T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/387 Esas
KARAR NO : 2025/170
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 28/07/2020
KARAR TARİHİ : 27/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklı olduğunu iddia eden ... tarafından müvekkili ... ve ... A.Ş aleyhine ... 25. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, aynı zamanda dosyaya konu senet yönünden ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Değişik İş sayılı dosyasında müvekkilleri hakkında ihtiyati haciz kararı verildiğini, senedin müvekkili şirket tarafından lehtarı olan ...'a Irak'ta bulunan Al Mashreq Üniversitesinin inşaat ve tadilat işlerinin müvekkili şirket tarafından yapılması, ayrıca müvekkiline yapılacak ödemelere aracılık edeceğinin taahhüt etmesi karşılığında tanzim edildiğini, müvekkillerinden ...'nın senette asli borçlu veya kefil sıfatı bulunmadığından sorumluluğunun bulunmadığını, senedin dayanağı olan anlaşmadan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesine karşı müvekkili şirketin takip tarihinden önce senede karşılık toplam 240.000,00 USD ödeme yaptığını, ... 'nin salt borçluların zararına hareket edilmesi kastıyla senedi iktisap ettiğini, senedin vade tarihinden sonra cirolandığının sabit olduğundan TTK m.690 gereğince söz konusu ciro alacağın temliki hükmünde olduğunu, ... 'nin senedin arka yüzündeki ciro imzası ile vekaletnamedeki imzanın dışarıdan bakıldığında dahi farklığının anlaşıldığını, bu nedenlerle öncelikle dosyaya sundukları dekont ve makbuzlarla senede mahsuben 240.000.-USD ödeme yapılmış olduğunu, ayrıca haciz ve muhafaza baskısı altında her türlü talep ve dava hakları saklı tutularak ihtirazi kayıtla 300.000.-USD karşılığı olan TL bedelinin icra müdürlüğü hesabına ödenmiş olduğu dikkate alınarak; davalarının kabulü halinde müvekkillerinin telafisi imkansız zararlara uğramaması adına, davaya konu icra takibinin durdurulmasına ve icra müdürlüğünün banka hesabına müvekkilleri tarafından ödenen bedelin alacaklıya ödenmemesine dair öncelikle teminatsız olarak aksi yorumla mahkeme tarafından uygun görülecek bir teminat karşılığında tedbir kararı verilmesine, davalıların imza ve yazı örnekleri alınarak senet üzerinde imza ve yazı incelemesi yapılması için işlem yapılmasına, netice itibarı ile yapılacak yargılama neticesinde; davamızın kabulü ile müvekkilleri ... ve ... A.Ş.'nin, dava konusu senetten dolayı 240.000.-USD ödeme yaptıkları dikkate alınarak, müvekkillerinin 240.000.-USD karşılığı borçlu olmadıklarının tespitine, davalıların haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile müvekillerinin borçlu olmadığı miktar olan 240.000. USD'nin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmelerine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...-... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin takip konusu senet nedeni ile alacaklı olduğunun tartışmasız olduğunu, davacıların da senedi ve senetteki imzalarını açıkça kabul ettiklerini, müvekkilinin diğer davalıdan alacağının bulunduğunu, bu nedenle dava konusu senedin ... tarafından ciro edilerek müvekkiline verildiğini, müvekkilinin senedin yetkili hamili durumunda olduğunu, müvekkilinin dava konusu senedi ciro yolu ile aldığını, davacının iş bu davada ileri sürmüş olduğu şahsi defileri müvekkiline karşı ileri sürmesinin de hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafından dosyaya bir sözleşme metni sunularak takip konusu senedin bu sözleşme ile ilişkilendirilmeye çalışıldığını, ancak bu sözleşme ile takip konusu senedin hiçbir ilgisi bulunmadığını, senet üzerinde sözleşmeye ilişkin bir kayıt olmadığı gibi sözleşmede de senet verilmiş olduğundan bahsedilmediğini, senedin tanzim tarihinin 11/07/2019 olduğunu, sözleşmenin tarihinin ise 27/11/2019 olduğunu, senet ile sözleşmenin ilişkili olmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmelerine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların her ne kadar dava konusu senedin Irakta bulunan bir üniversite binasının inşaat işlerinin bağlanması ve buna ilişkin ödemelerin alınmasına aracılık işi için verildiğini iddia etmiş ve buna ilişkin olarak da dosyaya ... 