T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/828
KARAR NO : 2025/243
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 25/12/2023
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı kredi lehtarı ... Tic. A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, diğer davalı kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, işbu sözleşme kapsamında proje kredisi kullandırıldığını, ödemelerin yapılmaması üzerine alacağın tahsili amacıyla ... 32. Noterliğinin ... tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiğini, verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalıların takibe ve tüm fer'ilerine itirazları üzerine takibin durdurulduğunu, davalıların haksız itirazının iptali ile takibin devamını, yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davalılar tarafına yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... Tic. A.Ş. ile davacı banka arasında GKS akdedildiğini, diğer müvekkillerinde kefil olduklarını, sözleşme kapsamında taksitli kredi kullanıldığını, davacı fahiş oranda kar payı uyguladığını, müvekkilinin gabin halinden yararlanıldığını, müvekkilinin kullandığı kredinin anaparasından daha fazla ödeme yaptığını, müvekkili 10 ayrı bankanın taraf olduğunu, bir bankanın lider olduğu bir Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili bu kapsamda bankalara yaklaşık olarak 30.000.000 TL ödeme yaptığını, bu ödemelerden davacı bankaya pay verildiğini, kefaletin usul ve yasaya aykırı olduğunu, TBK'nun 583. m. kapsamında şekli unsurların kefillerin el yazısı ile yazılmadığını, bu nedenle kefaletin geçersiz olduğunu, kefaletin belirlenebilir olması gerektiğini savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
DELİLLER:
... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememiz ara kararı uyarınca aldırılan 08/01/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Davacı banka ile davalı kredi borçlusu/kredi lehtarı (asıl borçlu) ... TİC. A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşmeyi diğer davalı kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan ticari nitelikli proje kredisinin öngörülen süre içinde ödenmemiş oldukları nazara alındığında, davacı bankanın davalılar hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu kanaati edinildiği,
Kefalet Limiti ve Davalı Kefilin Sorumluluğu: Davalı kefilin/lerin sözleşmede gösterilen kefalet limiti toplamının 10.000.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarı 9.659.767,40 TL'nın kefalet limitinden daha Düşük Seviyede olması nedeniyle, davalı kefillerin hem kendi ve hem de davalı kredi lehtarı asıl borçlu şirketin temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın (Emsal, Y.19. HD. 07.12.2015 T. ... E. ve ... s. K. Uyarınca) borcun tamamından müteselsilen sorumlu sayılabileceklerinin söylenebileceği (Lütfen bkz: TBK 589 m. mülga B.K 490.m'nın sayın yargı makamınca değerlendirilebilineceği)
Davacı Şirketin Takip Tarihi İtibariyle Alacakları
Talep Edilen Hesaplanan Talep edilmesi gereken
9.659.767,40 TL 9.748.658,43 TL 9.659.767,40 TL
Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, alacağın az bile talep edilmiş olduğu nazara alınarak, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı (ticari nitelikli krediler için) 9.659.767,40 TL tamamen tahsil edilinceye kadar tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla yıllık % 18,66 oranında temerrüt kar payı ve bunun üzerinden işleyecek % 5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenilebileceği," yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, davacı bankanın, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağının tahsili için davalılar aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Takibe konu ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı banka tarafından davalı borçlular aleyhinde dayanak toplam 9.659.767,40 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibine geçildiği, borçlulara ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçluların süresinde borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davalılar tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de yapılan itirazda yetkili icra dairesi gösterilmediğinden usulüne uygun bir yetki itirazı bulunmadığından itirazın değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davalılar cevap dilekçesinde taraflar arasındaki akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış bir ibare bulunmadığı, bu durumda TBK'nin 583. maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmişler ise de celbedilen sözleşmenin 17., 18. ve 19. sayfalarında davalı kefiller yönünden kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış ibarelerin bulunduğu ve TBK'nın 583. maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulduğu anlaşıldığından davalıların bu savunmalarına itibar edilmemiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde açıkça yazı inkarında bulunmamış ise de ön inceleme duruşmasında müvekkilleri yönünden yazı itirazının bulunduğunu beyan etmiştir.
Davalı kefillerden ...ve ..., borçlu ...Tic. A.Ş. 'nin ortağı ve yetkilisi olup ayrıca borçlu adına sözleşmeyi imzalayan ...'ın diğer davalı kefil şirketlerin de yetkilisi olduğu ve onlar adına da kefalet sözleşmesini imzaladığı görülmüştür.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ...Karar sayılı içtihatı gibi güncel içtihatlarda, "6098 Sayılı Kanunun 583.maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliği; kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğini kendi kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şartına bağlı olup, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere kefalet tarihi ve kefalet limiti davalıların el yazısı ile yazılmamış olduğundan kefalet sözleşmelerinin şekil noksanlığı nedeniyle kesin hükümsüz olduğu açıktır. Dava dışı kredi lehdarı şirketin ortağı ve yetkilileri davalılar imza inkarında bulunmamışlardır. Şu halde mahkemece kat ihtarı ve tebliğ şerhi asılları, hesap özetleri, kredi lehdarına kullandırılan kredilere ilişkin ödeme planları da getirtilerek, davacı banka ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılması, takip tarihi itibariyle davacının dava dışı şirket ve kefillerden alacağının bulunup bulunmadığının ve miktarının tespit edilmesi, buna göre davalı şirketin ortak ve yetkililerinin, kefalet sözleşmelerinin geçersizliğini ileri sürmelerinin, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğunu öngören, hakkın kötüye kullanılması yasağının da dayanağını oluşturan TMK'nun 2 maddesine aykırı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerekirken, bu yönde bir inceleme yapılmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması yerinde olmamış, davacı vekilinin kefaletlerin geçerliliğine yönelik eksik inceleme yapıldığına dair istinaf sebebi bu bakımdan yerinde bulunmuştur. (bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... esas, ... karar sayılı, 27/09/2022 tarihli kararı)." şeklinde olup mahkememizce yaptırılan incelemede davalı gerçek kişi kefillerin davalı borçlu şirketin yetkilisi oldukları ve davalı gerçek kişi kefil ...'ın diğer kefil şirketlerin yetkilisi olduğu, davalı kefillerin imzalarını inkar etmeyip yazı itirazında bulundukları, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduklarını öngören, hakkın kötüye kullanılması yasağının da dayanağını oluşturan TMK'nun 2. maddesi dikkate alındığında, davalıların kefaletiyle borçlu şirkete kredi kullandırıldığı, davalıların asıl borçlu olan ve kendilerinin de ortağı oldukları şirkete kredinin kullandırılmasını sağladıktan sonra, sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia etmelerinin TMK m.2’ye açıkça aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Yine davalılar vekili cevap dilekçesinde müvekkili ile bir bankanın lider olduğu 10 ayrı bankanın taraf olduğunu bir Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi(FYYS) akdedildiğini, müvekkilinin bu kapsamda bankalara yaklaşık olarak 30.000.000,00 TL ödeme yaptığını, bu ödemelerden davacı bankaya pay verildiğini iddia etmiş, davacı vekili ise cevaba cevap dilekçesinde müvekkil Bankanın da içerisinde bulunduğu alacaklı finans kuruluşları ile davalı borçlular arasında 27.07.2022 tarihinde ... (...) akdedilse de sözleşme hükümlerine davalı borçlular tarafından riayet edilmediği, ... kapsamında kapitalizasyon yapılarak borcun yapılandırıldığı ve borç miktarının esasen hesap kat tarihi itibariyle 14.449.407,03-TL'ye ulaşmışken takibe bu miktar üzerinden değil; indirim yapılarak 9.659.767,40-TL üzerinden geçildiğini beyan etmiş, duruşmada da yine davacı vekili tarafından dava konusu krediyle ilgili bir ipoteğin, teminatın bulunmadığı, celse arasında ibraz edilen ... uygulanmamış olup, sözleşmeye diğer bankalarca da takip başlatıldığını belirtmiştir. Nitekim davalı vekili de 2. Cevap dilekçesinde müvekkilinin, ... sözleşmesini akdederken şirkete ait olan 14 adet taşınmazla ilgili ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin... E. sayılı dosyasında tasarrufun iptali/ tapu iptali tescil davasının derdest olduğunu, ... ile satışını ve paraya çevrilmesini taahhüt ettiği taşınır ve taşınmazı sattığını ve bedelini ödediğini belirten müvekkilinin, 14 adet taşınmaza ilişkin davanın sonucunun beklenmesini talep ettiğini ancak müvekkilinin bu iyiniyetli talebini kabul etmeyen banka/bankaların peş peşe müvekkil hakkında hesap kat ihtarnamesi, ihtiyati haciz, icra takibi ve davaları açmaya başladığını beyan ederek ...'nin uygulanmadığını tevil yollu ikrar etmiştir. Dosyaya delil olarak dayanılmadığından celp edilmemiş ise de dosyaya alınan İzmir BAM 17. HD nin ...E. ... K. Sayılı ilamında dosyanın taraflarının dosyamız taraflarıyla ilgili olmadığı, tapu iptal tescil talebine ilişkin dosyanın esasının 2017 yılına ait olduğu, dava konusu kredinin ise 2018 yılında kullanıldığı ve ... nin 2022 yılında yapıldığı dikkate alındığında bir bağlantı görülmemiştir. ... nin 5.16. Maddesinde "kredi borçlularından birinin temerrüde düşmesi halinde hiçbir ihbara ve ihtara gerek olmaksızın işbu ... ile sağlanan tüm indirim ve kolaylıkların geçmişe dönük olarak ortadan kalkacağı" hükme bağlanmıştır. Kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmenin 37.3. Maddesinde delil sözleşmesi yapılarak bankanın defter, kayıt ve belgelerinin HMK 193. m gereği yazılı delil anlaşması niteliğinde olduğu kabul edilmiş, yaptırılan bilirkişi incelemesinde bilirkişiye bankanın tüm kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapma yetkisi verilmiş, bilirkişi tarafından bankanın genel merkezinden temin edilen kayıt ve ekstreler ile dosya içeriğinde toplanan delillere göre inceleme yapılmış ve sunulan raporda ipotek ya da ödeme bilgisine yer verilmemiştir. Davalılar tarafından bu durumun aksini ispatlar nitelikte ödemeye ilişkin bir delil de sunulmamıştır.
Sonuç olarak davacı banka ile davalı kredi borçlusu/kredi lehtarı (asıl borçlu) ...Tic. A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşmeyi diğer davalı kefillerin de müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan ticari nitelikli proje kredisinin öngörülen süre içinde ödenmemiş olduğu nazara alındığında, davacı bankanın davalılar hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu, davalı kefillerin sözleşmede gösterilen kefalet limiti toplamının 10.000.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarı 9.659.767,40 TL'nın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefillerin hem kendi ve hem de davalı kredi lehtarı asıl borçlu şirketin temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın borcun tamamından müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır.
Taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesinin 23. maddesinde: "Müşterinin borçlarının muaccel olması ve temerrüde düşmesi halinde, müşteri temerrüt nedeniyle oluşan kar mahrumiyetlerini ödemekle yükümlüdür. Buna göre; borçların vadesinde ödenmemesi nedeni ile vade farkından kaynaklanan kar payı mahrumiyetlerini karşılamak üzere temerrüt tarihinden borcun tamamen tasfiye edilme tarihine kadar, bankanın ödenmeyen söz konusu krediler için her bir para cinsinden olmak üzere uyguladığı kredi kar payı oranına göre banka tarafından belirlenecek tutardaki kar payı mahrumiyeti gecikme cezası olarak müşteri tarafından bankaya ödenecektir. Bu kar payı mahrumiyeti üzerinden hesaplanacak BSMV, KKDF ve sair vergi, harç, fon, komisyon, masraflar ve sair feriler de ayrıca ödenecektir. Ancak talep takip, tahsil tarihlerindeki banka kredi kar payı daha yüksek ise gecikme nedeniyle uygulanacak kar payı mahrumiyeti oranı hiçbir şekilde bu orandan aşağı olmayacaktır." hükmü mevcuttur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede açıkça herhangi bir akdi ya da temerrüt faiz oranı gösterilmemiştir. Yukarıda temerrüdü düzenleyen 23 m. altında esasen takip ve dava konusu kredi kullandırım oranının dikkate alınacağı, şayet sorunlu kredinin tahsil tarihindeki emsal kredi kar payı oranı daha yüksek ise o orana itibar edilebileceği minvalinde düzenleme yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacı bankanın takibe konu edilen krediye fiilen uyguladığı akdi kar payı oranı %18,66'dır. Davacı banka takip talebinde krediye fiilen uyguladığı akdi kar payı oranını temerrüt kar payı oranını %18,66olarak talep etmiştir. Bu durumda taleple bağlı kalınarak, davacı talebine itibar edilmesinin yerinde olacağı bilirkişi tarafından mütalaa edilmiş, davacının talebi mahkememizce de hukuka uygun bulunmuştur.
Bu doğrultuda hazırlanan 08/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda talep edilebilecek asıl alacak, 9.659.767,40 TL olarak hesap edilmiş olup, alınan rapor denetime elverişli ve teknik olarak yeterli görüldüğünden rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen alacak miktarının % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Davanın KABULÜ ile;
1-... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasında davalıların yaptığı itirazın iptali ile takibin 9.659.767,40 TL asıl alacak üzerinden devamına,
2-Asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar takip tarihinden itibaren yıllık %18,66 oranında temerrüt faizi ve işleyecek faizin %5’i oranında BSMV uygulanmasına,
3-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarının %20’i oranına tekabül eden 1.931.953,48 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 659.858,71 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 116.665,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 543.192,87 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap olunan 685.195,35 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 116.974,09 TL (38,40 TL VSH, 269,85 TL BVH, 116.665,84.TL peşin harç) harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan 9.536,00 TL ( 9.000,00 TL BK. Ücreti, 536,00 TL tebliğler ve posta) davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk ücreti olan 3.280,00 TL bedelin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne ve davalılar vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/03/2025
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."