T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/254 Esas
KARAR NO : 2025/498
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 17/11/2017
KARAR TARİHİ : 12/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava konusu ... plakalı 2015 model ...marka, ... tipi aracı 29.08.2016 tarihinde 424.254,25 TL bedelle iki nolu davalıdan aldığını, araç kullanılmaya başlandıktan yaklaşık iki ay sonra 20.10.2016 tarihinde bir anda stop etmesi, aracın rölantide silkeleme yapması ve sol arka kapının vakum yapmaması şikayetleriyle ... A.Ş. ... Şubesine götürüldüğünü, gerekli işlemlerin yapıldığı belirtilerek sorunun çözüldüğünün bildirildiğini, ancak yaklaşık bir buçuk ay sonra yeniden aynı şikayetlerin ortaya çıktığını, birçok kez servise girmesine karşın her defasında sorunların giderildiği söylenerek müvekkilinin gönderildiğini, 22.07.2017 tarihinde aynı zamafıda aracın vites geçişleri ve 1500-2000 devirleri arasında ses gelmeye başladğını, servis tarafından 24.07.2017 tarihinde yurtdışından parça getirileceğinin belirtildiğini, aracın 11.09.2017 tarihinde yaklaşık 50 gün sonra teslim edildiğini, parçanın değişmesine rağmen aynı şikayetlerin devam ettiğini, müvekkili araçtan beklediği faydayı aldığı günden bu yana sağlayamamış ve halende sağlayamadığını, aracın üretim hatasının varlığına bağlı olarak ayıplı olduğunu ve müvekkilinin araçtan beklediği faydayı ortadan kaldırdığını, TBK'nın 219. maddesi uyarınca satıcının ayıptan dolayı sorumluluğunun bulunduğunu, araçta problemler ortaya çıkar çıkmaz ... Şubesi sorunların bildirilerek ayıp ihbarının yapıldığını, ancak müvekkilinin sonuç alınamayan tamirlerle oyalandığını, dava konusu aracın Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi uyarınca garanti belgesi ile satılmak zorunda olduğunu, yönetmeliğe uygun olarak aracın serviste kalma süresinin azami 30 günü aşması ve aynı arızalann tekrarlanması dolayısıyla dava konusu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi gerektiğini, davalı üretici firmanın onarımı yetkili servis istasyonları eliyle yaptığını, yani bu istasyonların satılan araçların teknik özellikleri itibariyle arıza ve ayıbı doğru ve tam teşhis edebilecek, en kısa sürede ve tam anlamıyla giderecek elemanlar bulundurmak zorunda olduğunu, davalı firmanın yetkili kıldığı servislerin sorunu kabul edip çözüm üretmekten ziyade müvekkilini oyalamaktan öteye gidemediklerini, yetmezmiş gibi yurt dışından parça gelmesi ile sorunun çözüleceğinden bahisle müvekkilini araçsız olarak 50 gün daha beklettiklerini, müvekkilinin araçtan beklediği faydayı alamadığını, 21.09.2017 tarihinde davalılara gönderilen ihtarname ile durum anlatılarak TTK'nın 227. maddesinde belirtilen seçimlik haklardan aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakkını kullandığı ve aracın 3 iş günü içerisinde değiştirilmesinin ihtar olunduğunu, olumlu bir dönüş alınamadığını beyanla dava konusu aracın aynı marka ve model olan ayıpsız misli ile değiştirilmesine, aksi halde ayıplı araca ilişkin satış bedeli olan 424.254,25 TL'nin teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari faitz ile davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava müvekkile izafeten ...A.Ş.'ye açıldığını, davanın en başından itibaren yanlış kişiye açıldığını, müvekkilinin dava açıldıktan 7 yıl sonra haberdar olduklarını, davadaki hususlara yönelik savunma yapamadığını, bilirkişi raporlarına itiraz edemediğini, davanın yanlış kişiye izafe edilmesi, TTK 105. Maddesindeki hukuki kurumun doğru bir şekilde kullanılmadığını, davacı hatalı bir dava açmış olduğunu, davayı açıldığı andan itibaren izafe edemediğini, ayıba ilişkin zamanaşımı süresinin geçtiğini, davaya konu talepler zamanaşımına uğradığını, öncelikle davanın zamanaşımı süresi yönünden reddi gerektiğini, dava konusu aracın trafiğe çıkış tarihi 09.10.2015 olup, dava konusu aracın ayıplı olduğuna ilişkin taleplerin zamanaşımı 09.10.2017 tarihinde yani dava açılmadan önce sona erdiğini, TTK m. 23/1 hükmü gereğince tacirler arasindaki ticari satım sözleşmelerinde, TBK m. 231 uyarınca zamanaşım hükümleri uygulanması gerektiğini, hüküm uyarınca, "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmis olmadikça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa iliskin her türlu dava, satılandakı ayıp daha sonra ortaya çıksa bile satılanın alıcıya devrinden baslayarak iki yıl geçmekle zamanasımına uğrar" şeklinde olduğunu, zamanaşım süreleri, gizli ayıplar için dahi, satılanın alıcıya teslimi tarihinden itibaren işlemeye başladığını, kabul manasına gelmemekle birlikte, satılan maldaki ayıp daha sonra meydana çıksa yani gizli ayıp olsa dahi zamanaşımı süresi kanuni düzenlemeye göre yine aynı olduğunu, dava konusu alım-satım sözleşmesinde, dava konusu aracın davacıya teslimini takip eden 2 yıllık zamanaşımı gerçekleştiğini, davacı taraf müvekkili şirkete karşı hak düşürücü süre bakımından TTK. m. 23'te düzenlenen ayıp ve muayene sürelerine uymadığını, dava konusu araç aslen ... pazarı için üretildiğini, Türkiye'ye gri ithalat yoluyla girdiğini, 2016 yılında resmi ...piyasa organizasyonunun katılımı olmaksızın davacıya satıldığını, aracın geçmişi göz önüne alındığında, uygun olmayan motor yıkamaları veya küçük hasarlar gibi çeşitli koşullara maruz kaldığı da muhtemel olduğunu, aracın ...piyasa organizasyonunun dahil olmadan satıldığı ve davacı tarafından yedi yıl boyunca yoğun bir şekilde kullanıldığı göz önüne alındığında, davacının aynı tipte yeni bir aracın teslim edilmesi talebi yasal olarak haklı olmadığını, aracın yaşı, geçmişi ve resmi piyasa katılımının olmaması göz önünde bulundurulduğunda dava konusu taleplerin kötü niyetli olduğunu, dava konusu aracın dosyada mübrez yetkili servis kayıtlarından da anlaşıldığı üzere Kasım 2017 tarihinde davanın açılmasından önceki son servis ziyaretlerinden sonra tamamen onarıldığı ve davacıya kusursuz olarak teslim edildiğini, davacının davasını doğru ikame edememesinden dolayı taleplerinin zamanaşımına uğraması göz önünde bulundurulduğunda, aracın yıllara göre kullanım durumu, garanti süresinin sona ermesi, araç kaza kaydının bulunması gibi sebeplerden dolayı 7 yıl sonra davanın müvekkili şirkete yöneltilmesi haksız, hukuksuz ve kötü niyetli olduğunu, davacının kullanımı esnasında meydana gelen kaza nedeniyle dava konusu aracın kaza kaydı oluşmuş olup aracın ayıpsız misli ile değişim talepli işbu dava da davanın kabulü halinde davacı tarafından kaza kaydı bulunan kazalı ve değeri düşmüş bir araç müvekkile teslim edilecek buna karşılık davacıya ayıpsız bir araç teslim edilmek zorunda bırakılacağını, bu durumun hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğundan kabulü mümkün olmadığını, dosya kapsamından alınan bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı üzere davacının onarım seçimlik hakkını kullandığını, dava konusu araçta devam eden bir arıza bulunmadığı da tespit edilmiş olduğunu, yıllardır davacı tarafından binlerce kilometre kullanıldığını, dava konusu araçta aracın sürüşünü ve emniyetini etkileyecek kullanımını engelleyecek herhangi bir ayıp bulunmadığı dikkate alındığında işbu davanın reddi gerektiğini, aracın şu anki durumunun belirsiz olduğunu, 7 yıla aşkındır bu aracın davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığına ilişkin yeniden bilirkişi raporları alınarak araca ilişkin detaylı ve eksiksiz bir inceleme yapılması gerektiğini, Yargıtay’ın kökleşen içtihatleri ile bilimsel öğretideki baskın görüsler de bu hususu destekler nitelikte olduğunu, hukukun tüm temel prensiplerine hukuk güvenliğine aykırıdır ve bu tür kararlar neticesinde üreticiler, satıcılar artık ticaret yapamaz hale geleceğini, çünkü maliyet hesaplamalarında en önemli unsurlardan biri üretilen mal ile ilgili sorumluluğun ne kadar süre ile ne kadar maliyetle devam edeceğini, aracın garantisi sona ermiş olduğundan kanunun her türlü tartışmadan uzak mezkur maddesi, dava konusu aracın teslim tarihi dikkate alındığında davanın esasına girilmeksizin, "aracin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın gizli ya da açık olduğu vs. hususlarının araştırılmasını, bu konuda bilirkisi incelemesi yaptırılmasına gerek olmaksızın davanın zamanaşımı sebebiyle usulen reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte itirazlarının kabul edilmemesi durumunda her ne kadar davacı ilk başta davasını izafeten ...A.Ş. üzerinden ikame etmiş olsa da davacının davasını doğru bir şekilde açma ve takip etme sorumluluğu mevcut olduğunu, bu zamana kadar 7 yıla aşkın süre geçmiş bir araç üzerinden mahkemece aracın ayıplı misli ile değiştirilmesi şeklinde müvekkili şirket aleyhine hüküm kurması hukuka aykırılık oluşturacağını, davacı tarafından dava açıldığı tarihte ücretsiz onarım hakkı kullanıldığını, araç üzerinde bir ayıp bulunmadığını, dava konusu araç üzerindeki arızaları, kullanılmakla tüketilen bir hak olan ücretsiz onarım hakkını kullanarak gidertmiş ardından üzerinde bir ayıp bulunmayan araç için dava açtığını, seçimlik haklar tüketilmiş olduğundan TBK'nın 227. maddesi geregince onarım seçimlik hakkın kullanarak aracını teslim almış olan davacının bu hakkından dönerek, başka bir seçimlik hakkı olan araç değişimi talebinde bulunması hukuken mümkün olmadığı gibi yasal düzenlemeye de aykırı olduğunu, otomotiv gibi ileri teknolojik ürün olan bir araçta herhangi bir şikayet olmayacağını taahhüt etmek teknik verilere ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, garanti müessesesi bunun için bulunduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda dava konusu araç, 23.11.2018 tarihinde 49.831 km'de Bostancı Mengerler yetkili servisine götürülerek servis ortamında incelenmiş “bir Arıza Kaydına Rastlanmamıstır" tespiti yapılmış olduğunu, bu kapsamda davacının araç değişimini gerektirecek koşullar iş bu dava için gerçekleşmediğini, araçta imalattan kaynaklı herhangi bir kusur, ayıp olmaması bir yana, bir an için bu iddianın doğru olduğu farzedilse dahi, dava konusu aracın 49.831 km kullanılmış ve faydalanmış olması, halen daha sorunsuz bir sekilde kullanıyor olması dava konusu araçta, araçtan beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran türde bir şikayet olmadığını, aracın kullanımını engelleyen veya telikeye sokan bir durum olmadığını, maldan yararlanmama koşulunun gerçekleşmediği açıkça görüldüğünü, dava konusu araçtaki şikayet onarım ile giderildiğini, devam eden herhangi bir sikayet bulunmadığını, aracın değişimine karar verilebilmesi için şikayetin esaslı ve giderilemez nitelikte olması gerektiğini, dava konusu araç, ... pazarı için üretilmiş bir otomobil olduğunu, dava konusu araç, "..." yolu ile Türkiye'ye ithal edilmiş ve ... tarafından satıldığını, müvekkili ile ... veya davacı arasında satış sözleşmesi bulunmadığı gibi hiçbir hukuki, iktisadi ve fiili bir bağlantı bulunmadığını, dava konusu araçta gizli ayıp olduğuna iliskin tespit hatalı olduğunu, dava konusu araçta herhangi bir imalat hatası, açık/gizli ayıbın söz konusu olmadığını savunarak haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ... - ... tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkememizin ...Esas, ... karar sayılı 12/03/2020 karar sayılı mahkeme ilamında; "Davanın kabulüne, davaya konu 2015 model ... marka ... Arazi Taşıtı olan ...Plakalı aracın ayıpsız misli ile değiştirmesine" karar verilmiştir.
Davalı ...'yi Temsilen ... A.Ş. vekilinin mahkeme ilamını istinaf etmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Mahkemesinin...esas, ...karar sayılı, 23/03/2023 tarihli ilamında; "Davalılardan ...'yi temsilen ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun Kabulü ile; ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/03/2020 tarih ve ... Esas, ...Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca Kaldırılmasına, karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ...Karar sayılı kesin kararına göre ...'yi temsilen ... A.Ş'ye dava açılmasının temsilde hata olduğunun kabulü ile; davacı tarafa süre verilerek imalatçı olan yurt dışında mukim ...'nin davalı olduğunun kabulü uyarınca davetiye tebliği ile taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinden mahkememiz kararının kaldırıldığı dikkate alınarak davalı olarak gösterilen ...A.Ş'nin taraf sıfatı bulunmayıp temsilde hata nedeniyle dosyada taraf olarak gösterildiği anlaşıldığından davalı sıfatının kaldırılarak uyap kaydı silinmiş, imalatçı olan yurt dışında mukim .. nin ünvan değişikliği sonrası ... olduğu anlaşılmış ve taraf teşkili sağlanarak yargılama yapılmıştır.
Kaldırma ilamı sonrası aldırılan 08/04/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Davacının, davalı/...'den, dava konusu aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini talebe hak kazandığı, Davacının, davalı/...'den, dava konusu aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini talebe hak kazanamadığı" yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
DELİLLER:
... İl Emniyet Müdürlüğüne, ...A.Ş., ... Trafik Tescil Ve Denetleme Şube Müdürlüğüne, Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezine, ... İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ayıplı olduğu iddia edilen ticari binek aracın misli ile değiştirilmesi talebine ilişkindir.
Dosya kapsamında; davacının dava konusu ... marka, 2015 model binek aracı davalı ... 'den 29.08.2016 tarihinde, 424.254,25 TL bedelle satın aldığı, davadan önce araçta meydana gelen arızaların ... A.Ş.'nin yetkili servisi tarafından giderildiği, davacı tarafından dava dilekçesi ile kendisine garanti belgesi verilmediğinin, cevaba cevap dilekçesi ile de, davalıların satıcı ve imalatçı olarak ayıptan birlikte sorumlu olduklarının beyan edildiği, kaldırma ilamı sonrası ...'da mukim aracın imalatçısı olan ....'ye ( Ünvan değişikliği sonrası ... ) tebligatlar yapılarak taraf teşkilinin sağlandığı, davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde öncelikle davanın zamanaşımı süresi yönünden reddi gerektiği, dava konusu aracın "..." yolu ile Türkiye'ye ithal edildiği ve ... tarafından satıldığı, müvekkili ile ...veya davacı arasında satış sözleşmesi bulunmadığı gibi hiçbir hukuki, iktisadi ve fiili bir bağlantı da bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce kaldırma ilamı öncesi yaptırılan teknik bilirkişi raporunda, dosyaya ibraz edilmiş araca ait servis geçmişleri, 177 sayfa diagnostik kayıt incelemesi ve araç üzerinde servis ortamında detaylı inceleme yapılmak suretiyle rapor düzenlenmiş olup, bu raporda araçta satın alındıktan yaklaşık 52 gün sonra ortaya çıkan ve yetkili servis tarafından müdahale edilen işlemlerin raporda ayrıntılı olarak gösterilmiştir.
Taraf teşkili sağlandıktan sonra aldırılan ek raporda da bu hususlar tekrar edilerek, gerek şanzıman kumanda ünitesi gerekse motor elemanlarında yapılan değişim işlemleri, arızanın ortaya çıktığı durumda araçtan beklenilen faydalanmayı ortadan kaldırır nitelikte (30 iş gününü geçen müdahaleler söz konusu), kullanıcı kaynaklı olmayan, imalata dayalı esaslı arızalar olduğu, kısa kullanım süresinde ortaya çıkan ve araçtan beklenilen faydalanmayı ortadan kaldırır bu tür arızaların aracın ayıplı satılmış olduğunu gösterdiği, söz konusu ayıbın satın alım esnasında makul süre inceleme ile tespiti mümkün olmayan, belirli bir kullanım sonrası ortaya çıkan özellikte olduğundan gizli ayıp niteliğinde olduğu belirtilmiştir. İşbu teknik tespitlere göre söz konusu motorlu araç (otomobil) imalat hatasından kaynaklı “gizli ayıplı” olarak davacı alıcıya satılıp teslim edildiği ve işbu ayıptan dolayı aracın satın alınmasından itibaren, 1 yıl içinde (29.08.2016 tarihi ile 24.07.2017 tarihi arasındaki dönemde) aracın 5 kere önemli derecede arızalanıp yetkili servise götürülüp tamir ettirilmek zorunda kalındığı, bu arızalardan sonuncusunda aracın 49 gün yetkili serviste kaldığı ve dolayısıyla da davacının 49 gün araçtan mahrum kaldığı, her ne kadar araçtaki ayıbın 24.07.2017 tarihli servis müdahalesinden sonra “kalıcı olarak giderilmiş” olduğu anlaşılmaktaysa da; “hayatın olağan akışına” göre, araç sahibi (davacı) nezdinde, araçta tekrar bir arızanın meydana gelebileceği kaygısı oluştuğu ve dolayısıyla da satın almış olduğu aracın sağlamlığına (hatasız imal edildiğine yönelik) alan güveninin sarsıldığı, araçtaki ayıbın kalıcı olarak giderilmiş olması, aracın “satıcıya” iade edilmesi durumunda, satıcının aracı tekrardan başka bir müşteriye satması imkanının bulunduğu, aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesinin davalı/satıcı bakımından “hakkaniyete aykırı" bir durum yaratmayacağı, tam tersine aracın ayıpsız misli ile değiştirilmemesinin davacı alıcı bakımından “hakkaniyete aykırı” bir durum yaratacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesi uyarınca ticari alım satımlarda satılanda bulunan ayıp, açık ayıp niteliğinde ise alıcının teslim tarihinden itibaren 2 ve 8 günlük süreler içerisinde satıcıya bildirimde bulunması gereklidir. Ancak ayıp gizli ayıp niteliğinde ise aynı maddenin atfı ile TBK'nın 223. maddesi uyarınca ortaya çıktığı tarihte derhal satıcıya bildirilmesi gerekir.
Davalı ... vekilinin zamanaşımı itirazının, davaya konu aracın 29/08/2016 tarihinde satın alınmış olduğu, yaptırılan teknik inceleme ile araçtaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu, davanın 17/11/2017 tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşıldığından reddine karar verilmiştir.
Davalı ... vekilinin husumet itirazının değerlendirilmesi bakımından karşımıza çıkan sorun; davacının “aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesine” ilişkin talebini, aracın “üreticisi” durumunda olan davalı/...'ye karşı yöneltip yöneltemeyeceği ve bu davalıdan, “aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini” talebe hak kazanıp kazanamayacağı sorunudur.
6505 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 11/2 nolu maddesi hükmüne göre, tüketici malın ayıpsız misli ile değiştirilmesine ilişkin hakkın “üreticiye” karşı da kullanabilir. Dolayısıyla “tüketici işlemi” niteliğindeki satımlarda alıcı (tüketici), malın ayıpsız misli ile değiştirilmesine ilişkin hakkını “üreticiye” karşı da yöneltebilecek ve malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini “üreticiden” de talep edebilecektir. Ancak dava konusu aracın satımını konu edinen işlem, “tüketici işlemi” niteliğinde olmayıp, “tacirler arası satım işlemi” niteliğindedir. "Tüzel kişi tacirlerin” satım sözleşmesiyle bir mal satın almaları durumunda bu işlem “tüketici işlemi” niteliğinde olmayıp “ticari işlem” niteliğindedir.
Davacı tüketici olmadığından TBK'nın 219-231 hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Satılanın ayıplı olması halinde alıcının sahip olduğu haklar TBK'nın 227. maddesinde düzenlenmiştir.
TBK'nın 227. maddesine göre satılanın ayıplı olması halinde seçimlik haklar sadece satıcıya yönelik olarak kullanılabilir. Bu hakların üreticiye karşı kullanılması yasal olarak mümkün değildir (Yargıtay 3.HD ... E, ... K; Yargıtay 11.HD ...... K).
Somut olayda davalı ... 'nin üretici olup, bu davalı tarafından davacıya verilmiş bir garanti bulunmayıp TBK'nın 227. maddesindeki seçimlik hakların üreticiye karşı kullanılması da mümkün olmadığından bu davalı yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp, satıcının zikir ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Borçlar Kanunu'nda tanımını bulan ayıba karşı tekeffül, satılan şeyin satıcının zikrettiği vasıfları taşımamasından veya bu şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldıran eksiklikler bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır. Mezkur kanunun 227. maddesinde, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya imkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini seçebileceği ve alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi heyet raporu ile aracın ekonomik ömrüne göre çok kısa bir kullanım süresinde arızalanan söz konusu aksamlar, araçta kullanımdan bağımsız imalata dayalı ayıbın varlığını işaret ettiği, her ne kadar araçtaki ayıbın 24.07.2017 tarihli servis müdahalesinden sonra “kalıcı olarak giderilmiş” olduğu anlaşılmaktaysa da; “hayatın olağan akışına” göre, araç sahibi (davacı) nezdinde, araçta tekrar bir arızanın meydana gelebileceği kaygısı oluştuğu ve dolayısıyla da satın almış olduğu aracın sağlamlığına (hatasız imal edildiğine yönelik) alan güveninin sarsıldığı, araçtaki ayıbın kalıcı olarak giderilmiş olması, aracın “satıcıya” iade edilmesi durumunda, satıcının aracı tekrardan başka bir müşteriye satması imkanının bulunduğu, aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesinin davalı/satıcı bakımından “hakkaniyete aykırı" bir durum yaratmayacağı, tam tersine aracın ayıpsız misli ile değiştirilmemesinin davacı alıcı bakımından “hakkaniyete aykırı” bir durum yaratacağı kanaatine varılarak, davalı satıcı ... yönünden TBK. 227. maddede düzenlenmiş olan seçimlik haklardan “aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine” ilişkin talep yerinde görülerek, davanın kabulü ile, davaya konu 2015 model ... marka ....Taşıtı olan... Plakalı aracın davacı tarafından davalı ...'e teslimi ile bu davalı tarafından aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, aynı model ve marka yeni bir aracın davacıya teslimine, dava konusu aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalı ...'e teslimine, aracın sıfır kilometre yenisi veya mislinin bulunmaması (TBK.m. 227/I-4 bent) halinde İİK. m. 24 uygulanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğundan REDDİNE,
2-Davalı ... yönünden davanın KABULÜ ile; davaya konu 2015 model ... marka ... Arazi Taşıtı olan ... Plakalı aracın davacı tarafından davalı ...'e teslimi ile bu davalı tarafından aracın AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİNE, aynı model ve marka yeni bir aracın davacıya TESLİMİNE,
3-Dava konusu aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalı ...'e TESLİMİNE,
4-Aracın sıfır kilometre yenisi veya mislinin bulunmaması (TBK.m. 227/I-4 bent) halinde İİK. m. 24 UYGULANMASINA,
5-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 28.980,80 TL harç bedelinden peşin alınan 7.245,21 TL harçtan mahsup edilerek bakiye 21.735,59 TL harç bedelinin davalı ...-...'den tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan; 7.245,21 TL peşin harç, 31,40 TL başvuru harcı ve 4,60 TL vekalet harcından oluşan toplam 7.281,21 TL harç bedelinin davalı ...-...'den alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere, tercüman ücreti ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 44.725,30 TL yargılama masrafının davalı ...-...'den alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Davalı ... tarafından yapılan; posta ve tebligat masraflarından oluşan toplam 350,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... tarafına verilmesine,
9-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap olunan 67.638,14 TL nispi vekalet ücretinin davalı ...-...'den alınarak davacı tarafa verilmesine,
10-Davalı ... tarafı duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdiren 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... tarafına verilmesine,
11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/06/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."