T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/17 Esas
KARAR NO: 2025/41
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 04/06/2024
KARAR TARİHİ: 23/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davalı ... A.Ş'den araç kredisi kullandığını, borcunun bir kısmını ödeyemediğini ve müvekkili adına ... 33. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile asıl alacak 938.281,77 TL ile takip başlattığını, yıllık % 105,71 faiz uygulandığını, dava tarihi itibari ile müvekkili 1.300.405,26 TL borçlu bulunduğunu, müvekkili yine kullanmış olduğu ticari kredide ödeme planında görüleceği üzere temerrüt faiz oranının Yıllık % 103,20 olarak sözleşmede tarafların anlaştıklarını, müvekkile yapılan takipte muacceliyet ihtarnamesi usulüne uygun yapılmadığını ve müvekkile tebliğ edilmediğini, asıl alacağa , işlemiş faizleride ekleyerek takip başlatıldığını, asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden, icra dosyasından dava tarihi itibari ile dosya kapak hesabı alınarak konusunda uzman bir bilirkişi incelenmesi ile dava tarihi itibari ile borçlu olmadığı miktarın tespitini talep ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkilinin yerleşim yerinin ...adresi olduğunu, İİK 72.maddesi gereği yetkili Mahkemeleri olduğunu, esasa ilişkin olarak davacı ile müvekkil şirket arasında 02.11.2023 tarihli "... A.Ş. Taksitli Ticari Kredi Sözleşmesi" akdolunduğu, söz konusu kredinin teminatı olarak ...Plakalı ... marka Megan model araç üzerine rehin şerhi işlendiğini, davacı tarafından sözleşme kapsamında geri ödeme planına uyulmadığını, gerekli ödemelerin yapılmadığını, bu nedenle ... 33.İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası ile rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, ödeme emrine karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını ve icra takibi kesinleştiğini, söz konusu araç icra dosyasından satıldığını ve borç alacağı karşılaşamadığından rehin açığı belgesi düzenlendiğini, ardından davacı tarafından haksız ve dayanaksız şekilde işbu menfi tespit davası açıldığını, öte yandan huzurdaki davanın "Menfi Tespit" davası olduğu göz önünde bulundurulduğunda Yargıtay da menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağı görüşünde olduğunu, davacı yan tarafından kısmi dava açıldığı ihtimalinin kabulü halinde ise, dava dilekçesinin talep kısmında ilgili ... 33. İcra Müdürlüğü'nün...E. Sayılı dosyasına ilişkin dava tarihi itibari ile asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden borçlu olmadığının tespiti talep edildiğini, ancak takibe konu borç miktarı 938.281,77-TL olmasına rağmen bu miktar üzerinden harç ödenmediğini, davacı tarafından harca esas değer 100,00-TL olarak gösterilmiş olup eksik harç yatırıldığını, yargılama giderleri ve karşı taraf vekalet ücretinin davacı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, davalının yerleşim yerinin ....adresi olduğunu belirterek yetki itirazında bulunduğu, ancak Mahkememizce öncelikle görev hususunda karar verilmesi gerektiğinden, yetki hususunda değerlendirme yapılmamıştır.
6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda; HMK 'nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları, 116. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar ile 142. maddesinde düzenlenen zamanaşımı defi ve hak düşürücü sürelere yönelik yapılan incelemede; taraflar arasındaki uyuşmazlığın ... 33. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu,...Vergi Dairesinin cevabı yazısına göre davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve VUK 177.maddesinde yer alan nakti limitleri aşmadığına ilişkin bilginin gönderildiği, dava konusu kredi kullanılarak alınan ... Marka aracın cinsinin otomobil olup ticari araç olmadığı anlaşılmış olup, 6102 Sayılı TTK'nun 5/1. maddesinde “aksine hüküm bulunmadıkça dava konusu şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevli” dir hükmünü havi olduğu, 6102. Sayılı TTK nun 4. Maddesinde ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlarda doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın 4.maddenin a,b,c,d, e,f bentlerinde sayılı davaların ticari dava olduğu belirtilmekle; davacı tacir olmadığı ve krediye konu aracın da ticari araç olmadığı anlaşıldığından, uyuşmazlık Türk Ticaret Kanununda düzenlenmediğinden uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemesinin görevli mahkeme olmadığı, HMK 2. Maddesinin (2). Bendine göre " Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." hükmü uyarınca huzurdaki dava dosyasında Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli mahkeme olduğu anlaşıldığından iş bu dava dosyamız açısından HMK'nın 114 maddesinde düzenlenen görev dava şartının sübut bulmadığı kanaatiyle davanın, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK'nın 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-HMK'nın 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
6-Davacının ihtiyati tedbir talebinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.23/01/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*