T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/97 Esas
KARAR NO: 2019/582
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 30/01/2018
KARAR TARİHİ: 02/10/2019
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, müvekkilinin cari hesap ilişkisine dayalı olarak ilamsız icra takibi yapıldığını, davalı yanın takip başlatılmadan önceki süreçte müvekkiline borcu ödeyeceğini söyleyerek sure istediğini, müvekkilinin iyiniyetli olarak bu talebi reddetmeyerek sure verdiğini, ancak borcu takipten önce kabul eden davalının takipten sonra haksız olarak borcu ödememek adına icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, fatura karşılığında müvekkilinden mal-ürün alan davalı yan ile franchise sözleşmelerinin bulunduğunu, davalının iddia ettiğinin aksine ticari ilişki nedeniyle cari hesap alacağının mevcut olduğunu, davaya konu alacağın muaccel ve belirli olup herhangi bir ihtilafın söz konusu olmadığını, davalının haksız olan itirazının iptaline, takibin devamına % 20 icra inkâr tazminatı ile yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizce düzenlenen tensip zaptı ve dava dilekçesi davalıya usulüne uygun tebliğe çıkarılmışsa da davalı tarafından herhangi bir beyan veya cevap dilekçesi ibraz olunmamıştır.
Dava; Taraflar arasındaki ticari ilişki kaynaklı fatura ve cari hesap alacağı nedeniyle alacaklı olunduğu iddiası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli araştırmalar yapılmış ve 20/02/2019 tarihli ara karar ile varsa davacının alacağının varlığının ve miktarının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, 06/05/2019 tarihli raporunda bilirkişi özetle;
Taraflar arasındaki hukuki ihtilaf davacı yanın, 02.11.2017 tarihinde davalı/ borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile; 30.000,00 TL tutarlı asıl (cari hesap) alacağı için icra takibi başlatması karşısında, davalı yanın takibe itiraz etmesi üzerine çıkmış olduğu. davacı yanın İncelemeye sunulan 2016 ve 2017 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğunu davalı yanın 04.04.2019 günü saat 14:00' da yapılan İncelemeye gelmediği, ticari defter ve belgelerini İbraz etmediğini taraflar arasında 01.01.2017 tarihinde başalamak üzere 5 yıl vadeli "... Sözleşmesi11 akdedildiğini davacı yan tarafından davalı yana 2016 yılında 4 adet ve 2017 yılında 2 adet olmak üzere toplamda 6 adet fatura düzenlediğini davacı tarafından düzenlenen fatura muhteviyatlarının "Tavuk Döner" satışından kaynaklı olduğu, cari hesaba konu fatura içeriği malların düzenlenen sevk İrsaliyeleri ile teslim edildiği, düzenlenen sevk İrsaliyelerinin teslim alan bölümünde davalının adı, soyadı ve imzasının olduğu görüldüğünden, cari hesaba konu faturaların usulüne uygun düzenlendiği, davacı yanın malın ve faturanın teslimini ispatladığı kanaatine varıldığını, davacı yanın davalı yandan 02.11.2017 takip tarihi itibariyle cari hesap boyutunda 30.000,00 TL alacaklı olduğunu, davacı yanın 3095 sayılı yasaya istinaden icra takip tarihi olan 02.11.2017 tarihinden itibaren alacaklarına 3095 sayılı kanuna göre %9,75 değişen oranlarda faiz talep edebileceği görüşü bildirilmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Bir Bütün Olarak Değerlendirildiğinde:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; Mahkememizce ticari defterlerini sunmaları için taraflara süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Davacı ticari defterlerinde kayıtlı olan 6 adet faturanın içeriğinin "Tavuk Döner" satışı kaynaklı olduğu, cari hesaba konu fatura içeriği malların düzenlenen sevk irsaliyelerinin teslim edildiği, sevk irsaliyelerinin teslim alan bölümünden davalının adı, soyadı ve hesaba konu faturaların usulüne uygun düzenlendiği, davacı tarafın malın ve faturanın teslim ettiği, davalının bu faturalara 6102 s. Türk Ticaret Kanunun m.21/2'ye göre 8 günlük süre içerisinde itirazda bulunmadığı, hususuda dikkate alınarak cari hesap alacağının varlığı ve miktarı açısından yaptırılan defter incelemesi sonucunda davacının cari hesap alacağının ispatladığı kanaatine varılarak davacının davasının kabulüne karar verilmiş ve ayrıca asıl alacak likit olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
2-İstanbul ... İcra Müd'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalıların yaptıkları itirazların iptali ile takibin 30.000,00-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9,75 değişen oranlarda ticari faiz yürütülmek suretiyle devamına,
3-Kabul edilen asıl alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalılardan tahsiline
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 2.049,30 TL nispi karar harcından peşin alınan 334,54 TL harcın mahsubu ile eksik 1.714,16 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 3.600,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan toplam 1.173,64 TL'nin ( 334,54 TL PH, 35,90 TL BH, 5,20 TL VH, 148,10 TL tebliğ ve müzekkereler, 650,00 TL bilirkişi ücreti.) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı
Katip ...
Hakim ...