T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/61 Esas
KARAR NO : 2025/240
DAVA : İstirdat
DAVA TARİHİ : 24/01/2022
KARAR TARİHİ : 12/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davamızın konusu, ... Bankası ... Şubesi, 10.01.2022 tarihli, 25.000,00-TL bedelli, keşidecisi ... Şti., lehdarı ... Tic. Ltd. Şti. olan ... seri numaralı çekin, müvekkilimizin yetkili namı sıfatıyla elinde bulunmaktayken çalınarak müvekkilin rızası dışında elinden çıkmış bulunduğu, çalınan çeke ilişkin tarafımızca savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu ve çek iptal davası açılarak ödeme yasağı kararı alındığı, çeki bankaya ibraz eden davalı ...'in söz konusu çekin müvekkilin rızası dışında elinden çıktığını bilebilecek durumda olduğu, ancak buna rağmen çeki haksız olarak elinde bulundurduğu, keşidecisi ve cirantaları aleyhine ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ...D.iş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alınarak ... 13. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile esas takibe geçildiği. bunun üzerine; müvekkilinin çeki teslim aldığı ...Ltd. Şti tarafından icra dosyasına 25.415,00-TL yatırıldığı, ... 13. İcra Müdürlüğü ... E dosyası ile başlatılan takibin tedbiren durdurulması icra dosyasına ödenen paranın işbu dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini,...bank ... Şubesi üzerine keşideli, 10.01.2022 Tarih ve 25.000,-TL Bedelli, ... seri nolu, Keşidecisi ... Şti., lehdarı ...Tic. Ltd. Şti. olan çekin istirdadının sağlanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; dava ikame edilmeden önce, davacı tarafından tarafımızla gerçekleştirilen bir arabuluculuk görüşmesi mevcut olmadığından işbu davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, çekte cirosu dahi bulunmayan davacı şirketin ; davaya konu taleplerinin hukuki yarar noksanlığı ve aktif husumet noksanlığı nedeniyle usulden reddi gerektiğini,müvekkilinin davaya konu çeki usul ve yasaya uygun şekilde ciro yoluyla iktisap etmiş olup iyi niyetli son meşru hamil olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli son meşru hamil sıfatıyla işbu çeki icra takibine konu etmesinde hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı çekin hakimiyeti altında iken hırsızlandığını ileri sürmekteyse de ; çekte ne sebeple cirosunun olmadığını izah edemediğini, ispat yükü çekte cirosu bulunan çeki usul ve yasaya uygun bir şekilde iktisap eden iyi niyetli meşru hamil alacaklı müvekkilde değil ; davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın ise iddialarını ispatlayamadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı arabuluculuğa başvurmadan iş bu davayı açtığı anlaşılmakla sayın mahkemenizce herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle Hmk'nın 115/2.maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesini, davacının dava konusu çekte cirosu bulunmadığından, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından, aktif husumet yokluğu ve taraf ehliyeti bulunmaması sebebleriyle davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı ....A.Ş.'nin dava konusu yaptığı, diğer davalı ...A.Ş'nin ... 13.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine konu ettiği ... Bankası ...şubesine ait ... ıban numaralı ... seri numaralı 10.01.2022 keşide tarihli 25.000,00-tl bedelli çek üzerinde ciro şeklinde atılı bulunan imza davalı müvekkil ...'e ait olmadığından davanın esastan reddini talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;yetkili hamil sıfatıyla elinde bulundurulan çekin çalındığı, çeki cirolayanlarla ticari ilişkinin bulunmadığı ve faktoring şirketinin gerekli dikkat ve özeni göstermediği iddiasıyla çekin istirdatı isteminden ibaret olduğu görüldü.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 06/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişiler ...ve ...özetle;"Davalı ... Şirketinin; 21.11.2012 tarih ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 1. maddesine, 9. maddesinin ikinci fıkrasına ve 38. maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak BDDK tarafından hazırlanan ve ... tarihli, ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan "Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in 5. maddesindeki kurallara uymadığı tespit edilmiştir. İlgili mevzuatta yer alan faturanın tanımı, şekli ve düzenine ilişkin hükümler dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi gerektiği halde, Faktoring Şirketi bu yükümlülüğü yerine getirmemiştir. Ayrıca, sözleşme veya sipariş formunun ve taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ortaya koyacak belgelerin araştırılmadığı, fatura borçlusunun aranmadığı, borcun teyit edilmediği ve yalnızca müşteri beyanına dayanılarak işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı ... Şirketi, davaya konu çeki ciro yoluyla devralırken, çekin keşidecisine başvurmamış ve çekin durumu hakkında bilgi almamıştır. Faktoring işlemi 07.10.2021 tarihinde gerçekleşmiş olmakla birlikte, çekin kayıp olayı bir gün önce yaşanmıştır. Keşideciye sorulması halinde, kayıp ve çalıntı olayından haberdar olunacak ve çek teminata alınmayacaktı. Ancak, çekin durumu hakkında keşidecinin bilgisine başvurulmamış ve dolayısıyla davalı ... Şirketi, 07.10.2021 tarihi itibarıyla keşidecisinin bilgisi dahilinde olan çalıntı çeki iktisap etmiştir. Faturanın ve teminat olarak alınan çekin iktisabında gereken dikkat ve özeni göstermeyen, bu konuda kusurlu olan davalı ... Şirketi'nin, davaya konu çeki aynen iade etmesi veya çek bedeli tahsil edilmiş ise bu tutarı geri vermesi gerekmektedir. Çek ile ilgili olarak, davalı ... Şirketine ait icra dosyasına, takip borçlularından ... Ltd. Şti. tarafından (ihtiyati haciz ve masraflar toplamı olarak) 25.415 TL yatırıldığı anlaşılmaktadır. Ödenen bu bedelin, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte istirdadının talep edilebileceği değerlendirilmektedir." görüşünü sunmuştur.
01/01/2023 tarihli bilirkişiler ...ve ...'un muhalif kaldığı, bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda ise ; Davalı ...A.Ş.’nin 2021-2022 takvim yıllarına ait ticari defterleri incelenmiştir. Davalı şirketin, dava konusu işlemlerin gerçekleştiği yıllara ait yasal yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin (E-DEFTER) Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak yasal süre içinde yapıldığı ve bu defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, davalı şirketin ticari defter kayıtlarının Vergi Usul Kanunu hükümleri ile muhasebe sistemi uygulama tebliğlerine uygun olduğu tespit edilmiştir. Davalı ... A.Ş.’nin 2021-2022 yıllarına ait resmi defter ve belgelerinde, dava konusu olan .. nolu, 10/01/2022 keşide tarihli ve 25.000,00 TL tutarlı çekin faktoring işlemi nedeniyle ciro eden davalı ...’ın, çekte bir önceki ciranta olan davalı ... adına düzenlediği 06/10/2021 tarihli, 25.077,60 TL bedelli e-arşiv faturası ile 07/10/2021 tarihinde faktoring işleminin gerçekleştirildiği görülmüştür. 6361 sayılı Faktoring Kanunu’nun öngördüğü usullere uygun olarak, dosya kapsamındaki tüm belge ve işlemlerin kayıt altına alındığı tespit edilmiştir. Davalı ...’in ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda, bu defterlerin sahibi lehine delil teşkil ettiği anlaşılmıştır. Ancak, 2021 yılına ait resmi defter ve belgelerinde, dava konusu...nolu, 10/01/2022 keşide tarihli ve 25.000,00 TL tutarlı çekin ve son ciranta davalı ... tarafından düzenlenen 06/10/2021 tarihli 25.077,60 TL bedelli e-arşiv faturasının kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkiye rastlanmamış ve faturanın davalı ...’e tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, faturanın muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kapsamında değerlendirilebileceği sonucuna varılmıştır. Davalı ...A.Ş.’nin ağır kusurlu olup olmadığı ve çekin istirdadının gerekip gerekmediği konularının hukuki nitelik taşıdığı ve bu hususların takdirinin sayın mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Davacı ...A.Ş., davalı ...ve dava dışı ...’in, mahkeme tarafından belirlenen inceleme gününde ticari defter ve belgelerini incelemeye sunmadıkları tespit edilmiştir. Davalı ...’