T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/546 Esas
KARAR NO :2025/434
DAVA:Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:10/08/2022
KARAR TARİHİ:15/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında dava dışı temlik eden ... Bankası tarafından kambiyo takibine başlanıldığını, müvekkillerinden ... A.Ş. lehine kefalet beyanı alındığını, ancak kefaletlerin geçersiz olup bunun eki olarak alınmış senetlerinde geçersiz olduğunu, davalının alacağı temlik alması sebebiyle davanın ona yönlendirildiğini, ... 2. Noterliğinin ... yevmiye numaralı temliknamesi ile dava dışı ... A.Ş.'nin Genel Kredi Sözleşmesine bağlı olarak başlatılan .... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibi davalı tarafından temlik alındığını, Genel Kredi Sözleşmesindeki müteselsil kefalet beyanları geçersiz olup buna bağlı olarak alınan takibe konu kambiyo senedine ilişkinde müvekkillerin borcu bulunmadığını, takibe konu senetler ile sözleşmelerdeki imzalarında incelenmesi gerektiğini, müvekkillerden ... ise sözleşmeyi ve senedi imzalamadığını, işlem güvenliği ve öncelikli olarak imzanın ve yazının tespiti açısından imza itirazında bulunulduğunu, kefillerden yalnızca birisi bile geçersiz olması veya bu kefillerden herhangi birisinin borçtan kurtulması diğer kefaletleri de etkileyeceğini, tüm müvekkiller yönünden sözleşmenin geçersiz olduğunu, asıl borçluya karşı .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibine girişilmiş, burada ise dava dışı temlik eden davacı 1.500.000 TL talep ettiğini, her iki dosyanın birbiriyle alakası olmasına rağmen tahsilde tekerrür yapılmaya çalışılmakta, ödemeler dosyalarına bildirilmediğini, ipotek takibi ile senet takibi arasında yaklaşık 1.000.000 TLlik bir fark bulunmadığını, kat ihtarının müvekkillerine ulaştırılmaması sebebiyle müvekkiller asıl borçlunun borcunu tam olarak göremediğini, kredi dosyasının celbi ile müvekkillerin takip tarihi itibariyle ne kadar kredi borçlarının olduğunun araştırılmasını, asıl borçludan yapılan tahsilatların düşülmesi gerektiğini, kat ihtarları usulsüz tebliğ edilmiş, kefil olan müvekkillerine hiç bildirim yapılmadığını, kat edilmeyen ve muaccel hale gelmeyen kredi hesabının da kapatılması mümkün olmadığını savunarak müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ile yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davalı tarafına yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... İşl. A.Ş. ile davacıların, ... A.Ş.'ye olan senet borcunu ödememeleri nedeniyle Borçlular aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibinin kesinleştiğini, dosya alacağı ... 2. Noterliği'nin 28/12/2021 tarih ... yevmiye numaralı Alacak Temlik Beyanı ile müvekkili şirket tarafından devralındığını, davacıların yazı ve imza itirazları kötüniyetli olduğunu, haksız yere bu yönde bir itirazda bulunduklarını, davacıların alacağın tahsilini geciktirme amacında olduklarını, davacılar ... tarafından da imzaların kendilerine ait olmadığı iddiasıyla .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyası ile takibin iptali talepli dava ikame edildiğini, davanın davacılar tarafından iki kez takipsiz bırakılması sebebi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, takip konusu senetteki imzaların kendilerine ait olmadığı iddiasıyla açtıkları davayı takip etmeyen davacıların, 4 sene sonra işbu davayı açmakla kötüniyetli olduklarını, davacı borçlular ısrarla, konu kambiyo senedinin, üzerinde yazılı tutarda paranın, senet lehdarına ya da onun emrine kayıtsız şartsız ödeneceğine dair taahhüdü içeren bir evrak olduğu gerçeğinden kopararak temlike konu dahi olmayan bir genel kredi sözleşmesinin eki ayrılmaz bir parçası gibi bir kabulle iddialar ileri sürmeleri ve karşılıklı edimlerin incelenmesi talebi kabul edilmemesi gerektiğini, davacıların aynı zamanda Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan hesabı da kat edildiğinden banka nezdinde bulunan evraklardan ödeme vasıtası olarak alınan kambiyo senetlerinden ari olarak kredilerin teminatı niteliğinde olan gayrimenkul de tahsilde ve talepte mükerrerlik olmamak kaydıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasına konu olduğunu, davacıların imza inkarında bulunduklarını, ancak sahtelik iddiası ile bugüne kadar herhangi bir şikayette bulunmadıklarını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davacılar tarafına yükletilmesini istemiştir.
