T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/880 Esas
KARAR NO :2024/775
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:28/10/2014
KARAR TARİHİ:12/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 26.06.2014 tarihinde düzenlenen acentelik sözleşmesi ile müvekkilinin davalı adına sözleşme yapma ve prim tahsil yetkisi aldığını, sözleşmeye istinaden müvekkiline verilen vekaletin tescil edildiğini, taraflar arasında yapılan görüşmeler sonucunda, davalının gönderdiği 22.08.2014 tarihli elektronik postada 31.12.2014 tarihine kadar aylık 1.500.000 TL ila 2.000,000 TL arasında prim üretimi yapması ve tanzim edilecek her çekici poliçesine karşılık, aynı müşteriye minimum 50 TL tutarında ferdi kaza poliçesi tanzim edilmesi halinde, çekici araçlar bakımından araçların bulunduğu basamağa göre belli oranlarda indirim içeren trafik sigorta poliçesi tanzim etme yetkisi verildiğini, müvekkilinin anılan yazı doğrultusunda daha önce tanzim ettiği 50 adet poliçeye ilaveten toplamda, 291 adet trafik ve 41 adette ferdi kaza sigorta poliçesi düzenlediğini, tanzim edilen trafik sigorta poliçelerinden 66,046,12 TL, ferdi kaza sigorta poliçelerinden 326,47 TL müvekkili lehine komisyon tahakkuk etmesine rağmen davalı tarafça bu bedellerin ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, bu talepten kaynaklanan istemin dava konusu olmadığını ve ayrı bir davada itirazın iptalinin talep edildiğini, müvekkilinin, davalının 22.08.2014 tarihli e-mailindeki taahhüdüne istinaden bir çok kişi ve şirketle görüşme yaparak ayrıca 225 adet trafik sigorta poliçesi teklifi ile 375 adet ferdi kaza sigorta poliçesi teklifini alarak davalının sistemine yüklediğini, tekliflerin davalı tarafından onaylanmasını beklenirken davalı tarafından gönderilen 09.09.2014 tarihlî e-mail ile trafik ürünü çekici kullanım tarzı için fiyatlarda değişiklik yapıldığının belirtilerek indirimlerin kaldırıldığını, bu e-maile göre müvekkilinin müşterilerin yeni taleplerini iletmek üzere davalı yetkilileri ile görüşme halinde iken 13.09.2014 tarihinde, hiç bir gerekçe gösterilmeksizin müvekkilinin ekranının kapatıldığını, aynı gün gönderilen e-mail ile ekranın açılmasının istenildiğini, e-mailin ulaşmasına rağmen cevap verilmediğini ve ekrarın kapalı olduğu tarihlerde alınan yüzlerce trafik poliçesi teklifinin sisteme girilemediğini, sistemin hukuksuz ve habersiz kapatılması ile müvekkilinin itibar kaybına uğradığını, davalının 18.09.2014 tarihli elektronik posta ve ...Noterliğinin 16.09.2014 tarihli ihtarıyla sözleşmeyi feshedildiğini, 18.09.2018 tarihli e-mail ve ihtar içeriğinin doğru olmadığını, taraflar arasında düzenlenen aracılık sözleşmesinde TTK ve TBK'nın amir hükümlerine aykırı bir çok düzenleme bulunduğunu ve bu düzenlemelerin müvekkili aleyhine hüküm ifade etmeyeceğini, sözleşmenin hukuka aykırı şekilde feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin 22.08.2014 tarihinden yıl sonuna kadar müvekkiline sağlanan indirim hadleri dikkate alındığında ve feshin haksız olduğu dikkate alındığında müvekkilinin TBK'nın 112 ve 125/2.maddeleri gereğince tazminat hakkı bulunduğunu, bu kapsamda sözlemenin feshinden önce davalının sistemine girilen 225 adet trafik sigorta poliçesi (çekiciler için) teklifinden kaynaklanan komisyon alacağı olarak şimdilik 55.008,55 TL ile sözleşme feshedilmiş olsaydı müvekkilinin 31.12.2014 tarihine kadar düzenleyeceği poliçelerden kaynaklanacak komisyon alacağı için şimdilik 40.000,00 TL, sözleşmenin feshinden önce davalının sistemine girilen 375 adet ferdi kaza sigorta poliçesi teklifinden kaynaklanan komisyon alacağı olarak şimdilik 3.040,87 TL ve sözleşme feshedilmemiş olsaydı 31.12.2014 tarihine kadar düzenlenecek poliçelerden doğacak komisyon alacağı için şimdilik 1.950,58 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı, 06/03/2017 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; maddi tazminat talebinde belirlenebilir kısımların bulunması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile davalıya Mardin ilinde acentelik yapılması için 26.06.2014 tarihinde yetki verildiğini, ancak açıklanacak nedenlerle davalının sözleşme ile kendisine tanınan yetkinin sınırlarını aştığını ve yükümlülüklerine aykırı davranması nedeniyle sözleşmenin feshedilerek vekaletten azledildiğini, davalı acenteye aylık 1.500.000,00-2.000.000,00 TL aralığında prim üretmesine ve her çekici poliçesine istinaden 50 TL değerinde ferdi kaza poliçesi tanzim etmesine karşın bazı özel indirimler uygulandığını, davacı ile yaklaşık bir buçuk ay çalışılmasına rağmen davacının taahhüdünü gerçekleştiremediğini ve kalan süre için taahhüdün yerine getirilmeyeceğinin açık olduğunu, bir buçuk aylık süre içinde komisyon dahil 481.221,05 TL üretim gerçekleştirdiğini, buna rağmen indirimli fiyatlardan yararlandırıldığını, ayrıca tanzim edilen her çekici poliçesine istinaden 50 TL değerinde ferdi kaza poliçesi de kesilmediğini, 291 adet çekici trafik sigorta poliçesi tanzim edilmesine karşın yalnızca 41 adet ferdi kaza sigorta poliçesi tanzim edildiğini, davacıyla çalışmaya devam edilse dahi, davacının bir aydan fazla sürede yaptığı üretim belli olmasına karşın, ortalama bir aylık sürede bu üretimi üçe hatta dörde katlamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının müvekkilinin çekici trafik sigorta poliçelerinin yanı sıra farklı sigorta şirketlerine ait ferdi kaza sigorta poliçelerini tanzim ettiğinin tespit edildiğini, davacının 66.372,59 TL tutarındaki primlerinin ödenmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 20.000 TL komisyonun banka hesabına yatırıldığını, kalan tutarın ise acentelik sözleşmesi ve kanundan kaynaklı haklar nedeniyle dondurulduğunu, dondurulan bu bedelle ilgili .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davasının devam ettiğini, davacının taahhütleri yerine getirse dahi bir kısım poliçelerin iptali ihtimali bulunduğundan tüm hak edişlerin ödenemeyeceğini, müvekkilinin diğer acenteleriyle de bu şekilde çalıştığını, TTK'nın 116. maddesinde de en geç üç ay içinde ödeme yapılacağının belirtilmesine karşın sözleşmenin feshi nedeniyle oluşacak zararlar için bir kısın hak edişlerin tutulduğunu, taahhütlerine uymayan davacı acente ile ilgili standart tarifeye geçilmesinin müvekkili şirketin yetkisinde olduğunu, davalının sözlemeye aykırı davranışları nedeniyle acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davalının ortaklık sözleşmelerini imzalatarak müvekkiline ulaştırmadığını, müvekkilinin kooperatif olması nedeniyle öncelikle ortaklık sözleşmesinin imzalatılarak müvekkiline ulaştırılması gerektiğini, bu hususun aracılık sözleşmesinin üçüncü maddesinde de düzenlendiğini, davacının ortaklık sözleşmesi imzalatmadan poliçe düzenlemesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, sözleşmenin 17. maddesine göre düzenlenen veya iptal edilen poliçelerin davalıya gönderilmesi gerekirken bu poliçelerin de gönderilmediğini, sözleşme ve TTK'nın 102 ile 108.maddelerine göre davacının Mardin bölgesinde faaliyette bulunması gerekirken bölge dışında ZMSS poliçeleri düzenlediğini, müvekkilinin uyarılarına rağmen davacının sözleşme bölgesi dışında poliçe düzenlemeye devam ettiğini bu nedenle sözleşmenin TTK'nın 121/1. maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, müvekkilinin bir çok acentesi bulunduğu ve her gün binlerce poliçe düzenlendiği dikkate alındığında düzenlenen poliçelerin her gün kontrol edilerek acente bölgesi içinde düzenlenip düzenlenmediğinin müvekkilince kontrol edilemeyeceğini ve müvekkilinin, davacının sorumluluk alanı dışında poliçe düzenlemesine onay vermediğini, davalının yıllık 1.500.000 TL üzerinde prim tahsilatı hedefi için farklı şehirlerdeki araçlar için poliçe düzenleyerek diğer acentelerle haksız rekabet yaptığını ve bu durumun da haklı fesih nedeni olduğunu, davacının tüm uyarılara rağmen sözleşmeye aykırı eylemlerini sonlandırmaması nedeniyle sözleşmenin 16.09.2014 tarihli ...Noterliğinin ihtarıyla fesih edilerek, hesap mutabakatı için davet edildiğini, hesap mutabakatının red edilerek müvekkili hakkında ....İcra Müdürlüğünün 2014/... Esas sayılı dosyasında 66.372 TL takip başlatıldığını, itiraz üzerine ...Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını, tahakkuk eden komisyonların ödenmediğinin belirtilmesine rağmen aracılık sözleşmesinin 23/2.maddesi gereğince müvekkilinin komisyon ödemelerini durdurmaya yetkili olduğunu, acentelik sözleşmesinin haklı nedenle fesih edilmesi nedeniyle, talep edilen maddi ve manevi tazminatın yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkememizin 2014/... esas ... karar 26/09/2019 tarihli mahkeme ilamında; "Davanın Kısmen Kabulüne, Maddi tazminat talebi yönünden davacı yararına 687.939,09 TL maddi tazminatın 100.000 TL'si yönünden dava tarihi olan 28/10/2014 tarihinden 587.939,09 TL'si yönünden ıslah tarihi olan 06/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline, Manevi tazminat davası yönünden açılan davanın reddine," şeklinde karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin mahkeme ilamını istinaf etmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Mahkemesinin 2019/2575 esas, 2022/1549 karar sayılı, 17/11/2022 tarihli istinaf ilamında; "HMK 353/1.a.6. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına," şeklinde görüş bildirilmiştir.
İstinaf ilamı kapsamında mahkememizin 2022/880 esas sayılı sırasına kaydı yapılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 07/12/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Taraflar Davacı ... (Mardin Sigorta Acentesi) ile davalı ... arasında 26.06.2014 tarihinde Sigorta Acentelik Sözleşmesi düzenlendiği, Davalının gönderdiği 18.09.2014 tarihli yazıyla ihbar edilmeden feshedildiği, bu konuda ihtilaf bulunmadığı,
Düzenlenen sözleşmenin 36.maddesi "Kooperatif gerekli gördüğü durumlarda sözleşme dönemi sonunu beklemekle bağlı olmaksızın, hiç bir gerekçe göstermeden sigorta aracısına verilen yetkilerden bir kısmını kısıtlamak ve sınırlandırmak veya tamamen kaldırmak yetkisine haizdir" Şeklinde düzenlendiği, TTK.121-4 Maddesi (4) Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. Şartı mevcuttur. Bu doğrultuda, dosya kapsamında, acentenin sözleşme bölgesi dışında faaliyet göstermesi ve başka sigorta şirketleri adına poliçe düzenlenmesi gibi ifade bulan hususların nihai değerlendirmesinin takdiriyle Sözleşme feshinin Hukuki değerlendirmesinin tamamen sayın mahkemeye ait olduğu,
Davacı Acente tarafından Teklif girişi yapılan ve tahakkuku yapılmayarak poliçeleşmeyen Trafik Sigorta teklif girişi toplam 359.537,00 TL Net prim 416.516,00 TL Brüt prim karşılığı 55.009,161 TL komisyon alacağı hesaplandığı,
Teklif girişi yapılan Ferdi Kaza Sigortası girişi toplam: 19.875,00 TL Net Prim 20.868,75 TL Brüt prim 3.040,87 TL Komisyon alacağı hesaplanmıştır. Sonuç olarak teklif girişi yapılan Trafik Sigortası ve Ferdi Kaza sigortası teklif girişlerinin toplamı 58.050,31 TL olarak hesaplandığı,
Davacının sözleşmenin feshinden sonra ortalama teklif tutarları dikkate alınarak yapılacak olan hesaplamada 16.09.2014 fesih tarihinden sonra şayet sözleşme devam etse idi 31.12.2014 tarihinde davacının alacağı komisyon tutarı 55.046,49 TL olarak hesaplandığı,
" yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi ek raporu alınmasına karar verilmiş olup 16/09/2024 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında; Sonuç olarak teklif girişi yapılıp poliçeleşmeyen trafik ve Ferdi Kaza sigorta girişinin toplam tutarı 58.050,31 TL olarak hesaplanmış olup, bu tutar 16.09.2014 fesih tarihine kadar olup bu tarihten sonra şayet sözleşme devam etse idi 31.12.2014 tarihinde davacının alacağı komisyon tutarı 55.046,49 TL olarak hesaplanmıştır." yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
DELİLLER:
.... İcra Dairesinin 2015/... esas sayılı dosyası, ... 2. İcra Dairesinin 2015/... esas sayılı dosyası, ... 2. İcra Dairesinin 2015/... esas sayılı dosyası, ... 2. İcra Dairesinin 2015/... esas sayılı dosyası, Bodrum 2. İcra Dairesinin 2015/... esas sayılı dosyası, ... 2. İcra Dairesinin 2015/... esas sayılı dosyası, ... 2. İcra Dairesinin 2015/... esas sayılı dosyası, ... İcra Dairesi 2015/... esas sayılı dosyaları dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshi nedeniyle acentenin uğradığı maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen aracılık sözleşmesi ile davacı, davalı şirketin düzenleyeceği poliçeler için acentelik faaliyetini üstlenmiştir. Sözleşmenin 3. maddesinde, acentenin öncelikle poliçe ekinde çıkan ortaklık sözleşmesini ilgilisine imzalatarak, ilgiliyi kooperatife ortak kaydetmek suretiyle ortak olan kişilere poliçe tanzim edebileceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin 4. maddesinde, acentenin Mardin il sınırları içinde faaliyet göstereceği, faaliyet sahasının acentenin talebi ve ancak vekil edenin yazılı izniyle genişletilebileceği belirlenmiştir. Sözleşmenin 6 ve 7. maddelerinde acentenin özen borcu düzenlenmiştir. 8. maddede, acentenin kanun ve vekil edenin emir ve talimatlarına uyacağı belirlenmiş, son fıkrada ise, acentenin yetkisi olmaksızın veya yetkisini aşarak yaptığı aracılık işlerinden bizzat sorumlu olduğu ve bu nedenle kooperatifin uğrayacağı zararları tazminle yükümlü olduğu belirlenmiştir. Sözleşmenin 12. maddesinde acentenin vekaletname ile yetki verilen branşlarda poliçe düzenleyebileceği belirlenmiştir. Sözleşmenin 15 vd maddelerinde poliçenin ne şekilde düzenleneceği belirlenmiş olup, 17. Madde de acentenin 3.maddede yer alan ortaklık işleminin tamamlanmasından sonra düzenlediği poliçede sigortalının imzasını alarak mevzuatın öngördüğü şekilde bilgilendirme yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirerek poliçeyi sigortalıya teslim edeceği belirlenmiştir. Sözleşmenin 18 vd maddelerinde primlerin ne şekilde tahsil edilerek kooperatife teslim edileceği düzenlenmiştir. Sözlşemenin 23. maddesinde kooperatif adına, kooperatif ortaklarına sigorta sözleşmesi tanzim eden acentenin sözleşmenin ek -1'inde belirlenen oranlarda ve tarihlerde komisyon verileceği düzenlenmiştir. Ayrıca, vekil edenin komisyon oranlarını değiştirmeye, düşürmeye ve sigorta aracısına sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle komisyon ödemesini durdurmaya veya tümüyle ortadan kaldırmaya yetkili olduğu belirlenmiştir. Sözleşmenin 33.maddesinde her ayın ilk 15 günü içerisinde bir önceki ayın üretim, tahsilat ve ödemeleri için mutabakat yapılacağı belirlenmiştir. Sözleşmenin 35. maddesine göre, acentelik sözleşmesinin 26.06.2014 tarihinde bir yıl için düzenlendiği ve sözleşmenin bitiminden bir ay önce fesih ihbarında bulunulmaması halinde, sözleşmenin kendiliğinden bir yıl müddetle aynı şartlarda uzayacağı belirlenmiştir. Ancak acentenin yükümlüklerine uymaması ve sözleşmeyi ihlal etmesi halinde, sözleşme dönemi sonunu beklemeksizin ve tazminat ödemeksizin vekil edenin fesih yetkisi bulunduğu kabul edilmiştir. Sözleşmenin 36.maddesinde kooperatifin gerekli gördüğü durumlarda sözleşme dönemi sonunu beklemeksizin, hiçbir gerekçe göstermeden ve ihbar sürelerine bağlı olmaksızın acenteye verilen yetkilerden bir kısmını kısıtlamak, sınırlandırmak veya tamamen kaldırma yetkisinin bulunduğu belirlenmiştir. Sözleşmenin 40. maddesinde taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda kooperatifin defter ve kayıtlarının esas olduğu, borç ve alacak ilişkilerinde HUMK'un 287.maddesi gereğince, delil sözleşmesine ilişkin hükümlere göre, kooperatifin defter ve kayıtlarının kesin delil olduğu kabul edilmiştir.
Sözleşmenin ekindeki komisyon oranlarına göre ferdi kaza sigortalarında 0,25, Zorunlu Taşımacılık Koltuk Ferdi Sigortasında 0,10, ZMSS poliçesinde 0,17, Mimoza Genişletilmiş Sigorta Poliçesinde 0,17 oranında komisyon verileceği belirlenmiştir. Sözleşme sonrası, davacı tarafından düzenlenen 26.06.2014 tarihli vekaletle acentelik sözleşmesi kapsamında işlemler yapılması için davacıya yetki verilmiştir.
22.08.2014 tarihinde davalı ... şirketi tarafından gönderildiği anlaşılan e-mail'de yapılan toplantı sonucuna göre, yıl sonuna kadar aylık 1.500.000 TL - 2.000.000 TL arası prim üretimi yapılması, tanzim edilecek her bir çekici poliçesine karşılık aynı müşteriye minimum 50 TL tutarında ferdi kaza poliçesi tanzim edilmesi taahhüdüne istinaden çekici tarifesinin aşağıda belirtilen şekilde revize edildiği belirtilerek daha düşük bedelle poliçe tanzimi için davacı acenteye olanak sağlanmıştır.
09.09.2014 tarihli e-mail'de, davacıya ihtiyacı olduğunda kullanılması için özel indirim tanımlanarak yeni prim oranları belirlenmiştir. Davacı tarafından 13.09.2014 tarihinde ekranının kapatıldığı ifade edilmiş, bunun üzerine davacı, ekranının açılması talebiyle, davalıya e-mail göndermiştir. Davalı tarafından gönderilen 16.09.2014 tarihli fesih name ile taraflar arasındaki sözleşmenin 4, 8/son ve 36.maddelerine aykırı davranması nedeniyle sözleşmenin 15.09.2014 tarihi itibariyle fesih edildiği bildirilmiştir.
Taraflar arasında daha önce tahakkuk edilen komisyona ilişkin olarak İstanbul ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne ilişkin verilen karar Yargıtay onayından geçerek kesinleşmiştir.
Uyuşmazlığın kural olarak Kanun'un emredici hükümleri ile taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmede davalının ticari defter ve belgelerinin kesin delil olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda, davacının fesih tarihine kadar yapmış olduğu poliçele tekliflerinin davalı sistemine girip girmediği ve bu tekliflerin poliçe haline getirilip getirilmediğinin davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılarak belirlenmesi gerekir. Davacı, dava dilekçesinin deliller kısmının 15 ve 16. maddesinde tarafların defter ve kayıtları ile davalının bilgisayar sistemine delil olarak dayandığı gibi, davalı da tarafların ticari defterlerine delil olarak dayanmıştır. Bu nedenle, tarafların ve özellikle davalı defterlerinin münhasır delil olduğuna ilişkin delil sözleşmesi de dikkate alınarak, davalının defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, dava dilekçesinde belirtilen 225 adet trafik sigorta poliçesi ile 375 adet ferdi kaza poliçesinden kaynaklı davacı alacağının denetime elverişli bir şekilde belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken....gerekçesiyle karar kaldırılmış olup "İddia ve savunma hudutları doğrultusunda, davalı defter ve belgeleri ile bilgisayar sistemi üzerinde, davacının fesih tarihine kadar yapmış olduğu poliçe tekliflerinin davalı sistemine girip girmediği ve bu tekliflerin poliçe haline getirilip getirilmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin 36.maddesindeki hüküm dikkate alındığında fesih sonrası dönem için davacının talep hakkının bulunup bulunmadığı, fesih tarihi ile 31/12/2014 tarihleri arasında düzenlenecek poliçelerden elde edilecek komisyon bedellerinin yanı sıra fesih tarihine kadar acente sistemine girişi yapılmasına rağmen onay verilmeyen poliçe tekliflerinden kaynaklı komisyon alacağı talep hakkı bulunup bulunmadığı hususlarında istinaf kararında belirtilen kaldırma gerekçeleri de dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yapılmasına," dair 30/03/2023 tarihli ara karar ile dosya bilirkişi heyetine tevdii edilmiştir.
Bilirkişi heyeti 07/12/2023 tarihli raporunda "Heyetimiz tarafından 01.10.2023 tarihinde "Dava konusu olan davacı acentenin fesih tarihine kadar yapmış olduğu poliçe tekliflerinin poliçe haline getirilerek tahsilatı yapılmayan teklif aşamasında kalan davalı ... şirketince poliçe onayı verilmeyen teklif girişlerinin davalı ... şirketince excel tablosu olarak uyap üzerinden sunulması" talep edilmiş sonuç alınamayınca Bilirkişi heyeti olarak davacı vekilininde katıldığı davalı ... şirketinin Genel Müdürlük .../ ... adresinde 15.11.2023 günü saat 10.30 da yerinde inceleme yapılmıştır. Sayın mahkemenin vermiş olduğu görev gereği talep davalı tarafa iletilmiştir. Yapılan incelemede poliçe haline getirilerek tahsilatı yapılmayan teklif aşamasında kalan teklif girişlerinin azami altı (6) ay sigorta şirketi sistemlerinde kaldığı sonrasında silindiği bilgisi verilmesi ve talep edilen teklif giriş verilerine ulaşılamadığı, Dava dosyasına sunulan teklif suretleri ve diğer deliller üzerinden tarafımızdan inceleme yapılmıştır.Dosya kapsamına göre Davacının fesih tarihine kadar yapmış olduğu proje tekliflerinin dava dosyasına sunulan teklif örneklerinden davalı sistemine girdiği anlaşılmakta, bu tekliflerin poliçe haline getirilmediği, tahsilatları yapılmadığı tekraren teklif aşamasında kaldığından dolayı davalı vergi ve muhasebesel olarak prim tahakkuku olmadığı, Yapılan incelemede poliçe haline getirilerek tahsilatı yapılmayan teklif aşamasında kalan teklif girişlerinin azami altı (6) ay sigorta şirketi sistemlerinde kaldığı sonrasında silindiği bilgisi verildiğinden talep edilen verilere sigorta şirketi bilgisayar sistemi üzerinden ve ticari defter kayıtlarından inceleme imkanı olmamıştır." ifadelerine yer vermiş olup davanın açıldığı tarihin 28/10/2014 olduğu, bu tarih itibariyle saklama süresi dolmamasına rağmen kayıtlar silindiğinden davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, dava dosyasına sunulan teklif suretleri ve diğer deliller üzerinden inceleme yapılarak rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bu rapora yapılan itirazların kabulü ile; somut olay yönünden sigorta birliği nezdinde dava konusu liste üzerinde yapılan kısmi çalışma sonucu excel listesi olarak sunulduğu belirtilen listede teklif olarak sisteme girildiği iddia edilen araçların teklif öncesinde ya da ekran kapama iddiası öncesinde başka sigorta şirketlerinden sigortasının olduğu beyan edilmekle, bu konuda değerlendirme yapılması acentenin; poliçe onayla işlemini yapmakla poliçenin tamamlanıp tahsilatın gerçekleşip gerçekleşmediği sistem üzerinden poliçenin acente tarafından oluşturulup oluşturulmadığı, bu hususta ayrıca davalı şirketin onayına gerek olup olmadığı; onay prosedürü varsa sektörel bazda ve davalı uygulamasında poliçelerin onaylanma oranı ve sonradan iptal etme oranları dikkate alınarak tarafların diğer bütün itirazları değerlendirilmek suretiyle istinafın TTK 113/3 maddesi kapsamında kaldırma kararında belirttiği gerekçeler de dikkate alınarak, ayrıca davacının hesap yöntemine ilişkin itirazı da değerlendirilerek ek rapor düzenlenmek üzere dosyanın en son rapor sunan bilirkişi heyetine tevdine" karar verilmiş ve 16/09/2024 tarihli ek raporda; Sigorta birliği nezdinde dava konusu liste üzerinde yapılan kısmi çalışma sonucu excel listesi olarak sunulduğu belirtilen listede teklif olarak sisteme girildiği iddia edilen araçların teklif öncesinde ya da ekran kapama iddiası öncesinde başka sigorta şirketlerinden sigortasının olduğu beyan edilmekle, bu konuda değerlendirme yapılması acentenin; poliçe onayla işlemini yapmakla poliçenin tamamlanıp tahsilatın gerçekleşip gerçekleşmediği sistem üzerinden poliçenin acente tarafından oluşturulup oluşturulmadığı,
Dosya kapsamına göre Davacının fesih tarihine kadar yapmış olduğu proje tekliflerinin dava dosyasına sunulan teklif örneklerinden davalı sistemine girdiği anlaşılmakta, bu tekliflerin poliçe haline getirilmediği, tahsilatları yapılmadığı tekraren teklif aşamasında kaldığından dolayı davalı vergi ve muhasebesel olarak prim tahakkuku olmadığı, Yapılan incelemede poliçe haline getirilerek tahsilatı yapılmayan teklif aşamasında kalan teklif girişlerinin azami altı (6) ay sigorta şirketi sistemlerinde kaldığı sonrasında silindiği bilgisi verildiğinden talep edilen verilere sigorta şirketi bilgisayar sistemi üzerinden ve ticari defter kayıtlarından inceleme imkanı olmamıştır. Sektörel olarak değerlendirildiğinde her ne kadar sigorta acentesi tarafından teklif oluşturulsa da sigorta şirketinin onayına muhtaçtır. Sigorta şirketi tarafından onay verilmeyen teklif girişlerinin acente tarafından onaylanma imkanı bulunmamaktadır. Bu durum acente tarafından müşterisine teklif içeriği ve poliçe prim bilgisi verse de onaylanmayan teklifler acenteyi sektörel anlamda zor duruma düşüreceği değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamına sunulan taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin Sigorta Acentelik Sözleşmesi olarak düzenlendiği, TTK'nın 113/3. maddesinde acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra kurulan işlemler için acente; işleme aracılık etmişse veya işlemin yapılmasının kendi çabasına bağlanabilecği ölçüde işlemi hazırlamış ve işlem de acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra ve uygun bir süre içinde kurulmuşsa, birinci veya ikinci fıkraların birinci cümleleri uyarınca ücret istenebilecek bir işleme ilişkin olarak üçüncü kişinin icabı acentelik sözleşmesinin sona ermesinden önce acenteye veya müvekkile ulaşmışsa ücret isteyebilir. Bu ücretin hal ve şartlara göre paylaşılması hakkaniyet gereği ise sonraki acentede uygun bir pay alır düzenlemesi bulunmaktadır. Yine kök raporda, sayın Mahkemenin takdir hakkına müdahale etmemek bakımından sözleşmenin sona erdirilmesi bağlamında yer verilen değerlendirmeler bakımından nihai takdir sayın Mahkemenindir." şeklinde görüş bildirmiştir.
Davanın açıldığı tarihin 28/10/2014 olduğu, bu tarih itibariyle saklama süresi dolmamasına rağmen kayıtlar silindiğinden davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığından dava dosyasına sunulan teklif suretleri ve diğer deliller üzerinden inceleme yapılarak düzenlenen kök ve ek rapor denetime elverişli ve yeterli teknik bilgiyi içerdiği anlaşılmakla mahkememizce hükme esas alınmıştır. (Bilirkişi heyet raporunda davalının taahhüdü 22.08.2014 tarihinde başlamış iken sanki 01.01.2014 tarihinde başlamış gibi; fesih öncesi dönem 21 gün yerine 256 gün olarak hesapla sözleşmenin feshedildiği 16.09.2014 ile davalı şirketin taahhüt bitim tarihi olan 31.12.2014 tarihine kadar talep edilebilecek tazminat tutarları hatalı hesaplanmış ise de bu husus basit matematik bilgisi ile hesaplanabileceği gibi 08.01.20219 tarihli raporun 29. sayfasında tablo halinde gösterilmek suretiyle aynı yöntemle hesaplama yapılarak talep edilebilecek bedel doğru bir şekilde belirlenmiş olmakla; bu hususta ek rapor alınmasına gerek görülmemiştir.)
Taraflar arasındaki sözleşmenin, davalı tarafından feshedildiği sabit olup, uyuşmazlık feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, haklı nedene dayanmıyorsa talep edilen maddi tazminatın talep edilip edilemeyeceği ve hesaplama şekline ilişkindir. Davalı, fesihte sözleşmenin 4.8/son ve 36.maddelerine dayanmış olup, fesih sebebini değiştiremez. 4.maddede, aracının Mardin ili sınırları içerisinde faaliyette bulunacağı, faaliyet alanının ancak kooperatifin yazılı izni ile genişletilebileceği hüküm altına alınmıştır. 8/son maddede ise, acentenin yetkisiz veya yetkisini aşan aracılık hizmetlerinden bizzat sorumlu olacağı ve bu nedenle kooperatifin uğrayacağı zararları tanzimle yükümlü olacağı belirlenmiştir. 36.maddede ise, kooperatifin gerekli gördüğü durumlarda sözleşme dönemi sonunu beklemeden sözleşmeyi feshedebileceği düzenlenmiştir.
TTK'nın 113/3. maddesinde acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra kurulan işlemler için acente; işleme aracılık etmişse veya işlemin yapılmasının kendi çabasına bağlanabileceği ölçüde işlemi hazırlamış ve işlem de acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra ve uygun bir süre içinde kurulmuşsa, birinci veya ikinci fıkraların birinci cümleleri uyarınca ücret istenebilecek bir işleme ilişkin olarak üçüncü kişinin icabı acentelik sözleşmesinin sona ermesinden önce acenteye veya müvekkile ulaşmışsa ücret isteyebilir. Bu ücretin hal ve şartlara göre paylaşılması hakkaniyet gereği ise sonraki acentede uygun bir pay alır düzenlemesi bulunmaktadır.
İstinaf kaldırma ilamında "Somut olayda davacı, fesih öncesi davalının sistemine giren 225 adet trafik poliçesi teklifinden kaynaklanan komisyon alacağı ile sözleşmenin fesih edilmesi halinde 31.12.2014 tarihine kadar düzenlenecek poliçelerden kaynaklı komisyon alacağı ile fesihten önce davalının sistemine giren 375 adet ferdi kaza poliçesi teklifinden kaynaklanan komisyon alacağı ile sözleşmenin fesih edilmemesi halinde 31.12.2014 tarihine kadar elde edeceği komisyon alacağı için dava açmıştır. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmenin 36. maddesinde, acentelik veren davalıya sözleşme döneminin sonunu beklemeden ve hiçbir gerekçe göstermeden fesih ihbar süresine bağlı olmaksızın acenteye verilen yetkilerin kaldırılabileceğine ilişkin hüküm de dikkate alınarak, fesih sonrası dönem için davacının talepte bulunma hakkının bulunup bulunmadığı da dikkate alınarak bir karar verilmelidir. Davalı taraf, fesih nedeninde bu maddeye dayanmış olup, davacı da bir kısım maddeleri genel işlem koşulları barındıran haksız şart niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür. Bu durumda fesih sonrası alacak kalemleri yönünden davacının sözleşmenin anılan hükmü dikkate alınarak bir talepte bulunulup bulunulmayacağı değerlendirilmeden ve buna ilişkin hiç bir gerekçe oluşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dava dilekçesindeki açıklamalar kısmının üçüncü maddesinde, daha önce düzenlenen poliçeler yönünden hak edilen ancak ödenmeyen alacakların tahsili için ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı ve itiraz üzerine İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığı anlaşılmaktadır. Eldeki davada, fesih tarihi ile 31.12.2014 tarihleri arasında düzenlenecek poliçelerden elde edilecek komisyon bedellerinin yanı sıra fesih tarihine kadar acente sistemine girişi yapılmasına rağmen, onay verilmeyen poliçe tekliflerinden kaynaklı komisyon alacağı da talep edilmiştir. Davacının aracılık edip de sonradan gerçekleşmiş olan bu tür poliçelerle ilgili yukarıda belirtilen TTK'nın 113. maddesi gereğince acentenin komisyon talep hakkı bulunduğu dikkate alınmalı ve bu yasal düzenleme de davanın esası karara bağlanırken gözetilmelidir. Zira bu talep, feshe bağlı bir talep olmayıp, acentenin yapmış olduğu işin karşılığıdır. "gerekçelerine yer vermiş olup bu doğrultuda inceleme yapılmıştır.
İlk olarak, fesih öncesi davalının sistemine giren 225 adet trafik poliçesi teklifinden kaynaklanan komisyon alacağı ile fesihten önce davalının sistemine giren 375 adet ferdi kaza poliçesi teklifinden kaynaklanan komisyon alacağı talepleri yönünden davanın açıldığı tarih itibariyle saklama süresi dolmamasına rağmen kayıtlar silindiğinden davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılamamış, dava dosyasına sunulan teklif suretleri ve diğer deliller üzerinden inceleme yapılabilmiştir. Bilirkişi ek raporuyla tespit edildiği üzere davacının fesih tarihine kadar yapmış olduğu proje tekliflerinin dava dosyasına sunulan teklif örneklerinden davalı sistemine girdiği, sigorta şirketi tarafından onay verilmeyen teklif girişlerinin acente tarafından onaylanma imkanı bulunmadığı, bu durum acente tarafından müşterisine teklif içeriği ve poliçe prim bilgisi verse de onaylanmayan teklifler acenteyi sektörel anlamda zor duruma düşüreceği değerlendirilerek, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin Sigorta Acentelik Sözleşmesi olarak düzenlendiği, TTK'nın 113/3. Maddesine bağlı talebin feshe bağlı bir talep olmayıp, acentenin yapmış olduğu işin karşılığı olduğu hususu da dikkate alınarak bu talebin kabulüne karar verilmiştir.
İkinci olarak; davacının sözleşmenin fesih edilmemesi halinde 31.12.2014 tarihine kadar elde edeceği komisyon alacağı talebi yönünden, sözleşmenin 36. maddesinde, acentelik veren davalıya sözleşme döneminin sonunu beklemeden ve hiçbir gerekçe göstermeden fesih ihbar süresine bağlı olmaksızın acenteye verilen yetkilerin kaldırılabileceğine ilişkin hüküm dikkate alınarak, fesih sonrası dönem için davacının talepte bulunma hakkının bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirme yönünden; TTK.121-4 Maddesi (4) Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. Şartı mevcuttur. Öğretide haklı sebeple fesih hususunda belirtildiği üzere, "Haklı sebebin bulunmasının feshin geçerliliği açısından kanuni bir koşul olup olmadığı öğretide tartışmalıdır. Bir görüşe göre haklı sebep, feshin geçerli olabilmesi için bir koşuldur. Şayet haklı sebep bulunmaksızın sözleşme feshedilmişse, bu fesih geçersizdir ve sözleşme ilişkisini sona erdirmez. Diğer görüşe göre, haklı sebep bulunmasa da fesih beyanıyla sözleşme ilişkisi sona erer. Zira feshin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı yargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Bunun yanı sıra, haklı bir sebep olmadan sözleşmeyi fesheden tarafın, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorunda olduğunu düzenleyen TTK m. 121/4, haklı sebep olmaksızın yapılan fesih beyanının da sözleşmeyi sona erdirdiğini ortaya koyar. Bu hükümden çıkan sonuca göre, haklı bir sebep olmaksızın acentelik sözleşmesi derhal feshedilirse sözleşme sona erer; ancak sözleşmeyi haksız fesheden taraf, karşı tarafın zararlarını tazmin eder. Acentelik sözleşmesini sona erdirmek için ileri sürülen olgunun haklı sebep oluşturması, haklı sebeple fesih hakkının kullanımının geçerlilik koşulu olmamalıdır. Çünkü TTK m. 121/4, haklı sebebin olmaması durumunu, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etme sonucuna bağlamaktadır. Şayet haklı sebep olmaksızın yapılan fesih geçersiz olsaydı, feshin geçersiz olduğunu düşünen tarafın edimini ifaya devam etmesi gerekirdi. Oysa TTK m. 121/4’te başlanmış işlerin bile sözleşme ilişkisi sona erdirildiği için tamamlanamamasından yola çıkılmıştır. Keza TTK m. 121/1 sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabileceğini düzenlemiş; ancak fesih sebebi bildirme zorunluluğu getirmemiştir. Fesih sebebinin haklılığının tespiti yargılama sonucunda belirlenir. Nitekim Yargıtay’ın önüne gelen uyuşmazlıklarda (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.06.2020 tarihli ve 2019/4354 2020/2853 sayılı kararı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.12.2019 tarihli ve 2019/958 2019/7774 sayılı kararı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.06.2019 tarihli ve 2018/3414 2019/4977 sayılı kararı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24.05.2017 tarihli ve 2015/15766 2017/3013 sayılı kararı.) fesih haksız da olsa bu feshin sözleşmeyi sona erdirdiği kabulü üzerinden feshin hukuki sonuçlarına karar verilmektedir. Örneğin somut olayda müvekkil, gerekçe bildirmeksizin acentelik sözleşmesini feshetmiştir. Davacı acente, haksız fesih gerekçesiyle denkleştirme istemiyle dava açmıştır. Yapılan yargılama sonunda davalının herhangi bir fesih gerekçesine dayanmadığından ve haklı bir fesih sebebi belirtmediğinden davacının davalıdan denkleştirme tazminatı talep edebileceği sonucuna varılmıştır. Bu olayda da fesih gerekçesiz veya haksız da olsa, yapılan fesih bildirimiyle sözleşmenin sona erdiği kabul edilmiştir. Son olarak bu çözüm, acentelik ilişkisi gibi güvene dayalı ilişkiler açısından da yerindedir. Çünkü fesheden taraf sözleşme ilişkisini sona erdirme niyetini haksız bir sebebe dayandırsa da ortaya koymuştur. Bununla birlikte, her ne kadar feshin geçerliliği açısından haklı sebep bir koşul olmasa da kanunun haklı sebebe dayanılarak fesih yoluyla sözleşmenin sona erdirilmesine bağladığı hukuki sonuçların doğması için haklı sebebin varlığı gereklidir. Örneğin müvekkil haklı sebep olmaksızın sözleşmeyi feshetmişse, acenteye denkleştirme istemini ödemekle yükümlü olacak veya acente haklı sebep olmaksızın feshetmişse denkleştirme istemi hakkını kaybedebilecektir (TTK m. 122/3). Uygulamada genellikle taraflar arasında yapılan sözleşmelerde, tarafların haklı sebeple feshetme hakkı kaldırılmakta veya taraflara sebep göstermeksizin fesih hakkı tanınmaktadır. Haklı sebeple fesih hakkının ortadan kaldırılmasına ilişkin anlaşma 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 27 bağlamında kanuna aykırılık sebebiyle kesin hükümsüzdür. Çünkü her ne kadar sebebin haklılığı feshin geçerlilik koşulu olmasa da kanunen haklı sebebe dayanarak fesih hakkı tanıyan hükümler emredici hükümlerdir. Nitekim bu hakkın temelinde dürüstlük kuralı ile kişiliğin ve kişisel özgürlüğün korunmasını esas alan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 23 vardır. Bu sebeple, taraflar anlaşarak haklı sebeple fesih hakkını ortadan kaldıramaz veya sınırlayamaz. Keza tarafların bu hakkı kullanmaktan peşinen feragat etmesi geçersizdir. Buna karşılık, haklı sebebin doğumundan sonra ilgili taraf isterse bu hakkını kullanmaktan vazgeçebilir. Benzer şekilde, taraflar sözleşmede haklı sebep olmaksızın fesih hakkı tanımış olabilirler. Bu durumda, yapılan feshin TTK m. 121 anlamında haklı sebeple feshin hukuki sonuçlarını sağlaması açısından yine dayanılan olgunun haklı sebep oluşturması gerekir. Zira TTK m. 121 açıkça bu fesih hakkını haklı sebebe dayandırmıştır. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmede sebep göstermeksizin feshetme imkânı tanınsa bile şayet fesih haksız ise, karşı taraf bundan doğan zararlardan sorumludur. Yargıtay da önüne gelen uyuşmazlıklarda sözleşmede herhangi bir sebep gösterilmeksizin fesih hakkının bulunduğuna dair bir hüküm olması halinde dahi, sözleşmenin feshi için haklı bir sebebin bulunması gerektiği yönünde karar vermiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.04.2016 tarihli 2015/15206 2016/4748 sayılı kararı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.02.2018 tarihli ve 2016/7089 2018/1278 sayılı kararı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.05.2018 tarihli ve 2016/9009 2018/3615 sayılı kararı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.05.2017 tarihli ve 2016/7313 2017/2727 sayılı kararı)". Bkz. Helvacı, Mehmet/Aksu, Raziye, Acentelik Sözleşmesinin Haklı Sebeple Sona Ermesinde Fesih Usulünün İncelenmesi, SDUHFD C-12, S-2 Aralik2022, s.989 vd.
Kooperatif tarafından hazırlanan 15/09/2014 tarihli fesihnamede sözleşmenin madde 4, 8 son paragraf ve 36. Md. hükümlerine göre feshedildiği belirtilmiştir. 4 Md'ye göre acentenin yetki alanı dışına çıkarak sözleşme yaptığı belirtilmiş ise de acentenin fesih tarihinden önce yaptığı faaliyet alanı dışındaki poliçelerde şirket onayının alındığı, primlerin şirket payına geçirilmiş olduğu gözetildiğinde madde 4 hükmüne dayanılamayacağı ve bu nedenle fesih talep edilemeyeceği, madde 8 son paragraf'a göre şirket aracısının şirket zararından sorumlu olduğu belirtilmiş ise de primler şirket hesabına geçirildiğinden şirket zararının oluşmadığı, bu nedenle de fesih talep edilemeyeceği, 36. maddeye göre ise Kooperatif, sigorta aracısının yetkilerini kaldırabilir hükmüne haiz ise de bu madde TTK 121/4 madde'ye aykırı olup bu nedenle de fesih talep edilemeyeceğinden yapılan fesih haksız fesihtir.
Yukarıda detayları açıklandığı üzere davacının sözleşmenin fesih edilmemesi halinde 31.12.2014 tarihine kadar elde edeceği komisyon alacağı talebi yönünden bilirkişi raporunda matematiksel hata yapılmış ise de dosya kapsamına göre alacak miktarı mahkememizce hesaplanarak sözleşme devam etseydi davacının alabileceği komisyon tutarından kaynaklı 629.889,67 TL yönünden davacı davasında haklı bulunmuştur. Ancak poliçe haline getirilerek tahsilatı yapılmayan teklif aşamasında kalan teklif girişlerinin silinmesi nedeniyle davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılamamaksızın değerlendirme yapıldığı da dikkate alınarak talep edilen maddi tazminata TBK 51. ve 114. Maddeleri uyarınca takdiren % 20 oranında hakkaniyet indirimi yapılmış ve davanın maddi tazminat talebi yönünden kısmen kabulüne; manevi tazminat talebi yönünden ise kişilik haklarının ihlal edildiğine dair somut delil ibraz edilmediğinden ispatlanamayan manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1)Teklif girişi yapılıp poliçeleşmeyen trafik ve ferdi kaza sigorta girişlerinden kaynaklı 58.049,42 TL ve sözleşme devam etseydi davacının alabileceği komisyon tutarından kaynaklı 629.889,67 TL olmak üzere toplam 687.939,09 TL maddi tazminata TBK 51. ve 114. Maddeleri uyarınca takdiren % 20 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak hesaplanan 550.351,27 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 28/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2)Manevi tazminat talebi yönünden davanın REDDİNE,
3)Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 37.594,49 TL harç bedelinden peşin alınan 3.415,50 TL + 10.284,00 TL ıslah harcından oluşan toplam 13.699,50 TL harç ile davalı ... şirketi tarafından dosyaya 28/11/2019 tarihinde bakiye karar harcı olarak yatırılan 33.293,62 TL harçtan mahsup edilerek bakiye 9.398,63 TL harç bedelinin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
4)Davacı tarafından yatırılan; 3.415,50 TL peşin harç, 10.284,00 TL ıslah harcı, 25,20 TL başvuru harcı ve 3,80 TL vekalet harcından oluşan toplam 13.728,50 TL harç bedelinden yukarıda iadesine karar verilen 9.398,63 TL harç bedelinin mahsubu ile bakiye 4.329,87 TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5)Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 12.399,90 TL yargılama masrafından davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 9.719,02 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacının üzerinde bırakılmasına,
6)Davalı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 10.456,00 TL yargılama masrafından davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 2.260,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalının üzerinde bırakılmasına,
7)Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maddi tazminat talebi yönünden kabul edilen miktar üzerinden hesap olunan 86.552,69 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
8)Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2. maddesi gereğince maddi tazminat talebi yönünden red edilen miktar üzerinden hesap olunan 14.220,12 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
9)Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/3. maddesi gereğince manevi tazminat talebi yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
10)Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/12/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır