T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/182
KARAR NO: 2019/617
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 03/08/2012
KARAR TARİHİ: 15/10/2019
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı dava dilekçesinde özetle; ...bank ... Şubesi müşterisi olduğunu, şubeyle vadeli türev işlemler sözleşmesi çerçevesinde vadeli döviz pozisyon işlemleri yaptığını, bankayla genel vadeli işlemler sözleşmesind bulunan işlem emirleninin iletilme esasları gereği telefonla şubeye işlem emirleri verdiğini ve daha sonra şubeden faks yoluyla teyiz yazıları gönderdiğini, şubeden vadeli olarak forward işlemleri yaptığını şubenin telefonla verdiği talimatları bir iki gün sonra faksladığını ve kendisinin de imzaladığını, bahse konu banakam daha önce satış talimatlarıyla sattığı 800.000,00 GBP çin 11/06/2010 tarihinde 800.000.00GBP alış için 1.4505 GBH/USD paritesi telefonla emir bıraktığını, şube yetkilisi ...'nin bu paritenin 3 tik farkla yani 1.4508 olarak yansıtalacağını söylediğini ve kendisinin de kabul ettiğini, aynı gün 18:30 gibi GBP/USD paritesinin kabul gördüğünü ve bütün platformlarda alışın 1.4502, satışın 1.4505 olarak emirler gerçekleştiğini, fakat şubeden 14/10/2016 tarihinde arayarak işlem emrinin gerçekleşmediğini söylediğini, nedenini sorduğunda ise bankanın hazine bölümü tarfından işlem emrinin 1.4505 yerine 1.4502 ve 1.4503 gibi girildiğinin ifade edildiğini, bankanın genel müdürlüğüne durum bildirildikten sonra genel müdürlüğün cevabi yazısında işlem emrinin 1.4505 olarak verildiğini ama gerçekleşmediğinin ifade edildiğini ve zararını ödemediklerini, durum böyle oluncada Bankalar Birliği Nezdindeki Hakem Heyetine gerekli delillerle başvurduğunu ve bu tür konularda uzman bir kurum olan Bankalar Birliği Hakem Heyeti Kararına görede haklılığının tespit ve kabul edildiğini, kararın hem kendisine hem de bankaya tebliğ edildiğini, bankanın bekleme süresinin son gününde 12/08/2010 tarihinde yazı ile müracaat ettikten sonra 07/07/2010 tarihinde eline geçtiğini, bankanın hakem heyetine sunduğu ses kayıtları ve dökümanlarda da verdiği cevabın aksine işlem emrini 1.4505 yerine 1.4503 olarak girdiğini ayrıca kabul ve beyan ettiğini, 71.578,60TL zararın 01/07/2010 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, bankanın tüm iyi niyet kurallarını bir tarafa bırakıp kurumsal etikten uzak durarak kendisini zorda bıraktığından bir sürü zaman kaybı ve kazanç kaybı yaşadığından dolayı geçen süreçte stres yaşadığından dolayı 25.000,00TL maddi ve manevi tazminat talep ettiğini, mahkeme masrafları ile ileride avukat tutulması halinde vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının Türev Ürünleri Sözleşmesi imzalamış olduğunu, bugüne kadarki türev işlemleri bilgi ve tecrübesi ile her türlü yatırım işleminden maliyet/komisyon alındığını bilen bir şahıs olduğunu, davacı ile uzun süreden beri vadeli işlemler ve spot işlemleri üzerine emir bırakmak suretiyle yatırım işlemleri yapıldığını, dava konusu olayda davacının 11.06.2010 günü1 GBP/USD paritesinden 800.000 GBP alış için 1,4505'ten uluslararası piyasa emri bırakmış olduğunu, bu emrin maliyetinin 1,4508 olacağının kendisine telefon konuşmasında bildirilmiş olduğunu, ilgili müşteri talimatı doğrultusunda davacının işlem emrinin 14.06.2010 tarihi saat 09:00'a kadar geçerli olmak üzere uluslararası piyasalara iletilmiş olduğunu, 11.06 2010 tarihi bir Cuma günü, 14.06.2010 bir pazartesi günü olduğunu, ancak emrin geçerli olduğu tarihler arasında davacının iddiasının aksine en düşük seviye olan 1,4505'ten sınırlı sayıda işlem gerçekleşmiş olduğunu, bu işlemlerin de alış yönünde değil satış yönünde oluşmuş olduğunu, davacı adına iletilen emrin ise piyasada karşılık bulmadığını, 11.06.2010 haftası piyasaların dar hacimde olduğu, bu tür piyasalarda emirlerin gerçekleşmemesinin de sıklıkla rastlanan bir durum olduğunu, davacının ihtilaf konusu işlemlerde bilgi ve tecrübe sahibi olup, davacının yargılama konusu işlemi emir bırakma şeklinde olduğu ve bu tür işlemlerde de sürecin aynı olduğu ve komisyon oluştuğunun bilgisi dahilinde olduğunu, bu sebeple davacının eksik bilgilendirme yapıldığı hususundaki iddialarının afaki ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının tespit ettiği maddi zararı nasıl hesapladığını açıklamadığını beyanla, usul ve yasaya örnek kararlara aykırı haksız ve dayanaksız davanın reddini talep etmiştir.
İstanbul ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas ... Karar sayılı 10/07/2012 tarihli görevsizlik kararı ile Mahkememizin esasına kayıt edilmiştir.
Mahkememizce tarafların delilleri toplanmış, hakem heyeti karar örneği, şikayet formu, türev işlemler çerçeve sözleşmesi, e-mail yazışmaları, imza beyannamesi örneği, müşteri tanıtım formu, Türev araçların alım satımına aracılık çerçeve sözleşme örneği, türev aracılık risk bildirim formu, türev ürün işlemleri sözleşmesi, risk beyanı, temel bankacılık hizmet sözleşmesi, repo ve ters repo çerçeve anlaşması, menkul kıymet rehni sözleşmesi, rehin blokaj sözleşmeleri, mevduat rehni sözleşmesi, genel kredi sözleşmesi örnekleri, ses kayıtları ibraz olunmuş ve iddia, savunma ve toplanan tüm bu deliller üzerinde inceleme yaptırılarak uzman bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınmıştır.
Mahkememizce 21/11/2013 tarihinde davanın reddine karar verilmiş olup, davacı vekilinin temyizi üzere Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/7318 Esas 2015/4814 Karar sayılı 07/04/2015 tarihli ilamıyla;hükmün onanmasına karar verilmiştir. Yine davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/11773 Esas 2016/8659 Karar sayılı 03/11/2016 tarihli ilamıyla "Somut olaya ilişkin olarak, ne yerel mahkemece gerekçeli kararda ve ne de dayanılan bilirkişi raporunda, davacının hesabından izinsiz olarak davalı banka tarafından para alındığı iddiasıyla ilgili bir hususa rastlanılmamıştır. Yerel mahkemece yukarıda anılan hükümler doğrultusunda, davacı tarafın 16.11.2012 harç tarihi ıslah dilekçesinde dile getirdiği hususlarda, gerektiğinde banka kayıtları üzerinde inceleme ve araştırma da yapılarak davacı tarafın tüm taleplerini kapsayacak ve bu hususta gerekçe de içerecek şekilde hüküm oluşturulması gerekirken bu hususlara riayet edilmeden hüküm oluşturulması bozmayı gerektirmiştir." gerekçeleriyle bozulmuştur.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bozma ilamı doğrultusnda dosya bilirkişiye tevdi edilmiş edilmiş olup, 30/01/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davacı tarafından verilen işlem emrinin en son 14/06/2010 tarhi saat 09:00'a kadar geçerli olduğu dikkate alınarak, davalı bankanın yerine getirmediği alım işleminden dolayı davacı yanın uğradığı 2.474,22 GBP kar kaybının son işlem tarihinde geçerli olan TC Merkez Bankasının GBP'nun döviz alış kuru 2,2967TL'dan TL karşılığı ( 2,2967Tlx2.474,22GBP)= 5.682,54TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince dosyadaki raporlar, yargıtay bozma ilamı ve mahkeme kararları gerekçeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup; 29/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu olan finansal işleme yönelik olayda parite üzerinde davalı banka ile davacı müşteri arasında sözlü ileşitim sonucu mutabık oldukları, yazılı bir mutabıklığı gösteren belgenin olmadığı, diğer bir ifadeyle davacı müşteri tarafından yazılı bir talimat verilmediği veya davalının yazılı bir talimat almadan işlem yaptığı, taraflar arasında düzenlenen Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin 4.2maddesinin (c) ve (d) bentlerine göre gerçekleşecek finansal işlemlere yönelik davacı müşteri tarafın yazılı bir biçimde davalı bankaya talimat vermesi ve imzalaması gerektiği, aksi durumda gerçekleşecek tüm finansal işlemlerden davalı bankanın sorumlu tutulamayacağı belirtilmiş olmasına rağmen, davalı ve davacı taraflar arasında sözkonusu olaya yönelik gerçekleşen telefon görüşmesinin ses kayıtlarında davalı tarafın hatalı işlem yapmış olduğuna yönelik beyanlarının bulunduğu, diğer bir ifadeyle davalı bankanın davacı müşteriden telefonda aldığı pariteye göre işlem yapmayıp farkli bir pariteden işlem yaptığını kabul ettiği, davacı müşterinin talebi haricinde yapılan alış sonrasında davacının zararının 34.320.00USD olduğu, işlem tarihindeki kur olan 1.5846 üzerinden bu zararın Türk Lisarı karşılığının ise 54.383.47TL olduğu,, davalı bankanın 01/07/2010 tarihinde davacının hebasından tahsil etmiş olduğu tutarın 45.160USD olduğu, bu tutarın 1,5850 pariteden Türk Lirası karşılığının ise 71.578,60TL olduğu, davalı bankanın 11/06/2010 tarihinde yerine getirmediği alım işleminden dolayı davacı müşterinin 800.000 GBP'si ile 1.160.640 USD ile satın alınabilecek durumdayken aynı miktardaki GBP için 1.164.000USD ile satın alma durumu ile karşı karşıya bırakılmış olmasından dolayı 3.360 USD karşılığı 2.474,22 GBP tutarında kar kaybına uğratılmış olduğu, davalı bankanın 01/07/2010 tarihinde davacının onayı ve bilgisi olmadan hesabından tahsil etmiş olduğu 45.160USD'nin 1,5850 pariteden TL karşılığı 71.578,60TL'yi 01/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile tahsilini talep etmesinin mahkemenin takdirinde olduğu, davacı müşterinin davalı bankadan talep ettiği manevi tazminata ilişkin unsurların mevcut olup olmadığı hususunun da mahkemenin takdirinde olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı bankanın müvekkili tarafından verilen alış emrini yanlış girmesi sebebiyle oluşan 71.578,60 TL maddi zararı ile 25.000 TL manevi zararının tahsilini talep etmiş, ancak 71.578,60 TL üzerinden harç yatırmıştır. Mahkememizce 26.02.2013 tarihli celsede neticei talebini açıklaması için kendisine verilen süre içerisinden davacı vekili 16.11.2012 tarihli ıslah dilekçesinde, davalı bankanın izinsiz olarak müvekkilinin hesabından çektiği 45.160 USD karşılığı 71.578,60 TL ile 25.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu, ancak müvekkilinin talep ve talimatına uygun olarak işlem yapılmamış olması nedeniyle doğan gelir kaybı olan 3.200 GBP karşılığı 9.080 TL'nin tahsilini talep ettiğini bildirmiştir. Dava dilekçesine ekli deliller arasında yer alan 01.07.2010 tarihli Denizbank antetli yazıdan da, davacı ...'nin hesabından izinsiz olarak alındığını iddia ettiği 71.578,60 TL'nin iadesini davalı bankadan talep ettiği görülmüştür.
Dava, "Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi" hükümlerine istinaden davacı tarafça, davalı Banka nezdinde açılan hesap kapsamında, davacının 11.06.2010 tarihinde, GBP/USD döviz kurunun 1.4505'e düşmesi halinde 800.000 GBP meblağlı döviz alım emrini, davalı banka çalışanlarının kayda 1.4502 olarak girmiş olmaları ve döviz alımının bu yüzden gerçekleşmemiş olması sebebiyle doğan zararın tahsili ile davacının talep ve talimatına aykırı bu işlem çerçevesinde davalı bankanın izinsiz olarak davacının hesabından çektiği 45.160 USD karşılığı 71.578,60 TL istemine ilişkindir.
Anılan Çerçeve Sözleşme hükümleri doğrultusunda, davalı Bankanın kendisine iletilen talimatlar doğrultusunda hareket etmek zorunda olduğu, bu kapsamda davacının 11.06.2010 tarihinde GBP/USD döviz kurunun gün içerisinde 1.4505'e düşmesi halinde 800.000 GBP döviz alınması emrini verdiği, davalı Banka çalışanının ise döviz kurunun 1.4502'ye düşmesi halinde "alım emri" olarak girdiği, bilirkişi raporana ekli döviz kurları tarifesinde, davacının ordinosundan sonra aynı gün içerisinde döviz kurunun en düşük olarak 1.4505'e düştüğü, ancak davalı Banka çalışanlarının emri 1.4502 olarak bilgisayar sistemine girmiş olması nedeniyle alımın gerçekleşmediği taraflar arasında ihtilaf konusu değildir. Bu hususta davalı bankanın kabulü, dosyada mevcut olan telefon kayıtları ile de sabittir. Sonuç olarak davalı bankaca 1.4508 pariteden gerçekleştirilmesi gereken 800.000 GBP satın alma işlemi yapılamamış ve davacı taraf, 800.000 GBP yi 1.160.640 USD ile satın alabilecekken aynı miktardaki GBP yi 1.164.00 USD ile satın alma durumu ile karşı karşıya bırakılarak 3.360 USD karşılığı 2.474,22 GBP kar kaybına uğramıştır. Ayrıca davalı bankanın 01/07/2010 tarihinde davacının onayı ve bilgisi olmadan hesabından 45.160 USD nin 1,5850 pariteden TL karşılığı 71.578,60 TL parayı tahsil ettiği de banka kayıtları ile sabittir. Bu bağlamda mahkememizce, davalı bankanın, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü ihlal etmesi sebebi ile gerçekleşen kar kaybından sorumlu olduğu ve davacının onayı olmadan hesabından tahsil ettiği parayı iade etmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın Islah edilmiş hali ile KABULÜNE;
1-71.578,00TL'nin 01/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline, davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE;
2-9.080,00TL tutarındaki kâr kaybına ıslah tarihi olan 16/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile tahsiline, davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE;
3-Davacının manevi tazminat yönünden harcı yatırılarak açılan usulüne uygun bir davası bulunmadığından bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA;
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 5.509,75TL karar harcından peşin alınan 136,00TL harcın mahsubu ile bakiye 5.373,75TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 9.202,64TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan toplam 4.573,00TL ( 136,00TL ıslah harcı, 337,00TL posta ve tebliğler, 4.100,00TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
*e-imzalıdır
Hakim ...
*e-imzalıdır