DELİLLER:
.... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası, .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyaları dosyamız arasına alınmıştır.
... Bankası A.Ş. ... Şube Müdürlüğüne, .... Noterliğine, ... A.Ş., ... Tapu Müdürlüğüne, ... ... Noterliğine, ... Müdürlüğüne, ... Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne, ... İlçe Nüfus Müdürlüğüne, ... İlçe Nüfus Müdürlüğüne, ... İlçe Nüfus Müdürlüğüne, ... İlçe Nüfus Müdürlüğüne, ...., ... Tapu Müdürlüğüne, ... Tapu Müdürlüğüne, ... Ticaret Sicili Müdürlüğüne, ... A.Ş., ... Ticaret Sicili Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere verilen cevabi yazılar dosyamız arasına alınmıştır.
Celp edilen .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde dava dışı temlik eden ... Bankası tarafından davacılar ve dava dışı borçlu aleyhine 01/02/2008 keşide ve 01/03/2018 vade tarihli 2.500.000,00 TL bedelli senetten dolayı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığı, takibe konu alacağın ... A.Ş. tarafından temlik alındığı görülmüştür.
Celp edilen .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, dava dışı temlik eden banka tarafından davacı şirket ve ... adına 1.500.000,00 TL alacak yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığı görülmüştür.
Celp edilen .... İcra Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasının incelenmesinde davacılar ... ve ... tarafından imza itirazı talebiyle açılan davada alınan 21.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda imzaların davacılara ait olduğunun tespit edildiği, davanın takipsiz bırakılması sebebiyle açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
Mahkememiz ara kararı uyarınca aldırılan 05/06/2024 tarihli grafolog bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Belgelerin analizi sonucunda elde edilen bulgular ışığında; inceleme konusu belgelerde ...e atfen atılmış imzalar ile ...in karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan yüksek derecedeki uygunluk ve benzerlikler nedeni ile 01.03.2018 vade, 01.02.2018 düzenleme tarihli, 2.5000.000 TL bedelli Senette ve ...'a ait 20.07.2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde ...e atfen atılan imzaların ...in eli olduğu,
İnceleme konusu belgelerde ...'e atfen atılmış imzalar ile ...'in karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan yüksek derecedeki uygunluk ve benzerlikler nedeni ile 01.03.2018 vade, 01.02.2018 düzenleme tarihli, 2.5000.000 TL bedelli Senette ve ...'a ait 20.07.2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde ...'e atfen atılan imzaların ...'in el ürünü olduğu" yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememiz ara kararı uyarınca aldırılan 13/11/2024 tarihli bankacı bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Huzurda görülmekte olan dava bir menfi tespit davası olduğu nazara alındığında hem takip ve hem de dava tarihi itibariyle yapılan hesaplama sonucu davacıların takip tarihi itibariyle nakdi krediden dolayı 2.452.331,41 TL ve dava tarihi itibariyle ise 4.164.120,63 TL davalı bankaya borçlu olduklarının söylenebileceği," yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememiz ara kararı uyarınca aldırılan 19/03/2025 tarihli bankacı bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında; "Kök raporun revize edilmiş en son haline göre davacıların takip tarihi itibariyle nakdi krediden dolayı 2.377.363,07 TL ve dava tarihi itibariyle ise 4.047.500,34 TL davalı bankaya borçlu olduklarının söylenebileceği, takip tarihinden sonra olmak üzere, ipotekli taşınmaz satışından elde edilen hasılat bedeli 403.752,72 TL'lık tutarın, dosyanın kesin infazı sırasında nazara alınması gerektiği," yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, kambiyo senedine dayalı takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... A.Ş.'nin Genel Kredi Sözleşmesine bağlı olarak başlatılan .... İcra Dairesinin ... E icra takibinin davalı tarafından temlik alındığını, genel kredi sözleşmesindeki müteselsil kefalet beyanlarının geçersiz olup buna bağlı olarak alınan takibe konu kambiyo senedine ilişkin de müvekkillerinin borcu bulunmadığını, takibe konu senetler ile sözleşmelerdeki imzaların da incelenmesi gerektiğini, asıl borçlunun taraf olduğu Genel Kredi Sözleşmesinin bir örneği dava dışı temlik eden bankadan temin edilip kontrol edildiğinde el yazılarının müvekkillerine ait olmadığını; müvekkillerden ... ise sözleşmeyi ve senedi imzalamadıklarını, genel kredi sözleşmesindeki kefalet metinleri geçersiz olmakla sözleşmeye istinaden alınmış olan ve kefilleri ilgilendiren teminat, senet vs. geçersiz olup, bedelsiz kaldığını, kefillerden yalnızca birisi bile geçersiz olması veya bu kefillerden herhangi birisinin borçtan kurtulması diğer kefaletleri de etkileyeceğini, özellikle şahıs olan müvekkilleri ... ile ...in şirketin varlığını da dikkate alarak kefil olduklarını, şirketin malvarlığının ve cirosunun yüksek olmasına güvenerek krediye kefil olduklarını, ...in bunun yanı sıra abisinin de varlığına güvenerek ilgili sözleşmeye kefil olduğunu, kefaletlerden herhangi birisinin geçersiz olması durumunda kefil sayısı bir eksilecek ve müvekkillerinin rücu imkanı ve iç ilişkideki sorumluluklarının önemli ölçüde değişeceğini, asıl borçluya karşı .... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasında icra takibine girişildiğini burada ise dava dışı temlik eden davacının 1.500.000,00 TL talep ettiğini ilgili dosyada ise belli bir oranda tahsilat yapıldığını, her iki dosyanın birbiriyle alakası olmasına rağmen tahsilde tekerrür yapılmaya çalışıldığını beyan etmiş ve müvekkillerinin takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar ... tarafından aynı şekilde imzaların kendilerine ait olmadığı iddiasıyla ....İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyası ile takibin iptali talepli dava ikame edildiği ancak davanın davacılar tarafından iki kez takipsiz bırakılması sebebi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, daha önce takip konusu senetteki imzaların kendilerine ait olmadığı iddiasıyla açtıkları davayı takip etmeyen davacıların, 4 sene sonra işbu davayı ikame etmeleri davacıların kötüniyetli olduklarının açık bir göstergesi olduğu, davacının genel işlem koşulları ve/veya kefalet gibi iddiaları davanın konusu olmadığı, bono gibi kıymetli evraklarda sebepten mücerretlik ilkesi gereği, senette yer alan hak ile bu hakkın oluşumuna neden olan temel ilişki arasındaki bağ ortadan kalktığı, bahsi geçen kredilendirme ilişkisinden 2 sene sonra bedeli kredi borcundan mahsup edilmek üzere takip konusu senetin borçlular tarafından bankaya ibraz edildiği, borçlu firmanın temlik eden bankadan kullandığı kredilerin tahsili zımmında ödeme vasıtası olarak verdiği bedeli kredi borcundan mahsup edilmek üzere verilen bono vadesinde ödenmemesi üzerine temlik eden banka tarafından takibe konu edildiği, takip konusu borcun ödenmediği, davacıların aynı zamanda genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan hesabı da kat edildiğinden banka nezdinde bulunan evraklardan ödeme vasıtası olarak alınan kambiyo senetlerinden ari olarak, kredilerin teminatı niteliğinde olan gayrimenkul de tahsilde ve talepte mükerrerlik olmamak kaydıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasına konu olduğu,davacıların iddialarının hiçbir dayanağının bulunmadığı açıkça ortada olup davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
Dava dışı borçlu ... İşl. A.Ş. ile davacıların, ... A.Ş.'ye olan senet borcu nedeniyle borçlular aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve icra takibinin kesinleştiği, dosya alacağının davacı tarafından devralındığı görülmüştür.
Dava konusu icra takibine dayanak oluşturan 01/02/2018 düzenleme, 01/03/2018 vade tarihli bonoda davacılar keşideci, davalı şirkete alacağı temlik eden ... A.Ş. ise lehtar sıfatıyla hamil durumdadır. Davacılar dava konusu bonodaki imzanın ve kefalet sözleşmesindeki imzaların sahte olduğundan senedin bedelsiz olduğunu iddia etmekteyken, davalı ise senedin, bahsi geçen kredilendirme ilişkisinden 2 sene sonra bedeli kredi borcundan mahsup edilmek üzere alınan kredi borcunun ödenmesi amacıyla verildiğini savunmaktadır.
