T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/504
KARAR NO:2024/409
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:26/05/2017
KARAR TARİHİ:02/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar vekili verdiği dava dilekçesinde 10.10.2008 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında çocukları ...'ın öldüğünü, kazaya karışan ... plakalı aracın sigortasının bulunmadığını, ölen çocuklarının kendilerinin destekleri olduğunu, bu nedenle davalı ... Hesabına tazminat ödemesi için başvuruda bulunduklarını, başvurunun 11.05.2017 tarihinde reddedildiğini, destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... Hesabı vekili verdiği cevap dilekçesinde, davacıların daha önce ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve ...Karar sayılı dosyasında dava açtıklarını bu nedenle de derdestlik itirazında bulunduklarını belirtmiştir. Ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını belirterek zamanaşımı defini ileri sürmüştür. Davanın esasına ilişkin olarak da kazanın meydana geldiği yerin kara yolu olmaması nedeniyle tazminat sorumluluklarının olmadığını, tazminattan tazminat limitlerine göre sorumlu olduklarını belirtmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14’üncü maddesine ve ... Hesabı Yönetmeliği hükümlerine göre açılmış 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 55’e göre destekten yoksun kalma tazminatı davasıdır.
Mahkememizce 10/12/2019 tarihinde davanın reddine karar verilmiş olup; taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 2020/1408 Esas 2022/1298 Karar sayılı 16/06/2022 tarihli karar ilamı ile; "....Somut olayda kaza; davacıların desteği sürücü konumundayken 10/10/2008 tarihinde sigorta poliçesi olmayan ... plakalı traktörde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelmiş olup ... vefat etmiştir.
2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez. Ancak zarar ve onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir.
Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/04/2008 tarih, 2008/4-326 E. ve 2008/325 K.sayılı kararı).
Yargıtay 17 Hukuk Dairesi 2016/8609 E- 2019/3324 K. sayılı kararında; “2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, sözkonusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten veya ... Hesabı) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün 2008/4-326-325 ve HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E. 2015-1495 K. sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir).”
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza 10/10/2008 tarihinde gerçekleşmiş, davaya konu tek taraflı trafik kazası sonucunda araç sürücüsü olan (destek) vefat etmiştir. KTK'nın 109/II. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için kamu davasının açılmış/açılabilir olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş/verilebilir bulunması aranmamakta olup cezayı gerektiren fiilin varlığı yeterlidir.
Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 10/10/2008 tarihi ile dava tarihi olan 26/05/2017 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşıldığından , mahkemece işin esasına girilip tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir...." şeklinde karar verilerek dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kayıt edilmiştir.
Mahkememizin 01/11/2022 yeniden aktüer bilirkişiye tevdi ile, güncel asgari ücret tarifesi ve TRH 2010 yaşam tablosu dikkate alınmak suretiyle ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine, karar verilmiştir.
Mahkememizin 25/04/2023 tarihli ara karar uyarınca dosyanın davacıların desteğinin kaza tarihinde 12 yaşında olduğu ve kullandığı aracın kaza yapması nedeniyle tek taraflı kaza sonucu vefat ettiği, ölen çocuğun yaşı itibariyle velayet hakkına sahip olan davacı anne-babanın çocuk üzerinde gözetiminde yükümlülüğünün bulunduğu hususu değerlendirildiğinde davacıların çocuk üzerindeki gözetim yükümlülüklerinin ihlal edip etmedikleri, ihlal varsa bu hususun kazadaki etkisi ve davacıların kusur oranının ne olacağı hususlarında rapor düzenlenmesi bakımından ATK Trafik İhtisas Dairesi'nde tüm dosya kapsamı, ceza dosyası ve kazanın oluş biçimi gözetilerek davacı anne-babanın kusur oranlarının belirlenmesi hususunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Mahkememizin 26/09/2023 tarihli ara karar uyarınca dosyanın yeniden aktüer bilirkişiye tevdi ile güncel asgari ücret tarifesi dikkate alınmak suretiyle ve en son aldırılan 11/07/2023 tarihli raporda dikkate alınmak suretiyle tüm dosya kapsamı hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
11/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Hukuki durumun ve delillerin takdiri Mahkeme'ye ait olmak üzere, mevcut bilgi ve belgeler esas alınmak suretiyle; a.10.10.2010 tarihli kazada vefat eden ...'in anne ve babasının destekten yoksun kalma tazminat tutarları, “Progsessif Rant” formülü ile TRH 2010 Kadın/Erkek Yaşam Tablosuna göre; Baba ... yönünden: 39.251,04-TL, Anne ... yönünden 1: 85748,96-TL, Toplam:125.000,00 TL olarak hesaplandığına, b.Kaza tarihi itibariyle Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Poliçe 125000,00 TL olduğuna, hesaplama sonucuna göre poliçe limiti aşıldığından garameten paylaştırma hesabı yapıldığına ve dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edildiği sonucuna varılmış olup, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.3/2 hükmü uyarınca bilirkişiler hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
04/08/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda; özetle; Mevcut bulgulara göre; A) Sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan traktör ile, görüşün açık olduğu stabilize kaplama köy yolu üzerinde seyri sırasında gerekli dikkat ve özeni yola vermesi, seyrine istikamet yön bölümünü takiben müteyakkız şekilde sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, kaza mahalli sert viraj ve dik eğimli yol bölümüne geldiği esnada, sevk ve idare hatası nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybederek traktörün yol içerisinde devrildiği anlaşılmakla gerçekleşen kazada kusurludur. B) Kazanın oluş şekli, mahal özellikleri, aracın son konumu dikkate alındığında, olayın gerçekleşmesinde başkaca kusurlu kişi bulunmamaktadır. Sonuç: Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; Sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
12/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda; ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 11.07.2023 tarihli ve 8949 sayılı raporunda mütevaffa sürücü ...'ın 96100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığına b.10.10.2010 tarihli kazada vefat cden ...'in anne ve babasının destekten yoksun kalma tazminat tutarları, “Progsessif Rant” formülü ile TRH 2010 Kadın/Erkek Yaşam Tablosuna göre; Baba ... yönünden: 36.524,70-TL, Anne ... yönünden 88.475,30-TL, Toplam: 125.000,00-TL olarak hesaplandığına, Kaza tarihi itibariyle Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Poliçe 125.000,00 TL olduğuna, hesaplama sonucuna göre poliçe limiti aşıldığından garameten paylaştırma hesabı yapıldığına ve dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edildiği sonucuna varılmış olup sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Genel Şartların A.6'ncı maddesinin (d) bendine göre destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında tutulması nedeniyle, somut olayda %100 kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücü murisin tam kusuruna isabet eden destek tazminatı sigorta teminatı kapsamında değildir.
Karayolları Trafik Kanunu’nda sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olduğuna ilişkin bir düzenleme olmadığı teminat içi hallerin gösterildiğine göre, açıklanan gerekçelerle davacı ebeveynilerin davalı ... hesabından destek tazminatı talep etme hakkı bulunmamaktadır. (Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20/4/2021 gün ve 2021/17(4)-86 (E) - 2021/516 (K) sayılı kararı). Bu nedenlerle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 427,60-TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 31,40-TL ve tamamlama ile alınan 406,45-TL toplam 437,85 harçtan mahsubu ile artan 10,25-TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan ( 17.900,00-TL) nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü yazılı toplam ( 50,00-TL )yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/07/2024
Katip ....
Hakim ...