39. Noterliği'nin ... yevmiye no.lu ve ... tarihli sözleşmeyi ibraz etmişlerse de sözleşme içeriği incelendiğinde takip konusu senet ile sözleşmenin hiç bir bağlantısının olmadığı açıkça görüldüğünü, takip konusu senet ile davacının sunmuş olduğu sözleşme arasında hiç bir hukuki bağlantı bulunmadığının ortada olduğunu, bu nedenle davacının bu iddiaları gerçek dışı olduğunu, davacı taraf, senet borçlusu ...'nın asli borçlu ve kefil sıfatının bulunmadığını senetteki imzayı şirket yetkilisi sıfatı ile imzaladığı bu nedenle şahsi sorumluluğuna gidilemeyeceğini iddia etmiş ise de bu iddiaları kambiyo hukukuna aykırı olduğunu, davacı tarafın dosyaya bir kısım makbuzlar ibraz etmek sureti ile takip konusu senede ilişkin olarak ödemeler yapmış olduğu ve borçlu olmadığını haksız olarak iddia ettiğini, davacının sunduğu ödeme belgelerinin takip konusu senet ile hiç bir ilgisinin olmadığının anlaşıldığını, davacı tarafın tamamen varsayımdan hareket ile takip konusu senedin tahsili için müvekkilinin senet hamili alacaklı ile birlikte hareket ettiğini ve senedin ödeme tarihinden sonra ciro edilmiş olduğunu iddia etmiş ise bu haksız iddialarına ilişkin hiç bir somut delilinin olmadığı dosya kapsamı ile ortada olduğunu, davacı tarafın, senedin ödeme tarihinden sonra ciro edilmiş olduğuna ilişkin iddiasını hiç bir surette ispat edemeyeceğini, müvekkili ...'ın diğer davalıya borcu bulunduğundan dava konusu senedi ödeme tarihinden çok önce ciro ederek verdiğini, burada açıkça ciro işlemi mevcut olup alacağın temliki söz konusu olmadığını, bu nedenlerle davacıların haksız, dayanaksız, usul ve yasa hükümlerine aykırı davalarının reddine, davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, tüm yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
... 29. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, ... 25. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyası, ... CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyası, ... 4. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası, ... 4. İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı dosyası, ... Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin...esas sayılı dosyası, ...'a yazılan müzekkere cevabı, ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...D.İş sayılı dosyası, dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, bedelsizliğe dayalı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası, 6762 sayılı TTK’nın 599. (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) m.687) maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61 vd. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 vd.) maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını vermektedir.
Somut olayda davacılar, ... 25. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında takibe konu olan senetten dolayı lehtara 240.000,00 USD ödediğini belirterek takipten ve takibe konu senetten dolayı 240.000,00 USD borçlu olunmadığının tespiti talep etmiş, daha sonra ödeme nedeniyle dava istirdat davasına dönüşmüştür. Davacı taraf takibe konu senedin davacı şirket tarafından lehtarı olan ...'a Irak'ta bulunan ...Üniversitesinin inşaat ve tadilat işlerinin müvekkili şirket tarafından yapılması, ayrıca müvekkiline yapılacak ödemelere aracılık edeceğinin taahhüt etmesi karşılığında tanzim edildiğini, müvekkillerinden ...'nın senette asli borçlu veya kefil sıfatı bulunmadığından sorumluluğunun bulunmadığını, senedin dayanağı olan anlaşmadan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesine karşı müvekkili şirketin takip tarihinden önce senede karşılık toplam 240.000,00 USD ödeme yaptığını beyan etmiştir.
Davalı ...-... ise diğer davalıdan alacağının bulunduğunu, bu nedenle dava konusu senedin ... tarafından ciro edilerek verildiğini, müvekkilinin senedin yetkili hamili durumunda olduğunu, müvekkilinin dava konusu senedi ciro yolu ile aldığını, davacının iş bu davada ileri sürmüş olduğu şahsi defileri müvekkiline karşı ileri sürmesinin de hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafından dosyaya bir sözleşme metni sunularak takip konusu senedin bu sözleşme ile ilişkilendirilmeye çalışıldığını, ancak bu sözleşme ile takip konusu senedin hiçbir ilgisi bulunmadığını, senet üzerinde sözleşmeye ilişkin bir kayıt olmadığı gibi sözleşmede de senet verilmiş olduğundan bahsedilmediğini, senedin tanzim tarihinin 11/07/2019 olduğunu, sözleşmenin tarihinin ise 27/11/2019 olduğunu, senet ile sözleşmenin ilişkili olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... ise takip konusu senet ile davacının sunmuş olduğu sözleşme arasında hiç bir hukuki bağlantı bulunmadığını, davacının sunduğu ödeme belgelerinin takip konusu senet ile hiç bir ilgisinin olmadığını, senedin ödeme tarihinden sonra ciro edilmiş olduğuna ilişkin iddiasını hiç bir surette ispat edemeyeceğini, müvekkili ...'ın diğer davalıya borcu bulunduğundan dava konusu senedi ödeme tarihinden çok önce ciro ederek verdiğini, burada açıkça ciro işlemi mevcut olup alacağın temliki söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre, davacı ... asli borçlu ve kefil sıfatının bulunmadığını senetteki imzayı şirket yetkilisi sıfatı ile imzaladığını bu nedenle şahsi sorumluluğuna gidilemeyeceğini beyan etmiş ise de takibe konu senedin incelenmesinde ...'nın çift imzasının bulunduğu ve kefil olarak takibe konu senetten dolayı sorumlu olduğu anlaşıldığından bu husustaki iddiasına itibar edilmemiştir. Davacı şirket dava konusu senedin Irakta bulunan bir üniversite binasının inşaat işlerinin bağlanması ve buna ilişkin ödemelerin alınmasına aracılık işi için verildiğini iddia etmiş ve buna ilişkin olarak da dosyaya ... 39. Noterliği'nin ... yevmiye no.lu ve ... tarihli sözleşmeyi ibraz etmiş ise de sözleşmenin içeriği incelendiğinde dava konusu senede bir atıf yapılmadığı, senedin tanzim tarihinin 11/07/2019 olduğu, sözleşme tarihinden önce düzenlendiği anlaşıldığından davacı bu iddiasını ispat edememiştir.
Yine davacı taraf dosyaya bir kısım makbuzlar ibraz etmek sureti ile takip konusu senede ilişkin olarak ödemeler yapıldığını iddia etmiş ise de ödemelerin takip konusu senede ilişkin olduğu ispat edilemediğinden, davalı lehtar yönünden davacı ödeme iddiasını kanıtlayamamış olup, davalı hamile karşı da ödemeye ilişkin kişisel defisini ileri süremeyeceğinden ve hamilin kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğunu ispatlayamadığından, davanın reddine, mahkememizce davacının tedbir talebi reddedildiğinden İİK 72/4 maddesi gereği davalı lehine tazminat takdirine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacının tedbir talebi reddedildiğinden İİK 72/4 maddesi gereği davalı lehine tazminat takdirine yer olmadığına,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 113.242,67 TL harç bedelinden peşin alınan 28.310,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 84.932,00 TL harç bedelinin davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesaplanan 242.355,36TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
Dair, davacılar vekilinin (e-duruşma ile) ve davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/02/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır