T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/253 Esas
KARAR NO:2024/603
DAVA:Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:14/07/2017
KARAR TARİHİ:24/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İcra takibine konu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren ve kambiyo vasfına sahip bir belge olmadığı, eldeki bononun ....İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosya borçluları ile davalı arasında çok önceden kullanılan kredi sözleşmesinin teminatı olarak imzalandığı, davalı Banka ile ....A.Ş. arasında imzalanan sözleşmeleri ve takip tarihi itibariyle takip borçluları ile davalı banka arasındaki alacak borç bakiyesinin tespit edilmesi gerektiği ve borç miktarının takip asıl alacağı olan 1.100.000,00 TL olduğunun tespit edileceği, buradan çıkan sonucun eldeki icra takibi dayanağı bonodan dolayı davacıların herhangi bir borcunun bulunmadığı, aslında tartışılması gerekenin .... A.Ş. ile takip borçluları arasındaki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanması ihtimali olan borç bakiyesi olduğu, davalının basiretli bir tacir olarak borcun doğum tarihi olan 30.05.2016 tarihinde müvekkillerin ve diğer borçlular arasında teşekkül etmiş olan alacak borç ilişkisinin kaynağının davalı kayıtlarının incelenmesini gerektirdiği, müvekkillerin bononun tanzim ve vade tarihi itibariyle ....A.Ş. ile bir bağlantısının bulunmadığı, gerek bononun tanzim tarihi olan 30.05.2016 tarihînde gerekse de vade tarihi olan 24.06.2016 tarihinde borçlu şirketlerden bağımsız olarak SGK'lı olarak çalışmakta olduğu, SGK'lı işçi olarak çalışmakta iken 2.000.000 TL gibi yüklü bir miktardaki bonoyu ödeme taahhüdüne girerek imzalanmasının hayatın doğal akışına aykırı olduğu, müvekkillerin aslında takibe dayanak bonodan dolayı borçlu olmadıkları, aslında takip borçlusu .... A.Ş.'nin Yönetim Kurulu üyesi oldukları dönem olan 2012 yılı öncesinden kaynaklanan kredi sözleşmesi gereği borçtan kaynaklandığının anlaşılacağı, bu tespitlerle birlikte, Yargıtay 12.HD uzun yıllardan beri teminat alındığı bu şekilde anlaşılan bono, senedin ilk hamili olan lehdarın elinde kaldığı sürece kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamayacağı, yapılan takibin İİK 170 a maddesi gereğince iptalinin gerektiği, çünkü teminat koşullarının yerine getirilip getirilmediğinin tespitinin yargılamayı gerektirdiği şeklindeki bir çok yerleşmiş içtihat gereğince eldeki takibin iptali ile takip konusu bonodan dolayı müvekkillerin borcunun olmadığının ispatlanacağı, davalının %40 oranında tazminat ödemesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile müvekkil arasında 19.07.2012 tarihli GKS ne istinaden davacı tarafa kredi kullandırıldığı, kredi sözleşmesinde davacıların müteselsil kefil sıfatına haiz oldukları ve kefalet limitlerinin 4.000.000 TL olduğu, davacıların kredi borçlarını ödemek amacıyla davaya konu kambiyo senedini tanzim ederek bankaya teslim ettikleri, senedin süresinde ödenmemesi üzerine yasal takip başlatıldığı, davacıların senedi ciranta olarak değil müşterek borçlu müteselsil kefil olarak İmzaladıkları, senede alonj yapıldığı ve davacı borçluların senedi müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıkları, senedin yasal takip işlemlerine başlanabilmesi için protesto olmasına da gerek bulunmadığı, senet metninde ya da taraflarca imzalanan GKS de de takibe konu senedin teminat senedi olduğuna dair bir ibare, hüküm bulunmadığı, davacı yanın da senedin teminat senedi olduğuna dair bir belge de ibraz edemediği, bu itibarla yazılı delil ile ispat edilemeyen iddiaların reddinin gerektiği, mevzuat gereği kambiyo takiplerine uygulanan Merkez Bankasının tayin ettiği avans faizi oranında temerrüt faizi talep edildiği, senedin zamanaşımına uğradığı yönündeki itirazın yersiz olduğu, GKS nin de zamanaşımına uğradığı yolundaki itirazın bu davanın konusu olmadığı, esasen bu iddianın da gerçeği yansıtmadığı, tazminat talebinin de yersiz olduğu, Bankanın kambiyo senedine bağlı alacağını takip etmekte haklı olduğu, tazminat oranında %20 olduğu, beyan edilerek, davanın temlik alacaklısı ... ... A.Ş.'ne bildirilmesi, davanın reddi, davacılar aleyhine asıl alacağın %20 oranında tazminata hükmedilmesi, yargılama ve vekalet ücretinin davacı yana bırakılması talep edilmiştir.
DELİLLER:
.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası dosyamız arasına celp edilmiştir.
Mahkememizin ... sayılı 26/09/2019 tarihli mahkeme ilamında; "Davanın kabulüne, Davacılar ... 'nın .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında dayanak yapılan tanzim tarihi 30/05/2016 vade tarihi, 24/06/2016 olan bonodan kaynaklı asıl alacak ve ferilerinden borçlu olmadığının tespitine, Talep edilen kötüniyet tazminatının şartları oluşmadığından reddine," karar verilmiştir.
Mahkeme ilamının davalı vekilinin istinaf etmesi üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine göndermiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2020/1412 esas 2023/300 karar sayılı 02/03/2023 tarihli Karar İlamında; "Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/09/2019 Tarih ... sayılı hükmün HMK.'nın 353 (1) a-6 gereği KALDIRILMASINA," şeklinde görüş bildirilmiştir.
Karar tarihinden sonra vefat eden davacı Mehmet Karalı'nın mirasçıları yargılamaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, teminat olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ileri sürülen bonoya dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dava konusu icra takibine dayanak oluşturan 30/05/2016 düzenleme, 24/06/2016 vade tarihli bonoda davacılar keşideci, davalı banka ise lehtar sıfatıyla hamil durumdadır. Davacılar dava konusu bononun, dava dışı .... A.Ş.'nin davalı bankadan almış olduğu kredinin teminatı olarak verildiğini ve kullanılmış olduğunu iddia etmektedir. Davalı banka ise senedin, alınan kredi borcunun ödenmesi amacıyla verildiğini savunmaktadır. Davacıların dava dışı asıl borçlu şirket ile davalı banka arasında düzenlen 19/07/2012 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladıkları anlaşılmaktadır.
Kural olarak bono “kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini” içermektedir. Bunun aksini iddia eden tarafın bononun teminat amacıyla verildiğini HMK’nun 200’üncü maddesi uyarınca senetle ispat etmesi gerekir (Yargıtay 19.HD’nin 27/01/2015 tarihli 2014/10822 E., 2015/1076 K. sayılı emsal kararı). Yine TTK hükümlerine göre açığa bono düzenlenmesi mümkün olup, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden borçlunun bu iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekir (Yargıtay 19.HD’nin 17/11/2016 tarihli 2016/4254 E., 2016/14849 K. sayılı emsal kararı).
Davaya konu senedin tanzim tarihinden önce 11/02/2013 tarihinde banka kayıtlarına girişinin yapıldığı, senedin davacının müteselsil kefil olarak imzaladıkları sözleşmenin teminatı olarak verildiği, kayıtsız şartsız borç ikrarı içermemesi nedeniyle kambiyo senedi vasfına haiz olmayıp kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe dayanak yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de istinaf kaldırma kararında da belirtildiği üzere bankaların verdikleri krediye karşılık teminat olmak üzere bono almalarını engelleyen yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Esasen senet üzerinde teminat olduğunu gösteren herhangi bir kayıt da bulunmamaktadır. Davalı da dava konusu senedin kredi borcunun ödenmesi amacıyla, başka bir anlatımla ifa amacıyla düzenlendiğini belirterek teminat iddiasını kabul etmemiştir. Bir an için senedin teminat amacıyla verildiği kabul edilse bile teminatını teşkil ettiği kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi borcu bulunup bulunmadığının bilirkişi marifetiyle saptanması gerekir. (Yargıtay 19. HD'nin 26/09/2016 tarih 2016/2530 E. 2016/12603 K. Sayılı ilamı).
Dava devam ederken alacağı temlik eden ... A.Ş. ye müzekkere yazılmış ve genel kredi sözleşmesi istenilmiş ise de banka cevabi yazısında GKS asıllarının temlik alan ... ... AŞde olduğu bildirildiğinden, ... ... AŞ'ye müzekkere yazılarak sözleşme asılları istenilmiştir. Ancak ... ... AŞ sözleşme asıllarını muhafaza etme yükümlülüğünün bankada olduğunu beyan ettiğinden ...'a tekrar müzekkere yazılmış ve banka 05/06/2024 tarihli cevabi yazısında GKS aslının arşiv kayıtlarında ve sunulmuş olabilmesi nedeniyle mahkeme dosyalarında araştırıldığını, bulunması durumunda gönderileceğini bildirerek fotokopisini sunmuştur.
Davacı taraf dava dilekçesinde, davalı tarafa olan borcun müvekkillerinin borçlu ....A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi oldukları 2012 yılı öncesi imzalanan GKS sözleşmesinden kaynaklandığı belirtmiştir. Yine cevaba cevap dilekçesinde takibe dayanak bononun müvekkilleri tarafından 10/07/2012 tarihli GKS'nin teminatı olarak davalı banka tarafından tanzim edilip davacılara imzalatıldığı beyan edilmekle, davacı taraf aşamalarda GKS'nin varlığını ve imzasını inkar etmemiştir. Her ne kadar GKS aslı sunulamamış ise de imza inkarı bulunmadığından mevcut belgeler doğrultusunda yapılan inceleme yeteri görülmüş ve davacının sözleşme aslı sunulmadığına ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
Bilirkişi raporunda takip tarihi olan 29/06/2016 tarihi itibariyle alacak tutarı 1.104.904,17 TL, dava tarihi itibariyle alacak tutarı ise 1.222.330,11 TL olarak hesap edilmiştir. Senet üzerinde teminat olduğunu gösteren herhangi bir kayıt bulunmamakla birlikte davalı senedin ifa amacıyla düzenlendiğini belirtilerek teminat olduğunu kabul etmediğinden takip ve dava tarihi itibariyle davalıların senedin ihdas nedeni olduğunu iddia ettikleri GKS'den dolayı takibe konu edilen ve harca esas değerde belirtilen miktar üzerinde davalıya borçlu oldukları anlaşıldığından davanın reddine, mahkememizce verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından İİK 72/4 maddesi gereğince tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Mahkememizce verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından İİK 72/4 maddesi gereğince tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL harç bedelinden peşin alınan 18.868,63 TL harçtan mahsubu ile bakiye 18.441,03 TL harç bedelinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 1.000,00 TL yargılama giderinin davacılardan tahsil edilerek davalı ... A.Ş. tarafına verilmesine,
6-Davalı ... A.Ş. vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 166.683,51 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... A.Ş. tarafına verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne (e-duruşma ile), davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/10/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır