T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/894
KARAR NO : 2025/965
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 28/12/2022
KARAR TARİHİ : 18/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ...'un maliki(işleteni), diğer davalı ...'in sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın 29.03.2020 tarihinde ... Caddesi üzerindeyken sürücü davalı ...'in hız kurallarını ihlal etmesi ve alkollü olarak araç kullanması nedeniyle takla atarak devrilmesi üzerine, araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin hayati tehlike geçirecek nitelikte ve ağır olarak yaralandığını ve anılan kaza neticesinde müvekkilinin belden aşağısının tamamen ve ömür boyu felç kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ... KTK.'nun 52/1A maddesi uyarınca asli kusurlu bulunduğunu, kaza sonrası ...Polis Merkezi Amirliği tarafından şüpheli olarak ifadesi alınan davalı sürücü ...' in alkollü olarak araç kullandığını kabul ederek pişman olduğunu beyan ettiğini, anılan trafik kazasına ilişkin olarak davalı sürücü hakkında ... 50.Asliye Ceza Mahkemesinde ... E.sayılı dosya ile trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçundan kamu davası açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, meydana gelen trafik kazası nedeniyle müvekkilinin %96 oranında ve devamlı (süreğen/kronik) olarak engelli hale geldiğini ve tam bağımlı(yatalak) olduğu için meslekte çalışma gücünü tamamen yitirdiğinin tespit edildiğini, sürekli surette bakıcı hizmetine muhtaç olacak hale geldiğini, kazaya karışan aracın ruhsat sahibi(maliki) olan davalı ...' un işleten sıfatıyla sorumlu olduğunu, davalılardan ... A.Ş.' nin kaza tarihi itibarı ile ... plaka sayılı aracın,... sayılı poliçe ile zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olup meydana gelen kaza nedeniyle poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere müvekkilinin ugramiş olduğu maddi ve bedensel zararlardan sorumlu olduğunu, anılan kaza nedeniyle müvekkili hakkındaki kati heyet raporunun 29.07.2021 tarihinde düzenlendiğini, müvekkilinin zararı kesin olarak öğrendiği tarih olan 29.07.2021 tarihi itibarı ile 2 yıllık zamanaşımı süresinin de dolmadığını, davaya konu trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat taleplerinin tazmini için davalı ... A.Ş.' ye 23.09.2020 tarihinde, 2918 sayılı KTK.'nun 97-99.maddeleri gereğince müracaat edildiğini, 8 iş günün sonu olan 05.10.2020 tarihinde davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğünü, davalı sigorta şirketi tarafından temerrüt tarihinden 10 gün sonra yani 15.10.2020 tarihinde müvekkiline 49.527,50-TL tutarında kısmi bir ödeme yapıldığını, bakiye alacaklarının ödenmesi için sigorta şirketine tekrar başvurulduğunu, başvuru dilekçelerinin 04.02.2022 tarihinde davalı sigorta şirketine tebliğ edildiğini, davalı sigorta şirketince bir cevap verilmediğini ve her hangi bir ödeme de yapılmadığını davalı sigorta şirketi yönünden dava şartı arabulucuk başvurusunda bulunulduğunu ve tarafların anlaşamadığını, davaya konu kaza nedeniyle müvekkilinin ömür boyu bakıcı yardımına muhtaç hale geldiğini, müvekkilinin hem bakiye yaşam süresinde çalışma/beden gücünü tamamen kaybetmesi nedeniyle elde edeceği gelirden yoksun kaldığını hem de sürekli surette bakıcı masrafı yapacak olduğunu, 2022 yılı itibarı ile gündüzlü çalışma saatleri arasında çalışan yaşlı ve hasta bakıcı ücretleri 9.500,00-13.000,00 TL arasında değişirken, yatılı hasta refakatçisi ücretleri ise 10.000,00-15.000,00 TL arasında değiştiğini, yargılama sırasında yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde talep edebilecekleri tazminatın net tutarı belirlendikten sonra bakiye peşin harcın taraflarınca yatırılacağını, müvekkilinin en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığını, yaşadığı bu acı,elem ve ızdıraplar nedeniyle ruhsal olumsuzluklarla da baş başa kaldığını, trafik kazasında yaralanarak %96 oranında sürekli olarak engelli hale gelen, bu nedenle beden/çalışma gücünü tamamen kaybeden ve sürekli bakıcı hizmetine muhtaç kalarak maddi zarara ugrayan davacı müvekkilinin, 6100 sayılı HMK.'nun 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre, maddi tazminat tutari belirlenerek (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere) şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın sürücü ve işleten davalılar yönünden kaza tarihi olan 29.03.2020 tarihinden, sigortacı davalı yönünden ise poliçe limitini aşmamak üzere temerrüt tarihi olan 05.10.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı müvekkiline ödenmesine, 500.000,00-TL manevi tazminatin, kaza tarihi olan 29.03.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı sürücü ... ve davalı işleten ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, müvekkili şirkete başvurusu üzerine müvekkili şirket tarafından 15.10.2020 tarihinde 49.527,50-TL tazminat bedeli ödemesinin başvuran hesabına yaptığını, taksirle yaralama tck’da uzlaşmaya tabi suçlar kapsamında sayıldığından uzlaşma tutanaklarının temin edilmesi gerektiğini, işbu belgelerin temin edilmemesi halinde, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil Sigorta Şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olmak üzere ve teminat limitleri dâhilinde olduğunu, aracı sevk ve idare eden ve huzurdaki davaya da konu zarara sebebiyet veren sürücünün ibra edildiği bir ortamda; ibra edilen ve sorumluluğu ortadan kaldırılan sürücüden yansıtılarak sigortalıya veya müvekkili sigortacıya gitmenin mümkün olmadığını, eylemi ile haksız fiile sebep olan sürücüyü bir kere ibra eden ve onunla Uzlaşma Akdi kuran davacının; bu defa müvekkili Sigorta Şirketine karşı huzurdaki başvuruyu yapmış olması davayı bir gelir kapısı olarak gördüğü ve durumdan haksız yarar elde etmeye çalıştığı yönünde izlenim oluşturduğunu, 04.12.2021 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yeni genel şartlar gereği hesaplamada %1,65 iskonto oranının esas alınması gerektiğini, defaten peşin ödenen tazminatın, reel faiz getirisi kadar iskonto edilmemesi ise zarar gören bakımından sebepsiz zenginleşmeye, davalı bakımından fakirleşmeye neden olacağından ve Türk Borçlar Kanunu’na göre zararın hesaplanması esaslarına aykırı olacağından, hakkaniyete aykırı olduğunu, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık hallerinde tazminat hesaplamasında TRH 2010 hayat tablosunun ve %1,65 teknik faizin uygulanmasının Türk Borçlar Kanunu’nun gerçek zararın tespiti ilkelerine aykırı olmayacağı yönünde değerlendirme yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, daha önce davacı tarafa yapılan 49.527,50-tl sürekli iş göremezlik tazminatı ödenmiş olup teminat limitine göre karar verilmesini talep ettiklerini, başvuran tarafından talep edilen ömür boyu bakıcı giderinin trafik poliçesi teminatı dışında olduğunu, davacının bakıcı gideri talebinin değerlendirilebilmesi için öncelikle başvuranın bakıma muhtaç olup olmadığının bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, ...' ün alkollü sürücünün aracında yolculuk ettiğini, müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, başvuranın, kazaya karışan arkadaşının araca tamamen kendi rızası ve isteğiyle, herhangi bir karşılık olmaksızın bindiğini somut olayda hatır taşımacılığının mevcut olduğunu, tazminatın hesaplanmasında bu hususun göz önüne alınması gerektiğini, müvekkili kurumun temerrüde düşmediğini, başvuran tarafın faiz talebinin reddinin gerektiğini, bu nedenlerle poliçe tanzim tarihi uyarınca geçerli mortalite tablosu dikkate alınarak azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi uygulanmasını, usule aykırı başvuru nedeniyle müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden, müvekkili şirket aleyhine faize hükmedilmemesini, yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacı yan üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline yönelik iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin yaşanan bu talihsiz ve elim kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin arkadaşları olan davacı ..., ...ve ... ile birlikte seyir halinde olduğunu, araç içerisindeki tüm tarafların daha önce alkol almış olduklarını ve evlerine geçmek üzere tekrar araca bindiklerini, davacının ön sağ koltuğa oturduğunu, diğer iki şahsın da arka koltuklara geçtiğini, davacı alkollü olduğundan sürekli olarak kornayı çalmaya ve direksiyona müdahale etmeye çalıştığını, davacı tarafın zorunlu olduğu halde emniyet kemerini takmadığını, müvekkilinin takması yönündeki ısrarlarına rağmen müvekkilini dinlemediğini, müvekkilinin davacının direksiyona yapmak istediği müdahaleleri sürekli olarak engellemeye çalıştığını, ancak davacı tarafça yapılan müdahale sonucu hakimiyetini kaybettiğini ve kazanın meydana geldiğini, olayın meydana geldiği yolun yaklaşık 3 şeritli, geniş ve olay saati itibariyle boş olduğunu, bahsedilen yolda kendisine herhangi bir müdahale olmadan sebepsiz yere hakimiyetin kaybedilmesinin hayatın olağan akşına aykırı olduğunu, kazanın oluş şekli ve aracın takla atarak durduğu da dikkate alındığında, direksiyona ani bir müdahale olduğunun da açık olduğunu, bunun yanı sıra davacının takması zorunlu olduğu emniyet kemerini takmadığını emniyet kemeri takılmış olsa idi söz konusu kazayı diğer taraflar gibi çok daha hafif şekilde atlatabilmesinin mümkün olduğunu, dosyaya sunulan raporun yakın tarihli olmadığını, davacının hali hazırdaki sağlık durumunun tespitinin yapılması gerektiğini, dosya kapsamında davacının bakımı için hasta refakatçisi tutulmadığı, refakatçiye ödeme yapıldığı veya ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunulmadığının açık olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, oluşmamış bir zararın müvekkilinden talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinden 500.000 TL manevi tazminat istendiğini ancak manevi tazminatın bir ceza olmadığı, tazminat sınırının ona göre belirlenmesi gerektiğini Bu itibarla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, tüm bu açıklanan nedenlerle davacının haksız davasının reddine, yargılama giderleri ile sair harç ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 29/03/2020 tarihinde davalı ...'in sürücüsü, ...'un maliki, ...'nın ZMSS sigortacısı oldukları ... plakalı araçta meydana gelen kazada yolcu olarak bulunan davacının yaralanması nedeniyle talep edilen maddi manevi tazminat istemlerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görülmüştür.
Davacı vekili tarafından 12/03/2025 tarihli dilekçe ile müvekkilinin ömür boyu engelli hale gelmesi sebebiyle adli yardımdan yararlanma talebinde bulunulduğu, mahkememizce 20/03/2025 tarihli ara karar ile davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verildiği görülmüştür.
DELİLLER:
Sosyal Ekonomik durum araştırılması için ..., ..., ... İlçe Emniyet Müdürlüklerine yazılan müzekkerelere cevap verildiği, tarafların nüfus kayıtlarının UYAP üzerinden çıkartılarak dosya içerisine alındığı, ...Hastanesine, ... Şehir Hastanesine, ... Şehir Hastanesine, ... Hastanesine,...Şehir Hastanesine, ...Hastanesine, Sosyal Güvenlik Merkezine, Noterler Birliğine, ... A.Ş.'ye yazılan müzekkereye cevap verildiği, davacı vekili tarafından sigortaya başvuruya ilişkin belgenin sunulduğu görülmüştür.
... 71. Asliye Ceza Mahkemesinin ... ... 50. Asliye Ceza Mahkemesi) ... yeni esas sayılı Ceza Dava Dosyasının mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır.
Mahkememize ait 19/10/2023 tarihli celse 8 nolu ara karar ile; "Davacının kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik," hükümlerine uygun olarak, sürekli/geçici iş göremezlik durumunun mevcut olup olmadığının tespiti ile bu hususta rapor düzenlenmesi için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasına," dair karar verilmiş olup; Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 13/05/2024 tarihli raporun sonuç kısmında; "Mevcut tıbbi belgelere göre; ... ve ... oğlu 22/12/1970 doğumlu ...’ün 29/03/2020 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre değerlendirildiğinde; I. Santral ve Periferik Sinir Sistemi Hastalıklarına Bağlı Bozukluklar, Sinir Sistemi; a. Tablo 4.1, Ayakta durabilme, yürüme ve hareket bozuklukları; Ağır, engel Oranı; %80, b.Tablo 4.3, Anorektal sistem nörolojik bozukluklar; engel oranı %50, c. Tablo 4.3, Üriner sistem/mesane fonksiyon bozuklukları; engel oranı %60, II. Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi, Doğuştan veya kazanılmış akciğer, plevra ve göğüs kafesi hastalıkları veya akciğeri tutan diğer bütün hastalıklarda, solunum ve dolaşım fonksiyonunda bozukluk; a- Az etkilenme, engel oranı %20 olduğuna göre; Balthazard formülüne göre %96,8 tüm vücut engel oranı olarak tespit edildiğine göre; 1- Kişinin tüm vücut engellilik oranının % 97 (yüzdedoksanyedi) olduğu, 2- Başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde görüş ve kanaatlerinin bildirildiği görülmüştür.
Davacı vekilinin tanık deliline dayandığı anlaşılmakla; tanıklar mahkememizce dinlenilmiş olup;
Tanık ... tarafından 21/11/2024 tarihli celsede; "Ben davacıyı arkadaşım olması nedeniyle tanırım. Davalı deniz de benim kuzenimdir. Olay günü Mazlum iş yerinde alkol alırken beni de davet ettiler. Ben de gittim. Ben, ..., ... ve ... hep birlikte alkol aldık. Biz gittiğimizde ... daha önceden başladığı için zaten alkollü idi. Ben ve ... sadece 2-3 bira içtik. Olayı hatırlıyorum. Hiç kimsede emniyet kemeri takılı değildi. Aracı ... kullanıyordu. ... da ön tarafta yolcu koltuğundaydı. ... sürekli direksiyona müdahale ediyordu. Uyarılmasına rağmen alkolün etkisi ile dinlemedi. Daha sonra araç takla attı ve sürüklenerek park halindeki otobüse çarptı. Araca gezmek eğlenmek amacıyla binilmişti. Tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunulduğu,
Tanık ...tarafından 21/11/2024 tarihli celsede; "Ben olay günü ..., ... ve ... birlikte araçla gezip alkol almak üzere plakasını hatırlamadığım ...'in sürücüsü olduğu araca bindim. Ben şoför koltuğunun arkasında oturuyordum. Kimsede emniyet kemeri takılı değildi. Biz araçta alkol aldık. Mazlum'un bu arada alkollü olup olmadığını hatırlamıyorum. Kaza anında herkes alkollü idi. Mazlumun kornaya bir iki kere bastığını hatırlıyorum. Tanıklık ücreti talebim yoktur " şeklinde beyanda bulunulduğu görülmüştür.
Mahkememize ait 21/11/2024 tarihli celse 4 nolu ara karar ile; Adli Tıp Kurumundan kusur oranına ilişkin rapor aldırılmasına," dair karar verilmiş olup; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 10/03/2025 tarihli raporun sonuç kısmında; "Mevcut bulgulara göre ; A) Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile seyri sırasında gerek dikkat ve özeni yola vermesi, seyrini araç trafiği için ayrılmış olan şerit üzerinde müteyakkız bir şekilde sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği sevk ve idare hatasıyla idaresindeki aracın direksiyon hakimiyetini kaybedip kaldırıma ve park halindeki araca çarptığı olayda asli kusurludur. B) Dava konusu kaza üzerinde başkaca bir kişi veya kişilerin etken kusurlu davranışına rastlanılmamıştır. SONUÇ: Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; Davalı sürücü ...'in % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." yönünde görüş ve kanaatlerinin bildirildiği görülmüştür.
