T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/153 Esas
KARAR NO : 2025/400
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 25/02/2021
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklı olarak gözüken davalı ...'nin müvekkili aleyhine ... 4. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olduğunu müvekkilinin takibe konu senetlerden dolayı borçlu olmadığının mahkemece tesbitinin gerekmekte olduğunu müvekkilinin evlenmeyi düşündüğü ... İsmindeki kişinin davalı ...'ye borcu olduğu iddiası ile ...'ın 10-15 kişi tarafından müvekkilinin mesleği gereği türkü söyleyerek sahne aldığı işyerinden alıkoyulduğunu müvekkilinin evlenmeyi düşündüğü ve aynı evi paylaştığı ...'ı kurtarmak için bir gün sonra 17/12/2019 tarihinde davalının iş yerine kendi başına gitmiştir davalının iş yerinde davalı ve 10-15 kişilik grup müvekkiline hitaben ...'ın 50.000,00 TL borcu olduğunu ve bunun ödenmesi gerektiğini söylediklerini hatta ödenmezse ...'ı öldüreceklerini küfürlü hakaretli şekilde söylemişlerdir. Müvekkilinin ...'ın borcuna aylık 5.000,00 TL olarak ödemeyi teklif etmiş ve davalı ve yanlıları bunu kabul etmediğni sonrasında müvekkilinin kendisini işyerinden alması için arkadaşı ...'ı çağırdığını ...'ın müvekkilini geç saat olduğundan iş yerinden almak için iş yerine geldiğinde davalı ve arkadaşlarından ... ismindeki kişi 4 tane senedi müvekkilinin önüne dayadığını senetleri imza atmaları gerektiğini aksi halde öleceklerine dair tehditte bulunduklarını aynı senetlere ...'ın da imza atmasını istemişlerdir müvekkilinin de gerek kendisinin gerekse ... ve ...'in canını kurtarmak için senetlere imza attığını ... 4. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasındaki borcun ferileriyle birlikte tamamına borçlu olmadığının tespiti ile mezkur icra takibinin teminatsız veya uygun teminat mukabili durdurulmasını yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ilk hususta alacağını tahsil etmek amacı ile davalı yan ile iletişime geçmeye çalışmış lakin çabaları sonuçsuz kaldığını bu sebepten huzurdaki davaya konu icra takibinin başlatıldığını akabinde takibin kesinleştiğini davacı yanın dava dilekçesinde ikrar ettiği üzere senetteki imzaların bizzat kendisine ait olduğunu bahse konu senetlerin tarafına tehdit, ikrar ve dolandırıcılık suretiyle imzalattırıldığı yönündeki beyanlarının mesnetsiz olduğunu esas hakkında inceleme yapılması halinde kötü niyetli ve ispatlanmayan davanın reddini, davacı aleyhine %20den az olmamak üzere tazminatını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; tehditle zorla imzalattırıldığı iddia olunan senetlerin hükümsüz kaldığı iddiasıyla borçlu olunmadığı tespiti isteminden ibaret olduğu görüldü.
DELİLLER;
... Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu'na müzekkere yazılarak ... Soruşturma sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir.
... 6. İcra Hukuk Mahkemesine müzekkere yazılarak ...4 Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir.
... Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu'na müzekkere yazılarak ... Soruşturma sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir.
...34. İcra Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasına müzekkere yazılarak 14/03/2019 tediye tarihli, 14/02/2019 düzenleme tarihli, 110.000,00-TL bedelli senet, 12/06/2019 tediye tarihli, 14/02/2019 düzenleme tarihli, 180,000,00-TL bedelli senet, 19/04/2019 tediye tarihli, 14/02/2019 düzenleme tarihli, 120,000,00-TL bedelli senet aslı olmak üzere üç adet senet aslı celp edilmiştir.
PTT Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ...'ın ıslak imzalarının bulunduğu hesap açma sözleşmesi (2 sayfa), hesap açma formu (1 sayfa) celp edilmiştir.
...'na müzekkere yazılarak ...'ın ıslak imzalarının bulunduğu 1112 no'lu seçmen listesi aslı celp edilmiştir.
... Bankası ... Şubesi'ne müzekkere yazılarak 22/11/2023 tarihli yazısı ekinde gönderilen ...'a ait Mevduat Sözleşmesi aslı celp edilmiştir.
... Bankası Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ...'ın ıslak imzalarının bulunduğu Kredi Kartları Üyelik Sözleşmesi aslı celp edilmiştir.
...Bankası'na müzekkere yazılarak ...'ın ıslak imzasının bulunduğu beyan formu celp edilmiştir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince ATK raporu alınmasına karar verilmiş olup 22/03/2024 tarihli ATK raporunda özetle; " İnceleme konusu senetlerde kefil bölümü sağ tarafında ... adına atılı imzalar ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ve yanındaki bir takım kişilerin birlikte davacıyı tehdit ederek 4 adet senede zorla imza attırıldığını ancak imza attırılan senetlerin dava konusu ... 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına dayanak yapılan senetler olmadığını, dava konusu senetlerin müvekkilinin imzası taklit edilmek suretiyle sahte olarak düzenlendiği, müvekkili ile davalı arasında ticari bir ilişkinin olmadığı davalı tarafça bilindiğinden lehtar olarak müvekkilinin sevgilisi ...'ın da senette lehtar olarak eklendiğini, senette iki lehtar olmasının mümkün olmadığını, senedin ciro silsilesinin bozuk olduğunu, bu olay hakkında davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu iddia ederek ... 4. İcra Müdürlüğünün ...sayılı takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise cevap dilekçesinde dava dilekçesindeki iddiaları inkar etmiştir.
Dava konusu olaya ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası celp edilmiş, dosyanın incelenmesinde müşteki ...'ın, şüpheliler ..., ... ve ... hakkında kendisini tehdit ettiklerini, yağma suçunu işlediklerini, açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu işlediklerini, kişiyi hürriyetin yoksun kılma suçunu işlediklerini beyan ederek şikayetçi olması üzerine şüpheliler hakkında müsnet suçtan soruşturmaya başlanılmış ise de;
Müştekinin bahse konu bonodaki borcun kendisine ati olmadığını şüpheliler tarafından sahte olarak düzenlendiğini iddia etmiş ise de; ... 34. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasındaki 20/05/2022 tarihli bilirkişi raporu ile söz konusu bononunu müştekinin el ürünü olduğunun tespit edildiği, bu suretle müştekinin iddialarının soyut nitelikte olduğunun kabulü gerektiği,
Ayrıca Yargıtay'ın, savcılığın sadece mahkûmiyetle sonuçlanacağını değerlendirilen hususları dava konusu yapmaları, beraatle sonuçlanacağını değerlendirilen eylemleri dava konusu yapmamaları gerektiği yönündeki kararları da düşünüldüğünde, soruşturma konusu somut olayda mevcut delillerle iddianame düzenlenip kamu davası açılması yönündeki bir kararın Türk Ceza Adalet Sisteminde AY m. 38 ve 5271 sayılı CMK m. 158/6. maddesi ile kabul edilip benimsenen ve dayanağını evrensel bir hukuk ilkesi olan masumiyet (suçsuzluk) karinesinden alan Kişinin Lekelenmeme Hakkının ihlalini oluşturacağı;
Toplanan deliller ve tüm soruşturma evrakı birlikte değerlendirildiğinde; olay anına ilişkin kamera görüntülerinin bulunmadığı, iddialar ile ilgili olarak dinlenen tanığın beyanında şüphelilerin müştekilere karışı tehdit, hakaret ve darpta bulunduklarına dair bir beyanın olmadığı, soyut iddia dışında kamu davası açmak için yeterli ve kesin delil elde edilemediği, ceza yargılamasının temel ilkelerinden olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince bir kimsenin bir suçtan cezalandırılabilmesi için suçun hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde kesin olarak ispat edilmesi gerektiği, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialara dayanarak bir kimse aleyhine mahkumiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı, soruşturma konusu somut olayda şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediğine dair başkaca delillerle doğrulanamayan soyut iddia dışında herhangi bir delil olmadığından kamu davasının açılması için yeter şüphe elde edilemediği anlaşılmakla;
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Olay hakkında delil yetersizliği nedeniyle kovuşturma imkanı bulunmadığından 5271 sayılı CMK'nın 172/1 maddesi hükmü gereğince KAMU ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA," karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce dava konusu bono asılları ve davacının emsal imzaları celp edilmiş, bonolar üzerinde imza incelemesi yaptırılmış, 07/03/2024 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda " İnceleme konusu senetlerde kefil bölümü sağ tarafında ... adına atılı imzalar ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu" kanaati bildirilmiştir. ... 34. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasından alınan 20/05/2022 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin de aynı yönde olması, ATK raporunun mahkememiz ve istinaf denetimine elverişli, usul ve yasaya uygun olması sebebiyle ATK raporuna itibar edilmiş ve bono üzerinde "kefil" sıfatıyla atılan imzaların davacının eli ürünü olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Dava konusu senetlerin borçlu kısmında ... isminin kefil kısmında ise davacı ... isminin yazılı olduğu sabittir.
Bono üzerinde keşideci dışında atılan imzalar aval hükmündedir (TTK m.778/3, m.701). Senet metnini kefil olarak imzalayan kişi de TTK'nın 701/2,3 hükümleri gereğince aval konumundadır (Yargıtay HGK... E, ... K; Yargıtay 12.HD ...E, ... K). Bu durumda dava konusu bonoda kefil kısmına imza atan davacı ... aval veren konumundadır.
Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve ... E.,...K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) (Yargıtay HGK ... E, ...K).
Açıklanan sebeplerle davacının bono metninden anlaşılan iddiaları dışında kalan taraflar arasında ticari ilişkinin bulunmadığı iddiaları incelenmeksizin mahkememizce kabul görmemiştir.
Davacının dava konusu senetlerin tehditle ve zorla alındığını iddiasına dayanak olarak savcılık soruşturma dosyasını gösterdiği, yukarıda açıklandığı üzere savcılık dosyasından ileri sürülen iddialarla ilgili olarak takipsizlik kararı verildiği, davacının bu iddiasını dosya kapsamında ispata elverişli başkaca bir delili bulunmadığından, davacının bu iddiasını da ispat edemediği anlaşılmıştır.
Davacı aynı zamanda bonoda malen ya da nakden yazılmadığını ileri sürmüş ise de bonoda şekil şartları, 6102 Sayılı TTK'nun 776. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; "Bono" yada "emre muharrer senet" ibaresi, kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, düzenleme yeri ve tarihi, düzenleyenin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Yerleşik Yargıtay İçtihatlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt, keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının, varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez (HGK ... E,... K.). Açıklanan sebeplerle davacının bu iddiası da mahkememizce kabul görmemiştir.
Davacı aynı zamanda senetlerin tanzim tarihinin 14/02/2019 olduğunu ancak davalının yanına gittiği tarihin 17/12/2019 olduğunu, senetlerdeki tarihlerin incelenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiş ise de senetlerdeki yazı yaşı tespitinin bilirkişi incelemesi ile mümkün olmaması sebebiyle bu iddiası da araştırılmaksızın mahkememizce kabul görmemiştir.
Davacının bir başka iddiası bonoda iki lehtar bulunmasının şekle aykırılık oluşturduğu iddiasına ilişkindir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin ...esas, ... sayılı kararında, "Takip konusu senet incelendiğinde lehtarların ... ve ... olduğu, bir başka anlatımla senette iki lehtar bulunduğu görülmektedir. Bu durumda senedi takibe koyan ... senet bedelinin ancak 1/2'sini isteyebilir. Takibin 6.770 TL'yi aşan kısım yönünden itirazın kabulü gerekirken istemin tümden reddi doğru değildir. " şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Yukarıdaki Yargıtay kararından da anlaşıldığı üzere kanunen senetlerde iki lehtar bulunmasının senedi geçersiz hale getirmeyeceği nitekim bu yönde herhangi bir kanuni düzenleme de bulunmadığı ancak böyle bir durumda senedi takibe koyan lehtarın ancak senetteki bedelin yarısını talep edebileceği, dava konusu icra takibinde ise senette lehtar olarak gözüken ...'nin senetlerdeki bedellerin tümü yönünden takibe geçtiği anlaşılmakla, senet bedellerinin 1/2'si olan 205.000,00 TL ve işlemiş faizin 27.148,73 TL'si yönünden davacının borçlu olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacının ... 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle asıl alacağın 205.000,00 TL'si işlemiş faizin 27.148,73 TL'si yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Tarafların kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 14.003,55 TL nispi karar harcının, peşin alınan 7.944,56 TL harcın mahsubu ile geri kalan 6.058,99 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 32.800,00TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 41.632,92 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 8.012,36 TL (59,30 TL BHV, 8,50 TL VSH, 7.944,56 TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
7- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 6.333,75 TL (658,75 TL tebliğler ve posta, 5.675,00 TL atk fatura bedeli) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.791,06 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
8-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 738,32 TL'sının davacıdan, 581,68 TL'sının davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır