T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/671 Esas
KARAR NO : 2025/274
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 06/10/2022
KARAR TARİHİ : 19/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yetkili icra dairelerinin ve mahkemenin ... icra daireleri ve mahkemeleri olduğunu müvekkili şirket ile davalı arasında 01/08/2018 tarihli Sermaye Piyasası araçlarının alım satımına aracılık çerçeve sözleşmesi akdedildiğini davalı, müvekkili şirket ile imzalamış olduğu 01/08/2018 tarihli sözleşme uyarınca Borsa İstanbul nezdinde bulunan vadeli işlemler ve opsiyon piyasasında Viop alım satım işlemlerinin gerçekleştirmekte olduğunu müvekkili şirketin bu işlemlerde sadece davalının alım satım emirleri ... nezdindeki ilgili piyasaya iletmekte ve gerçekleşen işlemlerden komisyon geliri elde etmekte olduğunu haksız ve hukuka aykırı yetkiye ve borca itirazın iptali ile davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tüketici sıfatına haiz olduğundan görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu müvekkilinin ...'de ... risk formu, aracılık çerçeve sözleşmesini türev araçları alım satım sözleşmesini sermaye piyasaları alım satım sözleşmesini genel müşteri bilgilendirme formunu imzaladığı ileri sürülmüş ise de bunların hiçbirinin müvekkili tarfından görülüp incelenmediğini varsa ıslak imzalı örneğinin müvekkiline teslim edilmediğini müvekkili hakkında başlatılan icra takibinin haksı ve kötü niyetle yapıldığını davacı şirketin takip konusu tutarın %20 oranında tazminata mahkum edilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini davalı vekili olarak talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; sermaye piyasası araçların alım satımını aracılık çerçeve sözleşmesinden kaynaklanan ve ... 12. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına konu 2004 sayılı İİK madde 67'ye göre açılmış itirazın iptali davasıdır.
DELİLLER;
... 12. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 18/04/2023 tarihli bilirkişi raporu ile log kayıtları dökümü yapılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 01/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Davacı tarafından ... 12. İcra Dairesi... Esas sayılı dosyasında, 17.02.2022 tarihinde 32.290,23 TL Anapara alacağı (01.08.2018 tarihli sözleşmeden kaynaklanan eksi bakiye alacağı (İstenen: Yıllık TTK. 1530. Madde Temerrüt Faizi), 987,68 TL Diğer Faiz ve 39.277,91 TL Toplam Alacak üzerinden “fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa işleyecek Yıllık 6 17,25 Ticari Temerrüt Faizi (TTK.m.1530/7) ve değişen oranlardaki faizi ile, icra giderleri, avukatlık ücreti ile birlikte Borçlar Kanununun 100. maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubuyla tahsili istemidir.” talebiyle, İlamsız Takiplerde Ödeme Emri (Örnek No: 7) gönderildiği ve Davalı / Borçlunun bu ödeme emrine itiraz ettiği, - Davalının Davacı ile imzaladığı sözleşmeler bakımından bir usulsüzlüğe rastlanmadığı, - Davalının hesabında zarara yol açan işlemlerin elektronik araçlar ile Davacı aracı kurumun sistemine girilerek verilen emirlere dayandığı, bu emirlere ve işlemlere dair LOG kayıtlarını Davacı tarafın SPK'ca belirlenen Tebliğ hükümlerine uygun şekilde dosyaya sunduğu, Davalının sözleşmenin kurulması ve hesapta işlem yapılması ile ilgili Davalının yanıltıldığına, yanlış yönlendirildiğine dair iddialarının ispatına dair ses kaydı veya başka bir belgenin dosyaya girmediği, bu sebeple Davalının bu iddiaları konusunda bir tespit yapılamadığı, Davalının hesabından mevcut teminatından daha fazla zarar etmesi halinde bu zarardan sorumlu olmayacağına dair iddiasının SPK düzenlemeleri çerçevesinde bir temelinin olmadığı, Davacının, hesabındaki eksi bakiye üzerinden Anapara olarak Davalıdan icra takip talebinde 38.290,23 TL anapara üzerinden faiz talep ettiği, dosyaya sunulan Davalıya ait hesaptaki en son hareketin 04.01.2022 tarihinde gerçekleştiği, 04.01.2022 günü itibariyle Davalının hesabındaki eksi bakiyenin 38.290,13 TL olarak gerçekleştiği, Davalının hesabındaki eksi bakiye tutarı 38.290,13 TL esas alınarak, 04.01.2022 günü vade başlangıç tarihi ve 17.02.2022 (icra takip talebi günü) vade sonu kabul edilerek TCMB'nın Avans İşlemlerinde Uygulanan Faiz Oranı olarak yıllık 9015,75 esas alınarak, 44 gün için işlemiş faiz 737,09 TL olarak hesaplandığı, Anapara alacağı olarak 38.290,13 TL ve işlemiş faiz olarak 737,09 TL olmak üzere Davacının Davalıdan icra takip tarihi itibariyle toplam alacağının 39.027,22 TL olarak hesaplandığı" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 09/01/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" Davalı tarafın ses kayıtlarına ve LOG kayıtlarına dair itirazlarının yukarıdaki ilgili bölümlerde detaylı olarak açıklanmış olup, nihat takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davalı tarafın Kök Rapordaki faiz hesaplamasına dair itirazları gözetilerek, Kök Rapordaki hesaplama ve işbu Rapordaki hesaplamadan hangisinin ya da başka bir hesaplamanın esas alınacağının takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Davalıya ait hesaptaki en son hareket olan 04.01.2022 itibariyle Davalının hesabındaki eksi bakiye tutarı olan 38.290,13 TL esas alınarak, 04.01.2022 günü vade başlangıç tarihi ve 17.02.2022 (icra takip talebi günü) vade sonu kabul edilerek, 3095 sayılı Kanuna göre hesaplama döneminde geçerli yıllık yüzde 9 faiz oranı esas alınarak, 44 gün için işlemiş faiz olarak hesaplanan 421,19 TL dikkate alınarak, Anapara alacağı olarak 38.290,13 TL ve işlemiş faiz olarak 421,19 TL olmak üzere Davacının Davalıdan icra takip tarihi itibariyle toplam alacağının 38.711,32 TL olarak hesaplandığı" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, taraflar arasında imzalanan sermaye piyasası işlemleri genel çerçeve sözleşmesi ve bağlı sözleşmeler çerçevesinde, davalının işlemleri sonucunda ... AŞ'ye davacı tarafından ödenen eksik teminat miktarının davalıdan tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tüketici konumunda olduğunu ileri sürmüş ise de, davanın 6502 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 28/05/2014 tarihinden sonra açıldığı, her ne kadar 6502 sayılı TKHK’nın 49’uncu maddesi finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler yatırım hizmetlerini de tüketici hukuku kapsamı içine almış olsa da, taraflar arasında imzalanan Sermaye Piyasası Araçlarının Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesinin davacının merkez ve merkez dışı örgütleri ile Sermaye Piyasası Yasası ve buna ilişkin yayımlanan ve yayımlanacak olan mevzuat hükümleri doğrultusunda, davalı adına her türlü hisse senedi, varant, tahvil, hazine bonosu, ... ihaleleri, yatırım fonları, itfa senetleri, kâr/zarar ortaklığı belgeleri, özel sektör tahvili, hisse senedi sertifikaları, gelir ortaklığı senedi, finansman bonosu, banka bonosu ve yabancı paralar gibi değerler ile ileride Sermaye Piyasası Kurulu’nun alım satımına müsaade edeceği diğer sermaye piyasası araçlarının teşkilatlanmış menkul kıymet borsalarında veya borsalar dışında alım satımını yapması ve bunlarla ilgili her türlü işlemi müşteri adına takip etmesi ve yerine getirmesi ile müşterinin doğrudan sermaye piyasası araçlarını uzaktan erişim kanallarıyla elektronik ortamda alım satımını gerçekleştirebilmesine ilişkin olduğu, davacının müşteri olarak tanımlandığı, bir işlemin tüketici hukukuna tabi sayılabilmesi için tüketicinin ticari veya mesleki amaçla hareket etmemesi şart olup, eldeki davaya konu sözleşmenin yatırım amaçlı olduğu anlaşılmasına göre davalının tüketici konumunda kabul edilemeyeceğinden (Yargıtay HGKnun ... Esas- ...Karar sayılı kararı) bu yöndeki itirazının reddi ile mahkememizin görevli olduğuna kanaat edilmiştir..
6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin birinci fıkrasına göre "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 89.maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Somut olayda HMK'nın 10 ve TBK'nın 89. maddeleri uyarınca İstanbul mahkemeleri yetkili olduğundan davalı vekilinin mahkemenin yetkisine yönelik itiraz yerinde görülmemiştir.
Opsiyon sözleşmesi, iki taraf arasında yapılan ve alıcıya, ödeyeceği belli bir tutar (opsiyon primi) karşılığında, belirli bir vadeye kadar (veya belirli bir vadede), bugünden belirlenen bir fiyat (kullanım fiyatı) üzerinden opsiyona dayanak teşkil eden bir malı, kıymeti veya finansal göstergeyi satın alma veya satma hakkı tanıyan, satıcıya da alıcının bu sözleşmeden doğan hakkını kullanması durumunda sözleşmeye dayanak teşkil eden malı, kıymeti, veya finansal göstergeyi satma veya alma yükümlülüğü getiren sözleşmedir. Vadeli işlemler ve opsiyon sözleşmeleri, yüksek kâr elde etme imkanı yanı sıra hızlı bir şekilde ve yüksek oranda zarara uğrama olasılığının bulunduğu sözleşmelerdir. Potansiyel kayıp riski sınırsız olduğundan bu sözleşmeler risk derecesi yüksek olan yatırım ürünleri sınıfında yer almaktadır. Uzun pozisyon sahibi (opsiyon alan) için opsiyonun riski, ödemiş olduğu prim ile sınırlı iken, kısa pozisyon sahibi (opsiyon satan) için risk sınırsız olabilmektedir. Dayanak varlığın fiyatı, kullanım fiyatı, vadeye kalan gün sayısı, volatilite (oynaklık), piyasa faiz oranı, opsiyon fiyatına etki eden faktörlerdir.
Genel işlem koşulları TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TBK yürürlüğe girdikten sonraki dönemde imzalanan sözleşmeler yönünden; yasal düzenlemeye göre, genel işlem koşulu içeren sözleşmeler yapılması hukuken mümkündür. Bir hükmün salt genel işlem koşulu niteliğinde olması, onun geçersiz olması sonucunu doğurmaz. TBK'nın 25. maddesi uyarınca, "Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz". Yani, genel işlem koşulu niteliğindeki sözleşme maddesinin geçersiz sayılması için, hükmün dürüstlük kuralına aykırı olması gerekir. Somut olayda, yatırım aracı olan dava konusu vadeli işlemler ve opsiyon piyasasında yer alan alım ve satım pozisyonları ve pozisyonların dayanağını oluşturan varlıkların aradaki hukuki ilişki çerçevesinde alım satımına zemin hazırlayan sözleşme hükümlerinin haksız işlem şartı olduğundan söz edilemez. Zira yatırım araçlarının satın alınması hususunda yapılan tüm sözleşmelerin sistemin işleyişi konusunda davacı ile benzer şekilde kurulmuş aynı statüdeki şirketler tarafından da benzer şekilde vadeli işlemler ve opsiyon piyasasında yer alan alım ve satım pozisyonları ve pozisyonların dayanağını oluşturan varlıkların alım satımına aracılık yapıldığı anlaşılmakla taraflar arasındaki sözleşmelerin Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümlerine uygun olmadığı söylenemez.
Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğin "Müşteriye risklerin bildirilmesi yükümlülüğü" konusundaki 25. Maddesine göre yatırım kuruluşları, yatırım hizmet ve faaliyetleri kapsamında çerçeve sözleşme imzalamadan önce müşterilerine sermaye piyasası araçları ile yatırım hizmet ve faaliyetlerine ilişkin genel riskleri açıklamak ve bu amaçla asgari içeriği Kurulca belirlenmiş yatırım hizmet ve faaliyetleri genel risk bildirim formunun bir örneğini vermek ve bu formun okunup anlaşıldığına dair yazılı bir beyan almak ve bir örneğini müşteriye vermek zorundadır. Yatırım kuruluşları alım satıma aracılık faaliyeti kapsamında genel müşterilerine hizmet sunmadan önce birinci fıkra uyarınca yapılan genel risk bildirimine ek olarak işleme konu sermaye piyasası araçlarının risklerini müşteriye açıklamak ve açıklamaların müşteri tarafından okunup anlaşıldığına dair yazılı bir beyan almak zorundadır. Söz konusu açıklamaların bir örneğinin müşteriye verilmesi zorunludur.
Davacı ile davalı arasındaki 01.08.2018 tarihli Türev Araçlarının Araçlarının Alım Satımına Aracılık Çerçeve Sözleşmesinin 24. maddesinde "Piyasa hareketlerine göre teminat seviyesi günlük olarak güncellenir. Teminat seviyesi belirli bir sınırın altına düşerse Aracı Kurum, teminat tamamlama çağrısı yapar. Müşteri, bu çağrıyı en kısa sürede yerine getirmelidir. Gereken teminat yatırılmazsa, Aracı Kurum pozisyonları Stop Out (zorunlu kapama) yoluyla kapatabilir."; 25. maddesinde "Aracı Kurum, Müşteri'nin tüm alacak, hak ve teminatları üzerinde rehin hakkına sahiptir. Gerekli gördüğünde Müşteri’nin teminatlarını kullanarak alacaklarını tahsil edebilir. Müşteri, Aracı Kurum’un talep etmesi durumunda teminatları artırmak zorundadır.", 27. Maddesinde "Müşteri, yükümlülüklerini zamanında yerine getirmezse temerrüde düşer. Bu durumda Aracı Kurum, Müşteri’nin pozisyonlarını kapatabilir, teminatlara el koyabilir ve zararları karşılayabilir. Temerrüt halinde Aracı Kurum'un bilgilendirme yapma zorunluluğu yoktur.", 28. Maddesinde "Temerrüt durumunda Aracı Kurum, müşterinin nakit dışı teminatlarını da likide ederek borçları kapatabilir. Bu süreçte Müşteri, pozisyonlarının hangi sırayla kapatılacağına dair bir hakka sahip değildir. Kapatılan pozisyonlar sonucu kalan alacak Aracı Kurum tarafından tahsil edilir.", 29. Maddesinde "Teminat açığı oluşması halinde derhal teminat tamamlama yükümlülüğü doğar. Müşteri bu çağrıya uymadığı takdirde temerrüde düşmüş sayılır. Aracı Kurum, ayrıca bildirim yapmadan faiz uygulayabilir. Temerrüt halindeki teminatlar likidite edilebilir, pozisyonlar kapatılabilir ve zararlar karşılanabilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca davacı davalıya risk bildirimi formu imzalatmış olup risk uyarılarından bazıları şu şekildedir;
“Vadeli işlem sözleşmesi ve opsiyon sözleşmesi alım satım işlemleri çeşitli oranlarda risklere tabidir. Piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırdığınız teminatın tümünü kaybedebileceğiniz gibi, kayıplarınız toplam teminatınızı dahi aşabileceği,
Aracı kuruluş tarafından yapılacak teminat tamamlama çağrılarını istenen süre içinde ve şekilde yerine getirilmesi, aksi takdirde hiçbir ihbara gerek duymadan pozisyonun piyasa değerinden, özen borcu çerçevesinde zararına da olsa kapatılmasına razı olunması gerektiği
Bir opsiyon satılırsa, görece küçük ters bir piyasa hareketinde, opsiyon satmakla elde edilen prim ödemesini aşabilecek sınırsız potansiyel kayıp riskinin üstlenileceği, opsiyonu yerine getirmek istendiğinde, bunun üzerinde herhangi bir kontrol yetkisi olmadığı, sadece yüksek sermayeye sahip deneyimli kişilerin opsiyon satmaya teşebbüs etmesi gerektiği,
Kaldıraç etkisi nedeniyle, düşük teminatla işlem yapmanın piyasada lehe çalışabileceği gibi aleyhe de çalışabileceği ve bu anlamda kaldıraç etkisinin yüksek kazançlar sağlayabileceği gibi zararlara da yol açabileceği ihtimalinin göz önünde bulundurulması gerektiği.” belirtilmiştir.
Yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan bilirkişi kök ve ek raporundan, davalı tarafça imzalanan form ve sözleşmeler ile davacı aracı kurum tarafından davalı müşteri adına hesap açılmasına ve bu hesaptan müşteri adına ve hesabına, emir ve işlem yükümlülükleri saklı kalmak kaydıyla, işlem yapılmasına hukuken engel bulunmadığı, davalının nakit hareketlerini gösterir hesap ekstresine göre 17.12.2021 tarihinde, hesap bakiyesinin 13.495,51 TL pozitif (artı) hesap bakiyesi ile sonraki güne devir olarak açıldığı, 20.12.2021 günü davalının ... işlemleri yaptığı, aynı gün hesabında gerçekleşen nema ve işlem kârlarının davalının hesabına giriş olarak yansıtıldığı, 21.12.2021 tarihli işlemler ve fiyat hareketleri sonucunda davalının hesabında gün sonunda -38.548,30 TL eksi bakiye oluştuğu, sonraki günlerdeki teminat açığı kapama işlemleri ve diğer borç ve alacak kayıtları sonrasında 04.01.2022 günü itibariyle davalının hesabındaki eksi bakiye 38.290,13 TL olarak gerçekleştiği, ...A.Ş. (...)'tan celp edilen ... tarih ve ... sayılı yazı ekindeki dökümden davalı müşterinin davacı aracı kurum nezdindeki müşteri hesabının ... olan numarası ile ilişkilendirilerek 22/12/2021 tarihinde 37.776,08 TL'nin davacı aracı kurum tarafından ...'a davalı müşteri adına ve hesabına yatırıldığı, davalı müşterinin, davacı aracı kurum tarafından müşteri olarak kabulü ve sözleşmelerin imzalanması aşamasında ve öncesinde davacının davalıyı yanlış yönlendirdiği, bilgisizliğinden faydalandığı, iradesini bozduğu, davalının bilgisiz ve tecrübesiz olduğu yönündeki iddialarının ispatına yarayacak bir ses kaydı veya başka bir delilin dosyaya girmemiş olması sebebiyle bu hususlarda bir tespit ve değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamından, aracı kurumların yatırımcıların Borsa İstanbul’un ilgili piyasasına teminatların yatırılmasına veya çekilmesine sadece aracılık ettiği, bu suretle davalının 21.12.2021 tarihinde açmış olduğu pozisyonda zarara uğradığı ve kendisine teminat tamamlama çağrısı yapıldığı davalı tarafından sürdürme teminatının tamamlanmadığı pozisyonların sözleşmedeki yetkisine dayanılarak davacı tarafından sonlandırıldığı 04.01.2022 tarihi itibariyle davalının cari hesap bakiyesinin 38.290,13-TL eksi bakiye verdiği, teminat açığının davacı aracı kurum tarafından tamamlanarak ... AŞ'ye ödendiği, 04.01.2022 vade başlangıç tarihi ve 17.02.2022 takip tarihi vade sonu kabul edilerek, yıllık %15,75 avans faiz oranı üzerinden işlemiş faizin 737,09 olarak hesaplandığı, anlaşılmakla, davacının davalının işlemleri nedeniyle ödediği teminat bedelini ve buna işleyecek faizi davalıdan talep etmesinde haklı bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Her ne kadar davalı tarafça, davacı sistemlerinde yaşanan kesinti sebebiyle SPK tarafından davacıya ... uygulandığı, kendisinin de bu işlemlerden zarar gördüğü beyan edilmiş ise de; bilirkişi ek raporunda, sermaye piyasalarındaki işlem tekniği ve ... kuralları bakımından, hesabında oluşan teminat açığı oluştuktan sonra, bu teminat açığı kapatılmadan yatırımcının emir iptal etmesi, yeni emir girmesi, sistemin engellemesi sebebiyle, mümkün olmadığı, bu engellemenin Borsa ve ... tarafından belirlenen .... teminat sisteminin ve piyasanın işleyiş kurallarının bir gereği olduğu, zira ... işlemlerinde her yeni pozisyonun yeni bir risk olarak değerlendirileceği ve yeni pozisyon yatırımcının toplam riskinde artışa sebep olacağından, her bir ek pozisyonla birlikte yatırımcının toplam riskinin yeniden hesaplandığı, mevcut teminat açığı para getirmek suretiyle kapatılmadıkça, hesap kapatma, koruma (hedge) pozisyonu alma, ters pozisyon açma gibi yöntemlerin kullanılamayacağı, bu yeni işlemlere ... emir sisteminin izin vermeyeceği, zira yeni pozisyon açılabilmesi için mevcut teminat ya da teminatı aşan hesap açığının kapatılmasından başka bir yol bulunmadığı, bu çerçevede davalının sisteme girememesi sebebiyle yeni emir girememesinin, zaten sistemin hesaba açığı kapatacak miktarda para getirmek dışında bir yola izin vermemesi sebebiyle, bir haklılık payı verilmesi mümkün olmadığı, nitekim LOG kayıtlarından davalının bazı emirleri sisteme girdiği halde emrin sistem tarafından işleme konulmadığı tespit edilmiştir. Mahkememizce yapılan incelemede de bilirkişinin tespitlerine itibar edilmiş olup ayrıca SPK tarafından kesintinin 21.12.2021 tarihinde 09:33:12'de başlayıp 10:27:06'da bittiği belirtilmiş olup davalının log kayıtlarında kesintinin henüz yaşanmadığı 09:30:01, 09:30:02, 09:30:03 saat/dakikalarında henüz kesinti yaşanmadan önce de aynı şekilde sistem tarafından red yanıtı geldiği göz önüne alındığında, davalının işlem taleplerinin reddinin davalı sistemlerinde yaşanan kesintiden değil, bilirkişinin tespit ettiği hususlardan kaynaklandığı kanaatine varılmıştır.
Diğer yandan icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda davacının konumunun davalının verdiği emirleri vadeli işlemler piyasasına iletmekten ibaret olup, işlemlerin tamamının davalı tarafından yapıldığı, yapılan işlemler neticesi eksik teminatın davalı tarafından tamamlanmaması sonucu teminat borcunun davacı tarafından takas merkezine ödendiği belirlenmekle icra takibine konu alacağın davalının bilgisinde olduğu, bu sebeple likit olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak kabul edilen asıl alacak üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
1-Davalının ... 12. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip sayılı dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 38.290,13 TL Asıl Alacak, 421,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 38.711,32 TL üzerinden devamına,
2-Asıl alacağın 38.290,13 TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
3-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarlarının %20 oranına tekabül eden 7.742,26 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 2.644,37TL nispi karar harcının, peşin alınan 474,38 TL harcın mahsubu ile geri kalan 2.169,99 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 566,59 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 566,58 TL (80,70 TL BHV, 11,50 TL VSH, 474,00 TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
8- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 3.644,75TL (344,75 TL tebliğler ve posta, 3.300,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.592,17 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 1.500,00 TL (1.500,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 21,64 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerine bırakılmasına,
10-Arabuluculuk ücreti olan 1.560,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 22,50 TL'sının davacıdan, 1.537,50 TL'sının davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/03/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır