T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/757 Esas
KARAR NO: 2025/511
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 08/12/2015
KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketinin ...'ne bağlı iştirak şirketi olduğunu ve İş Kanunu hükümleri çerçevesinde işçi çalıştırdığını, 01/01/2014 ile 06/07/2015 tarihleri arasında çalışan davadışı ...'nın yasal şartları yerine getirerek malullük aylığı bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumu'na müracaat edildiğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından kıdem tazminatının ödendiğini, son çalıştığı işyeri olması nedeniyle ödeme yapmak zorunda olduklarını, oysa, işçinin toplam 18 ay davacıya ait işyerinde çalıştığını, geri kalan süreleri davalı şirketler nezdinde geçirdiğini, böylece herbir davalı şirketin kendi dönemine tekabül eden kısım için sorumlu olduğunu beyanla ödenen 11.844,05-TL kıdem tazminatının davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Kamu İhale Kanunu uyarınca davacıdan iş aldığını ve hizmet sözleşmesi ile iş yaptığını, yapılan işin davacının asıl işi kapsamında olduğunu, alt işveren bırakılmasının mümkün olmadığını, bu iş kapsamında çalıştırılan işçilerin başından beri davacının işçisi olduğunu,müvekkilinin alt işveren sıfatı bulunmadığını, çalışanlar başından beri asıl işveren davacının işçisi olduğundan rücu davasının dayanağının da kalmadığını, Kamu İhale Kanunu gereğince teklif fiyatın içinde kıdem tazminatının konulmasının mümkün olmadığını, bu nedenle dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının müvekkiline ödenmediğini, sözleşme gideri oranının da rücu talebine konu alacakları karşılamasının mümkün olmadığını, ihale makamının üsteleneceği işçilik alacaklarından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, 6552 sayılı Kanunla İş Kanunun 120.maddesine eklenen hükümle birlikte kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün kamu kurumuna ait olduğunu, bu düzenleme karşısında müvekkilinin kıdem tazminatı ödeme sorumluluğunun bulunmadığını, aksi düşünüldüğünde müvekkilinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemdeki brüt ücret seviyesi ile yarı oranda sorumlu olabileceğini, ihale sözleşmesinde işçilik alacaklarının tamamından sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...ŞTİ. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; 6552 sayılı Kanun hükümleri ile alt işverenin kıdem tazminatı sorumluluğunun kaldırıldığını, genel giderler için ayrılan %3'lük payın giderleri karşılamadığını, kıdem tazminatının teklife dahil edilmemesi nedeniyle alt işverenin sorumluluğunun bulunmadığını, son alt işverenle birlikte asıl işveren idarenin sorumlu olduğunu, müvekkilinin sorumlu olacaksa da dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönem ve bu dönme ücreti ile sorumlu olabileceğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı...ŞTİ. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava dışı içi son olarak davacı şirkette çalıştığından müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, dava dışı işçinin müvekkiline ait işyerinde çalışmadığını, çalışma yerinin davacıya ait olduğunu, kayden müvekkili şirket çalışanı olarak gösterildiğini, başından beri davacının işçisi olduğunu, asıl işveren alt işveren ilişkisini muvazaalı olduğunu, müvekkili şirketin kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri gereğince, dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının, davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizin 19/12/2019 tarihli ...esas ...karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı ve davalı şirketi tarafından karar istinaf edilmiş, karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin...esas ... karar 09/12-0/2024 tarihli ilamı ile "... Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarihli ...E. ... K., yine aynı Daire'nin 31/05/2018 tarihli... E. ...K., 11/05/2017 tarihli ...E.... K. sayılı ilamları)
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2021 tarihli ... E. ... K. sayılı kararı; ''İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir...'' şeklindedir.
İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli ... E. ... K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.
Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir.
Taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmelerinde, davacı işverenin sorumluluğuna dair bir hükme yer verilmediğinden, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacakları nedeniyle davalı şirketler işçiyi çalıştırdığı döneme isabet eden işçilik alacakları nedeniyle sorumludur.
Dava dışı işçinin SGK kayıtlarına göre;
1-Davalı .... Ltd. Şti.'de 07/07/2009-30/09/2009 tarihleri arasında 85 gün,
2-Davalı ...Ltd. Şti.'de 01/03/2010-30-06-2010 tarihleri arasında 120 gün, 01/07/2010-31/12/2010 tarihleri arasında 180 gün, 10/01/2011-31/01/2011 tarihleri arasında 22 gün, 01/02/2011-31/12/2011 tarihleri arasında 330 gün, 01/01/2012-31/01/2012 tarihleri arasında 30 gün
3-Davalı ...Şti.'de 01/02/2012-31/12/2012 tarihleri arasında 330 gün,
4-Davalı ... Şirketi'nde 01/01/2013-31/01/2013 tarihleri arasında 30 gün,
5-Davalı ... Şirketi'nde 01/02/2013-30/04/2013 tarihleri arasında 90 gün, 01/05/2013-31/05/2013 tarihleri arasında 30 gün, 01/06/2013-31/12/2013 tarihleri arasında 210 gün,
6-Davacı ... A.Ş.'de 01/01/2014-31/12/2014 tarihleri arasında 360 gün, 01/01/2015-06/07/2015 tarihleri arasında 185 gün süre ile çalıştığı tespit edilmiştir.
Davalı şirketlerin, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatından sorumlu oldukları miktarların, işçinin son brüt ücreti üzerinden ve çalıştırdıkları süreyle sınırlı olarak hesap edilmesi gerekmektedir. Ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda her bir alt işverenin çalıştırdığı dönemde işçinin aldığı brüt ücret üzerinden hesaplama yapılmıştır. Bu nedenle raporun hükme elverişli olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir.Somut dosyada; kararın verildiği 19/12/2019 tarihinde istinaf kanun yoluna başvuru için parasal sınır 4.400,00 TL olduğundan, davalı ... Ltd. Şti. yönünden kabul edilen 2.872,31 TL'nin kesinlik sınırının altında kaldığı, miktar yönünden miktar itibariyle kesin olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; dava dışı işçinin son brüt ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplanarak, bu hesap yapıldıktan sonra davalıların çalıştırdıkları süreye oranlaması ve davalıların sorumlu oldukları miktarın tespit edilmesi için bilirkişiden ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davalı ...Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca usulden reddine" şeklinde karar verilmiştir.
Bam ilamı gereğince dava dışı işçinin son brüt ücreti üzerinden kıdem tazminatı hesaplanarak, bu hesap yapıldıktan sonra davalıların çalıştırdıkları süreye oranlaması ve davalıların sorumlu oldukları miktarın tespit edilmesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 09.10.2024 tarih, ... Esas ve... Karar sayılı ilamı belirtilen hususlarlar doğrultusunda hazırlanan 27/03/2025 tarihli ek raporda; davacının dava dışı işçiye ödediği kıdem tazminatı nedeniyle davalılardan rücuen talep edebileceği toplam tutarın 11.844,05 TL olduğuna ve hesaplanan bu tutarın; 690,97 TL'sinden davalı ... Şti.'nin, 5.544,02 TL'sinden davalı ... Şti.'nin, 2.682,59 TL'sinden davalı .... Şti.'nin, 243,87 TL'sinden davalı ... Ltd. Şti.'nin, 2.652,89 TL'sinden davalı ... Ltd.Şti.'nin sorumlu olduğu bildirilmiştir.
Dosyada mübrez belgelerden; ...ile davacı arasında ve... ile davalı şirketler arasında dönemsel alt taşeronluk sözleşmesi imzalandığı, dava dışı çalışan işçinin kıdem tazminatından davacı şirket ile davalı şirketlerin sözleşmeler gereğince sözleşme içeriğine uygun olarak çalıştıran dönemlere mahsus mesul oldukları, bu kapsamda dava dışı işçinin taraf şirketlerde şirketlerin sözleşmesel sorumluluk tarihlerine isabet eden dönemlerde çalıştırıldığı, son çalıştığı davacı şirketin kıdem tazminatının tamamını ödediği, bu kapsamda dava dışı işçinin davacı haricindeki önceki işverenler nezdinde çalışmasından dolayı ödenen kıdem tazminatından davalı şirketlerin davacı şirkete karşı rücuen alacaktan sorumluluklarının olduğu, sözleşmeler incelendiğinde; personel hizmet alım teknik şartnamesi gereği görevlendirilecek personelin maaş, sigorta, kıdem tazminatı vb tüm mali kanuni yükümlülüklerin yükleniciler tarafından karşılanacağının hüküm altına alındığı, bu nedenle iş bu davada İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile davanın tarafları arasındaki ayrı ayrı sözleşmeler gereğince iç ilişkide, rücu edilen dava dışı işçinin hak kazandığı alacaklarından da davacı ve davalılar işçinin kendileri nezdinde çalıştığı sorumlu oldukları dönemden yüklenici olarak sorumlu olacakları, bu hüküm sözleşmenin esaslı unsurlarından olduğu, ayrıca sözleşmenin taraflarca gereklerinin yerine getirilmesinden sonra külfetten kaçmak amacı ile sözleşmenin maddesinin geçersizliğini ileri sürmenin iyi niyet ile bağdaşmayacağı, taraflar arasındaki sözleşmenin ticari koşullar ve TTK genel hükümleri dairesinde geçerli olduğu, bu konunun tarafların ikrarında olduğu ve uyuşmazlık konusu olmadığı, anlaşma gereği hizmet alımında anlaşmazlık bulunmadığı, mali sorumluluklarda yüklenici dava tarafı tüm şirketlerin ( davacı- davalılar ) sözleşmenin geçerliliği tarihleri boyunca sorumluluğu üstlendiği bu nedenle rücu hakkının bulunduğu, tarafların tacir olduğu, sözleşme serbestisi ilkesinin geçerli olduğu bunun sonucu olarak serbest iradeler ile sözleşmenin içeriğinin başından ifa süreçleri de dahil kabul edildiği ve kanuni yükümlülüklerin yüklenildiğine dair şartname maddesinin de geçerli olduğunun değerlendirildiği, tarafların işçiye karşı çalışma dönemlerine ilişkin olmak üzere sorumlu oldukları davalı şirketlerin davacıya karşı sorumlu oldukları döneme ilişkin davacı tarafından ödenen kıdem tazminatından sebepsiz zenginleşmeye dair hükümler de dikkate alındığında TBK'nın 167. maddesinde müteselsil sorumlular arasında rücu ilişikisi düzenlenmiş olup borcun tamamını ödeyen davacının yapmış olduğu ödemenin çalıştırılan dönemlere isabet eden ve hesap edilen oranlarda davalı taraftan rücuen tahsil hakkının bulunduğu, davacının talep ettiği 11.844,05 TL kıdem tazminatının rücuen tahsili istemi bulunmakla; dava dışı işçi ...' nın 07.07.2009- 30.09.2009 tarihleri aralığında çalıştırıldığı davalı ... Ltd.Şti'nin davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının 690,97 TL'sinden, dava dışı işçi ...' nın 01.03.2010- 31.12.2011 tarihleri aralığında çalıştırıldığı davalı ... Ltd. Şti'nin davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının 5.544,02 TL'sinden, dava dışı işçi ...' nın 01.01.2012- 31.12.2013 tarihleri aralığında çalıştırıldığı davalı ... Ltd. Şti'nin davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının 2.682,59 TL'sinden, dava dışı işçi ...' nın 01.01.2013- 31.01.2013 tarihleri aralığında çalıştırıldığı davalı ... Ltd. Şti'nin davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının 243,87 TL'sinden, dava dışı işçi ...' nın 01.02.2013- 31.12.2013 tarihleri aralığında çalıştırıldığı davalı ... Ltd. Şti'nin davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının 2.652,89 TL'sinden ayrı ayrı sorumlu oldukları, davalıların ayrı ayrı ödeme tarihi olan 08/07/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 27/03/2025 tarihli ek bilirkişi raporunun denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Bilirkişi raporuna davalı vekillerinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının dosya kapsamı ile örtüşmemesi de dikkate alınarak davalı vekillerinin dosya kapsamındaki itirazlarına itibar edilmemiştir. TMK'nın 6. maddesinin "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmünü havi olduğu ve yine HMK'nın 190. maddesinin "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmünü havi olduğu, TMK'nın 6. Maddesi ile HMK'nın 190. Maddesi uyarınca huzurdaki davada ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu, davacı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdiği, davacının davalılardan rucuen alacak isteminde bulunabileceği vakıasını ispat ettiği kanaatine varılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
690,97 TL’sinin davalı ... Ltd.Şti'den,
5.544,02 TL’sinin davalı ... Ltd. Şti'den,
2.682,59 TL’sinin davalı ... Ltd. Şti'den,
243,87 TL’sinin davalı ... Ltd. Şti'den,
2.652,89 TL’sinin davalı ... Ltd. Şti'den ayrı ayrı sorumlu olmak üzere ödeme tarihi olan 08/07/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 807,03-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 202,27-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 604,76-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 202,27-TL peşin harç, 27,70-TL başvurma harcı, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti, 2.759,55-TL posta giderleri olmak üzere toplam 7.989,52-TL yargılama giderinden;
479,37-TL’sinin davalı ... Ltd.Şti'den,
3.755,08-TL’sinin davalı ... Ltd. Şti'den,
1.837,59-TL’sinin davalı ... Ltd. Şti'den,
159,79-TL’sinin davalı ... Ltd. Şti'den,
1.757,69-TL’sinin davalı ... Ltd. Şti'den tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 11.814,34-TL vekalet ücretinden;
708,86-TL’sinin davalı ... Ltd.Şti'den,
5.552,75-TL’sinin davalı ... Ltd. Şti'den,
2.717,30-TL’sinin davalı ... Ltd. Şti'den,
236,28-TL’sinin davalı ... Ltd. Şti'den,
2.599,15-TL’sinin davalı ... Ltd. Şti'den tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalı .... Ltd. Şti. tarafından yapılan 90,00-TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ....Şti. tarafından yapılan 200,00-TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.10/07/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*