T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/660
KARAR NO:2024/18
DAVA:Ticari Şirket (Bilgi Alma Ve İnceleme Hakkı İhlali)
DAVA TARİHİ:16/10/2023
KARAR TARİHİ:11/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Bilgi Alma Ve İnceleme Hakkı İhlali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... İnşaat A.Ş.' nin 1974 yılında anne ve babası tarafından kurulduğunu, aile arasında yaşanan husumetler nedeniyle geçmişte Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür olarak çalıştığı Davalı Şirketteki görevlerinin 2013 yılında son bulduğunu, ve 10 yıl boyunca Görevlendirilen silahlı ve silahsız güvenlik elemanları vasıtasıyla şirkete girişinin ve şirketten bilgi almasının engellendiğini, benzer durumlar nedeniyle açtığı farklı davaların bulunduğunu, şirket kurucularından olan bababı ...'ın vefatı nedeniyle terekesinin tespiti için dava açıldığını, .... Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2017/2 Tereke sayılı dosyasında 14/11/2017 tarihli Ara Karar ile Av. ...' ün Tereke İdare Memuru olarak atandığını, dosyanın halen derdest olduğunu, murise ait olan hisselerinin 2016 yılındaki Yönetim Kurulu tarafından hukuka aykırı olarak dağıtıldığını, bu nedenle açtığı davanın kesinleşmesi üzerine murisin hisselerinin tereke mahkemesinin kontrolüne geçtiğini, şirket hisselerinin Tereke İdare Memuru Av. ... tarafından temsil ve idare edildiğini, davalı şirketin 10/07/2023 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurulunda alınan 4 nolu karar ile kardeşi ... ve Tereke İdare Memuru Av. ... ile birlikte davalı şirketin yönetim kuruluna seçildiğini, 11/07/2023 tarih ve 3 nolu Yönetim Kurulu kararı ile ...'ın genel müdür olarak belirlendiğini, ilgili kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığını, babasının vefatından sonra davalı Şirketin tek iştigal konusunun maliki olduğu taşınmazlardan kira toplamak olduğunu, geçen 6 yıllık sürede kira gelirlerinin ikiye katlandığını ancak dönem net karının azaldığını, davalı şirketle 10 yıldır süregelen husumetli ve kötü yönetiminin verdiği hasarın giderilmesi gerektiğini bu nedenle şirketin geçmiş faaliyetlerine ilişkin doğru ve sağlıklı bilgi edinmesi amacıyla 6102 sayılı Ticaret Kanunu'nun 392. Maddesine istinaden Yönetim Kurulu Başkanı ...'a hitaben 20/09/2023 tarihli yazı ile 10 adet Gündem maddesinin görüşülmesi ve Yönetim Kurulu üyesi olarak Bilgi Edinme ve İnceleme hakkının kullandırılması için talepte bulunduğunu, şirket merkezinde SMMM ... tarafından karşılandığını, 20/09/2023 tarihli yazılı talebinin ...'a ve şirket avukatına iletildiğini, Yönetim Kurulu Başkanı olarak ...'ın imzadan imtina etmesi üzerine yazılı talebin kendisine noterlik vasıtasıyla gönderildiğini, .... Noterliği' nin 20/09/2023 tarih ve ... yevmiye nolu talep yazısı 21/09/2023 tarihinde tebliğ olduğunu, ... tarafından keşide edilen ve tarafıma 09/10/2023 tarihinde tebliğ edilen .... Noterliği' nin 05/10/2023 tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarmamede talep edilen bilgilerin kendisine verilmeyeceği, bir kısmına vakıf olduğu diğerlerini istemeye hakkı bulunmadığı, talep yazısın 7. Maddesindeki söz konusu muhasebe kaydının şirkete irat olarak kaydedildiğinin ayrıca Yönetim Kurulu üyesi olduğu 3 şirketin Yönetim Kurulu toplantılarının 11/10/2023 tarihinde saat 13:00'te yapılacağının bildirildiğini, belirlenen gün ve saatte şirket yönetim kurulu toplantısı için gittiğini fakat tarafına bilgi verilmediğini, bu nedenlerle; 2000 yılından günümüze kadarki Yönetim Kurulu Faaliyet Raporları ile Bilanço ve Gelir Tablolarının birer suretinin, 2000-2019 yıllarının Ocak aylarının ve 2020'den günümüze kadarki tüm ayların ücret bordrolarının birer sureti ile yine bu ayların maaş ve sair personel giderlerine ilişkin her türlü bilgi ve belgenin bir suretinin, 2000 yılından günümüze kadarki maaş ve sair personel giderlerine ilişkin muavin defter dökümlerinin, Şirkette sigortasız olarak çalıştırılan ...'ın çatıdan düşerek ölümüne ilişkin Bilirkişi Raporunun bir suretinin, 2010 yılından bu yana avukatlara yapılan ödemelerin dökümü ile avukatlardan gelen fatura ve serbest meslek makbuzlarının biret suretinin, ... İnşaat A.Ş.'nin muhasebe kayıtlarından ..., ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., Tatil Tur A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... A.Ş.'ye ilişkin tüm hesapların 2000 yılından günümüze kadarki muavin hesap dökümlerinin ve faturaların birer suretinin, ... İnşaat A.Ş.'nin muhasebe kayıtlarından 120.15.102 nolu hesap ile ...'a ait tüm hesapların 2000 yılından günümüze kadarki hesap dökümlerinin, ... İnşaat A.Ş.'nin muhasebe kayıtlarından avukatlara ilişkin tüm hesaplar ile dava ve hukuki müşavirlik giderlerine ilişkin tüm hesapların 2000 yılından günümüze kadarki hesap dökümleri ile ... ve ... isimli şahıslara yapılan tüm ödemelerin dökümünün PDF formatında CD ortamında tarafına verilmesi ve gerekirse bir muhasebeci ve/veya avukat yardımıyla bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 5 ortak ile kurulduğunu, davacının 1984 senesinde şirket yönetimine girdiğini ve istifa ettiği 2013 yılına kadar şirketlerin yöneticisi olarak görev yaptığını davacının görev yaptığı dönemde aynı zamanda şirketin yönetim kurulu başkanı olan babasını darp ettiğini, şirket aleyhine faaliyetlere giriştiğini, davacının 2013 senesinde annesine sinkaflı sözler söyleyerek ve bağırarak malzeme taşınan şirket minibüsüne bindirdiğini, davacının son 10 yılda aile bireyleri ve aile şirketleri aleyhine yönelttiği dava dosya sayısının günümüz itibariyle 500'e yaklaştığını, davacının bu eylemlerinin şirketin %40 hissesinin bedelsiz olarak kendisine devredilmesi yönünde babasına baskı kurmak amacıyla gerçekleştirdiğini, babasının bu haksız girişime engel olmaya çalışması üzerine şirketlerdeki müdürlük görevinden 15.10.2012 tarihinde davacının istifa ettiğini, davacıya eylemlerine son vermesi yönünde bir ihtarname gönderildiğini ve vasiyetname kaleme alarak davacıyı yasal miras payı dışındaki mirasından mahrum bıraktığını, davacının son on yılda sayısız defalar şirkete geldiğini ve hiçbir bir güvenlik elemanının kendisine karşı saygısız bir tutumu olmadığını, davacının şirket yönetiminden ayrıldıktan sonra bir çok şirket binasında imara aykırılık olduğu gerekçesiyle savcılıklara şikayet dilekçesi verdiğini, bu durumun şirkete zarar veren eylem olduğunu, davalı şirketin dönem net karının azaldığını ve davalı şirkette masrafların şişirildiği iddiasının doğru olmadığını, Yapı kayıt belgesi bedelleri, Türk parasını koruma kanunu kapsamında döviz kiralama yapılmasının yasaklanması ve burada uygulanacak kurun da devlet tarafından belirlenmiş olması, dünya genelindeki pandemi, savaş, ekonomik kriz gibi etkenler sonucu oluşan durum, ayrıca davacının sebebiyet verdiği yüklü imar para cezaları, yapılandırma ödemeleri, ecri misil ve işgaliye bedelleri, yargı giderleri, taşınmazların eskimesi nedeniyle her 20 - 30 yılda bir yapılması zaruri olan kapsamlı yenilemelerin masrafları artırdığını, masrafları artıran etkenler olmuştur ve "şişirilme" şeklindeki tabirin iftiradan ibaret olduğunu, müvekkili şirkette sigortasız işçi çalıştırılmadığını, talihsiz bir kaza neticesinde ... isimli şahsın yaşamını yitirdiğini, olayın vuku bulduğu binanın tamamının davalı şirket ... İnşaat AŞ' nin tapulu mülkü olduğunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve KMK' ya göre kusursuz sorumluluğunun olduğunu, Yönetim kurulu başkanı ...' ın şirket imza yetkilisi olması nedeniyle sorumlu tutulduğunu, Şirketin malı sebebiyle dava yönetim kurulu başkanı ...'a açıldığı için şirket tarafından tutulan ... Hukuk Bürosu'na ödeme yapıldığını, davalı şirketin kuruluşundaki ana sözleşmenin 08.07.2013 tarihinde tescil edilerek yenilendini ve yönetim kurulunun "...ayda en az bir defa toplanması mecburidir." şeklindeki cümlenin çıkarıldığını, 2022 senesi net karın 3.127.269,73TL olarak gerçekleştiğini, 2023 senesi Eylül sonu itibariyle şirketin net karının 4.455.928,43 TL'ye ulaştığını ve sene sonuna kadar 6 Milyon TL'ye yaklaşmasının beklendiğini, 2023 senesinde şirket karının, dolayısıyla ortaklara dağıtılacak net karın bir önceki yıla göre yaklaşık %90 arttığını şirket ortaklarından ...' ın 10.07.2023 tarihli Genel Kurul Toplantısı'nın "yönetim Kurulu Üyelerinin Seçimi" başlıklı gündem maddesinde söz aldığını ve "...'ın şirketin kötü yönetildiği ve gelirlerinin zaman içinde azaldığı yolundaki iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Bu yorumlar iyi niyetli eleştirilerin ötesindedir, şirketin kendi kontrolüne geçmesini temin etmek adına yapılmaktadır, maksatlıdır." şeklinde beyanda bulunduğunu, aynı Genel Kurul Toplantısı'nda Tereke İdare Memuru Av. ... söz aldığını, geçmişte yaşanan ve şirketin geleceğiyle ilgili endişeleri gidermek adına Tereke ve şirket aleyhine ...’ın hali hazırda şirket aleyhine devam ettiği iddia edilen faaliyetlerin son bulması, yönetim kurulunca belirlenecek dava ve şikayetlerden vazgeçilmesi sağlanacağı ve bundan sonra da benzer faaliyetlere izin verilmeyeceği ve ayrıca ilk yönetim kurulu toplantısında kendisine imza yetkisi verilmemesi yönünde oy kullanacağını, aksi halde 1 yıl içinde ya da tedbir gerektiği anda olağanüstü genel kurul toplantısı yapılarak gerekli tedbirlerin alınacağını beyan ettiğini, davacı tarafından 13/09/2023 tarihinde bir takım tartışmalar yaparak gündemin 1.maddesinin görüşülmesini engellediğini, engel olduktan sonra bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmaması nedeniyle şirkete karşı dava açması açıkça kötü niyetinin göstergesi olduğunu, Av. ...' ün görevi itibariyle 2018 senesinden günümüze kadar birçok dava dosyamızda taraf olarak yer aldığını, davacının kişisel menfaati ile tereke menfaatinin çeliştiği noktada tereke menfaatini ön planda tuttuğunu bu nedenle davacı tarafından baskıya maruz kaldığını, davacının yönetim kurulu toplantılarında gündem dışı konularda ikili diyaloğa girdiğini, ana gündeminin miras paylaşımı olduğunu uzun yıllardır katıldığı her toplantı ortamının çekilmez bir hale geldiğini, ...' ın toplantı salonunu terk ettiğini ancak anılan toplantının iptal edilmediğini,davacı tarafça talep edilen bilgi ve belgelerin ne için istenildiğinin belirtilmediğini, davacının 2013 yılından önce şirketin yönetim kurulunda yer aldığını bu nedenle kendi bünyesinde bulunan bilgi ve belgeleri istemesinin davacının iyi niyetli olmadığını gösterdiğini, muhasebe sistemleri uygulama genel tebliğleri gereğince defter ve kayıtların dijital ortamda tutulduğunu, davacı tarafından daha önce de belge inceleme talebinden bulunulduğunu, kendisine imza karşılığı evrakların teslim edildiğini, davacı tarafından bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında talep edilen bilgi ve belgelerin yönetim işi ile bağdaşmadığını ve orantılı olmadığını, davacının şirkete karşı husumeti olması nedeniyle 23 yıl öncesi için şu anda yönetim işleri açısından gerekliliği olmayan bilgi ve belgeleri istemiş olması sebebiyle şirket yönetimini ilişkin bilgilerin kötüye kullanılmasına dair somut ve açık bir tehlike olduğunu, davacının müvekkil şirkete husumetli olduğunu, talep edilen bilgi ve belgelerin davacının yasadan kaynaklanan yönetim görevine katkı sağlamayacak derecede geniş ve eskiye dönük olduğunu, bu bilgilerin çoğunun TTK m.437 uyarınca pay sahibinin bilgi alma ve inceleme hakkı gereğince kendi bünyesinde bulunduğu gözetilerek şirket menfaatlerinin korunması gereğince; davacının talep etmiş olduğu bilgi ve belgelerden 1,2,4,5,6 ve 7 numaralı alt maddelerdeki talepleri daha önce davacıya sunulduğu göz önüne alınarak kötü niyetli olarak açılmış olan huzurdaki davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan Av. ... cevap dilekçesinde özetle; davalı konumda olan ... İnşaat Turizm Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin genel kurul toplantılarına tereke hakimliği tarafından verilen yetkiler gereği katılım sağladığını, toplantılar sırasında ve toplantı dışında da davacı ve diğer ihbar olunan ... ile yüz yüze görüşmeler sırasında iletişimde herhangi bir problem yaşanmadığını, davacının istediği bilgi ve belgelerin kendisine fiziken veya dijital ortamda temininin sağlandığını ve davacının aynı zamanda istediği belgeyi serbestçe inceleyebilmesinin mümkün kılındığını, davacının dava konusu ettiği usulsüzlük iddialarına dair dayanak tespitlerini şirketten bilgi alamadığı iddiası ile tespit edebilmiş olmasının hayatın olağan akışına göre mümkün olmadığını mahkememizde açılan davanın davacı yönünden iddia edildiği gibi bir süreçten kaynaklanmadığını ve ilgili bilgi ve belgelerin talep edilmesi halinde elde edilebildiğini beyan etmiştir.
DELİLLER;
... Müdürlüğü tarafından şirket kayıtlarının gönderildiği, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ve .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının uyap üzerinden, .... Noterliği'nin 20/09/2023 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile tebliğ mazbatası , .... Noterliği'nin 05/10/2023 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile tebliğ mazbatası KEP üzerinden celp edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava TTK 392/4 maddesi gereğince bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılması talebine ilişkindir.
Anonim şirketler yönetim kurulu tarafından temsil ve idare edilir (TTK m. 365). Kurul üyeleri anonim şirket açısından önemli görevler üstlenir. Böyle önemli görevler üstlenen kurul üyelerinin şirkete karşı haklarının ve borçlarının olması kaçınılmazdır. Kurul üyelerinin hakları, kişisel ve mali haklar olmak üzere ikiye ayrılır. Üyelerin kişisel nitelikli haklarından biri de bilgi alma ve inceleme hakkıdır (TTK m. 392). Şirketin yönetim ve temsilinin amaca uygun olarak gerçekleşmesi, yönetim kurulu üyelerinin şirket iş ve işlemleri hakkında doğru bilgi almalarına bağlıdır. Bilgi alma ve inceleme, yönetim kurulu üyeleri açısından hem hak hem de bir yükümlülüktür. Bu sebeple, TTK m. 392’de yönetim kurulu üyelerinin bilgi alma ve inceleme hakkı ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Düzenleme incelendiğinde bilgi alma hakkının, toplantı sırasında ve toplantı dışında olmak üzere iki şekilde kullanılabileceği görülür. Yönetim kurulu üyeleri kural olarak, toplantı sırasında şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteyebilir, soru sorabilir, inceleme yapabilir. Üyelerin kurul toplantılarında şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında detaylı bilgi alma hakları vardır. Yönetim kurulu üyesinin bireysel bilgi alma hakkına dayanarak ilgililerden bilgi talep etmesi halinde, bu talep reddedilemeyeceği gibi sorular da cevapsız bırakılmaz (TTK m. 392/1). Toplantı sırasında yönetimle görevli kişi ve komiteler, üyelere bilgi vermekle yükümlüdür (TTK m. 392/2). Toplantı dışında ise yönetim kurulu başkanının izni ile şirket yönetimi ile görevli kişilerden işlerin gidişi ve münferit işler konusunda bilgi alınabilir. Üyenin görevini yerine getirmesi için gerekli ise başkandan şirket defterlerinin ve dosyalarının incelemeye sunulması istenebilir (TTK m. 392/3). Başkanın bilgi alma, soru sorma ve inceleme talebini reddetmesi halinde, yönetim kurulu iki gün içinde toplanır (TTK m. 392/4). Konu kurulda karara bağlanır. Kurulun toplanamaması veya kurulun talebi reddetmesi halinde, bilgi talep eden üye, şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Mahkemenin vereceği karar kesindir (TTK m. 392/4).
Yönetim Kurulu üyesinin bilgi alma hakkının sınırları aşağıdaki şekilde sıralanabilir.
I. TTK m. 392 Bakımından Getirilen Sınır
TTK’nin 392. maddesinde toplantı içinde ve dışında alınacak bilgi arasında bir farklılık yaratılmıştır. Buna göre, yönetim kurulu üyeleri toplantı içinde şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi talep edebilirken; toplantı dışında sadece münferit işler ve işlerin gidişatıyla ilgili olarak bilgi alabilir. Ayrıca toplantı dışında bilgi alabilmek için gereken başkanın izni de bir sınır olarak kabul edilmelidir.
II. Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı
Bilgi alma hakkının açık bir şekilde kötüye kullanılmasına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu sebeple hakkının kullanımında bir sınır olarak hakkın kötüye kullanılması yasağı ortaya çıkmaktadır. Bu yasak TMK’nin 2. maddesinden ve TTK’nin 369/1. maddesinden ortaya çıkmaktadır. Bu sınır, yönetim kurulu üyesinin elde ettiği bilgileri kendi görevini yerine getirmek için değil, bilâkis başka amaçlarla kullanmasının söz konusu olduğu veya buna ilişkin somut bir tehlikenin bulunduğu durumlarda ortaya çıkar. Hakkın kötüye kullanılması yasağı, yönetim kurulu üyesinin bilgi ve belgeleri kapsamlı bir şekilde incelemesini engelleyecek şekilde yorumlanmamalıdır. Bilgi alma hakkının kötüye kullanılmasındaki tipik durum, sırf şirkette huzursuzluk çıkarmak için herhangi bir faydalı amaca hizmet etmeyen şekilde bilgi talep edilmesidir. Gerçekten de, bilgi alma talebi sadece veya ağırlıklı olarak şirketin seyrine zarar vermeyi ve şirkette huzursuzluklara yol açmayı hedeflediği takdirde hukukça korunmamalıdır. Sadece şahsî merakı tatmin etmeye hizmet eden veya üyenin şahsi menfaatine hizmet eden bir bilgi talebi de hakkın kötüye kullanılmasıdır. Aynı zamanda şirkette pay sahibi olan yönetim kurulu üyesinin, pay sahibi olarak ulaşamayacağı bilgileri istemesi de hakkı kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir.
III. Diğer Sınırlar
1. Ticarî Sır
Türk hukukunda sır kavramı çeşitli kanunlarda düzenlenmiş olmakla birlikte “ticarî sır” kavramının tanımı yapılmamıştır. Ayrıca sayma usulü ile dahi hangi hususların ticarî sır kavramına girdiği gösterilmemiştir. Fakat hem doktrin de hem de yargı kararlarında bazı tanımların yapıldığı görülmektedir. Meselâ doktrinde, Bilge, genel bir tanım yapmıştır. Buna göre, ticari sır, bağımsız ekonomik değeri olan veya iktisadi faaliyetlerinde sahibi lehine bir rekabet avantajı sağlayan, alenî olmayan (sadece sınırlı bir çevrede bilinen) ve sahibinin gizli kalmasını istediği her türlü bilgidir.
2. Menfaat Çatışması
Menfaat çatışması kavramı, hukukun farklı alanlarında değişik durumları ifade etmek için kullanılır. Anonim şirketler hukukunda menfaat çatışması kavramı hem pay sahipleri hem de yönetim kurulu bakımından ele alınmıştır. Bu kavram yönetim kurulu bakımından doktrinde daha çok yönetim kurulu üyelerinin sadakat borcu, şirketle işlem yapma yasağı ve bağımsız yönetim kurulu üyeleri temelli incelenmiştir. Zira anonim şirket yöneticilerinin faaliyetlerinin görevin gereklerine uygunluğunun belirlenmesinde menfaat çatışması kavramı önemli bir yere sahiptir.
3. İşlevsellik Sınırı
Organ olarak yönetim kurulunun karşısında üyeye tanınan ve muhteva olarak çok geniş olan bilgi alma hakkını, üyenin yönetim kuruluna, başkana veya diğer üyelere karşı sahip olduğu bir güç aracı veya üyenin merakını gideren bir yol olarak yorumlanmaması gerekir. Bu hak büyük bir ekonomik organizasyonda üyenin görevini ifa etmesi için öngörülen bir enstrümandır. Gerçekten de, anonim şirketteki yönetim sistemi içinde üye, şirkete ilişkin kararların alınmasına katılmakta ve şirketin işleyişini de gözetmektedir. Ayrıca üyenin, görevin ifası sebebiyle sorumluluğu da söz konusu olmaktadır. Yönetim kurulunun bilgi alma hakkı ona kanunî görevlerini yerine getirmek için bir araç olarak hizmet etmektedir. Bu sebeple bilgi, yönetim kurulunun şirketin menfaatleri doğrultusunda görevlerini yerine getirmesini mümkün kılmaktadır. Buradan yönetim kurulu üyesinin bilgi edinme hakkını amaçtan uzak hedefler için istismar edemeyeceği sonucu kendiliğinden çıkmaktadır. Böylece üyenin görevini tutarlı bir şekilde yürütmesine gereksinim duyduğu bilgiler üzerinde hakkı bulunmaktadır. Bir üye meselâ pay sahibi olarak kendini ilgilendiren bilgileri almak isterse, pay sahipleri için öngörülen bilgi alma hakkını kullanmalıdır. Aynı şekilde işlevsellik sınırı yönetim kurulundaki azınlık temsilcisi bakımından da bulunmaktadır. Azınlık temsilcisi bilgi alma hakkını pay sahiplerine bilgi aktarmak üzere kullanamaz. Hâl böyle olunca, azınlık temsilcisinin talep edebileceği bilgi, onu azınlık temsilcisi olarak veya dolayısıyla pay sahiplerini ilgilendiren bir nitelik göstermemelidir.
Bilgi, alınacak kararlar için bir esas oluşturduğu zaman bir önem taşımaktadır. Bu sebeple bilgi, yönetim kurulu üyesi için karar verme açısından faydalı olduğu ölçüde işlevseldir. Bilginin işlevsel olarak faydalı olabilmesinin ön şartı, bilginin gerekli olmasıdır. Gereklilik bilgiye karşı duyulan haklı ilginin sınırını belirler. Üyenin haklarını kullanması için gerekiyorsa, bilgi talep edilmelidir. Bu sebeple hukukî gereklilik büyük ölçüde bilginin amacına bağlı olarak belirlenir.
4. Bilgi Alma İhtiyacı
Bir görev üstlenen kimsenin bilgiye erişimi için objektif olarak bilgi gereksinimi bulunması gerekir. Objektif bilgi gereksiniminden kasıt, bilginin doğrudan üstlenilen işin esasıyla ilişkili olmasıdır. Bilgi alma hakkının kullanılmasına ilişkin hükümler ihtiva eden iç yönergenin bulunması halinde bile, bilgiyi talep edenin bu bilgiye ihtiyaç duyup duymadığının tespiti aranmalıdır. Eğer yönetim kurulu üyesi daha evvel öğrendiği bir bilgiyi tekrar edinmek isterse tipik bir bilgiye ihtiyacı olmama durumu söz konusudur. Böyle bir durumda üyenin bilgi ihtiyacı olmadığı kabul edilmelidir. Artık burada üyenin davranışının hakkın kötüye kullanılması olup olmadığını tartışmanın önemi yoktur. Çünkü kötüye kullanılacak bir hak dahi bulunmamaktadır. Bunun dışında bilgi ihtiyacının varlığı değerlendirilirken, kullanılmak istenen ferdî bilgi edinme hakkının diğer üyelik haklarının kullanılmasına ne ölçüde yardımcı olduğunun da dikkate alınması yerinde olur.
Bilgi gereksiniminin hâlihazırda çözümlenmesi gereken problemlere ilişkin olması da gerekir. Böylece bilgi, bir görev üstlenen kimsenin kendi kıstasları veya şahsî ihtiyaçlarına göre belirlenemez.
Bilgi alma hakkının kullanılması için, bir ihtiyacın varlığının aranmasının yerinde olup olmadığı sorusu akla gelebilir. Gerçekten de kanunun yönetim kurulu üyelerine bu hakkı tanınması karşısında, bilgi alma ihtiyacının varlığının peşinen kabul ettiği düşünülebilir. Hakkın kanunda düzenlenmiş olması, bilgi alma ihtiyacının varlığının peşinen kabul edildiği anlamına gelmemektedir. Öncelikle yönetim kurulu toplu bir organ olarak kararlarını prensip itibariyle toplantı yaparak alır. Toplantı, şirketle ilgili konularda tartışmayı ve karar almayı ihtiva eden bir faaliyettir. Bir konu hakkında belli bir sonuca varmak için yapılan tartışmada, talep edilen bilginin, alınacak karar bakımından gerekli olması aranır. Toplantı dışında bilgi alma talebi söz konusu olduğunda ise, yönetim kurulu başkanı bilgi alma ihtiyacının var olup olmadığını dikkate alır. Çünkü başkan, bilgilerin toplandığı bir merkez olarak, bilgi akışının gerektiği gibi yürütülmesini sağlamakla görevlidir. Bu kapsamda üyeye amaca uygun bilgi verilmesi de başkanın görevidir.
5. İmkânsızlık
Yönetim kurulu üyesinin talep ettiği bilginin verilmesi veya inceleme hakkının gerektiği gibi ifası objektif imkânsızlık sebebiyle mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda, üyenin bilgi alma talebi reddedilebilir. Fakat imkânsızlığın geçici nitelikte olduğu durumlarda, buna sebep olan olayın ortadan kalmasıyla birlikte talebin karşılanması gerekir.
6. Bilgilerin Üçüncü Kişilere Verilmesi Tehlikesi
Bilgi alma hakkını kullanan yönetim kurulu üyesinin bu bilgileri üçüncü kişilere vereceği ve böylece bilgilerin kötüye kullanılacağına ilişkin somut emareler mevcut ise bilgi vermekten kaçınılabilmektedir. Ancak hukukî olarak korunan bir menfaat karşısında korunması gereken daha yüksek değerde bir menfaat söz konusu olursa, kanunda açıkça ifade edilmese de yüksek değerde olan tercih edilmelidir.
7. Şahsî Bilgilere İlişkin Talepler
Yönetim kurulu üyesinin bilgi alma hakkının bir diğer tabiî sınırı, şahsi bilgilerin talep edilmesidir. Bu şahsî bilgiler, diğer yönetim kurulu üyelerine, pay sahiplerine, çalışanlara veya üçüncü kişilere ait olabilir. 392. maddede birinci fıkrada “şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteyebilir” ifadesinde, yönetim kurulu üyesinin, şahsî bilgileri talep edemeyeceği sonucu çıkmaktadır. Yine maddenin üçüncü fıkrasındaki “şirket yönetimiyle görevlendirilen kişilerden işlerin gidişi ve münferit işler hakkında bilgi alabilir” ifadesinden de aynı sonuca ulaşmak mümkündür. Zira şirket yönetimiyle görevli kişilerin şirkete dair bilgiler vereceği açıktır. Bu sebeplerle, üyeye, pay sahiplerinin, diğer yönetim kurulu üyelerinin ve üçüncü kişilerin sırf şahsî yaşam alanına dayanan veya şirketi ilgilendirmeyen bilgilerin verilmemesi gerekir.
Yönetim kurulu üyesinin TTK’nin 392. maddesinde düzenlenen bilgi alma hakkını, bu sınırlar dâhilinde kullanması gerekir. Üyenin, bilgi alma talebinin söz konusu sınırlara uygun olmaması durumunda, talebin reddi haklıdır.( Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Bilgi Alma Hakkı (TTK m.392) Doktora Tezi Emre Kalender )
Yönetim kurulu üyesi istediği bilgileri ferdileştirmelidir. Zira davacının hukukî yararının var olup olmadığı ve talebin dayandığı vakıaları incelemek ancak bu şekilde mümkün olur. Bundan dolayı üye dava dilekçesinde açıkça hangi bilgiyi talep ettiğini, hangi belgeyi incelemek istediğini göstermelidir. Üyenin dava dilekçesinde meselâ 2012 – 2015 yılları arasındaki bütün defterler veya belgeleri talep etmesi ferdileştirme olarak kabul edilmemelidir. Davacı dava dilekçesinde incelemeyi talep ettiği bilginin hangi belgede yer aldığını açıkça belirtmelidir. Belgenin hangi zaman dilimine ait olduğunun da bildirilmesi zorunludur. Mahkeme, hükmün herhangi bir problemle karşılaşmadan icra edilebilmesi için karşı tarafın eda edeceği yükümlülüğü yeterli açıklıkta veya belirlenebilir şekilde ancak böyle oluşturabilir. Zaten 392. maddenin lâfzı da böyle bir genel talebe müsaade etmemektedir. Gerçekten de birince fıkrada üyenin şirketin tüm iş ve işlemler hakkında bilgi isteyebileceği ifade edildikten sonra, “…üyenin istediği, herhangi bir defter, defter kaydı, sözleşme, yazışma veya belgenin…” denilerek aslında bilgi alma ve inceleme hakkının konusunun net olarak ortaya konulması zorunluluğu ifade edilmiştir. Maddedeki bu ifadenin yorumundan, üyenin hangi defteri istediğini veya hangi sözleşme ya da yazışmayı istediğini belirtmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Yönetim kurulu toplantısında talep edilen bilginin somutlaştırılmasının gerekmesi karşısında aynı gerekliliğin bilgi alma davasında da aranacağı şüphesizdir. Yine toplantı dışında bilgi alma talebi işlerin gidişi veya münferit işler bakımından söz konusu olduğu için, üyenin de sadece işlerin gidişiyle ilgili “genel bilgileri” veya münferit işlerler ilgili olan kapsamı belli bilgileri talep etmesi gerekir. Ayrıca, toplantı dışında inceleme hakkını kullanan üye sadece görevini yerine getirebilmesi için gerekli olan şirket defter ve dosyalarını inceleyebilmektedir. Hal böyle olunca, toplantı dışında inceleme talebi reddedildiği için bilgi alma davası açan üyenin, incelemeyi talep ettiği belgeleri net olarak açıklamasının yanında bu belgelerin görevini yerine getirmek bakımından gerekli olduğunu da ispat etmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça 10/07/2023 tarihinde davalı şirketin yönetim kurulana seçildiği, TTK 392 maddesine istinaden yönetim kurulu başkanına hitaben 20/09/2023 tarihli yazı ile 10 adet gündem maddesinin görüşülmesi ve bilgi edinme ve inceleme hakkının kulladırılması için talepte bulunduğu, aynı talebin 20/09/2023 tarihli ihtarname ile yenilendiği, yönetim kurulu başkanı tarafından talep ettiği bilgilerin tarafına verilmeyeceği, bu bilgilerin bir kısmına vakıf olduğu, diğerlerini ise istemeye hakkının bulunmadığı, yönetim kurulu toplantısının 11/10/2023 tarihli yapılacağının bildirildiği, belirlenen günde talep ettiği gündem maddelerinin görüşülmeyerek toplantının terk edildiği, bilgi edinme ve inceleme talep yazısındaki hususlara ilişkin bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılması talepli dava açılmış ise de; davacının yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere bilgi incelemesi talebini ancak görevini hesap verilebilirlik ilkesine uygun olarak yapması bakımından gerekliyse talep edebileceği davacının 10/07/2023 tarihinde yönetim kurulu üyeliğine seçilmiş olup 2000 yılından günümüze kadarki belgelerin istenilmesi talebinin yönetim işi ile bağdaşır ve orantılı olmadığı gibi, ceza dosyasına ilişkin bilirkişi raporunun her zaman ulaşılabilecek nitelikte bir belge olması karşısında bu konudaki bilgi ve belge talebi de yerinde görülmemiştir. Davacı talebine konu bilgi ve belgeleri hangi yönetim işine karşılık talep ettiğini açıklamamış, kaldı ki davacıya son 5 seneye ait belgelerin daha önce açmış olduğu davalara istinaden kendisine teslim edildiği, tutanaklardan görülmüştür. Davacının talebi yerinde görülmediğinden davanın reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile eksik 157,75TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, tarafların yüzüne TTK 392/4 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Başkan ...
e- imza
Üye ...
e- imza
Üye ...
e- imza
Katip ...
e- imza