T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/320 Esas
KARAR NO: 2025/286
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 10/03/2025
KARAR TARİHİ: 07/05/2025
İstanbul 13.Tüketici Mahkemesinin 14/03/2025 tarihli 2025/118 esas 2025/189 karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize tevdi edilen davada,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı Kurum üzerinden yapılan işlemler sonucu zarara uğraması ve dolandırıcılıkla ilişkilendirilen işlemlerin neticeleri doğrultusunda fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile Bilirkişi incelemesinden sonra artırılmak ve HMK md.109 uyarınca KISMİ DAVA hükümlerine göre fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile;HMK md 107 uyarınca Belirsiz Alacak ve Tespit Davası hükümlerine göre miktarı belirlendiğinde talep artırım dilekçesinin ile artırmak üzere şimdilik 500.000 TL'NİN davalı kurumdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline ilişkin dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Dosyada taraf teşkili henüz sağlanmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, 6502 sayılı yasa uyarınca tüketici konumunda olan davacının davalı firma tarafından gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığından bahisle uğranılan zararın davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda; HMK 'nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları, 116. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar ile 142. maddesinde düzenlenen zamanaşımı defi ve hak düşürücü sürelere yönelik yapılan incelemede; taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6502 sayılı yasa uyarınca tüketici konumunda olan davacı Gülperi Polat'ın bireysel yatırım amacıyla davalı kurum üzerinden yapmış olduğu borsa yatırım işlemleri sonucu davalı firma tarafından gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığından bahisle uğranılan zarardan kaynaklı açılan alacak talebine ilişkin olduğu, 6102 Sayılı TTK'nun 5/1. maddesinde “aksine hüküm bulunmadıkça dava konusu şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevli” dir hükmünü havi olduğu, 6102. Sayılı TTK nun 4. Maddesinde ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlarda doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın 4.maddenin a,b,c,d, e,f bentlerinde sayılı davaların ticari dava olduğu, 6502 sayılı yasanın 3 maddesinin (k) fıkrasının ise “tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek kişiyi, (I) maddesinin ise ; tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" hükümlerini havi olduğu, belirtilmekle; davacı tacir olmadığından ve uyuşmazlık Türk Ticaret Kanununda düzenlenmediğinden uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemesinin görevli mahkeme olmadığı, 6502 sayılı TKHK'nin 73/1.maddesine göre tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, huzurdaki dava dosyasında talebin 6502 sayılı yasa uyarınca tüketici konumunda olan davacı Gülperi Polat'ın bireysel yatırım amacıyla davalı kurum üzerinden yapmış olduğu yatırım işlemleri sonucu davalı firma tarafından gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığından bahisle uğranılan zarardan kaynaklı açılan alacak istemine ilişkin olması sebebiyle Tüketici Mahkemesinin görevli mahkeme olduğu değerlendirilmiştir. Bu bağlamda değerlendirilmesi gereken bir diğer husus ise görevsizlik kararı veren İstanbul ...Tüketici Mahkemesinin gerekçeli kararında da izah edildiği üzere 26/06/2024 tarih ve 7518 sayılı Yasa uyarınca kripto varlıkların finansal yatırım aracı olarak nitelendirilmesi sebebiyle huzurdaki davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olup olmadığı meselesidir. Maddi değer içeren bir varlığın finansal varlık olarak kabulü halinde salt finansal varlığın niteliğine bakılarak görevli mahkemenin saptanması hatalı olacaktır. Bu noktada ilgili finansal varlıkla ilgili işlemi gerçekleştiren kişilerin tacir yahut tüketici olup olmadığı, yapılan işlemin tüketici işlemi olup olmadığı değerlendirilmeden yalnızca finansal varlık odaklı bir görev değerlendirmesi hem 6102 sayılı Yasa'ya hem de 6502 sayılı Yasa'ya açık aykırılık teşkil edecektir. Zira anılan kanunlarda mahkemelerin görevine dair düzenlemeler tetkik edildiğinde hiç bir madde metninde yalnızca finansal varlığın türü sebebiyle görev ayrımı yapılmadığı bunun aksine, dava konusu işlemin türü ve işlemi yapan kişilerin niteliği baz alınarak mahkemelerin görevinin düzenlendiği sabittir. Bu nazar ile dava konusu uyuşmazlığa bakılacak olursa davacının 30 yılı aşkın süredir doktor olarak hayatını idame ettirdiği, kendisinin ve ailesinin geçimini mesleki kazancı ile temin ettiği, ticari bir faaliyet içerisinde bulunmadığı, dava konusu yatırımların ise bireysel birikim mahiyetinde olduğu, salt maddi getiri sağlama amacının ticari faaliyet olarak nitelendirilemeyeceği gibi buradan elde edilecek kazancın da ticari kazanç olarak kabulünün mümkün olmadığı, aksinin bir an için kabulü halinde ülkemiz genelinde neredeyse tüm hane halkının geleceğini teminat altına alma düşüncesiyle bireysel yatırımları olduğu düşünüldüğünde neredeyse tüm vatandaşlarımızın tacir olarak nitelendirilmesi gerekeceği bu durumunda açıkça VUK 177. Maddesine aykırılık teşkil edeceği, 6502 sayılı Yasa'da tüketicinin "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek kişi" olarak tarif edildiği ve yine aynı Yasa'da tüketici işleminin "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" olarak tarif edildiği somut olayda da doktor olarak hayatını idame ettiren davacının bireysel yatırım yapmak için kripto varlıkları tercih ettiği, bu varlıkları davalı firmadan temin ettiği, ancak davacının iddiasına göre davalı tarafça gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için davacının zarara uğratıldığı ve bu zararın giderilmesi için huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmakla davacının kripto para alım satımı ile ilgili mesleki ve ticari bir faaliyetinin olmadığı, taraflar arasındaki işlemin 6502 sayılı yasanın 3 maddesinin (I) fıkrasına göre tüketici işlemi mahiyetinde olduğu, sadece yatırım aracının finansal varlık olmasının davacı açısından özel nitelikte düzenleme olan 6502 sayılı yasanın 3 maddesinin (k) ve (I) fıkralarını geçersiz kılamayacağı, aksinin kabulü halinde örneğin bankalarda yapılan işlemlerin niteliğine bakılmadan yapılan işlem tüketici kredisi olsa dahi sadece finansal kurum olan bankanın taraf olması sebebiyle uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olabileceği gibi farklı sonuçlara varılabileceği, hulâsa davacının tüketici olması ve yapılan işlemin yatırım aracının niteliğinden bağımsız olarak tüketici işlemi olduğunun 6502 sayılı Yasa uyarınca kabulü gerektiği kanaatiyle dava konusu uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından iş bu dava dosyamız açısından HMK'nın 114 maddesinde düzenlenen görev dava şartının sübut bulmadığı kanaatiyle davanın, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nun 21/1-(c). maddesi gereğince iş bu kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde İstanbul 13. Tüketici Mahkemesi ile mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı olması nedeniyle merci tayini için HMK'nun 22/2. Maddesi uyarınca dava dosyasının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine,
3-HMK'nun 20/1.maddesi gereğince ... 13. Tüketici Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine ilişkin merci tayini kararı verilmesi halinde, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini istemesi halinde dosyanın görevli ... 13. Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine, taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini istememesi durumunda HMK'nun 331/2.maddesi gereğince talep halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-HMK'nun 331/2. maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, vekalet ücreti ve yargılama giderinin görevli mahkemede değerlendirilerek hüküm altına alınmasına,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize verilecek dilekçe ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 07/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*