Davacılar ... İnş.San.Tic.Ltd.Şti., ...'in dava dışı asıl borçlu ... Mak. İnş. ... İşl. A.Ş. ile dava dışı banka arasında düzenlenen 20/07/2016 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladıkları anlaşılmaktadır.
Davacıların öncelikle senetteki imza ile GKS deki yazı ve imza itirazları kapsamında yapılan değerlendirmede; davalı tarafça takibe konu senedin, tarafların kefil oldukları kredi sözleşmesinin ifası uğruna verildiği beyan edilmiş olmakla; Kefalet sözleşmesinin geçersiz olması durumunda sözleşme kapsamında verildiği beyan edilen senedin de geçerliliğinin etkileneceği kabul edildiğinden GKS deki ve senetteki imzalar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de yazı itirazında bulunan davacıların asıl borçlu şirketin ortağı/yetkilisi olduklarından dürüstlük kuralına aykırı yazı itirazları ile ilgili bir inceleme yaptırılmamıştır. İmza itirazları bakımından yaptırılan incelemede sözleşmedeki ve senetteki imzaların davacıların el ürünü olduğu bildirilmiş, mahkememizce de yeterli teknik incelemeyi içerdiği kabul edilen rapora itibar edilmiştir.
Davacı ıslah dilekçesi ile senedin vadeden sonra ciro edilmiş olup alacağın temliki hükümlerinde olduğundan lehdara karşı ileri sürülebilecek tüm defilerin temlik alan davalıya karşı da ileri sürülebileceğini, vade tarihi itibariyle muaccel hale gelmeyen gayri nakdi kredilerin senetle tahsili istenildiğini, vade tarihi itibariyle asıl borçlunun muaccel ve istenebilir bir borcu bulunmadığını, dava dışı temlik eden ... tarafından ... 16. Noterliği'nin 08.05.2018 tarihli kat ihtarında 621.884,32 tl nakdi kredi ile 9.410 tl 6 adet çek yaprak bedeli ve 1.881.000 tl tutarlı teminat mektubu olmak üzere gayri nakdi kredilerin talep edildiği, gayri nakdi kredilerin muaccel bir alacak olmadığı beyan etmiş olup öncelikle takibe konu senedin ciro edilmeyip lehtarının takibi başlatan alacaklı olduğu, menfi tespit davalarında dava tarihi itibariyle alacak borç ilişkisi hesaplanmakta olup davacıların iddialarının somut olay yönünden dinlenebilir olmadığı kanaatine varılmıştır.
Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin bedelsiz olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29/06/2021 tarih 2017/3-969 E. 2021/866 K. Sayılı ilamı gereğince senedin protokol kapsamında teminat olarak verilmesi durumunda hukuki ilişkinin tasfiyesi sonucunda alacağın bulunduğunun ve dava konusu edilen senedin teminat vasfının devam ettiğinin ispatı gerekir.
Davalı dava konusu senedin kredi borcunun ödenmesi amacıyla, başka bir anlatımla ifa amacıyla düzenlendiğini belirtmiş iken davacılar borç bulunmadığını beyan ettiklerinden kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi borcu bulunup bulunmadığının bilirkişi marifetiyle saptanması gerekir. (Yargıtay 19. HD'nin 26/09/2016 tarih 2016/2530 E. 2016/12603 K. Sayılı ilamı).
Bu doğrultuda yaptırılan bilirkişi incelemesinde anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemiş olduğu, söz konusu bonoya atfen kredi kullandırılmış olduğunun kabulü halinde, bono borçlularının verdiği garanti-güvence kapsamında, davacıların bonodan dolayı borçtan sorumlu oldukları, davacıların nakdi krediden dolayı dava tarihi itibariyle 4.047.500,34 TL davalıya borçlu oldukları tespit edilmiştir. Senedin ifa amacıyla düzenlendiği ve dava tarihi itibariyle davalıların senedin ihdas nedeni olduğunu iddia ettikleri GKS'den dolayı takibe konu edilen ve harca esas değerde belirtilen miktar üzerinde davalıya borçlu oldukları anlaşıldığından davanın reddine, mahkememizce verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından İİK 72/4 maddesi gereğince tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir kararı verilmediğinden İİK 72/4 maddesi gereği tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 43.180,08 TL harcın mahsubu ile bakiye 42.564,68 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacılar tarafına iadesine,
4-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesap olunan 338.132,53 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacılar tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin (e-duruşma ile) ve davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/05/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır