T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/589 Esas
KARAR NO : 2025/871
DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ : 05.10.2024
KARAR TARİHİ : 10.12.2025
Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle: ... 11. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası aracılığı ile müvekkili şirket aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine girişildiğini, ihtiyati haciz kararı alındığını, söz konusu dosyada ekli takip dayanağı kambiyo evrakı incelendiğinde imzanın müvekkili şirkete ait olmadığını, sahte imza atıldığı tespit edildiğini, müvekkili şirket yetkilisi ekte sunulu imza sirküleri ve avukat vekaletnamesinde de görüleceği üzere ... isimli kişi olduğunu, senet üzerinde bulunan imzasının sahte olması durumunda da buna dayalı olarak menfi tespit davası açılabileceğini, müvekkilin imzanın sahteliğine yönelik ileri sürdüğü defi, mutlak defi olduğunu, bu bakımdan senedi devralan iyi niyetli üçüncü kişi isnad def’isine sahip olan kişiden kambiyo alacağını talep ettiklerini, takip talebinde alacaklının çek tazminatından keşidecinin sorumluluğu olduğuna dair ihrazı kayıt koymadığını, ödeme emrinin de bu şekilde düzenlendiğini, bu sebeple imzanın müvekkiline ait çıktığı düşünüldüğünde dahi, müvekkilinin çek tazminatından sorumlu olmadığının tespiti talep edildiğini, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve bu aşamada anlaşma sağlanamadığını, tüm bu sebeplerle; ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile, öncelikle müvekkilinin daha fazla mağdur olmaması için, ekte sunulan takibe konu senet sureti ve vekaletname üzerindeki imzalar da değerlendirilerek kötü niyetli olarak başlatılan icra takibinde ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine, davacı müvekkilinin ... 11. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından ve takibe konu edilen kambiyo evrakından dolayı borçlu olmadığının tespitine, Mahkeme aksi kanaatte ise çek tazminatı yönünden ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile nihayetinde müvekkilinin çek tazminatı yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Her ne kadar davacı dilekçesinde çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığını iddia etmiş ise de davacı 22.09.2023 tarihli beyanında davaya konu çekteki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiş olduğundan huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacı takibe konu çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı çekteki imzanın sahte olduğu kabul edilirse müvekkil yaşanan bu olaylardan birlikte hareket etmek sureti ile fail değil, olsa olsa bu işte davacı ile birlikte mağdur konumunda olduğunu, davacının iddialarının aksine müvekkil davalı iyiniyetli meşru hamil olup, ağır kusur veya kötüniyeti söz konusu olmadığından davacının diğer davalı ile olan ilişkisinden kaynaklanan şahsi def'ileri müvekkil davalıya karşı öne sürmesi söz konusu olmadığını, ayrıca davacı söz konusu çeklerdeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını iddia etmiş ise de çeke dair bugüne kadar herhangi bir şikayette bulunmamış olması ve yine söz konusu çek üzerindeki kaşeye dair de bir itirazının olmaması davacının iddialarının gerçek olmadığını ve huzurdaki davanın kötüniyetle ikame edildiğini de ortaya koymakta olduğunu müvekkilin itiraz edilen imzanın sıhhatini bilme imkanı olmadığı gibi yukarıda da açıkladığımız üzere davacı söz konusu çeklerdeki imzanın kendisine ait olduğunu müvekkile vermiş olduğu beyanı ile ikrar ettiğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu çekte imzanın aidiyetinin tespiti için davacının mukayese imzalarının mahkemeniz huzurunda alınarak ve ilgili kurum ve kuruluşlardan imza örenkelerinin de celbi ile bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, ayrıca imza incelmesinde mukayese imzaların itiraz edilen imzandan önce (yani çekin keşide tarihi ve hatta çek ileri tarihli keşide edilebileceğinden çekin basım tarihi olan 28.11.2023 tarihinden önce )ve yakın tarihli olmaları gerektiğini, davacı dilekçesinde çek tazminatı yönünden de borçlu olmadığının tespitini talep etmiş ise de bu talebi haksız olup, reddi gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının %20 'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Davacı vekilinin belirttiği, ... 11. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası, Kambiyo evrakı, ... 2. Noteri ... tarihli ... yevmiye numaralı imza sirküleri, ... 1.Noteri ... tarihli ... Yevmiye numaralı vekaletnamesi, Müvekkil şirket yetkilisinin Nüfus Müdürlüğü, İl Seçim Müdürlüğü, Emniyet Müdürlüğü, ilgili noterlikler ve benzeri imzası bulunan ilgili kurumlardan imza örnekleri, davalı vekilinin belirttiği, ... 11. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyası, ticari defter ve kayıtlar, müvekkil davalı ile dava dışı müşterisi arasında akdedilen faktorıng sözleşmesi ve eklerinin sureti, Davacının müvekkil davalıya vermiş 22.09.2023 tarihli muvafakat ve taahhüt yazısı ile imza sirküleri sureti delil olarak değerlendirilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, ... 11. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı takip dosyasına konu çek üzerinde davacı ... Şirketi adına atılı imzanın şirket yetkilisi...'a ait olup olmadığı, davacının davaya konu olan ...bank ... şubesine ait, ... seri numaralı, 10.12.2023 keşide tarihli, keşidecisinin ....Ltd.Şti., lehtarının ..., 515.000 TL bedelli çek sebebiyle davalıya borcunun bulunmadığı, çek tazminatından davacı cirantanın sorumlu olup olmadığı, davacının icra takibinde ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine ilişkin tedbir talebinin yerinde olup olmadığı hususunda toplanıldığı anlaşılmıştır.
09/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda" beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede; İnceleme konusu çekteki ikinci ciranta imza ile ...’a ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde benzerlikler görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu belgedeki imzanın ...’ın eli ürünü olduğu” görüş ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
Dava ,... 11. İcra Müdürlüğünün ... e sayılı icra dosyasına konu, Halkbank Küçükbakkalköy şubesine ait, 5146944 seri numaralı, 10.12.2023 keşide tarihli çek sebebiyle davacının davalıya borçlu olup olmadığına ilişkin menfi tespit davasıdır.
... 11. İcra Müdürlüğünün ... e sayılı icra dosyasının incelenmesi ile alacaklısının dosya davalısı ... AŞ, borçlularının ise dava dışı ... Şti, ..., ..., ... Tic. Ltd. Şti ve davacı ...Tic Ltd Şti olduğu, 18.12.2023 tarihli takibin konusu alacağın toplam 571.646,07 TL olduğu, alacağın ...günlü ... Seri No lu çeki 515.000,00 TL bedelli senede dayandığı görülmüştür.
Uyuşmazlığın, ... 11. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı takip dosyasına konu çek üzerinde davacı ... Şirketi adına atılı imzanın şirket yetkilisi ...'a ait olup olmadığı, davacının davaya konu olan...bank ... şubesine ait, ... seri numaralı, 10.12.2023 keşide tarihli, keşidecisinin ....Ltd.Şti., lehtarının ..., 515.000 TL bedelli çek sebebiyle davalıya borcunun bulunmadığı, çek tazminatından davacı cirantanın sorumlu olup olmadığı, davacının icra takibinde ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine ilişkin tedbir talebinin yerinde olup olmadığı hususunda toplanıldığı anlaşılmıştır.
HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın grafoloji uzmanı bir bilirkişiye tevdi ile...bank ... şubesine ait, ... seri numaralı, 10.12.2023 keşide tarihli, keşidecisinin ....Şti., lehtarının ..., 515.000 TL bedelli çek bedelli üzerinde yer alan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususunda hazırlanan 09/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda; beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede; inceleme konusu çekteki keşideci imza ile ...'a ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde benzerlikler görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu belgedeki imzanın ...'ın eli ürünü olduğu bildirilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve ... E.,... K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ... Esas .. Karar ... Esas ...Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... E -...K sayılı kararı )
Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu ...bank ... şubesine ait, ... seri numaralı, 10.12.2023 keşide tarihli, 515.000 TL bedelli çek üzerinde yer alan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı konusunda çek aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 09/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "mukayese imzaları yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde benzerlikler görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde imzalara arasında uygunluk ve benzerlik saptanması nedeni ile tetkik konusu imzaların" davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan 09/07/2025 tarihli bilirkişi raporunun denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. 09/07/2025 tarihli bilirkişi raporuna davacı vekilinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının dosya kapsamı ile örtüşmemesi de dikkate alınarak davacı vekilinin dosya kapsamındaki itirazlarına itibar edilmemiştir.
Yukarıda detayları ile izah olunduğu üzere davalı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdiği, dava konusu edilen senetlerin altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu hususunu ispat ettiği, davalının ise aksini ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine, karar verilmiştir.
İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının kabulü halinde borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötüniyet tazminatı olup, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının da kötüniyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötüniyetli değilse, aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilemez. Davanın reddine karar verilmekle yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamında 10.10.2024 tarihli ara kararla İİK 72/3 maddesi gereğince tedbir karar verildiği fakat teminatın yatırılmaması sebebiyle tedbir kararı uygulanmadığı görülmekle yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği reddine dair karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Davalının tazminat talebinin REDDİNE,
3-Sair hususların gerekçeli kararda gösterilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 9.762,29-TL peşin harcın mahsubu ile artan 9146,89,63-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 91.463,36-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
8-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/12/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır