T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/172 Esas
KARAR NO:2024/300
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:13/03/2023
KARAR TARİHİ:08/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin elektronik ses ve büro sistemleri sektöründe faaliyet görmekte olduğu, davalı ile ticari ilişkide bulunduğu, müvekkili yasalardan ve ticari ilişkiden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği, takip dayanağı faturaya konu mal ve ürünleri, imzalı fatura ile birlikte davalı tarafa teslim ettiğini, bu ticari ilişkiden doğan borç, davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmediğini, davalı borçlunun müvekkili şirkete ödeme yapmaması fatura bedeli olan 183.730,79-TL'nin tahsili amacıyla.... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile gönderilen ödeme emri davlaı borçlu tarafından tebliğ alınmış olup, davalı borçlu haksız ve kötü niyetli olarak alacağı sebepsiz yere sürüncemede bırakmak amacıyla borca ve ferilerine itiraz edildiğini, icra dosyasına konu alacağın fatura alacağına dayandığı, davalı borçlu şirket ile ticari ilişkiden kaynaklandığı, davalı borçlunun müvekkili şirkete faturadan doğan alacağı ödemediğini, bunun yanı sıra kendisine karşı başlatılan takibe de haksız olarak itiraz edilerek müvekkili şirketin alacağını sürüncemede bıraktığını ve arabuluculuk sürecinde de anlaşmaya yanaşmadığını, bilirkişinin yapacağı ticari defter incelemelerinde görülebileceğini, dava konusu olay nedeniyle müvekkilinin zararı söz konusu olduğunu, haksız takibe itiraz eden davalıdan zararın tazmininin önemli ölçüde zorlaşabileceği ve müvekkili nezdinde ciddi hak kayıpları doğabileceğinden davalının yedinde veya üçüncü şahısta olan nakdi, gayri nakdi taşınır ve taşınmaz malları ve alacakları hakkında teminatsız olarak borcu ve diğer giderleri karşılamaya yeter ihtiyati haciz ve tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı dava konusu ürünlerde herhangi bir ayıbın bulunmadığını ve müvekkili şirket tarafından da ayıp bildiriminde bulunulmadığını iddia ettiklerini, ancak davacının dilekçesinde yer vermiş olduğu beyanlar gerçeği yansıtmadığını, Yargıtay kararlarının somut olay bakımından uygulanabilir bir tarafının bulunmadığını, davacının gerçeğe aykırı iddialarına karşı davacının müvekkili şirkete satmış olduğu ürünler ayıplı olduğu, bu nedenle davacı malın ayıplı çıkmasından doyalı sorumlu olduğu, müvekkili şirket davacı ile girişmiş olduğu ticari ilişkide sahne kurulumu yapmak üzere davacıdan yüksek şiddet ve kalitede ses iletimi sağlayan hoparlörler ve bunların teknik malzemelerini satın aldığını, müvekkili şirketin davacıdan satın almış olduğu mallar ayıplı çıkmış ve davacı tarafından müvekkili şirkete satılan ürünlerin ses şiddeti arttıkça ses kalitesi aşırı derecede bozulmuş ve cızırdamış olduğunu, müvekkili şirkete satmış olduğu cihazın ses şiddeti yükseldikçe kalitesi bozulduğunu, davacının satmış olduğu malın ayıplı olduğunu, müvekkili şirket malın ayıplı olması nedeniyle malı davacıya iade etmek istemiş olduğunu, ancak davacı müvekkili şirketin bu istediğini haksız olarak kabul etmediğini, davacı tarafından müvekkili şirkete satılan mallarda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılmayacak bir ayıp söz konusu olduğunu, müvekkili şirket edebilmiş olduğunu, müvekkilinin davacıdan satın almış olduğu malları şirketinin ofisinde kurarak ve son ses çalıştırarak kontrol etme imkanı bulunmadığını, davacıdan satın alınan mallar müvekkili şirketin sahne kurulum işini üstlendiği bir organizasyonda gün yüzüne çıkmış ve müvekkili şirket tarafından bunun üzerine gerekli bildirimler yapılmış olduğu, müvekkili şirket tarafından davacıya malların ayıplı olduğu TBK'da yer alan hükümler uyarınca bildirilmiş ve malları iade ederek sözleşmeden dönme seçimlik hakkının kullanıldığı bildirildiği, davacı ise kötü niyetli olarak ayıplı malları müvekkili şirketten hakkında başlatılan icra takibine davacıya herhangi bir borcunun olmaması nedeniyle itiraz edildiği, bu nedenle davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının sözde cevaba cevap dilekçesi adı altında sunulmuş olduğu beyanları gerçeği yansıtmadığı gibi anılan dilekçede yer verilen mevzuat hükümlerinin somut olay bakımından uygulanma alını da bulunmadığı, bu nedenlerle davanın reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacının %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; taraflar arasında hoparlör ve buna bağlı teknik malzemenin satışına ilişkin davacının faturaya dayalı icra takibine davalının hoparlör ve buna bağlı teknik malzemenin ayıplı olduğundan bahisle yapmış olduğu itirazın iptali isteminden ibarettir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 22/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasında cari hesap yönünden çekişme olmadığı, davacının defterlerine göre davacı davalıdan 183.730,79-TL alacaklı, davalının defterlerine göre ise davalının davacıya 183.730,79-TL borçlu olduğunun müşahede edildiği, mahkemece alacağın kabulü halinde, davacının davalıdan takip tarihi olan 26/12/2022 tarihinden itibaren 183.730,79-TL alacaklı olacağı, takip tarihinden itibaren ise tahsil tarihine kadar 3095 sayılı kanuna göre değişen oranlarda avans faiz talep edebileceği, uyuşmazlık konusu ... kodlu ... ... ... ve ... kodlu ... veya ürünlerin / cihazların ayıplı mal ya da ürün / cihaz olduğunun kabul edilmesinin yerinde olmayacağı, farklı bir anlatımla ayıplı bulunmadığı, yapılan piyasa araştırmasıyla ... no'lu faturaların düzenlendiği ya da tanzim edildiği 15/09/2022 tarihinde uyuşmazlık konusu edilen ... kodlu ... ve ... veya ürünlerin / cihazların vergiler dahil toplam 183.730,79-TL bedelinin ya da tutarının piyasa koşullarına uygun bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, taraflar arasında hoparlör ve buna bağlı teknik malzemenin satışına ilişkin davacının faturaya dayalı icra takibine davalının hoparlör ve buna bağlı teknik malzemenin ayıplı olduğundan bahisle yapmış olduğu itirazın iptali isteminden ibarettir.
.... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafça 183.730,79 TL'lik fatura dayanak gösterilmek suretiyle, 183.730,79 TL'lik fatura alacağının ve 8.086,67 TL faiz alacağının tahsili talepli davalı aleyhine takip başlatıldığı, davalının borca, faizlere, tüm ferilere ve yetkiye dair itirazı üzerine takibin durdurulduğu, durma kararının davacıya tebliğ edilmediği görülmekle davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı, dava dilekçesinde, itirazın iptali davasına konu icra takibine dayanak faturalarda bahsi geçen malların tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, buna karşın davalının malların bedellerini ödemediğini iddia etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesinde, davacıdan malların alındığını ancak cihazların ses şiddeti yükseldikçe kalitesinin bozulduğundan kaynaklı ayıplı olduğunu, ayıbın gizli ayıp olduğunu, malları iade edip sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığının davacıya bildirildiğini belirtmiştir.
Taraflar arasında icra takibinin dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafça, davalı tarafa satıldığı ve teslim edildiği hususlarına ve cihazların bedellerine ilişkin bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davalının iddia ettiği gibi satışa konu ürünlerde ayıp bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından ayıp ve ayıba karşı sorumluluğa dair yasal düzenlemelerin irdelenmesinde fayda vardır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun. 207 ve devamı maddelerinde satım sözleşmesine dair hükümler düzenlenmiştir.
Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır. Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir.
" Alıcının bildiği ayıplar" başlıklı 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmadığı, yine satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK 223.maddesinde ise "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse,bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmü düzenlenmiştir.
"Satıcının ağır kusurunun sonuçları" başlıklı 225. maddesinde; Ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükümlerin geçerli olduğu düzenlenmiştir.
Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi incelendiğinde;
"Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. " düzenlemesi mevcuttur.
Mahkememizce dava konusu ... seri numaralı, 15/09/2022 tarihli faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı incelenerek tarafların alacak ve borç durumlarının tespitine, ayrıca bahse konu faturadaki .... malları üzerinde inceleme yapılarak, malların davalının iddia ettiği üzere ayıplı olup olmadığı, ayıbın açık mı gizli mi ayıplı olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 23/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; faturanın taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve taraf ticari defterlerinde karşılıklı olarak davacı şirket lehine 183.730,79 TL alacak göründüğü tespit edilmiştir. Teknik yönden yapılan incelemede, uyuşmazlık konusu cihazların ayıplı olmadığı, sorunun davalının yüksek şiddetteki ses gereksiniminde değişme, çarpıtma meydana gelmeden ses iletimini sağlayan hoparlörlere ihtiyaç duymasından kaynaklı dava konusu cihazların ihtiyacına yönelik olmamasından kaynaklandığı, davalının ihtiyacı doğrultusunda hoparlörlerin farklı güçlerinin ve maksimum bir gücünün olduğunu göz önünde bulundurmasının yerinde olacağı, dava konusu hoparlörlerin sıfır desibel kuralı uygulandığı anda seste değişme ve çarpıtma meydana geldiği ancak bunun ürünlerin arızalı ya da problemli olduğu anlamına gelmeyeceği, cihazların özelliğinden veya niteliğinden ötürü yüksek şiddette ses iletimine ihtiyaç bulunmayan organizasyonlarda kullanılabileceği, başka bir deyişle uyuşmazlık konusu edilen hoparlörlerin özelliğinden veya niteliğinden dolayı yüksek şiddetteki ses gereksinimlerine uygun bulunmadığı, özelliğine veya niteliğine uygun kullanım yapıldığı zaman herhangi bir problemin ya da sorunun oluşmadığı neticeten ürünlerin ayıplı olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Somut olayda olduğu gibi satıma konu ürünün niteliğinden kaynaklı alıcının elde etmeyi amaçladığı faydayı elde edemediği durumda, satıcının bundan sorumlu olabilmesi için satılanda vaat edilen niteliklerin bulunmaması gerekmektedir. Satım akdiyle bir menkulün mülkiyetini devralan alıcının, kural olarak satım konusu menkulü almakla ondan beklediği bir yararın/faydanın olduğu kabul edilir. Ticari doğruluk gereği de satım konusu menkulün, alıcının kullanım amacını karşılayacak vasıflara sahip olması gerekir. Alıcının, kullanım amacı yönünden satım konusu menkulden beklediği faydayı tam ve gereği gibi sağlamasına engel olan veya menkulun değerini azaltan eksiklikler kanun gereği ayıp kabul edilir. (TANDOĞAN, s. 167.) Tabi burada alıcının kullanım amacı derken de alıcının tek taraflı kendi iç dünyasında düşündüğü, tasarladığı tahsis ve kullanım amaçları dikkate alınmayacaktır. Satım konusu menkulün hangi amaçla kullanılacağına ilişkin taraflar arasında açık veya zımni bir şekilde en azından uyuşma olması aranacak ve bu anlamda satım konusu menkulden beklenen faydalar her şeyden önce taraflar arasındaki sözleşmeye bakılarak belirlenecektir. (EREN, a.g.e., s. 112. ) Yine bu amacın belirlenmesinde; menkulun satıldığı ticari çevredeki görüşler, akdin özel şartları, malın fiyatı ve bu şartlar altında satım konusu malda hangi vasıfların olmasının beklenebileceği, menkulun alışılmış kullanım amacı ve halin gerekleri göz önüne alınacaktır. (TANDOĞAN, s. 167. ) Alıcının sözleşmeden beklediği amaç ve fayda -sözleşmede ayrıca bir taahhüt yoksa sözleşme konusu menkule dair ortalama kullanım kapasitesi, elverişliliğidir. O halde alıcının kural olarak satım konusu menkulden bekleyebileceği fayda, ortalama makul bir alıcının böyle bir menkulden bekleyebileceği fayda kadardır. Bilirkişi raporunda, uyuşmazlık konusu davalıya teslim edilen hoparlörlerin faturada yazılı hoparlörler olduğu, dava konusu hoparlörlerin satış bedelinin piyasa koşullarına uygun bulunduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında, alıcının üründeki bulunmasını talep ettiği niteliklere, kriterlere ilişkin herhangi bir sözleşme mevcut değildir. Davalı, gerek yurt içinde gerek de yurt dışında organizasyon işleri, konser ve turneler için sahne kurulumu yapan bir şirket olduğunu beyan etmiştir. Dava konusu ürünlerin satışını yapan davacının, sattığı ürünlerin fiyatının piyasa koşullarına uygun olmasına karşısında, ürünlerin niteliği gereği sahip olduğu/olmadığı özelliklerden kaynaklı sorumluluğun yaptığı iş gereği satın aldığı ürünlerin niteliği hakkında bilgi sahibi olması gereken, kendisinin planladığı ve tasarladığı amacı gerçekleştirmeye uygun bir ürün yerine dava konusu ürünleri alan, normal bir insanın olması gerekenin üzerinde bir özen ve basiretle hareket etmesi gereken basiretli tacir davalıda olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davalının.... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında itirazının 183.730,79 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin anılan miktar üzerinden, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle takibin devamına, davacının takipten önce davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin bir bilgi ve belge sunulmadığından işlemiş faiz talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile davalının.... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında itirazının 183.730,79 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin anılan miktar üzerinden, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle takibin devamına,
2-Hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 36.746,15 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 12.550,65-TL nispi karar harcının, peşin alınan 2.316,68-TL harcın mahsubu ile geri kalan 10.233,97-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 29.396,93-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 8.086,67-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 2.522,18-TL (179,90-TL BHV, 25,60-TL VSH, 2.316,68-TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
8- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 2.678,00-TL (178,00-TL tebliğler ve posta, 2.500,00-TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.565,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 2.517,00-TL (17,00-TL tebliğler ve posta, 2.500,00-TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 106,11-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerine bırakılmasına,
10-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 2.988,46-TL'sının davacıdan, 131,54-TL'sının davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren kabul edilen kısım yönünden 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/05/2024
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır