haşere ve böcek ilaçlaması ile ilgili olarak; davalı tarafın bu iş ile ilgili kendisinden teklif aldığını, şantiyenin tamamını kendilerine ilaçlatıldığını, bu iş dolayısıyla davalı tarafın kendilerine 36.000 USD borçlu olduğunu, bu paranın ödenmesi için çok sayıda e-mail yazışması yapıldığını ama cevap alınamadığını iddia etmekte olup, anılan iddialar yönünden yapılan incelemede; davacı tarafın kendisinden istendiğini belirttiği teklifleri dava dilekçesi ekinde "ek:9" olarak koyduğu, tekliflerin haşere ve böcek ilaçlaması ile ilgili teklifler olduğu, bu hususa ilişkin 3 adet teklif formu bulunduğu ve teklif formlarında herhangi bir tarih bilgisinin yer almadığı, tekliflerin hangi yıla ve aya ait teklifler olduğunun tespitinin mümkün olmadığı, davacı tarafın dosya kapsamına sunulan beyanlarında da teklif formlarının tarih bilgisine yer verilmediği, teklif formlarının davalı tarafa ne şekilde iletildiği, davalı tarafın ise cevabının ne şekilde olduğu hususlarının da davacı tarafça somutlaştırılmadığı mevcut haliyle dosyaya sunulu teklif formlarının bir A4 kağıdına çıktı şeklindeki tekliflerden ibaret olduğu değerlendirilmiştir. Zira bahsi geçen teklif formları bir e-mail yazışmasının ekinde gönderildi ise, buna ait asıl e-mail yazışmasının taraflarca getirilme ilkesi mucibince dosya kapsamına iddia sahibi olan davacı tarafça sunulması gerekmekte iken dosya münderecatında böyle bir belge yahut yazışma içeriği bulunmadığı tespit edilmiştir. Dosya kapsamına sunulan teklif formları incelendiğinde ise; tekliflerden birinin imzasız olduğu, birinin davacı taraf yetkilisi ... tarafından, birisinin de yine davacı taraf yetkilisi ... tarafından imzalanmış belgeler olduğu, gözlemlenmiştir. Ancak anılan teklif formlarının davalı tarafa ne şekilde ulaştırıldığı ve davalı tarafın cevabının ne olduğu ile cevabını davacı tarafa ne şekilde ilettiği dosya kapsamına sunulan belgelerden anlaşılamamış ve bu bağlamda tekliflerin davalı tarafın kabulünde olup olmadığı da bu nedenle tespit edilememiştir. Tekliflerden imzasız olan formun günlük 228,42 USD tutarında bir teklif olduğu, davacı yetkilisi ....‟ın imzaladığı diğer teklif formunun günlük 219,00 USD tutarında bir teklif olduğu, davacı yetkilisi ...tarafından imzalanan teklif formunun ise yıllık 83.100 USD tutarında bir teklif olduğu, anılan tekliflerin, dava dilekçesinde belirtildiği gibi kaç günlük tutardan 36.000 USD alacağa nasıl ulaşıldığı ve hangi teklif formu baz alınarak hesaplama yapıldığı hususları da davacı tarafça somutlaştırılamamıştır. Ayrıca davacı tarafın haşere ve böcek ilaçlaması ile ilgili yaptığı teklif ve tüm şantiyenin ilaçlanması nedeni ile davalı taraftan 36.000 USD alacaklı olduğu iddiasının devamında, davacı taraf bu paranın ödenmesi için davalı taraf ile çok sayıda e-mail yazışması yapıldığını ve cevap alınamadığı vakıasına dayanmış ise de davacı taraf delillerinde buna ait e-mail yazışmalarının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafın daha önce genel saha ilaçlamasında dair bir hizmeti davalı tarafa verilip verilmediği hususunu tespit edebilmek için davalı tarafın cevap dilekçesinin 17.sayfasında yer alan beyanları incelendiğinde; davalı tarafın kendi iç denetim sonuçlarına cevap dilekçesinde yer verildiği, cevap dilekçesinde yer alan tablonun içeriğine göre 2014 yılında davacı taraftan 79.935 USD tutarında böcek ilaçlama hizmeti alındığı davalı tarafın kendi beyanlarından anlaşılmaktadır. Ancak, davacı tarafın bu dava ile alacak konusu yaptığı böcek ilaçlama tutarı 36.000.00 USD tutarında olup tutarların dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca davacının alacak iddiasına dayanak eklediği delillerden olan teklif mektupları tarihsiz olup, taraflar arasında ticaretin devam ettiği yıllardan hangisine ait olduğu da saptanamamıştır. Yine davacı tarafça dava dilekçesinde, “ ek’te sunulmuş olan KMS şantiyesi ilaçlama takip formunda kamp amiri, idari işler yetkilisi ve şantiye müdürünün ıslak imzaları bulunmaktadır”… şeklinde beyan bulunularak ilaçlama takip formlarına işaret edilmiş olup, ilgili formlar incelendiğinde; sadece 2015 yılı Ocak (18 günlük) ve 2015 yılı ġubat (17 günlük) aylarına ait formlar olduğu gözlemlenmiş ve mezkur formların davalı tarafın iç denetiminde belirtilen 2014 yılı tarihi ile de uyumlu olmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu tespitler birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın işbu alacak talebi açısından TMK'nın 6. Maddesi ile HMK'nın 190. Maddesi uyarınca ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü anılan alacak kalemi yönünden yerine getiremediği, davacı tarafın, haşere ve böcek ilaçlaması ile ilgili olarak; davalı tarafın bu iş ile ilgili kendisinden teklif aldığını, şantiyenin tamamını kendilerine ilaçlatıldığını, bu iş dolayısıyla davalı tarafın kendilerine 36.000 USD borçlu olduğu vakıalarını sübuta etkili delillerle ispat edemediği kanaatine varılmıştır.
D) Davacı tarafın "hakkediş alacakları"na ilişkin alacak talebine dair değerlendirmeler;
08.02.2022 tarihli celsenin 11 nolu ara kararı gereği davalı tarafça sunulan 17.02.2022 tarihli dilekçe ile 2016 aralık dönemine ilişkin hakkediş raporunu sunduğu, ilgili hakkediş raporunun davacı tarafça dava dilekçesinin ekinde sunulan(ek-6) ve dava dilekçesinin 61.sayfasında yer alan 2016 yılı aralık ayına ait 164.071 USD tutarındaki hakkediş raporu ile uyum gösterdiği tespit edilmiştir.
2016 yılı aralık ayına ait 164.071,00 USD tutarındaki hakkediş raporunun üzerindeki imzalar tam olup buradaki davalı onay imzalarında hem proje müdürü ünvanı yerine ve hem de ... Şube -... Bölgesi Koordinatörü ünvanı yerine davalı şirket yetkilisi ... tarafından imzalamıştır....ismine, davalı tarafın itirazının bulunmadığı dosya kapsamına sunulan davalı taraf beyanlarından anlaşılmaktadır. Ayrıca aynı evrak, ... kalite sistem numarasına sahip olduğu görülmekle davalı tarafça tanzim edildiği belge üzerinden açıkça tespit tespit edilmekle davacı tarafın anılan hakkediş raporu sebebiyle davalı taraftan 164.071,00 USD alacak talebinde bulunabileceği kanaatine varılmıştır.
Davalı taraf, dava dilekçesi ile 2016 yılı aralık ayına ait 164.071,00 USD tutarındaki hakkedişini talep eden davacı tarafa, cevap dilekçesinde anılan hak ediş talebiyle ilgili cevap vermemiştir. Ayrıca, 08.02.2022 tarihli celsenin 11 nolu “Davacı vekilinin 12.10.2021 tarihli dilekçesinin 9 ve 10 numaralı bentlerinde belirtilen, davalı şirketin dava konusu ... Şantiyesinde 2014-2017 yılları arasında çalışan işçilerin listesinin ve bu işçilere verilen yemek ve temizlik işlerine ilişkin hak ediş belgelerinin Mahkememize gönderilmesi için davalı şirkete yazı yazılmasına” şeklindeki ara kararı gereği davalı tarafça 17/02/2022 tarihli dilekçe ekinde sunulan belgeler içerisinde 2016 yılı aralık ayına ait 164.071 USD tutarındaki hakkediş raporu da bulunmakta olup taraflarca sunulan hakkediş raporlarının birbiri ile uyum gösterdiği 2016 yılı aralık ayı hakkedişine ilişkin alacak talebi yönünden taraflarca sunulan delillerin örtüştüğü tespit edilmiştir.
08.02.2022 tarihli celsenin 11 nolu ara kararı gereği davalı tarafça sunulan 17.02.2022 tarihli dilekçe ile 2017 yılı ocak-şubat-mart dönemine ilişkin hakkediş raporunu sunduğu, ilgili hakkediş raporunun davacı tarafça dava dilekçesinin ekinde sunulan(ek-7) ve dava dilekçesinin 68.sayfasında yer alan 2017 yılı ocak-şubat-mart dönemine ilişkin 261.069,00 USD tutarındaki hakkediş raporu ile uyum gösterdiği, gerekli tüm onayların evrak üzerinde tam olduğu ve ... antetli kağıda basılı olduğu tespit edilmekle davacı tarafın anılan hakkediş raporu sebebiyle davalı taraftan 261.069,00 USD alacak talebinde bulunabileceği kanaatine varılmıştır.
Davalı taraf 2017 yılı ocak-şubat-mart dönemine ilişkin 261.069,00 USD tutarındaki hakkediş raporuna ilişkin iki temel itirazı öne sürmekte olup, bunlar; davacı tarafın sözleşmenin tarafı olmadığı ve rapor üzerinde proje müdürü olarak ...'ın imzasının olmamasıdır. Aktif husumete dair detaylı açıklama yukarıda yapıldığından davacı tarafın sözleşmenin tarafı olmadığına dair itirazların yerinde olmadığı yönündeki mahkememiz görüşünü bu başlık altında da yinelemek gereği hasıl olmuştur. Davalı tarafın onay imzasına itirazları yönünden yapılan incelemede ise; 2017 yılı ocak-şubat-mart dönemine ilişkin 261.069,00 USD tutarındaki hakkediş raporu üzerinde davalı şirket yetkilisi ... yerine, yine davalı taraf yetkilisi ...'ın imzasının bulunduğu, bahsi geçen hakkediş raporundaki davalı onay imzalarında hem proje müdürü unvanı yerine hem de ... Şube - ... Bölgesi Koordinatörü unvanı yerine davalı şirket yetkilisi ... tarafından imza atıldığı, anılan evrakın,... kalite sistem numarasına sahip olduğu görülmekle davalı tarafça tanzim edildiği belge üzerinden sarih bir şekilde tespit edilebilmektedir. Dolayısıyla, davalı tarafın kendi yöneticisinin ismine yaptığı itirazı, yine davalı tarafın kendi iç işleyişine yaptığı –yani davacı tarafa yüklenemeyecek mahiyette olan- bir itiraz olarak değerlendirilmesi gerektiği, davalı tarafın kendi iç ilişkisi içerisindeki imza ve sorumluluklarına dair itirazın davacı tarafa ileri sürülemeyeceği ve davacı taraf açısından anılan itirazın hukuki sonuç doğurmaya ehil olmadığı kanaatine varılmıştır. Zira belgeyi hazırlayan ve o belgedeki kendi yöneticisinin ismine itiraz eden tarafın davalı taraf olduğu dava konusu dönemde davalı şirket yetkililerinden olan Savaş Karahan'ın günümüzde halen davalı firmada genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığı, dolayısıyla bu kişinin, davalı tarafla ihtilafı olan kendi eski yönetici grubundan olmadığı tespit edilmiştir.
08.02.2022 tarihli celsenin 11 nolu ara kararı gereği davalı tarafça sunulan 17.02.2022 tarihli dilekçenin üçüncü sayfasındaki c bendi ile anılan dilekçe ekinde sunulan ek-5'te bulunan evraklar incelendiğinde ise; üç sayfa halinde excel formatında tutulan bir hak ediş çizelgesi olduğu, bu çizelgede davacı tarafa olan borç toplamının güncel olarak 298.728,35 USD olduğu anlaşılmaktadır. Bu noktadan hareketle 2016 yılı eylül ayı kısmi hakkediş bedeli, 2016 yılı ekim ayı hakkediş bedeli ve 2016 yılı kasım ayı hakkediş bedeli toplamı olan 433.859,45 USD tutarındaki alacak iddiasının 298.728,35 USD tutarlık kısmı yönünden davalı tarafın kayıtları ile davacı tarafın kayıtlarının uyum gösterdiği, başka bir deyişle 298.728,35 USD tutarındaki alacağın davalı tarafın da kabulünde olduğu ancak bakiye bedelin davalı kayıtlarında ve dolayısıyla kabulünde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı yanın takipteki alacak kalemleri için işlemiş faiz talebinde bulunduğu, işlemiş faize ilişkin hesaplamaya esas tarih aralıklarını da ödeme emrinde her bir alacak kalemi için ayrı ayrı belirttiği tespit edilmiş ancak davacı yanın her bir alacak kalemi için işlemiş faiz hesap başlangıç tarihlerinin hangi kıstas baz alınarak belirlendiği anlaşılamamıştır. Ayrıca dava dosyasında davacı tarafın davalı tarafı temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir ihtarnameye de rastlanmadığından, işlemiş faiz hesaplarının başlangıç tarihlerinin dayanaklarının davacı yanca her bir alacak kalemi için ayrı ayrı gerekçelendirilmesi gerektiği, davacı tarafın takip öncesi faiz talebi için davalı tarafın temerrüte düşürüldüğüne dair delil sunulmadığı, bu nedenle bu aşamada davacı yanın takipte işlemiş faiz talep edemeyeceği değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak, yukarıda etraflıca izah edildiği üzere davacı şirketin aktif husumetinin bulunduğu, davacı tarafın mutfak gereçlerine ilişkin alacak talebinin ispat edilemediği, davalının ... isimli şirketinin çalışanlarının ...’daki sigorta ve vergi ödemelerini yaptığına ilişkin talebinin ispat edilemediği ve yine genel saha ilaçlamasına ilişkin alacak talebinin ispat edilemediği, dolayısıyla davacı tarafın (A), (B) ve (C) başlığı altında incelenen alacaklar yönünden davanın ispatlanamadığı ve anılan alacak kalemleri yönünden davacının davalıdan talepte bulunamayacağı, davacı tarafın hakkediş alacaklarına ilişkin alacak talebi yönünden ise; 2016 aralık dönemine ilişkin hakkediş raporu yönünden davacının davalıdan 164.071,00 USD alacak talebinde bulunabileceği, 2017 yılı ocak-şubat-mart dönemine ilişkin hakkediş raporu yönünden davacının davalıdan 261.069,00 USD alacak talebinde bulunabileceği, 2016 yılı eylül ayı kısmi hakkediş bedeli, 2016 yılı ekim ayı hakkediş bedeli ve 2016 yılı kasım ayı hakkediş bedeli toplamı olan 433.859,45 USD tutarındaki alacak iddiası yönünden ise anılan alacağın 298.728,35 USD tutarlık kısmı yönünden davalı tarafın kayıtları ile davacı tarafın kayıtlarının uyum gösterdiği, bakiye bedelin davacı tarafça ispat edilemediği değerlendirilerek davacının davalıdan toplamda 723.868,35 USD alacak talebinde bulunabileceği, davacı tarafın takip öncesi faiz talebi için davalı tarafın temerrüte düşürüldüğüne dair delil sunulmadığı, bu nedenle bu aşamada davacı yanın takipte işlemiş faiz talep edemeyeceği ve ... 32. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibinin 723.868,35 USD asıl alacak üzerinden takip koşullarıyla devamı gerektiği kanaatine varılarak tüm bu gerekçelerle aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Aktif husumet itirazının reddine
2-Davanın Kısmen Kabulü ile, ... 32. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin; 723.868,35 USD asıl alacak üzerinden takip koşulları ile devamına fazla istemin reddine,
Davalının likit ve muaccel takibe itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla hükmolunan alacağın takip tarihi itibariyle TL karşılığı olan miktarın (3.831.137,55 TL) %20 oranı olan 766.227,51 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 261.705,00-TL nispi karar ve ilam harcından 56.213,64-TL peşin alınan harcın mahsubuna, bakiye 205.491,36-TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 44,40-TL başvuru harcı,56.213,64-TL peşin/nisbi herç olmak üzere toplam 56.258,04-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 535.425,13-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Reddedilen kısım yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 129.492,70-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; 63.000,00-TL Bilirkişi ücreti,1.337,85-TL posta masrafı olmak üzere toplam 64.337,85-TL yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre % 82'sinin (52.757,03-TL'nin) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan; 150,00-TL yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre % 18'inin (27,00-TL'nin) davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davalı üzerinde bırakılmasına,
9-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10-Davalı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/12/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
(*)