T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/612 Esas
KARAR NO : 2025/330
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/10/2024
KARAR TARİHİ : 15/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkili hakkında, davalı/alacaklı tarafından, ... 19.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından 30.364,85-TL miktarlı icra takibi başlatıldığını, davalı/alacaklının bu takiple müvekkilinden mükerrer olarak tahsilat yapmak istediğini, davalı/alacaklı tarafından, müvekkili hakkında 01/03/2023 vade tarihli, 50.000,00-TL'lik senede dayanılarak icra takibi başlatıldığını, takibe konulan senet miktarının 50.000,00-TL olmasına rağmen gönderilen ödeme emrinde 21.000,00-TL üzerinden işlem başlatıldığını, ödeme emrinin Senet ve Tarih kısmının açıklamasına "21.000,00-TL Miktarlı 03.06.2022 Tanzim Tarihli, 01.02.2023 Vade Tarihli Senet" açıklaması yazıldığını, müvekkilinin davalı/alacaklıda 21.000,00-TL'lik senedi olmadığı gibi, zaten bütün bu ödeme emrindeki açıklamalara rağmen takibe konulan ve ödeme emri ile taraflarına tebliğ edilen senet miktarının 50.000,00-TL olduğunu ancak müvekkilinin söz konusu borcun tamamını, takip tarihinden önce ifa ettiğini, davalı/alacaklının Türkiye'de ikamet ettiği sırada müvekkili ile ortak iş yaptığını, daha sonra davalı/alacaklının müvekkiline, ... ülkesine gideceğini, bu nedenle ortaklıktan ayrılacağını, kendisine düşen 150.000,00-TL'lik payın verilmesini istediğini, müvekkilinin de o sırada, parasının olmadığını ancak her biri 50.000,00-TL miktarlı üç adet senet yaparak ödeyeceğini davalı/alacaklıya belirterek karşılıklı mutabakat sonucu üç adet her biri 50.000,00-TL miktarlı senedi düzenleyerek davalı/alacaklıya verdiğini, ancak senetlerin ödeme günü geldiğinde davalı/alacaklının müvekkilini arayarak ... ülkesinde olduğunu, Türkiye'de banka hesabının olmadığını, bu nedenle senet ödemelerini eşi İlin ... ve yeğeni ...'ın banka hesabına gönderilmesini istediğini, bunun üzerine müvekkilinin ilk senet ödemesini davalı-alacaklının eşinin...'taki hesabına 39.983,00-TL olarak EFT yaptığını, bu senetten kalan 10.000,00-TL'yi ise davalı-alacaklının yeğeni olan ...'a ve...'ın parayı alması için gönderdiği kişinin imzasını alarak, bu kişiye elden vererek bu senetle ilgili bütün ödemesini yaptığını, ikinci senetle ilgili ödemesini yine davalı-alacaklının yeğeni ...'a elden yaparak senedini de aldığını, üçüncü senet olan ve icra takibinin konusunu teşkil eden senet ödemesini de, davalı-alacaklının talimatı doğrultusunda, ekte sundukları banka dekontundan da anlaşılacağı üzere, yeğeni ...'ın, ...'ta bulunan ... IBAN nolu hesabına, 15.03.2023 tarihinde 6.000,00-TL, 24.03.2023 tarihinde 5.000,00-TL, 30.03.2023 tarihinde 5.000,00-TL, 15.04.2023 tarihinde 5.000,00-TL, 19.04.2023 tarihinde 5.000,00-TL, 31.05.2023 tarihinde 10.000,00-TL, 04.08.2023 tarihinde 5.000,00-TL olmak üzere toplamda 41.000,00-TL senet ödemesi açıklamasıyla EFT ederek nakit ödediğini, kalan 9.000,00-TL'nin ödemesini de, yine davalı-alacaklının yeğeni ...'a 13.000,00-TL değerinde mal (sünger tela) vererek icra takip tarihinden önce borcunu kapattığını, açtıkları menfi tespit davasının bedelsizlik nedeniyle açılan bir dava olduğunu beyanla davanın kabulüne, müvekkilinin davalı-alacaklıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalı-alacaklının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile söz konusu miktar olan 30.364,85-TL’nin %20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; davacı tarafında kabulünde olduğu gibi, davacının müvekkiline olan 150.000,00-TL borcunu ödemeye yönelik olarak müvekkiline 3 adet bono verdiğini, davacının ilk iki bono bedelini müvekkiline ödediğinden söz konusu bono asıllarını kendisinin de kabulünde olduğu şekilde aldığını ancak davacının huzurdaki davaya konu icra takibine dayanak 50.000,00-TL bedelli bono bedelinin 21.000,00-TL'lik kısmını ödemediğini, bu nedenle taraflarınca müvekkilinin elinde bulunan söz konusu bononun 21.000,00-TL'lik kısmının icraya konulduğunu, takip talebinde, alacak dayanağı belgenin açıklama kısmında her ne kadar takibe dayanak belge olarak 03.06.2022 tanzim 01.02.2023 vade tarihli 21.000,00-TL bedelli bono denilmiş ise de, takip talebinin ekindeki aynı tanzim ve vade tarihli 50.000,00 TL bedelli bono bedeline mahsuben davacı tarafından kısmi ödeme yapıldığından kalan alacak kısmının 21.000,00-TL olduğunu belirtmek için takip talebinin takibe dayanak belgeye ilişkin açıklama kısmına söz konusu açıklamanın yazıldığını, davacının, TBK, TTK ve HMK' nun ilgili hükümleri gereğince takibe konu bononun bakiye alacak kısmı olan 21.000,00-TL'sini ödediğini belgeyle ispatlamak zorunda olduğunu, aksi halde ödeme iddiasının yasal olarak dinlenemez olduğunun açık olduğunu, davacının, davaya konu icra takibine dayanak bononun icra takibine konu edilen alacak kısmını ödediğine ilişkin herhangi bir belgeyi sayın mahkemenin takdirlerine sunamadığını, yani davacının davasını ispatlayamadığını beyanla davacı tarafın huzurdaki maddi ve yasal haklı dayanaktan yoksun, ispatlanamayan kötü niyetli davasının reddiyle davacı tarafın taraflarına takibe konu likit toplam alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine ve davalı tarafın taraflarına yargılama harç ve masraflarıyla ücreti vekalet ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR /
Tarafların nüfus kayıt örnekleri UYAP üzerinden dosyamız arasına alınmış, taraflar hakkında esnaf-tacir araştırması yapılmış, ... 19. İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden dosyamız arasına alınmış ve taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır.
... 19. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyası üzerinde yapılan incelemede, takip alacaklısı ... tarafından takip borçlusu ... aleyhine toplam 30.364,85-TL üzerinden keşidecisi ..., lehdarı ... olan, 03/06/2022 düzenleme, 01/02/2023 vade tarihli, 50.000,00-TL bedelli bono dayanak yapılarak ilamsız takip yolu ile 11/07/2024 tarihinde takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 15/05/2025 tarihli duruşmasında ''Davacı tarafın ...'ın dinlenilmesi talebinin; davacı vekilinin tanık dinletmek istediği hususların tanıkla ispatı mümkün olmamakla ve davanın mahiyeti nazara alınarak reddine'' karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE /
Dava; menfi tespit davasıdır.
HMK'nın 320.maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının menfi tespit ve tarafların kötü niyet tazminatı istemlerinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.
TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ... Esas ... Karar ... Esas ...Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... E-... K sayılı kararı)
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; işbu davada ispat yükü borcun ödeme ile sona erdiğini iddia eden davacı taraftadır. Davacı tarafın iddiası kapsamında ispata elverişli herhangi bir yazılı delil sunmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı taraf, dava dilekçesinin ekinde ödemelere ilişkin dekontlar sunduğunu belirtmişse de; işbu dekontlar incelendiğinde ödemelerin hangi senetlere ilişkin olduğunun anlaşılmadığı, zira dava dilekçesinin ekinde sunulan dekontların açıklama kısımlarında senetlere ilişkin bir detayın yer almadığı anlaşıldığından davacı taraf bedelsizlik iddiasını ispatlayamamıştır. Bu nedenlerle davacının sübut bulmayan davasının reddine dair karar verilmiştir.
Davanın reddedilmiş olması nedeniyle İİK'nun 72/5. Maddesindeki koşullar oluşmadığından davacı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürdüğü kötü niyet tazminat talebi yönünden ise, mahkememizce dosya kapsamında herhangi bir ihtiyati tedbir kararı da verilmemiş olması nedeniyle İİK'nın 72/4. Maddesi'ndeki koşullar oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle Mahkememizce aşağıda yazılı bulunan hüküm tesis olunmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
H Ü K Ü M /
1-Davanın reddine,
2-Davacı tarafın tazminat talebinin reddine,
3-Davalı tarafın tazminat talebinin reddine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 518,56-TL harçtan mahsubu ile kalan 96,84-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
8-HMK 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan delil avanslarından geriye kalan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili taraflara iadesine,
Dair, davacı asıl , davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/05/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