T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/181
KARAR NO : 2025/246
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 10/03/2020
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak ve Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Asıl dosyada davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile müvekkil arasında 12.06.2014 tarihli distribitörlük sözleşmesi imzalandığını ve anlaşmanın ... ve ... illerini kapsadığını anlaşma gereği ... ürünlerinin tek satıcısının müvekkil olduğunu sözleşmeye göre, sürenin bitiminden 30 gün önce fesih ihbarında bulunulmadığı takdirde sözleşmenin on ikişer aylık süreler halinde yenileneceğinin belirlendiğini, sözleşmeye göre tarafların fesih bildiriminde bulunulmadığından sözleşmenin 12.06.2019 tarihinden itibaren on iki ay daha kendiliğinden uzadığını, davalı tarafın ise sözleşmenin sona erdiğini iddia ettiğini, sözleşmenin hala devam ettiğini ve davalı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmenin gereklerini yerine getirmesinin istenmesine rağmen davalı tarafın buna yanaşmadığını, son olarak 03.10.2019 tarihli ihtarname ile davalıdan sözleşmenin haksız feshi nedeniyle TTK 122 maddesi çerçevesinde denkleştirme istemi yöneltildiğini ayrıca sözleşmenin uygulandığı dönemde doğan alacakların talep edildiğini davalı tarafın bu talebe olumsuz yanıt verdiğini, Arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamadığını bu nedenle Sözleşmenin on iki ay uzadığını, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranmasına rağmen müvekkilin sözleşmeyi devam ettirdiğini, Müvekkil şirketin denkleştirme isteminde bulunma hakkının doğduğunu, denkleştirme istemi talebinde haklı olduklarını, müvekkilin bulduğu yeni müşteriler sayesinde davalının menfaatinin olduğunu, Tek satıcılık sözleşmesi devam etmiş olsaydı müvekkilin kazanç elde edeceğini, denkleştirme tutarının taraf ticari defterlerinin incelenmesi ile belirlenebileceğini belirterek 330.000.00 TL alacağın 12.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesini yargılama ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl dosyada davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davalı ve davacı arasında 12.06.2014-12.06.2019 tarihlerini arası distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin tek satıcılık olmadığını alıp yeniden satmak olduğunu, sözleşmenin 5 yıllık olduğunu en az 30 gün önce noterden ihtarla fesih edilebileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme süresinde davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve defalarca temerrüde düştüğünü belirterek taraflar arsında tek satıcılık ilişkisinin mevcut olmadığını, Sözleşmenin zamanında ve sözleşmede belirlenen usule uygun olarak sona erdirildiğini, Davacı tarafın sözleşme boyunca yükümlülüklerini ifa da temerrüde düştüğünü, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranmadığını, davacı tarafın portföy tazminatı telep etmesi için gereken yasal koşulların oluşmadığını, kendilerinin sözleşme ayakta olduğu ve sonrasında davacı tarafa hep destek olduğunu belirterek davalı tarafın sözleşmeyi yenilememe iradesini kullandığını davacı tarafın zararının olmadığını, davacı tarafın davalı taraftan bir zarar talebinin söz konusu olamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalı ile vekiledeni arasında 12.06.2014 tarihli distribütörlük sözleşmesi bağıtlandığını, vekiledeni şirketin anılan sözleşmede belirlenen, kendisine tahsis edilmiş olan "Bölgede'' Sözleşme'nin davalı yanca her ne kadar 12/06/2019 tarihinde feshedildiği beyan edilmişse de işbu beyan geçerlilik koşullarını haiz olmamakla tarafımızca sözleşme süresi uzatıldıktan sonra sözleşme süresi içerisinde haksız biçimde nihai olarak sona erdirildiği 02/09/2019 tarihine dek münhasır satış yetkisi ve tek satıcı sıfatı ile distribütörlük faaliyeti yapıldığını, Distribütörlük Sözleşmesinin, taraflar arasındaki tek satıcılık ilişkisi bakımından çerçeve niteliğinde olduğunu işbu Sözleşme'nin "Bölge" tanımında; ... tarafından belirlenen ve Sözleşme süresi boyunca ... tarafından değiştirilebilecek (genişletilebilecek, daraltılabilecek), Distribütör'e tahsis edilmiş olan Ek 2'de belirtilen coğrafi lokasyondur." şeklinde belirtildiğini, sözleşmenin; müvekkil şirkete Sözleşme'nin Ek 2'sinde belirtilen coğrafi bölgede münhasır satış yetkisi tanınmasını, müvekkilinin yaptığı satışları kendi nam ve hesabına yapmasını, ürünlerin satış ve sürümünü arttıracak performans göstermesini düzenlediğini, sözleşmenin, usulüne uygun bir fesih bildirimi yapılmadığından, 12/06/2019 tarihinden itibaren on iki ay daha uzamış olmasına rağmen, davalı tarafından haksız biçimde sona erdirildiğini, davalı yanın sözleşmeyi fiili olarak haksız şekilde sona erdirmiş olmasına rağmen, müvekkiline usulüne uygun bir fesih bildiriminde bulunmadığını, sözleşmenin usulüne uygun bir şekilde feshedilmemesinin yanı sıra, davalı yanla yapılan toplantıların ve müvekkiline gönderilen e-postalarla sözleşme'nin devam edeceğine ilişkin müvekkilde irade açıklamasının davalı yan tarafından ortaya konulduğunu, müvekkilinin sözleşme süresince yükümlülüklerini layıkıyla yerine getirerek bölgedeki müşteri portföyünde ve ciro/satış oranlarında ciddi artış elde ettiğini, sözleşme'nin davalı şirketçe fiili olarak haksız biçimde feshedilmesinde, müvekkilinin hiçbir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, buna karşın davalı yanın sözleşme süresince sözleşme'ye aykırı eylemlerde bulunarak müvekkili açısından sözleşme'nin devam etmesini azami ölçüde güçleştirdiğini beyanla, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ; Sözleşmenin Devam Edeceği Kanısına Rağmen Haksız Biçimde Feshedildiği Tarihten İtibaren On İki Aylık Döneme İlişkin Sözleşme Devam Etse İdi Elde Edilecek Olan Ancak Halihazırda Haksız Fesih Nedeniyle Elde Edilemeyen Kâr Bakımından Şimdilik 100.000,00 TL, Sözleşmenin Feshedildiği Dönemde Müvekkilin Depolarında Kalan Stok Mallardan Elde Edilmesi Gerekirken Davalı Yanın Haksız Eylemleri Neticesinde Yoksun Kalınan Kâr Bakımından Şimdilik 70.000,00 TL, Müvekkilinin Sözleşmenin Cari Olduğu Dönemde Davalının Yarattığı Sözleşmeye Aykırı Rekabet ve Diğer Haksız Fiilleri Nedeniyle Çok Düşük Kâr Oranı ile Veya Hiç Kârı Olmaksızın Satışmı Yapmak Zorunda Kaldığı Mallar Sebebiyle Uğradığı Kâr Mahrumiyeti Bakımından Şimdilik 100.000,00 TL, Davalının Haksız Fiilleri Sebebiyle Müvekkilin Bankalara Borçlandığı Kredi Faizleri le Diğer Banka Ve Finansman Maliyetleri Nedeniyle Şimdilik 150.000,00 TL, müvekkilin Davalı Yanın Haksız Eylemleri Nedeniyle Depolarında Uzun Süreler Bekleyen Mallara İlişkin Oluşan Depo Maliyetleri Bakımından Şimdilik 10.000,00 TL, ... Şirketi ve ...Şirketi'nden olan alacakların tahsilinde gecikme zararı nedeniyle davalının kusuru oranında şimdilik 5.000,00 TL, Ödenmeyen Seli Out Destekleri Bakımından Şimdilik 0.000,00 TL, Ödenmeyen Tayland Seyahat Kampanyası Desteğine İlişkin Olarak Şimdilik 5.000,00 TL Bedelin Müvekkilin uğramış olduğu Zararlara ilişkin tazminat miktarlarının Sözleşme'nin sona erdiği tarihten itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, Müvekkil şirketin uğramış olduğu manevi zarar bakımından 60.000,00 TL bedelin Sözleşme'nin sona erdiği tarihten itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Birleşen dosyada davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından ikame edilen işbu davadaki talebin taraflar arasındaki sözleşmenin sözde haksız feshi ve bu fesihten dolayı uğranılan sözde zararların tazminine ilişkin olduğunu, ancak uyuşmazlığın temel olarak taraflar arasındaki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi ve sözleşmenin usülüne uygun sona erip ermediği konularındaki ayrılıktan doğduğunu, müvekkili Şirket'in sözleşmeye sözde aykırı davranışlarından dolayı uğranılan zarara ilişkin denkleştirme tazminatı isteminin, davacı tarafından yine Müvekkil Şirket'e karşı 10.03.2020 tarihinde ikame edilen ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E. Sayılı derdest davası ile talep konusu yapıldığını, davanın öncelikle derdestlik sebebiyle dava şartı yokluğundan reddedilmesi, bu talebin kabul edilmemesi halinde huzurdaki davanın derdest dosya ile birleştirilmesi gerektiğini, sözleşmenin usulüne uygun ve haklı olarak feshedildiğini, müvekkili Şirket tarafından sözleşmenin devamına yönelik herhangi bir irade sergilenmediğini, müvekkil şirketin sözleşmenin devamı için iyi niyetli çaba gösterdiğini, ancak birpa'nın fiillerinden dolayı sözleşmenin sürekliliğinin sağlanamadığını, ... marka satışların artışı, birpa'nın emeklerinin sonucu olmadığını, davacı tarafın müvekkil şirket'e kazandırdığı bir müşteri çevresi olmadığını, müvekkil şirketin taahhüt ettiği desteklerin tümünü yerine getirdiğini, ...'nın, müvekkili şirketin tüm iyi niyetli desteklerine rağmen sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksik yerine getirdiğini ya da hiç yerine getirmediğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davacı birleşen dosya davacı vekili 23/01/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile asıl dosya yönünden açmış oldukları 330.000,00 TL'lik dava değerini 2.000.000,00 TL olarak, depolarda kalan stok mallar bakımından yoksun kalınan kar talebi 70.000,00 TL'nin 561.123,59TL artırılarak 631.123,595 TL olarak, sözleşme süresinde karşı tarafın haksız eylemleri nedeniyle hiç ya da düşük kar oranı ile satılmak zorunda kalınan mallar sebebiyle mahrum kalınan kar talebi olan 100.000,00 TL'nin 161.019,265 TL artırılarak 261.019,265TL olarak, ödenmeyen sell out destekleri kapsamında 10.000,00 TL talep sonuçlarının ihtarnameden sonra ödendiği beyan edilmişse de, 4 adet arızalı ürün (TV) yönünden arızalı bu ürünler için 6.586,34 TL talep sonuçlarının artırılarak 16.586,34 TL olarak, ödenmeyen Tayland seyahat kampanyası desteğinin karşılanması talep sonucu olan 5.000,00TL'nin 86.270,8TL artırılarak 91.270,80 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir.
DELİLLER:
... Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabı, ... Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkere cevabı, ... Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkere cevabı, ... Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkere cevabı, ... Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkere cevabı, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce ... Asliye Hukuk Mahkemelerine talimat yazılarak aldırılan 24/05/2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; Bilirkişi olarak dosyaya sunulan belgeler ile davacı taraf ticari defterleri yerinde incelendiğini, buna göre davacı taraf ticari defterlerinin muhasebe usul ve esaslarına uygun olarak tutulduğunu, açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğunu, inceleme yapmaya ve rapor tanzimine uygun bulunduğunu, ticari defterlerin birbirlerini doğruladığını, davacı tarafın beş yıllık süre içerisinde sözleşme dahilindeki ürünlerin satışından Toplam cirosunun 577.623.232.73 TL, Komisyon gelirinin 160.634.574.22 TL, Toplam Bayi sayısının 6.034, Fatura kesilen müşteri sayısının 3.601, Kesilen fatura sayısının 40.185, beş yıllık süre sonunda vergi sonrası karının 7.418.272.00 TL olduğunu, geçmiş cirolarına göre davacı tarafın Sözleşmenin bir yıl daha devam etmesi halinde ortalama cirosunun 115.525.000 TL elde edeceği tahmini karının ise 1.483.654 TL olacağı" yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir
Mahkememizce aldırılan 09/03/2022 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunun sonuç kısmında; Davacı şirketin davalı şirketin ürün ve hizmetlerini satması, davacı şirketin kendi nam ve hesabına çalışması ve davacı şirkete münhasır bir bölge tahsis edilmesi durumu karşısında, taraflar arasındaki ilişkinin tek satıcılık sözleşmesi olduğunu, davalı şirketin 30.04.2019 tarihli“ ihtarnamesinin, davalı şirketin sözleşmenin yenilenmeyeceğine veya sözleşmeyi feshettiğine ilişkin iradesini yansıtmadığını, Sözleşme m. 8.1. çerçevesinde en az 30 gün önceden gerekli fesih ihbarı yapılmadığından Sözleşme ilişkisinin 12 ay daha devam etmesi gerektiğini, davalı şirketin ödenmeyen alacaklarının haklı sebep teşkil ettiğini, 12.06.2019, 05.07.2019 ve 20.11.2019 tarihli ihtanamelerindeki sözleşmeyi sona erdirmeye yönelik iradesinin haklı sebeple sözleşmeyi feshe yönelik olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı şirketin ödemeleri yapmaması nedeniyle, davalı şirketin sözleşmeyi sona erdirmesinin haklı nedene dayalı olduğu düşünüldüğünden, TTK m. 122 çerçevesinde denkleştirme isteminin şartlarının oluşmadığı" yönünde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememizce aldırılan 11/10/2022 tarihli Bilirkişi Heyet Ek Raporunun sonuç kısmında; davalının sözleşme süresi boyunca sözleşmede düzenlenen hükümlere uygun olarak hareket ettiğini, sözleşmeyi usulüne uygun olarak sona erdirmenin yanı sıra, ödemede güçlük yaşayan ...'ya gerek vadeyi erteleyerek gerekse çeşitli alıcılar yönlendirerek destek olmaya çalıştığını, bütün bunların karşısında Birpa'nın işbu haksız ve hukuka aykırı davayı ikame etmesinin, yalnızca kötü niyet gösterdiğini, be nedenlerle, davalıya karşı ikame edilen işbu davanın reddinin gerektiği" yönünde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememizce aldırılan 26/07/2023 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunun sonuç kısmında; Huzurdaki denkleştirme (portföy) tazminatı talebi yönünden, Davacının ticari defter, kayıt ve belgelerine, özellikle kurumlar vergisine esas kesinleşmiş bilanço ve gelir tablolarına göre, 5 yıllık kar bedelinin ortalaması alınmak suretiyle denkleştirme tazminatının üst sınırının 10.985.883,02 TL olarak hesap ve tespit edildiği, faiz tenzili sonrası denkleştirme tazminatı tutarının alt sınırının 7.344.811,90 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, Birleşen davada talep edilenler yönünden, sözleşmenin devam edeceği kanısına rağmen haksız biçimde feshedildiği tarihten itibaren on iki aylık döneme ilişkin sözleşmenin devam etse idi elde edilecek olan kar bedeli bakımından şimdilik 100.000,00 TL talebi yönünden, davacının ticari defter kayıtları doğrultusunda yıllık ciro ve karlılık durumu, müşteri portföyü dikkate alınarak, 5 yıllık dönem içindeki karlılık durumu, kar tutarları enflasyon farkları da gözetilerek güncellenmek suretiyle, ayrıca bir yıllık dönem uzaması halinde, uzayan dönemin son 3 aydında Covit 19 pandemisi nedeniyle davacının da satışlarının etkileneceği hususları dikkate alınarak, bir yıllık dönem için davacının muhtemel karının 11.784.877,59 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, sözleşmenin feshedildiği dönemde depoda kalan stok mallardan elde edilmesi gereken haksız fesih nedeniyle kar bedeli bakımından şimdilik 70.000,00 TL talebi yönünden, bu tazminat talebinin esasen sözleşmenin bir yıllık dönem için müstakbel kara hükmedilmesi durumunda, bir yıllık kar içinde bir tutar olduğu, ayrıca hükmedilmesinin mükerrerliğe neden olacağını, bununla beraber, takdiri mahkemeye ait olmak üzere stokta kalan ürünler yönünden mahrum kalınan kar kaybının 631.123,59 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, müvekkilinin sözleşmenin cari olduğu dönemde davalının yarattığı sözleşmeye aykırı rekabet ve diğer haksız fiilleri nedeniyle çok düşük kar oranı ile veya hiç karı olmaksızın satışını yapmak zorunda kaldığı mallar sebebiyle uğradığı kar bedeli bakımından şimdilik 100.000,00 TL talebi yönünden, davacı şirketin stoktaki ürünlerin satışının yapılamaması nedeniyle uğramış olduğu kar kaybı talebindeki durum, düşük karla satılmak zorunda kalınan ürünler için oluşan kar kaybı içinde söz konusu olduğunu, yani eğer, davacının sözleşmenin 1 yıl daha uzamış olsaydı, elde edebileceği müstakbel kar tutarı içinde bu ürünler de yer alacağını, mahkemece, bir yıllık müstakbel karın tazminat olarak ödenmesine hükmedilmesi halinde, bu müstakbel kar hesabında davacının tüm stoku ve yıl içinde davacıdan alacağı ürünler gibi, emsalde tüm yılların satışları esas alındığından iskontolu satışların da bu tutarın içine dahil olacağından, 11.784.877,59 TL olarak hesaplanan kar içinde, bu ürünlerin de karı bulunacağını, davalının haksız fiilleri sebebiyle müvekkilinin bankalara borçlandığı kredi faizleri ile diğer banka ve finansman maliyetleri nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 150.000,00 TL tazminat talebi yönünden, davacının bu tazminat talebi kapsamında denetime elverişli tespit yapılabilmesi için davacı tarafından bildirilecek banka ve finansman kuruluşlarına müzekkere yazılarak, davacı adına olan kredilerin sorulması, bu kredilere ilişkin ana para ve faiz tutarlarının, taksitlendirme tabloların gönderilmesi istenmesi gerektiğini, söz konusu hususlarda eksiklik giderildiği takdirde, kredilerin ödenememesi nedeniyle davacının katlanmak zorunda kalacağı maliyetin, sözleşmenin bir sene daha uzatılması durumunda elde edilecek kar ile finanse edilip edilemeyeceğini, tamamen veya kısmen finanse edilebilecek ise ne kadarlık kısmının finanse edilebileceğini, bu minvalde de gecikilen ödemeler nedeniyle davacının katlanmak zorunda kaldığı/kalacağı ek maliyetin (akdi ve gecikme faizleri vb) tespit edileceğini, müvekkilinin davalı yanın haksız eylemleri nedeniyle depolarında uzun süreler bekleyen mallara ilişkin oluşan depo maliyetleri bakımından şimdilik 10.000,00 TL talebi yönünden, depo gideri ile ilgili olarak da, dikkate şayan hususun, eğer sözleşmenin bir sene uzadığı ve haksız fesih nedeniyle bir senelik kar kaybı karşılığı tazminatın hükmedilmesine karar verilmesi halinde, söz konusu depo giderinin de karın elde edilmesi için katlanılmak zorunda kalınacak maliyet içinde yer alması olduğunu, sözleşmenin bir yıllık dönem için uzadığı kabulünde davacının yukarıda tespit edilen 11.784.877,59 TL kar kaybının hesabında maliyet içinde yer aldığından, talebe konu edilmesinin uygun olmayacağını, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, depolama giderleri ana hatlarıyla, bu yere ödenen kira, çalıştırılan personel maaş, SGK, yemek, taşıma, nakliye, araç kiralama, forklift gibi depo yerine mahsus giderlerin toplamı 1.596.455,10 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, tahsili hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğunu,...AŞ ve ... AŞ'nden olan alacaklarının tahsilinde gecikme zararı nedeniyle davalının kusuru oranında şimdilik 5.000,00 TL talebi yönünden, dava dışı ... ile davacı şirket arasında kurulan ticari ilişki kapsamında 13.05.2019 tarihinde hesap bakiyesinin 7.242.457,46 TL olduğu ve bu tarihte icra takibi başlatıldığını, icra takibi başlatılmasından sonra 21.5.2019 tarihinde 2.494.337,47 TL, 14.06.2019 tarihinde 1.500.000,00 TL, 24.06.2019 tarihinde 1.000.000,00 TL, 10.07.2019 tarihinde 2.149.544,62 TL ve 6.8.2019 tarihinde 98.575,00 TL banka havalesi suretiyle ödeme yapıldığını, kalan bakiyenin 0,37 TL olduğunu, davacının zarar kapsamında talep etmiş olduğu tutarın 109.826,00 TL tutarlı vade farkı alacağına ilişkin olduğunu, bu konuda açılan davanın derdest olduğunun belirtildiği (... 7 ATM ...E), mevcut durumda söz konusu zararın oluştuğunun ve davacı şirkete rücu şartlarının oluştuğunun söylenebilmesi için, 109.826,00 TL'nin asıl borçlusu ... hakkında yasal yolların tüketilmiş olması gerektiğini, davacı vekilinin beyanından sabit olduğu üzere, söz konusu vade farkı alacağı ile ilgili açılmış olan davanın derdest olduğu anlaşıldığından, zararın oluşumu açısından söz konusu derdest davanın sonuçlanması gerekeceğini, bu noktada, vade farkının hesaplanarak derdest davası sonucunun beklenilmesine lüzum duyulmaması halinde, faturalardaki vade tarihleri esas alınarak vadesi geçen faturalar icradan tahsil yapılmış olması sebebiyle, icra takip tarihine kadar hesaplama yapılmak suretiyle oluşan vade farkı alacağı yukarıdaki detay tabloda görüldüğü üzere 251.343,21 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, mevcut durumda tarafımızca tespit edilen tutar 251.343,21 TL olmakla beraber, derdest olduğu belirtilen davaya konu edilen tutar 109.826,00 TL'den ibaret olduğunu, ödenmeyen ...Destekleri bakımından şimdilik 10.000,00 TL talebi yönünden,...Destek ödemelerinin ihtarnameden sonra gecikmeli de olsa Şubat 2020'de ödendiğinin beyan edildiğini, bu yönüyle talebin konusuz kaldığını, 4 adet arızalı ürün (TV) yönünden arızalı bu ürünlerin tutarının 16.586,34 TL olduğunu, ödenmeyen ... Seyahat Kampanyası Desteğine ilişkin olarak şimdilik 5.000,00 TL talebi yönünden, davacı vekili tarafından ... seyahatinin iki kişilik ve 9 gece konaklamalı olduğunu beyan ettiğini, 2023 yılı fiyatlarına göre, güncel maliyetinin kişi başı 4.255 USD, iki kişi için 8.550 USD civarında olduğunu beyan ettiğini, ... orta derecede tam pansiyon oteller için konaklama ücretinin ne olacağını, ...'a yapılacak uçuş ücreti, otele ulaşım için gerekli olan yol masrafı vs diğer hususlarda oluşacak maliyetin tespiti noktasında yurtdışı turizm alanında uzman bilirkişiden görüş alınmasında yarar görüldüğünü, bu hususun uzmanlık alanımızın dışında olduğunu, fesih noktasında davalı gerekçelerinden birinin davacının temerrüde düşmesi olarak belirtildiğini, bu nokta yapılan mali incelemede ise, davalı şirketin gönderdiği 14.01.2019 tarihli ihtarnamede talep edilen borcun 26.980.683,53 TL olarak belirtildiğini, cari hesabında da bu miktar alacak görüldüğünü, davacı carisinde ise daha fazla tutarda 102.809.234,41 TL borç görüldüğünü, davalı tarafından gönderilen 30.04.2019 tarihli ihtarnamede borç tutarının 60.903.604,37 TL olarak belirtildiğini, davalı carisinde de 30.04.2019 tarihi itibariyle davacı şirket borcunun 60.903.604,00 TL olduğunun görüldüğünü, davacı şirketin cari hesabında ise davacının davalıya olan borcu 56.275.683,55 TL olduğunun görüldüğü" yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Mahkememizce aldırılan 25/09/2024 tarihli Bilirkişi Heyet Ek Raporunun sonuç kısmında; Huzurdaki denkleştirme (portföy) tazminatı talebi yönünden, davacının ticari defter, kayıt ve belgelerine, özellikle kurumlar vergisine esas kesinleşmiş bilanço ve gelir tablolarına göre, 5 yıllık kar bedelinin ortalaması alınmak suretiyle denkleştirme tazminatının üst sınırının 10.985.883,02 TL olarak hesap ve tespit edildiği, faiz tenzili sonrası denkleştirme tazminatı tutarının alt sınırının 7.344.811,90 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, davacı vekilinin denkleştirme tazminatı hesabında brüt cironun ve komisyonların birlikte dikkate alınması gerektiği yönündeki beyanının kabulü halinde ise, denkleştirme tazminatı talebi yönünden faiz ve hakkaniyet indirimi yapılmamış ham değerin 89.760.652,08 TL, faiz indirimi yapılmış değerin 75.111.713,66 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, denkleştirme tazminatı üst sınırının ise 115.524.646,55 TL olarak belirlendiğini, bu tutarlardan ... markasının Dünya ve Ülkemizde tanınmış bir marka olması nedeniyle, bu durum dikkate alınarak hakkaniyet indirimi yapılması, oranı ve tutarı başkanlığınızın takdirinde olduğunu, birleşen davada talep edilenler yönünden, sözleşmenin devam edeceği kanısına rağmen haksız biçimde feshedildiği tarihten itibaren on iki aylık döneme ilişkin sözleşmenin devam etse idi elde edilecek olan kar bedeli bakımından şimdilik 100.000,00 TL talebi yönünden, davacının ticari defter kayıtları doğrultusunda yıllık ciro ve karlılık durumu, müşteri portföyü dikkate alınarak, 5 yıllık dönem içindeki karlılık durumu, kar tutarları enflasyon farkları da gözetilerek güncellenmek suretiyle, ayrıca bir yıllık dönem uzaması halinde, uzayan dönemin son 3 aydında Covit 19 pandemisi nedeniyle davacının da satışlarının etkileneceği hususları dikkate alınarak, bir yıllık dönem için davacının muhtemel karının 11.784.877,59 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, sözleşmenin feshedildiği dönemde depoda kalan stok mallardan elde edilmesi gereken haksız fesih nedeniyle kar bedeli bakımından şimdilik 70.000,00 TL talebi yönünden, bu tazminat talebinin esasen sözleşmenin bir yıllık dönem için müstakbel kara hükmedilmesi durumunda, bir yıllık kar içinde bir tutar olduğunu, ayrıca hükmedilmesinin mükerrerliğe neden olacağını, bununla beraber, nihai takdir Mahkemeye ait olmak üzere stokta kalan ürünler yönünden mahrum kalınan kar kaybının 631.123,59 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, müvekkilinin sözleşmenin cari olduğu dönemde davalının yarattığı sözleşmeye aykırı rekabet ve diğer haksız fiilleri nedeniyle çok düşük kar oranı ile veya hiç karı olmaksızın satışını yapmak zorunda kaldığı mallar sebebiyle uğradığı kar bedeli bakımından şimdilik 100.000,00 TL talebi yönünden, davacı şirketin stoktaki ürünlerin satışının yapılamaması nedeniyle uğramış olduğu kar kaybı talebindeki durum, düşük karla satılmak zorunda kalınan ürünler için oluşan kar kaybı içinde söz konusu olduğunu, yani eğer, davacının sözleşmenin 1 yıl daha uzamış olsaydı, elde edebileceği müstakbel kar tutarı içinde bu ürünler de yer alacağını, Mahkemece, bir yıllık müstakbel karın tazminat olarak ödenmesine hükmedilmesi halinde, bu müstakbel kar hesabında davacının tüm stoku ve yıl içinde davacıdan alacağı ürünler gibi, emsalde tüm yılların satışları esas alındığından iskontolu satışların da bu tutarın içine dahil olacağından, 11.784.877,59 TL olarak hesaplanan kar içinde, bu ürünlerin de karı bulunacağını, bu konudaki görüşümüzü değiştirecek bir hususun görülemediğini, davalının haksız fiilleri sebebiyle müvekkilinin bankalara borçlandığı kredi faizleri ile diğer banka ve finansman maliyetleri nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 150.000,00 TL tazminat talebi yönünden, davacının bu tazminat talebi kapsamında denetime elverişli tespit yapılabilmesi için davacı tarafından bildirilecek banka ve finansman kuruluşlarına müzekkere yazılarak, davacı adına olan kredilerin sorulması, bu kredilere ilişkin ana para ve faiz tutarlarının, taksitlendirme tabloların gönderilmesi istenmesi gerektiğini, söz konusu hususlarda eksiklik giderildiği takdirde, kredilerin ödenememesi nedeniyle davacının katlanmak zorunda kalacağı maliyetin, sözleşmenin bir sene daha uzatılması durumunda elde edilecek kar ile finanse edilip edilemeyeceğini, tamamen veya kısmen finanse edilebilecek ise ne kadarlık kısmının finanse edilebileceğini, bu minvalde de gecikilen ödemeler nedeniyle davacının katlanmak zorunda kaldığı/kalacağı ek maliyetin (akdi ve gecikme faizleri vb) tespit edileceğini, müvekkilinin davalı yanın haksız eylemleri nedeniyle depolarında uzun süreler bekleyen mallara ilişkin oluşan depo maliyetleri bakımından şimdilik 10.000,00 TL talebi yönünden, depo gideri ile ilgili olarak da, dikkate şayan hususun, eğer sözleşmenin bir sene uzadığı ve haksız fesih nedeniyle bir senelik kar kaybı karşılığı tazminatın hükmedilmesine karar verilmesi halinde, söz konusu depo giderinin de karın elde edilmesi için katlanılmak zorunda kalınacak maliyet içinde yer alması olduğunu, sözleşmenin bir yıllık dönem için uzadığı kabulünde davacının yukarıda tespit edilen 11.784.877,59 TL kar kaybının hesabında maliyet içinde yer aldığından, talebe konu edilmesinin uygun olmayacağını, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, depolama giderleri ana hatlarıyla, bu yere ödenen kira, çalıştırılan personel maaş, SGK, yemek, taşıma, nakliye, araç kiralama, forklift gibi depo yerine mahsus giderlerin toplamı 1.596.455,10 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, tahsili hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğunu,... AŞ ve ...AŞ'nden olan alacaklarının tahsilinde gecikme zararı nedeniyle davalının kusuru oranında şimdilik 5.000,00 TL talebi yönünden, dava dışı ... ile davacı şirket arasında kurulan ticari ilişki kapsamında 13.05.2019 tarihinde hesap bakiyesinin 7.242.457,46 TL olduğu ve bu tarihte icra takibi başlatıldığı, icra takibi başlatılmasından sonra 21.5.2019 tarihinde 2.494.337,47 TL, 14.06.2019 tarihinde 1.500.000,00 TL, 24.06.2019 tarihinde 1.000.000,00 TL, 10.07.2019 tarihinde 2.149.544,62 TL ve 6.8.2019 tarihinde 98.575,00 TL banka havalesi suretiyle ödeme yapıldığını, kalan bakiyenin 0,37 TL olduğunu, davacının zarar kapsamında talep etmiş olduğu tutarın 109.826,00 TL tutarlı vade farkı alacağına ilişkin olduğunu, bu konuda açılan davanın derdest olduğunun belirtildiğini (... 7 ATM ...E), mevcut durumda söz konusu zararın oluştuğunun ve davacı şirkete rücu şartlarının oluştuğunun söylenebilmesi için, 109.826,00 TL'nin asıl borçlusu ... hakkında yasal yolların tüketilmiş olması gerektiğini, davacı vekilinin beyanından sabit olduğu üzere, söz konusu vade farkı alacağı ile ilgili açılmış olan davanın derdest olduğu anlaşıldığından, zararın oluşumu açısından söz konusu derdest davanın sonuçlanması gerekeceğini, bu noktada, vade farkının hesaplanarak derdest davası sonucunun beklenilmesine lüzum duyulmaması halinde, faturalardaki vade tarihleri esas alınarak vadesi geçen faturalar icradan tahsil yapılmış olması sebebiyle, icra takip tarihine kadar hesaplama yapılmak suretiyle oluşan vade farkı alacağı yukarıdaki detay tabloda görüldüğü üzere 251.343,21 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, mevcut durumda tarafımızca tespit edilen tutar 251.343,21 TL olmakla beraber, derdest olduğu belirtilen davaya konu edilen tutarın 109.826,00 TL'den ibaret olduğunu, kök rapora müteakip dosyasına sunulan ...'a kesilen vade faturalarının ise 2.433.301,07 TLolduğu, bu tutarların tahsilinin mahkeme takdirinde olduğunu, ödenmeyen ... Destekleri bakımından şimdilik 10.000,00 TL talebi yönünden,...Destek ödemelerinin ihtarnameden sonra gecikmeli de olsa Şubat 2020'de ödendiğinin beyan edildiğini, bu yönüyle talebin konusuz kaldığını, 4 adet arızalı ürün (TV) yönünden arızalı bu ürünlerin tutarının 16.586,34 TL olduğunu, ödenmeyen ... Seyahat Kampanyası Desteğine ilişkin olarak şimdilik 5.000,00 TL talebi yönünden, davacı vekili tarafından ... seyahatinin iki kişilik ve 9 gece konaklamalı olduğunu beyan ettiğini, 2023 yılı fiyatlarına göre, güncel maliyetinin kişi başı 4.255 USD, iki kişi için 8.550 USD civarında olduğunu beyan ettiğini, yurt dışı turizm uzmanı tespitine göre bu tutarın 6.000 USD belirlendiğini, 16.12.2021 birleşen dava tarihindeki USD kuruna göre TL karşılığının 6.000 USD x 15,2118 TL/USD= 91.270,80 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, fesih noktasında davalı gerekçelerinden birinin davacının temerrüde düşmesi olarak belirtildiğini, bu nokta yapılan mali incelemede ise, davalı şirketin gönderdiği 14.01.2019 tarihli ihtarnamede talep edilen borcun 26.980.683,53 TL olarak belirtildiğini, cari hesabında da bu miktar alacak görüldüğünü, davacı carisinde ise daha fazla tutarda 102.809.234,41 TL borç görüldüğünü, davalı tarafından gönderilen 30.04.2019 tarihli ihtarnamede borç tutarının 60.903.604,37 TL olarak belirtildiğini, davalı carisinde de 30.04.2019 tarihi itibariyle davacı şirket borcunun 60.903.604,00 TL olduğunun görüldüğünü, davacı şirketin cari hesabında ise davacının davalıya olan borcu 56.275.683,55 TL olduğunun görüldüğü" yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, denkleştirme tazminatı alacağının tahsiline, birleşen dava ise sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı bir kısım müspet ve menfi zararlardan kaynaklı maddi ve manevi tazminat taleplerinin tahsiline ilişkindir.
Asıl davada davacı taraf dava dilekçesi ile, taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği ve TTK 122 hükmündeki denkleştirme istemi koşullarının gerçekleşmiş bulunduğunu, davacının işletmeye kazandırdığı müşterilerle davalı şirketin yaptığı veya kısa bir süre içinde yapacağı işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi nedeniyle, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılacak inceleme sonucunda bulunacak denkleştirme tutarının tamamı için belirsiz alacak davası niteliğinde şimdilik 330.000,00 TL.'nin sözleşmenin sona erdiği 12.06.2019 tarihinden itibaren hesaplanacak olan TCMB tarafından ilan edilen avans faiziyle davalı tarafından davacı tarafa ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyasında ise 1-Sözleşmenin Devam Edeceği Kanısına Rağmen Haksız Biçimde feshedildiği tarihten İtibaren On İki Aylık Döneme İlişkin Sözleşme Devam Etse İdi Elde Edilecek Olan Ancak Halihazırda Haksız Fesih Nedeniyle Elde Edilemeyen Kâr Bakımından Şimdilik 100.000,00 TL, 2-Sözleşmenin Feshedildiği Dönemde Müvekkilin Depolarında Kalan Stok Mallardan Elde Edilmesi Gerekirken Davalı Yanın Haksız Eylemleri Neticesinde Yoksun Kalınan Kâr Bakımından Şimdilik 70.000,00 TL, 3-Müvekkilin Sözleşmenin Cari Olduğu Dönemde Davalının Yarattığı Sözleşmeye Aykırı Rekabet ve Diğer Haksız Fiilleri Nedeniyle Çok Düşük Kâr Oranı ile Veya Hiç Kârı Olmaksızın Satışını Yapmak Zorunda Kaldığı Mallar Sebebiyle Uğradığı Kâr Mahrumiyeti Bakımından Şimdilik 100.000,00 TL, 4-Davalının Haksız Fiilleri Sebebiyle Müvekkilin Bankalara Borçlandığı Kredi Faizleri İle Diğer Banka Ve Finansman Maliyetleri Nedeniyle Şimdilik 150.000,00 TL, 5-Müvekkilin Davalı Yanın Haksız Eylemleri Nedeniyle Depolarında Uzun Süreler Bekleyen Mallara İlişkin Oluşan Depo Maliyetleri Bakımından Şimdilik 10.000,00 TL, 6-... Şirketi ve ...Anonim Şirketi'nden olan alacakların tahsilinde gecikme zararı nedeniyle davalının kusuru oranında şimdilik 5.000,00 TL, 7-Ödenmeyen ... Destekleri Bakımından Şimdilik 10.000,00 TL, 8-Ödenmeyen ... Seyahat Kampanyası Desteğine İlişkin Olarak Şimdilik 5.000,00 TL, 9-Nihayet Müvekkil şirketin uğramış olduğu manevi zarar bakımından 60.000,00 TL'nin Sözleşme'nin sona erdiği tarihten itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı ve birleşen dosya davacı vekili 23/01/2025 tarihli bedel arttırımı ve ıslah dilekçesi ile denkleştirme tazminatına konu alacağını arttırıp, birleşen davaya konu taleplerini de ıslah etmiştir.
Asıl dosya denkleştirme (portföy tazminatı) istemine ilişkin olup, portföy tazminatına hak kazanmak için aşağıdaki şartların tamamının gerçekleşmesi gerekmektedir.
-Taraflar arasında bir münhasır distribütörlük (tek satıcılık) sözleşmesi olması;
-Sözleşmesinin üretici tarafından haksız nedenle veya tek satıcı tarafından haklı sebeplerle sona erdirilmiş olması veya süresinin sona ermiş olması nedeniyle sözleşmenin sona ermiş olması;
-Sözleşmenin sona ermesi ile distribütörün müşteri çevresini kaybetmesi;
-Distribütörün sözleşmeye konu markalı ürünleri Türkiye pazarında tanıtarak bu markanın yayılmasına katkıda bulunması ve bu şekilde müşteri çevresini önemli ölçüde geliştirmesi; sözleşmenin sona ermesinden sonra üreticinin distribütör tarafından yaratılan müşteri çevresinden yararlanmaya devam etmesi; bir diğer ifade ile, üreticiye devredilen müşteriler aynı ürünü tekrar satın alan sürekli müşteriler olması;
-Tazminat talebinin hakkaniyete uygun olması.
Taraflar arasında ilişkinin tek satıcılık sözleşmesi olup olmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Tek satıcı, bir sözleşme uyarınca yapımcı/üretici ya da onun ana veya ara dağıtıcılarının mallarının/ürünlerinin tamamı veya bir kısmının bedeli karşılığında satın alan ve bunları tekel halinde belirli bir yer veya coğrafi bölgede devamlı olarak kendi nam ve hesabına satan gerçek ve tüzel kişilerdir. Tek satıcı ürün ve hizmet sunumunu belirli bir yer veya coğrafi bölgede, devamlı surette yapmakta; ürün ve hizmet konusunu üretici veya tedarikçisinden doğrudan kendisi almakta ve aldığı ürün veya hizmeti kendi nama ve hesabına satmaktadır. Somut olayda, tarafların arasındaki ilişkiye ilişkin Sözleşmenin ilgili hükmü şu şekildedir:
“Madde 3 - Taraflar Arasındaki Hukuki İlişki " 3.1. Taraflar, bu sözleşme ile bir vekalet ya da tabiiyet ilişkisi yaratılmadığını, Distribütör'ün bağımsız işletmeci sıfatıyla işin her türlü riskini bilerek ve üstlenerek bu sözleşmeye taraf olduğunu ve bu sözleşmenin hiçbir şekilde tüm Türkiye'de tek yetkili satıcılık, münhasır distribütörlük/bayilik, acentelik, ticari vekillik ya da mümessillik, ortaklık, istihdam, ortak girişim (...), bağlı kuruluş, şube ve benzeri iş ilişkisi tesis etmediğini, Distribütör'ün ürünleri ...'tan alıp yeniden satmak dışında bir sıfatının olmadığını, ürünleri kendi nam ve hesabına satın alıp her türlü masraf, maliyet ve kar/zararı kendisine ait olmak üzere bölgedeki müşterilere kendi nam ve hesabına sattığını kabul ederler.
4.13. Şüpheye mahal vermemek için Distribütör, münhasır yahut tek satıcılık yetkisini haiz bir distribütör olmadığını, ürün imajı için her türlü reklam yatırımının ...'un kendisi tarafından yapılacağını ve marka bilinirliği ve müşteri portföyünün ... tarafından oluşturulduğunu ve geliştirildiğini beyan ve kabul eder.”
Bu hükümde her ne kadar taraflar arasındaki ilişkinin tek satıcılık sözleşmesi olmadığı düzenlenmişse de, önemli olan ilişkinin gerçek anlamda hukuki niteliğidir. Bu yüzden bu hükme rağmen tarafların arasındaki ilişkinin tek satıcılığa ilişkin bilgiler doğrultusunda değerlendirilmesi gerekir.
Sözleşmede tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği “4.1. ve 4.4 hükümleri çerçevesinde davacı şirketin sözleşme konusu ürünleri nam ve hesabına satacağı ve davalı şirketin ve hizmetin satışı için gerekli olan çabayı sarf edeceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin ek 2 bölge metninde satış yapılabilecek iller sayılmış olup bunların tüm ... Bölgesindeki iller ile ..., ... ve ... olduğu, sözleşmenin bölgeye ilişkin 4.1, 4.5, 4.6 hükümleri ve taraflar arasındaki fiili ilişki göz önünde bulundurulduğunda, davacı şirkete sadece davacı şirketin ürün ve hizmet satabileceği münhasır bir bölge tahsis edildiği, davacı şirketin diğer distribütörlerin ve davalı şirketin münhasır bölgelerinde satış yapmayacağı kararlaştırlarak davacı şirkete tekel hakkı tanındığı görülmüştür. Tüm bu hususlar karşısında, davacı şirketin davalı şirketin ürün ve hizmetlerini satması, davacı şirketin nam ve hesabına çalışması ve davacı şirkete münhasır bir bölge tahsis edilmesi durumu karşısında, taraflar arasındaki ilişkinin “tek satıcılık sözleşmesi” olduğu kanaati hasıl olmuştur.
Sözleşmenin sona erdirilmesi şartı yönünden ise yine taraflar arasında uyuşmazlık bulunmakta olup; sözleşmenin süre ve fesih başlıklı 8. Maddesi aşağıdaki şekildedir.
"Madde 8 - Süre ve Fesih 8.1. İşbu sözleşme imzalandığı tarihte yürürlüğe girer ve 5 (Beş) yıl süre ile yürürlükte kalır. Taraflardan herhangi biri, işbu sözleşmenin süresinin hitamından en az 30 (otuz) gün önce noter marifeti ile feshi ihbarda bulunmadığı takdirde, işbu sözleşme, 12 (oniki) aylık süreler halinde otomatik olarak yenilenecektir. Ancak sözleşme, hiçbir şekilde, imzalandığı tarihten itibaren 5 (beş) yıldan fazla yürürlükte kalmayacak olup; 5 (beş) yıllık sürenin sonunda işbu sözleşme ...'un sözleşmeden kaynaklanan tüm hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, münfesih olacak ve taraflar bu ilişkiye devam etmek istedikleri takdirde aralarında yeni bir sözleşme imzalayacaklardır. Şüpheye mahal vermemek üzere, Distribütör, 6. Madde doğrultusunda Teminat Mektubu'nu yenilememiş ise işbu sözleşmenin bu madde kapsamında otomatik olarak yenilenmesi söz konusu değildir. İşbu sözleşmenin yenilenmemesi sebebiyle taraflar birbirlerinden herhangi bir tazminat talep etmeyeceklerdir.
8.1. İşbu sözleşme içerisindeki maddelerde ...'un derhal fesih hakkı olduğu düzenlenen hallerin gerçekleşmesi halinde Distribütör'e önceden herhangi bir ihtar ve süre verilmesine gerek olmadan ...'un derhal etkili olacak şekilde işbu sözleşmeyi haklı nedenle fesih hakkı vardır. Distribütör'ün işbu sözleşmenin ve/veya eklerinin bunların dışındaki herhangi bir hükmünü ihlal etmesi halinde, ..., Distribütör'e durumu noter kanalıyla yazılı olarak bildirerek 3 (üç) gün içinde söz konusu aykırılığın giderilmesini ya da yükümlülüklerin yerine getirilmesini talep eder. Aynı zamanda ..., bu süre boyunca ürün tedariki, sipariş kabulü ve teslimatı ile diğer yükümlülüklerini yerine getirmeme hakkına sahiptir.” denmiştir.
Buna göre davacı taraf, sözleşmenin bitiş süresi olan 12.06.2019 tarihinden önce, taraflardan biri, en az 30 gün
önceden fesih ihbarında bulunmadığından sözleşmenin 12.06.2019 tarihinden itibaren on iki ay daha kendiliğinden uzadığını; Davalı taraf ise, davacı şirkete gönderilen ... 7. Noterliğ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davalının usulüne uygun fesih ihbarında bulunmadığı varsayılsa bile, sözleşmenin 5 yıl süre ile yürürlükte kalacağı ve ayrı bir sözleşme yapılmadıkça bu kapsamdaki ticari ilişkinin sona ereceğinin düzenlendiğini, taraflar arasında 12.06.2014 tarihli işbu sözleşmenin imzalanmasından sonra başka sözleşmeler için de müzakereler gerçekleşmiş olsa da imzalanan başkaca bir sözleşmenin olmadığını, sözleşmenin 12.06.2019 tarihinde başka hiçbir ihbara gerek kalmaksızın beş senenin dolması sebebiyle kendiliğinden sona ereceğini, Sözleşme'nin 8.1. Maddesinin devamında yer alan "şüpheye mahal vermemek üzere, Distribütör. 6. Madde doğrultusunda 'teminat mektubunu yenilememiş ise işbu Sözleşme'nin bu madde kapsamında otomatik olarak yenilenmesi söz konusu değildir. " hükmünün yorumlanması konusunda davacı ile farklı görüşlerde olunduğunun aşikar olduğunu, bu hüküm ile düzenlenmek istenenin, tarafların sözleşmenin devamı yönünde irade sergilemeleri halinde dahi teminat mektubunun yenilenmemesi halinde sözleşmenin devamının söz konusu olmayacağını, dolayısıyla davacı tarafından iddia edilenin aksine burada sözleşmenin uzaması teminat mektubunun yenilenmesine bağlanmadığını, ilişkinin sürekliliği ve davalının ticari faaliyetlerini garanti altına alması için teminat mektubunun yenilenmesinin sözleşmenin süresinin uzaması için ek bir koşul haline geldiğini, başka bir deyişle davacı tarafından düzenlenen bir teminat mektubunun varlığının kabulünün dahi sözleşmenin devamı anlamına gelmediğini, beyan etmiştir. Davalının sözleşmenin yenilenmeyeceğine ilişkin bu iradesinin yorumlanması gerekmektedir. Davalı ...Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı ... A.Ş.’ye gönderilen ... 7. Noterliği ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin konu kısmı şu şekildedir:
“Firmanız ile Müvekkil Şirket arasında akdedilmiş olan Distribütörlük Sözleşmesi uyarınca yaptığınız ürün alımlarında istinaden doğan ancak vadesinde ödenmeyen borç tutarının ödenmesi; ilgili ödemelerin herhangi birinin vade tarihinde tam olarak ödenmemesi halinde halihazırda vadesi geçmiş toplam borç bedelinin tamamı üzerinden 07.05.2019 tarihi esas alınmak suretiyle gecikilen her ödeme günü için yürürlükteki en yüksek ticari temerrüt faizinin uygulanacağı ve 12.06.2019 tarihinde sona erecek Sözleşme’nin, gösterdiğiniz yetersiz performans ve devamlılık arz eden şekilde yaşadığımız ödeme sorunu sebebiyle yenilenmesinin değerlendirilemeyeceği hakkında ihtar ve bildirimimizdir.” Görüldüğü üzere, ihtarnamenin konu kısmında, Sözleşmenin “yenilenmesinin değerlendirilemeyeceği” ifade edilmiştir. Sözleşmenin 8.1. " İşbu sözleşme imzalandığı tarihte yürürlüğe girer ve 5 (Beş) yıl süre ile yürürlükte kalır. Taraflardan herhangi biri, işbu sözleşmenin süresinin hitamından en az 30 (otuz) gün önce noter marifeti ile feshi ihbarda bulunmadığı takdirde, işbu sözleşme, 12 (oniki) aylık süreler halinde otomatik olarak yenilenecektir. Ancak sözleşme, hiçbir şekilde, imzalandığı tarihten itibaren 5 (beş) yıldan fazla yürürlükte kalmayacak olup; 5 (beş) yıllık sürenin sonunda işbu sözleşme ...'un sözleşmeden kaynaklanan tüm hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, münfesih olacak ve taraflar bu ilişkiye devam etmek istedikleri takdirde aralarında yeni bir sözleşme imzalayacaklardır. Hükmü dikkate alındığında sözleşmenin imzalandığı 12/06/2014 tarihinden itibaren 5 yıldan fazla yürürlükte kalmayacağı ve 5 yıllık sürenin sonunda yenilenmek istenirse yeni bir sözleşme yapılacağı açıkça düzenlenmiştir. Sözleşmede 12 aylık süreler halinde otomatik yenileneceğine ilişkin bölümün en fazla süre olarak belirlenen 5 yıl sonrasında uygulanamayacağı, sözleşmede açıkça yeni bir sözleşme yapılacağının belirtildiği, taraflar arasında 11/01/2019 - 02/08/2019 tarih aralığında gerçekleşen ihtarname trafiğinden tarafların birbirlerine sözleşmeye aykırı eylemlerinin bulunduğundan bahisle ihtarlarda bulundukları, ancak hiçbir ihtarda haklı nedenle fesih yapıldığı ya da yapılacağı belirtilmemiş olup, davalı 30/04/2019 tarihli ihtarında sözleşme süresinin 12/06/2019'da sona ereceğini ve yenilenmeyeceğini bildirmiştir. Bu hali ile taraflar arasındaki sözleşme, sözleşmede belirlenen üst sürenin dolmasıyla kendiliğinden 12/06/2019 tarihinde sona ermiştir. Sonuç olarak davacının kusuru nedeniyle yapılmış bir fesih bulunmayıp, sürenin sona ermesi nedeniyle taraflar arasındaki ilişki son bulduğundan davacının denkleştirme tazminatı talep etmesine bir engel bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Portföy tazminatı, acentelik sözleşmesine ilişkin hükümler arasında, acentelik sözleşmesinin sona ermesinin sonuçlarından biri olarak, “Denkleştirme istemi” yan başlığıyla, TTK m. 122’de düzenlenmiştir. Portföy tazminatı, zarar şartından bağımsız olarak talep edilebilmektedir. Yine, kusur da, denkleştirme isteminde bulunulabilmesi için aranan mutlak bir unsur değildir. Portföy tazminatı talep etme hakkı, acentenin veya tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren süreli sözleşme kapsamında hareket eden kişinin, borç ilişkisi süresince oluşturduğu portföyden artık fayda sağlamamasına karşılık, diğer tarafın bu portföy üzerinden menfaat sağlamaya devam etmesinin karşılığı olarak öngörülmüştür. Portföy tazminatının talep edilebilmesi için TTK m. 122/1’de aranan maddi şartların sağlanması gerekir. Bunun için (i) sözleşmenin sona ermesi, (ii) yeni ve sürekli müşteriler sayesinde önemli menfaatler elde edilmesi (iii) tek satıcının ücret kaybına uğraması (iv) denkleştirme ödemesinin ödenmesi hakkaniyete uygun olması ve (v) sözleşmenin tek satıcı tarafından haklı sebeple feshedilmesi veya müvekkil tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi gerekir. Bu şartların beraber var olması halinde, portföy tazminatı talep edilebilir. Sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi halinde, TTK m. 121/3’e uygun olması şartıyla, denkleştirme talep edilebilir. Denkleştirme talebi için, sözleşme sona ermesine rağmen tek satıcının, müvekkil lehine kazandırdığı yeni ve devamlı müşteriler sayesinde önemli menfaatlerin elde edilmesi gerekir. Yeni müşteriler; daha önce müvekkilin müşterisi olmayan kişilerin kazandırılması veya daha önce müvekkil ile müşteri ilişkisi sona ermiş kişilerin yeniden kazandırılması şeklinde olabilir. Yeni müşterilerin iktisadi/ekonomik anlamda bir değer katması beklenir. Bunun için de, önceki ciro ile sonraki cirolar karşılaştırılabilir. Yeni müşteriler sayesinde önemli menfaatlerin elde edilmiş olması gerekir. “Önemli menfaat” kavramı, müvekkilin somut bir kazanç elde etmesi ile beraber kazanç elde etme ihtimalini de kapsamaktadır. Ücret kaybı, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle yapılamayan ve tek satıcıya ücret hakkı kazandırması beklenen işlerden/sözleşmelerden beklenen menfaatin elde edilmemesiyle ortaya çıkan ücret kaybıdır. Ücret kaybı hesaplanırken, tek satıcı tarafından yapılan veya yapacağı işler/sözleşmeler için ödenen/ödenecek kök ücretlerin esas alınması gerekir. Müvekkilden diğer sair sebeplerle alınan ücret niteliğinde olan/olmayan tahsil/garanti provizyonu, olağanüstü giderler, yürütülen faiz gibi kazançlar, bu hesaplamanın dışında bırakılır. Denkleştirme ödemesinin hakkaniyete uygun olması gerekir. Sözleşme süresi boyunca tek satıcıya kazandırılan menfaatler, denkleştirişi ödemenin sağlayacağı faydanın yerini tutuyorsa, bu ödemenin hakkaniyete uygun olmadığı sonucuna varılacaktır. Müvekkilin bilinen bir marka olması halinde; markanın kendisinin sahip olduğu tanınırlık ve çekim gücünün göz önünde bulundurulması; bu durumun hakkaniyet ilkesi çerçevesinde yorumlanması ve denkleştirme bedelinin indirilmesinde etkisinin olması gerekir.
TTK m. 122/2'de “Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.” denilerek, portföy tazminatının üst limitinin nasıl hesaplanacağı belirtilmiştir. Üst limit dışında tazminat hesabının nasıl yapılacağı ise açıklanmamıştır. Doktrinde denkleştirme tazminatının miktarının üç aşamalı bir işlemle bulunabileceği belirtilmektedir: Şöyle ki, birinci aşamada, müvekkilin menfaati ve acentenin / tek satıcının kaybı hesaplanır. Böylece, acenteye / tek satıcıya ödenecek denkleştirme miktarının ham karşılığı bulunur. İkinci aşamada, bu sonuç hakkaniyet denetimine tabi tutulur. Birinci ve ikinci basamakta yapılan hesaplamada uygun denkleştirme miktarı bulunurken üst sınır dikkate alınmaz. Bu hesaplamalar ham karşılığa göre yapılır. Üçüncü aşama, denkleştirme miktarının üst sınırının belirlenmesidir. Önce acenteye / tek satıcıya ödenecek ham karşılık bulunur. Bulunan bu ham karşılık üst sınırı aşıyorsa, rakam üst sınır düzeyine indirilir. Denkleştirme miktarının hesaplanmasında, müvekkilin kazancı ve acentenin / tek satıcının kaybı tespit edilmelidir. Bu hesaplamalar sonunda elde edilen rakamlar, hakkaniyet denetiminden geçirilmelidir. Varsa hakkaniyet gereğince yapılacak indirim yapılmalı ve en son olarak faiz indirimi yapılarak ham karşılık elde edilmelidir. Ancak hakkaniyet denetiminde yapılacak indirim, somut olayda, davacı tek satıcı şirketinin çabasının (reklam, tanıtım, fuara katılım vs.) bulunması, markanın çekim gücü gibi nedenlerle farklı bir değerlendirilmeye tabi tutulabilir (Ayan, s. 193 vd., Kaya, s. 21 vd.).
Somut olayda; ... markasının tüm dünyada bilinen marka sıralamasında 5. sırada olup ayrıca, birçok ülkede de tescilli bir marka olması, Türkiye'de de 1993 yılından beri tescilli bir marka olma niteliğini haiz olması nedeniyle bu markanın kimse tarafından bilinmeyen bir marka gibi değerlendirilmesi mümkün değildir. Davalı vekilinin dilekçesinde "... markasının Türkiye'de yayılması için ... şirketlerinin de devamlı bir pazarlama faaliyeti içinde oldukları ve bu amaçla çok büyük harcamalar yaptıkları, bu kapsamda reklam şirketleri ile çalışıldığı, pek çok reklam ve pazarlama faaliyeti yapıldığı, sponsorluklar yapıldığı, ... (yeni ürünlerin şehir şehir dolaşılarak tanıtılması) çalışması ve ... (mağazalarda ve gazetelerin eki olarak dağıtılan broşürler) çalışmaları yapıldığı, gazete, dergi, televizyon ve radyolarda reklamlar verildiği, kampanyalar yapıldığı, duvar giydirme ve reklam panoları (billboard) kiralamak suretiyle de reklam ve pazarlama faaliyetinde bulunduğu, davacının, yaptığı reklam ve pazarlama harcamalarını da ...’a fatura edilerek bu reklam ve pazarlama harcamalarının büyük bir çoğunluğunur ...’dan tahsil edildiği, hal böyle olunca davalının davacı ile arasında distribütörlük sözleşmesinin olduğu dönemde satışlarda yaşanan artışın yalnızca ... sayesinde gerçekleşmediği, nitekim davalının satış yaptığı diğer bölgelerde de benzer oranda artış yaşandığı ve bu hususun ekte yer alan grafiklerde de görüldüğü, bütün bunların da ötesinde, davacının sözleşme süresince yükümlülüklerini yerine tam olarak getiremediği ve davalıya herhangi bir değer artışı sağlamadığı" hususundaki beyanlarının yerinde olduğu kabul edilerek, davacının denkleştirme alacağından %80 hakkaniyet indirimi yapılması uygun bulunmuştur.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarındaki hukuki değerlendirmeler mahkememize ait olmakla, teknik olarak yapılan değerlendirmelere ilişkin 25/09/2024 tarihli raporda davacı ve davalının itirazları tek tek değerlendirilerek denkleştirme miktarına faiz indirimi uygulanması ve tek satıcılığa ilişkin denkleştirme istemi hesabında brüt satış karının dikkate alınması gerektiğinden ( İstanbul BAM 43. HD. ... E. ... K.) bu seçeneğe göre yapılan hesaplamaya itibarla, müşteri kaybı oranı uygulanarak bulunan faiz ve hakkaniyet indirimi yapılmamış ham değer 89.760.652,08 TL'ye itibar olunmuş, yukarıda açıklanan sıralamaya göre belirlenen bu değere %80 hakkaniyet indirimi uygulanarak 17.952.130,41 TL'den faiz indirimi olan 14.648.938,42 TL düşülerek bulunan 3.303.191,99 TL denkleştirme tazminatı olarak hesap edilmiş ise de davacının talep arttırım dilekçesindeki talebi ile bağlı kalınarak asıl davanın 2.000.000,00 TL üzerinden kabulü ile hükmedilen denkleştirme tazminatına dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasındaki talepler yönünden, davacı sözleşmenin devam ettiği süreçte davalının haksız eylemleri nedeniyle bir kısım zararlara uğradığından bahisle tazminat talebinde bulunmuş ise de bu hususta daha önce davacı tarafça yapılmış bir ihtar olmadığı gibi sözleşmenin sona erdirilmeyerek devam ettirildiği, sonuçta davacının, davalının eylemleri nedeniyle sözleşmeden zarar ettiğini belirtmiş ise de herhangi bir fesih iradesi ortaya koymadığı, davaya konu taleplerin feshe bağlı talepler olup, taraflar arasındaki sözleşmenini sürenin dolmasıyla birlikte kendiliğinden sona erdiği, davacının kar kaybı ve diğer maddi manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığından birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
A) Asıl dava yönünden; davanın KABULÜ ile, 2.000.000,00 TL denkleştirme tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
A-1)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 136.620,00 TL nispi karar harcından, peşin alınan 5.635,58 TL ile tamamlama harcı olarak alınan 29.000,00 TL harç toplamı 34.635,58TL harcın mahsubu ile bakiye 101.984,42 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
A-2)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 280.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
A-3)Davacı tarafından yapılan dava açılarken ve yargılama aşamasında yatırılan toplam 34.697,78 TL (54,40 TL BVH, 7,80 TL VSH, 4.635,58TL peşin harç, 29.000,00 TL tamamlama harcı ) harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
A-4)Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 18.487,50TL (17.800,00 TL bilirkişi ücreti ve 687,50TL tebliğler ve posta,) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
A-5)Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
B) Mahkememiz dosyası ile birleşen ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası yönünden; davanın REDDİNE,
B-1)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 8.709,53 TL ve ıslah ile alınan 15.000,00 TL toplam 23.709,53 TL harçtan mahsubu ile bakiye 23.094,13 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
B-2)Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesinin 13/4 maddesi gereğince hesap olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
B-3)Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesinin 10/3 maddesi gereğince hesap olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
B-4)Davacı tarafından birleşen dava yönünden yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
B-5)Birleşen dava yönünden davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
B-6)Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
C-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yüzüne karşı ; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/03/2025
Başkan ... Üye... Üye ... Katip ...
*e-imzalıdır *e-imzalıdır *e-imzalıdır *e-imzalıdır