Mahkememize ait 12/06/2025 tarihli celse 1 nolu ara karar ile; "Dosyanın aktüerya hesabı yapılarak bilirkişi raporu düzenlenmesi için aktüer bilirkişiye tevdiine" dair karar verilmiş olup; Aktüer bilirkişiden aldırılan 02/09/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Ödeme tarihindeki verilere göre yapılan inceleme neticesinde davacıya yapılan ödemelerin yetersiz olduğunun tespit edildiği, Davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik maddi zararının 5.643.597,85 TL olduğu, Davacının talep edebileceği bakıcı gideri maddi zararının 7.051.608,63 TL olduğu, Davalı sürücü ve işleten yönünden temerrüt başlangıcının haksız fiilin başlangıcı olan 29.03.2020 kaza tarihi olduğu, Dava dilekçesinde yasal faiz nev'iden faiz talep edilmiş olması hasebiyle faiz nev'inin talep ile bağlı kalınarak yasal faiz olduğu," yönünde görüş ve kanaatlerinin bildirildiği görülmüştür.
Davacı vekili tarafından 24/10/2025 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile; talep etmiş oldukları maddi tazminat alacağı kalemlerinden; SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK maddi zararını 5.643.597,85-TL, BAKICI GİDERİ maddi zararını 7.051.608,63-TL olarak artırdıkları, ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından sunulan 06/11/2023 tarihli dilekçe ile taraflardan sadece davalı ... A.Ş hakkındaki davadan feragat edildiğinin beyan edildiği, davalı ... A.Ş. vekili tarafından 23/10/2025 tarihinde sigorta ile sulh olunduğuna, davacının feragat beyanı doğrultusunda davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi talepli beyan dilekçesi sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacının yolcu olarak bulunduğu, sürücüsü ... ve maliki ..., zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ... A.Ş. olan ... plakalı otomobilin karıştığı kazada Mazlum Aslantürk' ün yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve manevi tazminatın istemi ile açılan davada; tarafların kusur oranlarının tespiti amacıyla aldırılan 10/03/2025 tarihli ATK raporunda davalı ...' in %100 kusurlu olduğu bildirilmiş ve alınan kusur raporları teknik olarak yeterli incelemeyi içerdiğinden ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınmıştır.
Davacının maluliyet oranının tespiti için aldırılan 13/05/2024 tarihli ATK maluliyet raporunda; Kişinin tüm vücut engellilik oranının % 97 (yüzdedoksanyedi) olduğu ve başka birinin sürekli olarak bakımına muhtaç durumda olduğunun tespit edildiği bildirilmiş, rapor denetime elverişli ve geçerli yönetmeliğe göre düzenlendiği anlaşıldığından hükme esas alınmış ise de dava dilekçesinde davacının maluliyet oranın %96 olarak tespit edildiği beyan edilerek sürekli iş göremezlik maddi zararı talep edildiğinden talep ile bağlı kalınarak davacının %96 maluliyet oranı esas alınmıştır.
Alınan kusur ve maluliyet raporları kapsamında hesaplama yapılması için dosya aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi TRH/2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant Yöntemi gereği yapmış olduğu hesaplamada mağdurun sürekli iş göremezlik ve bakım giderlerine ilişkin yapmış olduğu hesaplama mahkememizce de yerinde görüldüğünden rapora itibar edilmiştir.
Aktüer bilirkişi raporunda; " dosyadaki ödeme makbuzundan davacıya davadan önce 15.10.2020 tarihinde yapılan 49.527,50 TL sürekli iş göremezlik maddi zarar ödemesi, ödeme tarihinden rapor tarihine kadar işlemiş faiziyle güncellenerek hesaplanan maddi zarar tutarından tenzil edilmiş; dosyadaki 23.10.2023 tarihli feragatnameden ve ibranameden 315.000,00 TL asıl alacak ile buna ilişkin faiz ve fer'ilerin ödenmiş olması hasebiyle davacının davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden davadan feragat edildiği görüldüğünden "Yargıtay 4. HD ... E.,... K.,12.10.2021 T. sayılı kararında özetle; “Dava dışı ... Sigorta A.Ş. ile davacı arasında 19.01.2014 ve 22.10.2014 tarihinde toplam 34.213,40 TL tazminat bedeli yönünden mutabakat sağlanarak davacı vekili tarafından ... Sigorta A.Ş. yi İbra ettiği, söz konusu davada maddi tazminat alacaklarından ve ferilerinden feragat ettiklerini belirtir şekilde sulh Protokolü başlıklı belge imzalandığı, sigorta poliçesinde şahıs başına bedeni zarar teminatının 225.000,00 TL olduğu, davacı tarafından müteselsil borçlu sigorta şirketine açılan davada daha fazla tazminat hakkı olmasına rağmen yapılan daha az ödemeyi kabul ederek davadan feragat ettiği ve ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.11.2014 tarih ... esas ve karar sayılı kararı ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesinden sonra 21.03.2016 tarihinde açtığı eldeki dava ile davalıdan maddi tazminat isteğinde bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince alınan ek rapor ile sigorta şirketince yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki verileri itibariyle davacının zararını tam olarak karşılamadığı anlaşılmakla birlikte sigorta teminat limitinin altında kaldığı, dolayısıyla davacının bakiye teminat alacağı kalmasına rağmen sigorta şirketi yönünden davadan feragat ederek sigorta şirketinin durumunu iyileştirirken diğer müteselsil borçlu konumundaki davacının iç ve dış ilişkideki durumunu ağırlaştırdığı, bu durumda davacının, davalı yönünden sigorta şirketinin yaptığı ödemenin üzerindeki bakiye teminat limitinden zımnen feragat ettiğinin kabulü ve 818 sayılı BK'nun 145/1 ve 147/2. maddeleri (TBK'nun 168/2. Maddesi) uyarınca, davacının feragati ile sigorta şirketinin ve davalının tüm borçtan kurtulduğu kabul edilerek, davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, kabul edilen İstinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek suretiyle, davacının maddi tazminat davasının reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir”denilerek İzmir BAM'nin kararının onandığı görülmüştür. " şeklindeki içtihatı dikkate alınmış, davacı her ne kadar 315.000,00 TL anapara ödemesi karşılığında poliçe kapsamındaki tüm alacakları yönünden davalı sigorta şirketi aleyhine davadan feragat etmiş ise de; feragat nedeniyle davacıya kaza tarihindeki ZMSS poliçesi tedavi gideri teminat limitinin tamamı olan 410.000,00 TL ile sakatlık teminat bakiye limitinin tamamı olan (410.000,00 TL – 49.527,50 TL) = 360.472,50 TL’nın ödendiğinin kabulünün gerekeceği, aynı şekilde; Kasko poliçesindeki 30.000,00 TL maddi tazminat teminatının da tamamının ödenmiş olduğunun kabulü gerekeceği; 17. Hukuk Dairesi E....K. ... T. 07/07/2014 sayılı emsal kararında özetle; “Davalı sigorta şirketi, dava açıldıktan sonra davacılara destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapmıştır. Mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda, davacının yaptığı ödemelere rapor tarihine kadar faiz işletilerek (güncelleştirilerek) hesaplanan destekten yoksun kalma zararından tenzil edilmiştir. Davalı sigorta şirketinin, dava açıldıktan sonra Ödeme yaptığı dikkate alınarak ödemenin güncelleştirilmeden tenzil edilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılması bozmayı gerektirmiştir” denilerek hüküm kurulduğu, bu durumda ZMSS sakatlık bakiye teminat limitinden feragat edilen 360.472,50 TL tutar ile tedavi gideri teminat limitinden feragat edilen 410.000,00 TL tutar ise hesaplanan geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri maddi zararından güncellenmeden tenzil edilmiş ve tedavi gideri teminatı kapsamında feragat edilen maddi zarar kalemlerinin tutarları garameten tespit edilmiştir.
Dosyadaki 24.11.2023 tarihli feragatnameden ve ibranameden 315.000,00 TL asıl alacak ile buna ilişkin faiz ve fer'ilerin ödenmiş olması hasebiyle davacının davalı sigorta yönünden davadan feragat edildiği ancak; yukarıda güncel verilere göre yapılan incelemede açıklanan nedenlerle; davacının sürekli iş göremezlik maddi zarar talebinden ZMSS poliçesi bakiye sakatlık teminat limiti kapsamında 360.472,50 TL ve tedavi gideri teminatı kapsamında 410.000,00 TL ödeme aldığı kabul edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30.04.2013 T., ...E.,...K. sayılı kararı ile 11.10.2012 T....E., ... K. sayılı kararında ve bu husustaki yerleşik içtihatlarında ".... mahkemece yapılacak iş, ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir. Şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir...” denilerek hüküm kurulmuştur.
Yukarıda anılan içtihatlar nazara alınarak yapılan son ödemenin yeterli olup olmadığının incelenmesi bakımından; feragat tarihindeki verilere göre yapılan inceleme neticesinde davacının bakiye sürekli iş göremezlik maddi zararının 3.277.233,95 TL olduğu, davacıya yapılan toplam 423.470,12TL ödeme ile davacının ödeme tarihindeki sürekli iş göremezlik maddi zararın %0,13'ünü karşılandığı ve 2.853.763,83 TL eksik ödeme yapıldığı; hal böyle olunca davacıya yapılan ödemenin yetersiz olduğu; Davacının bakıcı gideri hesabına esas olarak brüt asgari ücretlerin esas alındığı; brüt asgari ücretin net asgari ücretin %18 daha fazla olduğu, feragat tarihindeki verilere göre bakıcı gideri için feragat edilen 410.000,00 TL tutarın doğal olarak sürekli iş göremezlik maddi zarar hesabında oluğu gibi yetersiz olduğu kanaatine varıldığı" bildirilmiştir.
Davalılardan yalnız sigorta şirketi tarafından hatır taşıması indirimi defiinde bulunmuş olup; bu davalı yönünden davadan feragat edildiği, diğer davalılar tarafından ise hatır taşıması indirimi defiinde bulunulmadığı anlaşıldığından hatır taşıması indirimi uygulanmamıştır.
Davacının maddi tazminat talepleri yerinde görülmüş ise de; tanık anlatımlarına ve dosya kapsamına göre davacının direksiyona müdahalede bulunduğu, alkollü sürücünün aracında yolculuk ettiği ve emniyet kemerinin takılı olmadığı anlaşıldığından müterafik kusur indirimi yapılmıştır. Her ne kadar birden fazla müterafik kusur bulunmakta ise de müterafik kusur nedeniyle en fazla bir kez indirim yapılabileceği yönündeki Yargıtay kararları dikkate alınmıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 02/11/2022 tarih, ...Esas ve ...Karar sayılı ilamıyla "Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK.’nun 51 ve 52 maddelerinde düzenlenmiştir. TBK’nın 51. maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyecektir. Bu madde uyarınca hakim, öncelikle zarar gören kişinin/kişilerin maluliyet oranına, yaşına, bakiye ömrüne ve gelirine göre zararını tespit edecek ve bundan birlikte kusuruna isabet eden kısmı çıkaracaktır. Daha sonra Karayolları Trafik Kanunu’nun 87.maddesi gereğince eğer yaralanan kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa gerek öğreti gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsendiği üzere TBK’nın 51. madde uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapacaktır. Son olarak da zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise TBK’nın 52. maddesine göre, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.03.2012 ... E.,.... K.; Yine HGK 16.03.2016 Tarih ... E.,...K.).
Yani, TBK’nın 51 ve 52. maddelere göre nihai tazminatı belirlemedeki indirimler; 1-Trafik kazasının oluşumunda zarar görenin kusuru varsa (birlikte kusur) bu oranda indirim yapılması, 2-Hatır taşıması varsa TBK 51 ve KTK 87. maddeleri uyarınca indirim yapılması, 3-Zarar görenin olayın oluşumunda etkili olmamakla beraber zararın oluşumunda veya artmasında kusuru varsa (müterafik kusur) kalan tazminattan bu sebeple indirim yapılması biçiminde olmalıdır.
Bu sebeple somut olayda maddi tazminat taleplerine ilişkin açılan dava yönünden; bilirkişi tarafından davacının indirimsiz sürekli iş göremezlik maddi zararı olarak hesap edilen 6.084.661,77 TL maddi tazminattan müterafik kusur için %20 indirim yapıldıktan sonra bulunan 4.867.729,41 TL den davadan önce yapılan ödemenin güncel tutarı olan 80.591,42 TL ile zmss poliçesinden feragat edilen tutar olan 360.472,50 TL nin mahsubu suretiyle bulunan 4.426.665,49 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri olarak hesap edilen 7.461.608,63 TL maddi tazminattan müterafik kusur için %20 indirim yapıldıktan sonra bulunan 5.969.286,90 TL den zmss poliçesinden feragat edilen tutar olan 410.000,00 TL nin mahsubu suretiyle bulunan 5.559.286,90 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 9.985.952,39 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 29/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Feragat davaya son veren taraf işlemlerinden olup davalı ... A.Ş. yönünden davadan feragat edildiğinden bu davalı yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Manevi tazminat taleplerine ilişkin açılan dava yönünden, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hal böyle olunca; kazanın meydana geldiği tarih , kusur ve müterafik kusur durumu, davacının yaralanmasının niteliği, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde tutulduğunda davacının yaralanması nedeniyle takdiren 300.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
TBK'nın 51 ve 52.maddelerinden kaynaklanan indirimler nedeniyle reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemiş ve davalı yararına yargılama giderine hükmedilmemiş ayrıca Anayasa mahkemesinin 2024/29 E. 2024/226 K. Sayılı kararı dikkate alınarak reddedilen manevi tazminata ilişkin de vekalet ücretine hükmedilmeyerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
A-Davalı ... A.Ş. yönünden davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
B-Maddi tazminat taleplerine ilişkin açılan dava yönünden davanın KABULÜ ile;
1-Dava konusu 29/03/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle hesap edilen maddi tazminattan müterafik kusur için %20 indirim yapılarak mahkememizce re'sen yapılan hesaplama sonucu bulunan 4.426.665,49 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 5.559.286,90 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 9.985.952,39 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 29/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 682.140,41 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 1.711,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 680.429,24 TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan toplam 1.803,37 TL (80,70 TL BH, 11,50 TL VSH, 1.711,17 TL Peşin Harç) harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.009.297,62 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
C-Manevi tazminat taleplerine ilişkin açılan dava yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-Dava konusu 29/03/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle kendisi için takdiren 300.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 20.493,00 TL nispi karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacılar yargılama sırasında kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 48.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
D-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 6.349,75.TL (4.525,00 TL ATK ücreti, 1.824,75.TL tebliğler ve posta) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranı dikkate alınarak 6.228,64.TL yargılama giderinin davalılardan ... ve ...'dan alınarak, davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
E-Davalı ... tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 400,00 TL (tebliğler ve posta) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranı dikkate alınarak 7.62 TL'sının davacıdan alınarak davalılardan ...'e verilmesine,
F-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranı dikkate alınarak 3.060,49 TL'sının davalılardan ... ve ...'dan, 59,51.TL'sının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
G-Talep edilmediğinden davalı ... A.Ş. yönünden yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
H-Davacının adli yardım talebinin kabulü nedeniyle 3.900,00 TL ATK gideri suç üstü ödeneğinden karşılandığından bu giderin davalılardan ... ve ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
I-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma ile) yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/12/2025
Başkan
*e-imzalıdır
Üye
*e-imzalıdır
Üye
*e-imzalıdır
Katip
*e-imzalıdır