T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/160 Esas
KARAR NO: 2025/540
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/03/2025
KARAR TARİHİ: 17/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM/
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkili şirketin, ... adlı internet sitesinin tüzel kişi sahibi ve işleticisi olduğunu, müvekkili şirketin sahibi bulunduğu internet sitesi üzerinden gerçekleştirdiği elektronik ticaret faaliyetleri kapsamında tüketicilere satıcı sıfatıyla doğrudan ürün ve hizmet satışı yaptığı gibi aynı zamanda aracı hizmet sağlayıcı sıfatı ile diğer üçüncü kişi tacirlere de ürünlerini tüketicilere satmaları için gerekli alt yapı ve platformu sağladığını, taraflar arasında belirsiz süreli “... Satıcı Üyelik Sözleşmesi” akdedildiğini, müvekkili şirketin anılı sözleşme gereği AVM’de kiralanan “mağaza” veya “Pazar yeri” mantığından hareketle ... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, davalının, müvekkili şirkete ait olan ... alan adlı internet sitesi üzerinden satış gerçekleştirdiğini, davalıya ait firmanın müvekkili şirkete borçlu olduğundan tarafına söz konusu bedellerin tahsili amacıyla ... 13.İcra Dairesi... Esas Sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalı tarafından işbu takibe kötü niyetle, herhangi bir borcu olmadığından bahisle ödeme emrine, borcun tamamına, işlemiş faize, faiz türüne, tüm ferilerine itiraz ederek icra takibinin durdurulduğunu, davalı ile süregelen ticari ilişki boyunca, cari hesap ekstresinde de yer alan ve farklı tarihlerde düzenlenen ürün iadeleri, fatura, hizmet bedelleri, kargo ve sair bedellere ilişkin toplam 81.324,31-TL cari hesabına kaydedildiğini, takibin de işbu cari hesap ekstresi dayanak gösterilerek başlatıldığını beyanla davalı tarafından ... 13.İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Mesafeli sözleşme yönetmeliğinin 9/1 maddesinde; Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahip olduğunun belirtildiğini, bu sürenin eğer “mal” satın alınacak ise malın tesliminden itibaren; “hizmet” satın alınacak ise hizmet sözleşmesinin kurulduğu andan itibaren başladığını, bunun yanı sıra sözleşmenin kurulmasından malın teslimine kadar olan süre içinde de tüketici her zaman cayma hakkını kullanabildiğini, mesafeli yöntemle yapılan alışverişlerde, satıcı, cayma bildiriminin kendisine ulaşmasından itibaren on dört gün içerisinde tüketicinin ödemiş olduğu bedeli iade etmek zorunda olduğunu, ayrıca, tüketicinin cayma bildirimini yönelttiği tarihten itibaren on gün içerisinde satın aldığı malı iade etmek zorunda olduğunu, satıcının veya sağlayıcının, cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı tarafın bu hususta tüketiciyi bilgilendirdiğini ispatlaması gerektiğini, cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin cayma hakkı süresi dolmadan, yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmesi gerektiğini, yine davacının iade taleplerini kabul veya reddetme konusunda kullandığı kriterleri ne şekilde uyguladığını hangi esaslara uyduğunu ispatlaması gerektiğini, müvekkilin satmış olduğu ürünlerin ilk günden son güne kadarki tüm satış, iade, komisyon ücreti,kargo ücreti ve ürün kodların ... Tic. A.Ş. Şirketinden celbini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek üzere; davacı şirketin icra takibi öncesi faizi nasıl hesapladığı, müvekkilin ne zaman temerrüde düşürüldüğü hususunda HMK 31 gereğince ispatlaması gerektiğini, TTK M.89/2’e göre cari hesap sözleşmeleri yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağını, yazılı yapılmayan sözleşme geçerli olmayacağı gibi taraflar açısından sonuç doğurmayacağını, taraflar arasında herhangi bir cari hesap sözleşmenin bulunmadığını, müvekkilin sattığı elektronik ürünlerin parasını 14 gün sonra aldığını, davacı tarafın satışlarda hem komisyon aldığı hem de 14 gün paranın gelirinden faydalandığını, 14 gün müvekkilinin parasını almama nedeninin ise sözleşme gereği ve yasa gereği olduğunu, davacının bir yıl, iki yıl sonraki iadeleri kendi isteği ile kabul ettiğini, iadeler için müvekkilinin izninin alınmadığını, müvekkilinin iki yıl sonra iade edilen elektronik ürünleri satmasının mümkün olmadığını, 01/01/2025 tarihinden sonra internetten alınan cep telefonu, akıllı saat, bilgisayar, tablet, motosiklet gibi ürünlerde 14 günlük cayma hakkının kaldırıldığını, fakat bu değişikliğin 10.08.2024 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlandığı üzere 01.01.2026 tarihine ertelendiğini, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça iade süresinin 14 gün olduğunun yazıldığını beyanla davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, her türlü yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR /
Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, davacı şirketin İTO kaydı çıkartılarak dosyamız arasına alınmış, davalının nüfus kayıt örneği UYAP üzerinden çıkartılarak dosyamız arasına alınmış, davalı hakkında esnaf-tacir araştırması yapılmış ve ... 13.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası UYAP üzerinden dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
... 13.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyanın UYAP üzerinden dosyamız arasına alındığı ve takip dosyası kapsamından; davacı tarafın davalı/borçlu hakkında toplam 90.954,31-TL alacağın eklentileri ile birlikte ödetilmesi istemiyle ve ilamsız takip yoluyla icra takibinde bulunulduğu, davalının itirazı sonucu, icra takibinin İİK'nun 62.maddesi uyarınca durduğu saptanmıştır.
... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 06/03/2025 tarihli cevabi yazısında ...'nın kayıtlarında gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği tespit edilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Deftardarlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayı ile.. tarih ve ... sayılı cevabi yazılarında ...'nın 26/05/2023-29/02/2024 tarihleri arasında "... TİCARET" faaliyetinden dolayı ticari kazanç mükellefiyetinin bulunduğu ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği tespit edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE/
Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda; eldeki davada davacı taraf, taraflar arasında belirsiz süreli “... Satıcı Üyelik Sözleşmesi” akdedildiğini, kendisinin anılı sözleşme gereği AVM’de kiralanan “mağaza” veya “Pazar yeri” mantığından hareketli... internet sitesinden satış faaliyeti yapılmasına aracılık ettiğini, davalının, kendisine ait olan ... alan adlı internet sitesi üzerinden satış gerçekleştirdiğini, davalı ile süregelen ticari ilişki boyunca, cari hesap ekstresinde de yer alan ve farklı tarihlerde düzenlenen ürün iadeleri, fatura, hizmet bedelleri, kargo ve sair bedellere ilişkin toplam 81.324,31-TL cari hesabına kaydedildiğini, davalının kendisine borçlu olduğunu ve kendisine aleyhine işbu cari hesap ekstresi dayanak gösterilerek takip başlatıldığını iddia etmiştir. Davalı da, taraflar arasında akdedilen sözleşmeyi ve ticari ilişkiyi inkar etmemiş, farklı hususlarda itirazlarını ileri sürmüştür. Bu nedenlerle ve yukarıdaki açıklamalar ışığında, eldeki davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, her iki tarafın tacir olmaması nedeniyle nispi ticari davalardan da olmadığı ve üçüncü grup ticari davalar arasında yer alan davalardan da olmadığı, zira davalının vergi dairesi cevabi yazılarından da anlaşılacağı üzere esnaf statüsünde kaldığı anlaşılmakla Mahkememizce eldeki davanın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmıştır.
Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK'nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-(c) maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olmakla resen dikkate alınırlar. İzah edilen nedenlerle, davanın, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
H Ü K Ü M /
1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK md. 114/1-(c) ve HMK'nun 115/2.maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, davacı vekilinin huzurunda, davalının yokluğunda, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/07/2025
Katip
¸
Hakim
¸