ın adresinde bulunamaması nedeniyle, kendisine ait ticari defter ve belgelerin incelenemediği kayda geçirilmiştir.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında "Davacı ... A.Ş ve Dava Dışı ...'in mahkeme tarafından belirlenen inceleme gününde ticari defter ve belgelerini incelemeye sunmadıkları belirtilmiş, bilirkişi ...'in imzası bulunmayan diğer iki bilirkişinin imzası bulunan raporda ise çekin dava dışı ...tarafından davacıya borçlarına karşılık verilmiş olduğu, tahsilat makbuzundan ve dava dışı ...'in yasal defter ve muavin defter kayıtlarından anlaşıldığı belirtilmiş olup bilirkişilere çelişkili olan bu hususta, üçünün de imzası bulunacak şekilde, dava konusu çekin davacı şirket ile dava dışı ... kayıtlarında karşılıklı olarak bulunup bulunmadığı tespit edilerek ek rapor düzenlemek üzere bilirkişi heyetine tevdiine, ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 09/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davalı ...'in dava konusu işlemlerin gerçekleştiği yıla ait yasal defterleri (yevmiye, kebir ve envanter) incelenmiş olup, bu defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun şekilde ve yasal sürede yapıldığı tespit edilmiştir. Davalının ticari defter kayıtlarının Vergi Usul Kanunu ile muhasebe sistemi uygulama tebliğlerine uygun olduğu ve bu defterlerin lehine delil teşkil edip etmeyeceğinin mahkeme takdirinde olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, davalı ...'in 2021 yılına ait resmi defter ve muavin kayıtlarında, dava konusu çek ile son ciranta ... tarafından düzenlenen 06.10.2021 tarihli 25.077,60 TL bedelli e-arşiv faturasının kayıtlı olmadığı görülmüştür. Bu durumda, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı ve söz konusu faturanın içeriği itibariyle yanıltıcı belge olarak değerlendirilebileceği sonucuna varılmıştır.
Davalı ... Şirketi'nin, ... tarih ve ... sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun ilgili maddelerine ve BDDK tarafından 04.02.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in 5. maddesindeki kurallara uymadığı tespit edilmiştir. Mevzuatta öngörülen faturanın tanımı, şekli ve düzenine ilişkin hükümler dikkate alınmamış, faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi gerekliliği yerine getirilmemiştir. Ayrıca, sözleşme veya sipariş formu ile taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ortaya koyacak belgelerin araştırılmadığı, fatura borçlusunun sorgulanmadığı, borcun teyit edilmediği ve yalnızca müşteri beyanına dayanılarak işlem yapıldığı anlaşılmıştır.
Davalı ... Şirketi'nin, davaya konu çeki ciro yoluyla devralırken çekin keşidecisine başvurmadığı ve çekin durumu hakkında bilgi almadığı tespit edilmiştir. Faktoring işlemi 07.10.2021 tarihinde gerçekleşmiş olmakla birlikte, çekin kayıp olayının bir gün önce yaşandığı anlaşılmıştır. Keşideciye sorulması halinde çekin kayıp/çalıntı olduğunun öğrenilebileceği ve işleme alınmayacağı belirtilmiştir. Ancak bu bilgiye başvurulmamış ve davalı şirketin çalıntı çeki iktisap ettiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, faturanın ve teminat çekinin iktisabında gereken özenin gösterilmediği, bu nedenle davalının çeki iade etmesi veya tahsil edilen bedeli (25.415 TL) avans faiziyle birlikte geri vermesi gerektiği ifade edilmiştir. Son olarak, tarafların diğer taleplerinin mahkeme takdirinde olduğu vurgulanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, TTK'nın 792. maddesi gereğince çek istirdadı istemine ilişkindir.
Her ne kadar davalılar tarafından zorunlu arabuluculuğa başvuru koşulu gerçekleşmediğinden dava şartı yokluğundan davanın reddi talep edilmiş ise de 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen “Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmü uyarınca, konusu bir miktar para alacağı olan talepler hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiş, yani arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır. 05.04.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanunun 31.maddesi ile TTK'nın 5/A maddesinde değişiklik yapılarak, "6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir." düzenlemesi getirilmiştir.
Somut olayda ise uyuşmazlık TTK'nın 792. maddesi uyarınca çek istirdatı istemine ilişkin olup, konusu bir miktar para alacağı olmadığı gibi itirazın iptali ya da menfi tespit talebine ilişkin bir talep değildir. Dava devam ederken çekin bedelinin davalı tarafça tahsil edilmesi hâlinde davanın çek bedelinin istirdatına dönüşmesi durumunda da sonuç değişmeyecektir. Zira çekin istirdatı, davadaki asli taleptir. Bu yasal düzenlemenin yürürlükte olduğu dönemde çek istirdatı talebinin TTK'nın 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı açıktır. Bu sebeplerle bu yöndeki itirazların reddine karar verilmiştir.
Çek istirdadı talebinin davalılar ..., ... ve ... yönünden incelenmesinde;
Çek istirdadı davası, çekin rızası hilafına elinden çıktığını iddia eden meşru hamili tarafından, yeni hamile karşı açılabilecek bir davadır. Yani çek istirdadı davasının davacısı çek elinde iken çekin rızası dışında elinden çıktığını ileri süren hamil, davalısı ise çekin nihai hamilidir. Diğer cirantaların, çek istirdadı davasında davalı sıfatı (pasif husumet ehliyeti) yoktur.
Somut olayda, çek elinde bulunan ve bu kapsamda dava konusu çeki takip konusu yapan davalı.. A.Ş.'dir. Davalılar ..., ... ve ... ise davalı son hamil ... A.Ş.'den önceki üçüncü, dördüncü ve beşinci cirantalar olup çek istirdadı davası yönünden pasif husumet ehliyetleri bulunmamaktadır.
Zira sıfat deyimi dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle (usul hukuku sorunu) ilgili olduğu halde; taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka (maddi hukuk sorunu) ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (davacı sıfatı-dava hakkı) o hakkın sahibine ait olup (aktif husumet); hakkını o hakka uymakla yükümlü kişiden (davalı sıfatı-pasif husumet) isteyebilecektir.
Husumet (taraf sıfatı) resen nazara alınması gereken bir husus olduğundan, davalılar ..., ... ve ...'in pasif husumeti bulunmadığından çek istirdadı davasının bu üç davalı yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı ... A.Ş'ye yönelik çek istirdadı talebi yönünden yapılan incelemede ise;
Somut olayda, çek elinde bulunan ve bu kapsamda dava konusu çeki takip konusu yapan davalı ... A.Ş.'dir. DDavalılar ..., ... ve ... ise davalı son hamil ... A.Ş.'den önceki üçüncü, dördüncü ve beşinci cirantalardır. Bu açıdan davalı ... A.Ş.'nin çek istirdadı davası yönünden pasif husumet ehliyeti bulunmaktadır.
TTK'nın 792. maddesi; ''Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir.
Aynı Kanunun 790.maddesinde ise "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır.
TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki ''Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...'' ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. ..., K. ... tarih ve sayılı kararı).
Bu bilgilere göre davacı, dava konusu edilen çekin yetkili hamili iken hırsızlık olayı sebebiyle rızası dışında elinden çıktığını ve davalı ... A.Ş.'nin çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür.
Öte yandan, 13.12.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketler Kanunu'nun 9/2. maddesine göre, "Faktoring şirketi kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz ve tahsilini üstlenemez." düzenlemesi bulunmaktadır. Maddenin 3. Fıkrasında ise, "Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesi bulunmaktadır.
Dava konusu çek ...Şirketi tarafından ... Şirketi adına düzenlenmiş olup daha sonra birinci ciranta lehtar Optimum şirketi sonrası, sırasıyla ... Limited Şirketi, ..., ..., ... cirolarını taşımakta olup, davalı ... çekteki kendisi adına atılan imzanın kendisine ait olmadığını beyan etmiş ise de imzaların istiklali prensibi uyarınca ciranta imzalarından birinin imzasının sahte olması bu imzadan sonra çeki ciro ile iktisap eden kişinin meşru hamil olmasına halel getirmeyeceği bu nedenle davalının kötü niyeti ya da ağır kusuru ispatlanmadığı sürece çekin istirdatının talep edilemeyeği anlaşılmıştır. Dava ve takip konusu çek karşılığında ...'a finansman sağlayan ...şirketi, TTK 801.maddesindeki " Cirosu kabil bir çeki ödeyecek olan muhatap, cirolar arasında düzenli bir teselsülün var olup olmadığını incelemekle yükümlü ise de, cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir." düzenleme uyarınca sadece cirolar arasındaki teselsülü incelemekle yükümlüdür. Yasa temelindeki hukuki ilişkiden ayrık olarak bir ödeme aracı olan çekin bu kambiyo vasfı sebebiyle çeki ciro ve temlik sözleşmesi ile temlik alana başka araştırma külfeti yüklememiştir. TTK 818/1-c maddesi ile atıf yapılan TTK 677. maddesinde bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan yada adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez şeklindeki imzaların istiklali prensibi uyarınca, geçersiz bir imza sahibini bağlamaz ise de ciro zincirini koparmayacağından (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... esas ve ...karar sayılı kararı) cirantaların gerçekte var olup olmadığı, hayali isimler veya paravan şirketler olması, keşidecinin imzasının ona ait olduğunun tespit edilmesi halinde çekin kambiyo vasfını ve şeklen ciro silsilesindeki teselsülü etkilemeyeceğinden, çek ... tarafından, usulüne temlik alındığından, yasaların külfet yüklemediği bir konuda araştırma yapılmaması kötü niyet olarak kabul edilemeyeceğinden, bu durum ... Şirketi'nin kötü niyetli olduğunu göstermez. Kötü niyetin varlığını ve bile bile borçlunun zararına hareket edildiğini kanıtlamak davacı tarafa aittir. Çeklerin incelenmesinde şeklen ciro silsilesinin düzgün olduğu anlaşılmıştır. Davalı faktoring şirketinin dava konusu çeki 07/10/2021 tarihli çek teslim bordrosu ile devraldığı, çeki almasına dayanak gösterdiği 04/10/2021 faktoring sözleşmesinin dosyaya sunulduğu, sözleşmenin geçerli bir sözleşme olduğu, yapılan ödemelerin sözleşmenin ve çeklerin tevdinden sonra yapıldığı, çeklerin fatura ile tevsik edildiği, davalı faktoring şirketi müşterisi, çekte davalı faktoring şirketinden önce son ciranta olan dava dışı ...'ın, çekte kendisinden önceki ciranta olan ...'ea düzenlediği ... numaralı, 06/10/2021 tarihli 25.077,60 TL bedelli fatura ile alacağın tevsik edildiği, mahkememizce Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan müzekkereye verilen 07/05/2024 tarihli cevapta, faturanın 07/10/2021 tarihinde saat 12:49:46'da iptal edildiğinin tespit edildiği, ancak faktoring işleminin 07/10/2021 tarihinde fatura iptal edilmeden önce yapıldığı yine mahkememizce...Birliğine yazılan müzekkereye verilen 04/06/2024 tarihli cevapta dava konusu çekle ilgili olarak herhangi bir bildirim kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir. Davacı tarafından şikayetçi olunan savcılık dosyasında davalı faktoring şirketi ya da çalışanları hakkında herhangi bir şikayet bulunmayışı göz önüne alınarak ilgili dosyanın sonucunun mahkememiz dosyasını etkilemeyeceği anlaşılmakla kesinleşmesi beklenilmemiştir. ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasından dava konusu çek hakkında verilen ödeme yasağı kararı bankaya 12/10/2021 tarihli müzekkere ile bildirildiği, buna karşılık davalının faktoring işlemini 07/10/2021 tarihinde gerçekleştirdiği anlaşıldığından, faktoring işlem tarihi itibariyle davalı şirkete ulaşmış herhangi bir çek kayıp/çalıntı bildiriminin olmayışı, tevsik edici faturaların faktoring işlem tarihinde geçerli faturalar oluşu, ödeme yasağının faktoring işleminden sonraki tarihlere ilişkin olması birlikte gözetildiğinde davalı faktoring şirketinin kötü niyetin varlığı ve bile bile borçlunun zararına hareket ettiği ispatlanamadığından davacının istirdat isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın davalılar ..., ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Davanın davalı...A.Ş. Yönünden esastan REDDİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 426,94 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 188,46 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesinin 7/2 maddesi gereğince hesap olunan 4.000,00TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan ... ve ...'e verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 25.000,00TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak Davalı... A.Ş.'ye verilmesine,
6-Davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına,
7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/03/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır