T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/212 Esas
KARAR NO : 2025/245
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 13/12/2018
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ... A.Ş.'nin tüm Türkiye çapında Güneş Enerji Santrali kurulumunu yaptığını ve işlettiğini, davacı ... A.Ş.'nin ise İntegreen ile aynı adreste bulunan grup şirketlerden biri olduğunu, bu kapsamda ... A.Ş.'den güneş paneli satın alımı yapılmış olup toplam tutarın 735.455 USD olduğunu, bu panel alımı için 3 ayrı e-fatura kesildiğini, ilk faturanın 20.02.2018 tarihli ve 290.493,00 USD bedelli, ikinci fatura 02.03.2018 tarihli ve 57.637,50 USD ve üçüncü fatura ise 05.03.2018 tarihli ve 387.324,00 USD tutarlı olduğunu, faturalar kesilmişse de ödemelerin bir kısmının havale bir kısmının ise verilen çeklerle yapıldığını, bu satın alma işlemi kapsamında davalı ...'ya verilmiş olan 21.06.2018 ödeme tarihli, ... numaralı 1.167.956 TL tutarlı çekin davacı tarafından vadesinde ödenemeyeceği için davalı ... ile ekli Protokol akdedildiğini, işbu Protokol kapsamında, davacının 21.06.2018 tarihinde davalı ...'nun hesabına 350.000 TL havale yaptığını ve davalı ... adına 05.07.2018 tarihinde ödenmek üzere 100.000 TL'Iik, 29.07.2018 tarihinde ödenmek üzere 300.000 TL'lik, 29.08,2018 tarihinde ödenmek tizete 250.000 TL'lik, 29.09.2018 tarihinde ödenmek üzere 197.000 TL'lik 4 adet çek keşide ettiğini ayrıca söz konusu 21.06.2018 tarihli çekin vadesinde ödenememesi nedeniyle Protokolün davalı ...'ya ayrıca vade farkı adı altında 212.400 TL tutarında 10.09.2018 ödeme tarihli çek keşide ettiğini, davalı ... lehine keşide edilen tüm çek bedellerinin ödenmiş olup, Protokol'ün 3. maddesi gereği davalı ...’nun 180.000 TL +KDV tutarındaki vade farkı faturasının 30.10.2018 tarihinde kestiğini ve davacıya ilettiğini, 1.167.956 TL'Iik iade aldığı çek karşılığında, toplam 1.409.400 TL ödeyen davacının, Protokol'deki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, Protokol’ün 4. maddesinin ise;"Integreeriin 10.05.2018 tarihinde 15.07.2018 vadeli 150.000 USD tutarında ...'ya teslim ettiği çekin vadesini Banka ile konuşularak 30.11.2018 olarak değiştirecektir. Protokoldeki tüm TL çekler ile hesaplanmış veya hesaplanacak tüm vade farkları ödemeleri bittikten sonra bu çek işlemsiz bir şekilde iade edileceğini, somut durumda tüm çeklerin ödendiği ve vade farkı faturası da kesilmiş olduğuna göre işbu menfi tespit davasına konu 15.07.2018 ödeme tarihli düzenlenmiş olan ancak sonradan ödeme tarihi 30.11.2018 olarak değiştirilen ... no'lu 150.000 USD tutarlı çekin işlemsiz şekilde iade edilmesinin gerektiğini,İhtiyati tedbir talebinin ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş -... K. sayılı ilamı ile kabul edildiğini ve ... Bankası ... Şubesine ait 30/11/2018 vade tarihli ... çek numaralı, 150.000 USD Bedelli, keşidecisi ... A.Ş. lehtarı ...A.Ş. olan çekin bedelinin %15'i tutarında teminat yatırıldığında davalı ... A.Ş. ve diğer cirantalar tarafından bankaya ibrazı halinde bedelinin ödenmesinin ve icra takibine konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini,İhtiyati tedbir kararı sonrası huzurdaki menfi tespit davasının ikame edildiğini, alınan ihtiyati tedbir kararı akabinde, tedbir kararı alınan çeke ilişkin olarak yasal süresi içinde 150.000 USD bedelli, 30.11.2018 vade tarihli çekin bedelsizliği ile davacıların bu çekten borçlu olmadığının tespiti ve çekin iadesi amacıyla huzurdaki davanın İkame edildiğini,İhtiyati tedbir talebinde bulunulduğu sırada davaya konu çekin bir üçüncü kişiye ciro edilip edilmediği bilinmediğinden karşı taraf olarak yalnızca ... firmasının gösterildiğini, ancak aradan geçen süreçte, çekin takas odasına davalı ... T.A.Ş. tarafından ibraz edildiğinin görülmesinden ötürü huzurdaki davaya taraf olarak eklendiğini, burada çeki teminat olarak alan ...'nun da protokolü ihlal ederek kötüniyetle çeki davalı bankaya ciro ettiğinin anlaşıldığını, davalı ...'ın çeki teminat olarak almış olmasına rağmen ciranta olarak tahsil için ibraz etmesinin kötüniyetli olduğunu, davaya konu çekin arkası incelendiğinde, davalı ... tarafından davalı ...'a ciro edildiğinin anlaşıldığını ve banka tarafından çekin 30.11.2018 tarihinde ibraz edildiğini, davalı bankanın söz konusu cironun temlik cirosu olduğu yönünde kaşe basmışssa da Yargıtay kararları uyarınca sabit hale gelmiş olan "bankaların müşterilerine kullandırdığı krediler sebebiyle müşterilerinden ciro yoluyla edindikleri çeklerin temlik veya tahsil cirosu olamayacağı, çünkü bankaların mal/emtia satan değil kredi kullandıran kuruluşlar olduklan ve kredinin teminatı olmak üzere kredi müşterilerinden ciro yoluyla aldıkları çeklerdeki ciroların da olsa olsa rehin cirosu olabileceği içtihadı" dikkate alınarak ve hukukumuzda da çeklerde rehin cirosu yapılamayacağını, davalı bankanın yetkili meşru hamil olmadığını, çekte rehin cirosunun caiz olmayıp, rehin veya bunun sonucunu elde etmeye yönelik teminat amacıyla çekin ciro edilmesi halinde çeki devir alan bankanın çeke dayalı haklan kullanamayacağını, dolayısıyla işbu çeke ilişkin bedelsizlik definin her iki davalı tarafa da ileri sürülebilecek olup, bankanın teminaten aldığı çeki kendi adına tahsil için ibrazında kötüniyetli olduğunun ortaya çıktığını, davaya konu çeke ilişkin alınan tedbir kararının yargılamanın kesinleşmesine kadar devamı ile çekin bedelsizliği nedeniyle çekten dolayı davacıların borcu olmadığının tespiti ile çekin iadesini talep ettiklerini, davalı ... A.Ş.'nin taraflar arasındaki 26.08.2018 tarihli Protokol'e aykırı davrandığının tespiti ile, ... Bankası ... Şubesine ait 30/11/2018 vade tarihli ... çek numaralı, 150.000 USD Bedelli, keşidecisi ... A.Ş. lehdan ...A.Ş. olan çekin bedelsizliği ile davacıların bu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve çekin iadesine, davaya konu çekin teminaten verildiği bilinmesine rağmen kötüniyetle tahsili için ibraz edilmiş olması nedeniyle %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... T.A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Bankanın ... Şubesi ile diğer davalı ...Tic. A.Ş. arasında akdedilen Genel Kredi sözleşmesi uyarınca dava konusu çekin davalı bankaya tevdi edildiğini, davalı bankanın iyi niyetli hamil olduğunu, davalı bankanın davacı ile diğer davalı fiıma arasındaki temel borç ilişkisinin muhatabı olmadığını, söz konusu davada davalı bankanın davalı olma sıfatının bulunmadığını, bu nedenle davanın davalı banka yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini ayrıca dava dilekçesinde ticari ilişkinin ve protokol sözleşmesinin diğer-davalı ... ile akdedildiğinin anlaşıldığını, davalı bankanın söz konusu protokolün de tarafı olmayıp davalı bankanın bu tür bir sözleşmenin tarafı olmasının da beklenemeyeceğini bu nedenle de, davalı bankaya bu yönde bir husumetin yöneltilemeyeceğini davanın öncelikle davalı bankaya husumet yöneltilemeyeceğinden reddine karar verilmesini talep ettiğini, davalı Lehtar ... A.Ş.'nin, dava konusu çeki davalı bankaya cari hesap şeklinde işleyen ticari kredi borcu nedeniyle bir borç ödeme aracı olarak ciro yoluyla teslim ettiğini, davacının iyi niyetli yetkili hamil olduğunu, alacağı yetkili hamili bulunduğu bir çeke dayanan davalının alacaklı olduğunu ayrıca ispat etme mükellefiyetinin de olmadığını, Yargıtay içtihatlarının bu yönde olduğunu:"Alacağı meşru hamili bulunduğu bir çeke dayanan davalının alacaklı olduğunu ayrıca ispat etmek mükellefiyeti mevcut değildir, davalı bankanın taraflar arasındaki temel ilişkiyi ve bu ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkları bilmesinin mümkün olmadığını, davalı banka bakımından asıl olanın iyi niyet olduğunu, olayda bilerek borçlu yararına hareketten söz edilemeyeceğini, zira çek metninde taraflar arasındaki ilişkiyi açıklayan, mutlak ya da nisbi defi hakkı veren bir kaydın da bulunmadığını ‘Takip alacaklısının kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi senet metninde de sözleşme sebebiyle verildiğine dair bir ibare bulunmadığı anlaşılmakla takip alacaklısına karşı senedin teminat senedi olduğu iddiası ileri sürülemez. Senedin teminat senedi olduğu iddiasının senedi ciro yoluyla devralan yetkili hamil takip alacaklısına karşı ileri süremeyeceği hususu nazara alınarak istemin reddi" ekonomik işlevleri açısından poliçe ve bononun bir kredi aracı olduğu halde, çekin bir ödeme aracı olduğunu, bunun aksini iddia eden ve çekin, borç ödemekten başka bir nedenle verildiğini, örneğin "avans", "teminat" ya da "hamilin ileride ifa edeceği bir edime karşılık" keşide edildiğini ileri süren davacının bu iddiasını kesin bir delille kanıtlamak külfeti altında olduğunu, davalı banka ile borçlu arasında temel borç ilişkisi konumunda olan kredi alacağım talep bakla ile temlik cirosu sonucunda yetkili hamili olduğu çekten kaynaklanan bir kambiyo talep hakkı olduğunu, bu durumda bankanın her İki hakkı da kullanmakta serbest olduğunu,"Takip konusu çekin arka yüzünde " iş bu çek alacağının BK 162-170. Maddeleri uyarınca tediye makamına kaim olmak üzere ... TAŞ. ... şubesinde devir ve temlik edildiği" görüldüğünü, B.K. 162. 170. Maddelerine uygun olarak bu çekin ibrazdan önce...bank ... şubesine temlik edildiği tartışmasızdır.Temlik cirosu ile çeki iktisap eden ...bank ... şubesinin, alacaklı sıfatıyla TTK.'nin 599/son maddesine göre kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapmasında bir usulsüzlük bulunmadığını, davalı bankanın iyi niyetli, yetkili hamil konumunda olduğunu, çeki temlik cirosuyla devraldığım ve hiçbir şekilde borçlunun zararına hareket etmediğini, lehtar ve yetkili hamil banka arasındaki kambiyo ilişkisi nedeniyle de davalı bankaya atfı kabil bir kusurun bulunmadığını, dikkat edilecek olursa, davacının dilekçesinde ya da ekte sunmuş olduğu belgelerde ve delillerinde "bilerek borçlunun zararına hareket" olgusunu izah edecek bir unsur olmadığını, temel ilişki sebebiyle bedelsizlik iddiasının biran olsun kanıtlandığı düşünülse bile, davalı bankanın bile bile borçlunun zararına hareket etmediği ortada olduğundan işbu davanın reddinin gerekeceğini, bedelsizlik iddiasının Türk Ticaret Kanunu'nun Defiler başlıklı 687. maddesi anlamında "kişisel bir defi" olduğunu, bu nedenle kural olarak keşıdeci tarafından yalnızca lehtara karşı ileri sürülebileceğini, davacının ancak, hamil bankanın çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini ispat etmek şartıyla bedelsizlik defini hamil davalıya karşı da ileri sürebileceğini, davacının öncelikle, hem temel ilişkiyi, yani çekin kendisi ve davalı lehtar arasındaki düzenlenme sebebini, hem de temel ilişkide neyin bedelsizliğe sebep olduğunu tereddüde yer bırakmayacak şekilde ispat edeceğini, bilahare hamile karşı da bedelsiz çekin bile bile kendisinin zararına hareketle iktisap edildiğini kanıtlayacağını, yani davacıyı iki aşamalı bir ispat külfetinin beklediğini, bedelsizlik iddiasının senet hükmündeki çeke ve hukuki işlemlere karşı dermeyan edildiğinden HMK. m 200 gereği bu iddianın ancak senetle ispat edilebileceğıni, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, davanın esastan reddi ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, davalı bankanın % 20'den az olamamak üzere hesaplanacak zararının öncelikle teminattan alınmak üzere tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... A.Ş. tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER:
...3.ATM'nin ...D.İş sayılı dosyası, ...'a yazılan müzekkere cevabı, ... 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizin ...esas... karar sayılı 03/06/2021 tarihli mahkeme ilamında; "Davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine, Davalı.. A.Ş. hakkında açılan davanın kabulüne, davacıların ... Bankası ... Şubesine ait 30/11/2018 vade tarihli, ... çek no'lu 150.000 USD bedelli çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, kötü niyet tazminatının reddine," karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin ...esas ...karar sayılı ilamı ile kaldırıldığından yukarıdaki esasa kaydedilmiştir.
Kaldırma ilamı sonrasında aldırılan 09/10/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında;
"Davalı banka ile diğer davalı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) .. A.Ş. arasında Genel Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalanmıştır. İşbu sözleşmeye istinaden kullandırılan kredilerin geri ödeme aracı olarak dava konusu çekin davalı bankaya tevdi edilmiş olduğu söylenebilir. Sözkonusu banka çekine atfen kredi kullandırılmış olduğunun kabulü halinde, banka,çeki borçlusunun (davacı keşideci ve lehtar ciranta) verdiği garanti-güvence kapsamında, davacıların çekten dolayı borçtan sorumlu sayılabilecekleri söylenebilir. (TTK'nun 790 m)
Zira, davalı bankanın senetleri/çekleri kötü niyetli olarak iktisap ettiği kanıtlanmadığı sürece davacılar (keşideci) ile lehtar veya cirantalar arasındaki def'ileri 6102 sayılı TTK'nun 687 m. (mülga TTK 599 M) gereğince iyiniyetli hamile karşı ileri süremezler kuralından/düzenlemesinden hareket edildiğinde, davalı bankanın kötü niyetle çeki iktisap ettiği de dosya içeriğine göre açıkça kanıtlanamadığı gözönüne alındığında, somut olayda davalı bankaya bir kusur ya da yükümlülük yüklenilip yüklenilemeyeceği sayın mahkemenin takdirleri dahilinde kaldığı,
Diğer yandan davacılar (keşideci ve lehtar ciranta) ile diğer davalı ... A.Ş. arasındaki cari hesap ilişkisi ve bu ilişki sonucunda davacıların 150.000,00 USD tutarında ... A.Ş.'den alacaklı Pozisyona geçmiş olmalarının, somut olaydaki yetkili çek hamiline etkisinin sayın mahkemenin takdirleri dahilinde kaldığı,
Davalı bankanın özellikle dava konusu çekin ticari defter kayıtlarına hangi açıklama ile kaydedildiğinin belirlenmesinde yeterli ve gerekli olan delilleri ibrazdan adeta kaçınmış olmasının davanın sonucuna eikisi sayın mahkemenin takdirleri dahilinde kaldığı," yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizce kaldırma ilamı sonrasında aldırılan 19/02/2025 tarihli bilirkişi ek raporun sonuç kısmında; "Davalı vekilinin sunmuş olduğu ekstreler etraflıca irdelenmiştir. Ancak ara kararda belirtilen kayıt ve ekstreler birebir sıhhatli olarak sunulmamıştır. Mevcut delil durumuna göre kök raporda herhangi bir revizyon yapılamamış olduğu," yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; dava konusu çekin davacı ... Şirketi ile davalı ...A.Ş. arasındaki panel satın alım sözleşmesi kapsamında teminat çeki olarak verildiği ve panel satın alım sözleşmesi kapsamındaki edimlerin ifa edilmesi sebebiyle çekin iade edilmesi gerektiği ve bedelsiz kaldığı iddiası ile davacıların dava konusu çekten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine ve çekin istirdadına karar verilmesi talebine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacı ... Şirketi ile davalı ...A.Ş. arasındaki panel satın alım sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında davacının satın alınan paneller için düzenlenen faturalar karşılığında davalıya 1.167.956 TL bedelli çek verdiğini, ancak çekin vadesinde ödenememesi sebebiyle davalı ile aralarında 26.06.2018 tarihli protokol akdedildiğini, söz konusu protokol uyarınca ödenemeyen çekin protokolde belirtilen çekler ve nakit ödeme ile değiştirildiğini, vadesinde ödenmeyen çek için vade farkı çeki verileceğini ve davalının vade farkı faturası düzenleyeceğini, ayrıca davalıya verilen dava konusu çekin vadesinin 30/11/2018 tarihi olarak değiştirileceği ve protokol kapsamındaki tüm çekler ve vade farkı ödemeleri yapıldıktan sonra davacıya iade edileceğinin kararlaştırıldığını, protokol kapsamındaki tüm çek ödemelerinin ve vade farkı ödemesinin yapıldığını, ancak davalı tarafından teminat olarak verilen dava konusu çekin iade edilmediğini, iade edilmediği gibi bankaya kullanılan krediler karşılığında rehin cirosu olarak verildiğini, çekte rehin cirosu yapılamayacağını, davalıların hepsinin dava konusu çekin teminat çeki olduğunu bildiğini, bu sebeple bedelsiz kalan dava konusu çekten dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine ve çekin istirdadına, davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... T.A.Ş. vekili, dava konusu çekin diğer davalının banka nezdinde kullandığı kredi borcu nediyle ödeme aracı olarak temlik cirosu ile alındığını, davalı bankanın iyi niyetli yetkili hamili olduğunu, davacıların temel ilişkiden kaynaklanan kişisel defileri kendisine karşı ileri süremeyeceğini, dava konusu çekin ödeme aracı olduğunu, bunun aksinin yani avans, teminat veya ileride ifa edilecek edime karşılık verildiğinin davacı tarafından kesin deliller ile ispat edilmesi gerektiğini, bu sebeplerle davanın reddine ve davacılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava konusu ... Bankasına ait çekin keşidecisinin davacı ... A.Ş., lehtarının davacı ...Şirketi, ilk cirantanın davacı lehtar, sonraki cirantanın davalı ... A.Ş., olduğu, davalı ...'dan dava konusu çekin temlik cirosu ile alındığına dair davalı ... T.A.Ş.'nin kaşesinin bulunduğu, çekin 15/07/2018 tarihi olan keşide tarihinin 30/11/2018 tarihi olarak düzeltildiği ve paraflandığı, çek bedelinin 150.000 USD olduğu, çek hakkında tedbir kararı bulunması sebebiyle herhangi bir işlem yapılamadığına ilişkin şerh düşüldüğü ve bu haliyle çekteki ciro silsilesinin düzgün olduğu görülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta; davacı ... Şirketi ile davalı ...A.Ş. arasındaki panel satın alım sözleşmesi akdedilmiş, bu sözleşme kapsamında davacıya teslim edilen ürünlere karşı davalı tarafından üç adet fatura düzenlenmiş ve davacı tarafından davalıya 1.167.956 TL bedelli çek verilmiştir. Davacının bu çeki vadesinde ödeyememesi üzerine davacı ve davalı arasında söz konusu çekin nakit para ve çekler ile değiştirilmesi ve vade farkı çeki verilmesine ilişkin 26.06.2018 tarihli protokol akdedilmiştir. Söz konusu protokole göre ayrıca dava konusu çekin keşide tarihinin değiştirileceği ve protokol kapsamındaki ödemelerin davacı tarafından yapılması üzerine çekin davacıya iade edileceği kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından sunulan çek örnekleri ve banka dekontlarından protokol kapsamında davalıya nakit ödemenin ve verilen çeklerin bedelleri ile vade farkı çek bedelinin ödendiği görülmüştür. Davacı yetkilisi ve davalı çalışanı arasında yapılan yazışmalarda davacı yetkilisinin dava konusu çekin iadesini talep ettiği, davalı çalışanının çekin iadesi için işlemlerin başlatıldığı belirtilttiği, ancak çekin iadesine ilişkin diğer taleplere cevap vermediği, nitekim çekin davalı bankaya ciro edildiği ve davacıya iade edilmediği görülmüştür.
Mahkememizce davacı ... Şirketi ile davalı ...A.Ş. arasındaki sözleşme kapsamında çekin davalıya verildiği ve davacının protokol kapsamındaki borcunu ödemesi sebebiyle bu davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ve bu karar istinaf edilmemiştir. Ancak davalı bankaya karşı açılan davanın reddine ilişkin verilen karar, istinaf edilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin ... esas ... karar sayılı ilamı ile "6102 sayılı TTK'nın 689. maddesinde “Ciro, “bedeli teminattır”, “bedeli rehindir” ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer herhangi bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir.” hükmü yer almaktadır. Rehin cirosu, esasen bono veya poliçenin içerdiği alacak üzerinde rehin hakkı kurmak için yapılmaktadır. Bono veya poliçeyi rehin cirosu ile devir alan hamil bono/poliçeden doğan tüm hakları kullanabilmektedir. Rehin cirosunda kişisel defiler bakımından ise 6102 sayılı TTK'nın 689/2 maddesinde; "Poliçeden sorumlu olanlar, kendileriyle ciranta arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri hamile karşı ileri süremezler; meğerki, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmü düzenlemiş olup, genel ilkenin geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre rehin cirosu yapan cirantaya karşı mevcut olan kişisel defiler hamile karşı ileri sürülemez ancak, hamil poliçe/bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması hali ayrık tutulmuştur. Ancak çek hakkında uygulanacak poliçe hükümleri arasında 6102 sayılı TTK'nın 689. madde hükmüne yer verilmediği görülmekte olup, Yargıtay yerleşik içtihatlarında ve doktrinde hakim görüş tarafından çekte rehin cirosuna cevaz verilmediği ve çeki rehin cirosu ile elinde bulunduran hamilin yetkili hamil olmayacağı kabul edilmiştir. Çekte rehin cirosu yapabilmek yolunun kapatılmasının sebebi, çekin, bir ödeme vasıtası olmasıdır. Kısa süre içinde ödenmesi şart bulunan bir senedin, teminat kabilinden ciro edilmesi uygun görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.04.2018 tarihli, ... esas ve .. karra sayılı ilamı, 26.09.2017 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı ilamı, 12.07.2023 tarihli, ... esas ve... karar sayılı ilamı). Somut uyuşmazlık Yargıtay içtihatları ışığında incelendiğinde; davacı, dava konusu çekin davalı ... A.Ş. tarafından davalı bankaya kullandığı krediler için teminat olarak verildiğini iddia etmiştir. Çekte rehin cirosu olamayacağından davacının bu iddiası doğrultusunda davalı şirket ile diğer davalı banka arasında kredi kullandırılmasına ilişkin sözleşmeler, banka kayıtları, çek tevdi bordroları bankacı bilirkişi marifetiyle yerinde incelenerek; dava konusu çekin hangi kredi sözleşmesine istinaden verildiği, kredi sözleşmesine istinaden kredinin hangi tarihte kullanıldığı, çekin hangi tarihte bankaya verildiği, çek bedelinin tahsil edilip edilmediği, edilmiş ise hangi tarihte edildiği, çekin banka tarafından defter ve kayıtlarında ne şekilde kayıt altına alındığı ve takip edildiği, dava konusu çekin davalı bankaya (rehin) teminat olarak verilip verilmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aralarında bankacı bilirkişinin olmadığı bilirkişi heyeti tarafından sadece genel kredi sözleşmelerinin akdedildiğinin belirtildiği, ancak sözleşmelere, kullandırılan kredilere ve çeke ve uyuşmazlık noktasına ilişkin herhangi bir irdelemenin yapılmadığı, hakim tarafından yapılması gereken hukuki değerlendirme yapan ve hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olmayan bilirkişi kök ve ek raporuna göre davalı banka aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi isabetli olmayıp, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. " gerekçesine dayalı olarak kaldırımıştır. Kaldırma kararı sonrası tensip zaptı ile "Dosyanın istinaf kararında belirtildiği üzere ve davacı vekilinin itirazları dikkate alınarak; davalı şirket ile davalı banka arasında kredi kullandırılmasına ilişkin sözleşmeler, banka kayıtları, çek tevdi bordrolarının yerinde incelenmesi suretiyle; dava konusu ... Bankası ... Şubesine ait 30/11/2018 vade tarihli, ... çek no'lu 150.000 USD bedelli çekin hangi kredi sözleşmesine istinaden verildiği, kredi sözleşmesine istinaden kredinin hangi tarihte kullanıldığı, çekin hangi tarihte bankaya verildiği, çek bedelinin tahsil edilip edilmediği, edilmiş ise hangi tarihte edildiği, çekin banka tarafından defter ve kayıtlarında ne şekilde kayıt altına alındığı ve takip edildiği, dava konusu çekin davalı bankaya (rehin) teminat olarak verilip verilmediği hususlarında inceleme yapmak üzere dosya bankacı bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından davalı bankada yapılan yerinde inceleme sırasında davacı ve davalı vekillerinin katılımıyla 24.09.2024 tarihli tutanakta inceleme için davalı banka tarafından sunulmayan belgeler tek tek bildirilerek tutanak altına alınmış, davalı vekili söz alarak istenilen belgelerin 25.09.2024 tarihine kadar sunulacağını beyan etmiştir. Ancak davalı vekili tarafından bildirilen süre içerisinde ilgili bilgi ve belgelerin inceleme için ibraz edilmediği bilirkişi raporundan anlaşılmıştır. Nitekim, bilirkişi raporunda...Yukarıda belirtilen krediler dışında başkaca kredi kullandırılıp kullandırılmadığı sıhhatli olarak davalı bankada incelenememiştir. Başka bir deyişle bilgisayar sistemi üzerinde ayrıca inceleme yapılmasına izin de verilmemiştir.... Dava konusu çekin fiziki olarak tanzim edilen, banka ıslak imzalı çek tevdi bordroyla teslimine ilişkin açık bir belge temin edilememiştir. Ancak diğer diğer 10.05.2018 tarihli ekran görüntüsü ile 24.09.2018 tarihli excel formatındaki tablolara göre davalı bankaya tevdi edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ezcümle çekin 10.05.2018 tarihinde davalı bankaya tevdi edilmiş olduğu söylenebilir. Sayın Mahkemenin ara kararında belirtildiği üzere, davalı bankaca dava konusu 150.000 USD'lık çekin muhasebe nazım hesap kayıt sisteminde (...'li grup hesaplar) nasıl ve hangi açıklama ile kaydedildiğine ilişkin muavin kayıt dökümü (yani portföy kaydı) temin edilemediği için, çekin banka sistemindeki kayıt görüntüsü bakımından bir irdeleme ve değerlendirme yapılmak bu aşamada mümkün olmamıştır....yukarıda irdelendiği üzere, davalı banka anılan çek karşılığında vermiş olduğu ödünç parayı ispatla mükellef olmakla birlikte, bu ispat keyfiyetini ticari defter kayıt ve belgeleriyle yeterince ispatlayamamış olduğu da söylenebilir....davalı bankanın özelllikle dava konusu çekin ticari defter ve kayıtlarına hangi açıklama ile kaydedildiğinin belirlenmesinde yeterli ve gerekli olan delilleri ibrazdan adeta kaçınmış olmasının davanın sonucuna etkisi sayın mahkemenin takdirleri dahilinde kaldığı..."belirtilmiştir.
Davacı vekili davalının ibrazdan kaçındığını, davalı vekili ise ibrazdan kaçınılmayıp, gerektiği takdirde banka kayıtları üzerinde tekrar inceme yapılmasını beyan etmiştir. Tensipte davalı vekiline HMK m. 220/3 gereği ihtaratın yapılmadığı anlaşıldığından 2 nolu celse 1 nolu ara karar ile davalı banka vekiline raporda eksik olduğu bildirilen belgeleri sunmak üzere HMK m. 220/3 ihtarı yapılmak suretiyle süre verilmiş ve davalı vekili 03.10.2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde belgeleri sunduğunu ve banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmasını talep etmiş, dosya bilirkişiye tekrar yerinde inceleme yetkisi verilerek tevdi edilmiştir. Bilirkişi 19.02.2025 tarihli ek raporunda "mahkemenin ara kararında belirtilen çek bedelinin tahsilatına ilişkin kayıtlar, çekin ne şekilde kayda alındığını gösterir kayıtlar, çek tevdi bordrosu, dava konusu çekin bulunduğu portföy dökümüne ilişkin ise herhangi bir belge-kayıt-doküman sunulmamıştır. Dolayısıyla dava konusu çekin davalı banka ayağı aydınlatılamamıştır. Daha açık bir anlatımla ne zaman ve ne şekilde tahsil edildiği ve hangi kredilere mahsup edildiği kayıt bağlamında davalı bankaca yeterince delillendirilip, sonuçları itibariyle ortaya konulamamıştır. Sonuç olarak davalı vekilinin sunmuş olduğu ekstreler etraflıca irdelenmiştir. Ancak ara kararda belirtilen kayıt ve ekstreler birebir sıhhatli olarak sunulmamıştır. Mevcut delil durumuna göre kök raporda herhangi bir revizyon yapılamamış olduğu" bildirmiştir.
HMK m. 220/3;
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.
Dosya iki defa bilirkişiye teslim edilmişse de istinaf dairesinin belirttiği hususlar davalı bankanın ilgili belgeleri vermekten imtina etmesi nedeniyle tam olarak tespit edilememiştir. Davalıya HMK m. 220/3 ihtaratı yapılmış olup, delil sözleşmesi ve davanın mahiyeti gereği ilgili belgelerin davalı banka kayıtlarında olması gerektiği sabit olduğundan yemine gerek görülmeyerek belgenin içeriği hususunda davacının beyanlarına itibar edilmiştir.
Kaldı ki kredi başvurusunun tarihinin 02.02.2018, çekin düzenlenme tarihinin 15.07.2018, çekin bankaya veriliş tarihinin 10.05.2018, kredi kapama tarihinin 06.06.2018 olduğu, kredi kapama tarihinden önce çekin banka kayıtlarına alındığı, çekin tahsil amacıyla alınmış olması durumunda vadesi geldiği halde çekin tahsil edilmeyip vadesinin 30.11.2018 olarak değiştirilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı ...’ın savunmasının aksine çekin kredi borcunun ödenmesi için değil kredi borcunu teminen davalı bankaya ciro edildiği kanaatine varılmıştır.
Davacılar vekili 12.03.2025 tarihli beyan dilekçesi ile, yargılama aşamasında ... 9. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerinden yapılan kambiyo takibi nedeniyle çek bedeli ve takibin ferilerinin ödenmesi nedeniyle davanın istirdat davası olarak dikkate alınmasını, 177.890,06 USD ana para ve faiz; ve feriler (icra vekalet ücreti, tahsil harcı, masraf) için de 139.791,88 TL ödendiğini beyan etmiş ve dosya kapsamında yapılan ödemeleri gösterir belgeleri sunmuştur.
Dava çekin bedelsiz kaldığı iddiası ile davacıların dava konusu çekten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine ve çekin istirdadına karar verilmesi talebine ilişkin olup davalı ... yönünden verilen karar istinaf edilmemiş olmakla, davalı ... yönünden ise davacıların yukarıda açıklanan gerekçelerle davalıya borçlu olmadığı kanaatine varıldığından davanın kabulü ile, davacıların ... Bankası ... Şubesine ait 30/11/2018 vade tarihli, ... çek no'lu 150.000,00 USD bedelli çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, dava tarihinden sonra davaya konu çeke dayalı olarak davalı ... tarafından davacılara karşı başlatılan ... 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapılan 177.890,06 USD ve 139.791,88 TL alacağın davalı ... T.A.Ş.'den istirdatı ile davacılara verilmesine, takipten önce açılan davada yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, davacıların ... Bankası ... Şubesine ait 30/11/2018 vade tarihli, ... çek no'lu 150.000,00 USD bedelli çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, dava tarihinden sonra davaya konu çeke dayalı olarak davalı ... tarafından davacılara karşı başlatılan ... 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapılan 177.890,06 USD ve 139.791,88 TL alacağın davalı ... T.A.Ş.'den istirdatı ile davacılara verilmesine,
2-Kötü niyet tazminat talebinin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 74.938,53 TL harçtan peşin alınan 35,90 TL ve bozmadan önce verilen karar nedeniyle yazılan 21.09.2021 tarihli 2021/485 harç tahsil müzekkeresi ile tahsil edilen 55.101,54 TL harç toplamı 55.137,44 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.801,09 TL nin (davalı ... Tic. A.Ş. 55.137,44.TL harçtan sorumlu olup, bu kısım istinaf kaldırma kararından önce verilen karar nedeniyle 21.09.2021 tarihli ... harç tahsil müzekkeresi ile adı geçen davalıdan tahsil edildiğinden bu davalı yönünden tekrardan harç tahsilini yer olmadığına ), davalı ... T.A.Ş.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacılar tarafından dava açılırken yatırılan toplam 77,00 TL (35,90 TL BVH, 5,20 TL VSH, 35,90 TL Peşin harç) harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacılar tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 9.020,00 TL ( bilirkişi ücretleri, tebliğler ve posta) yargılama giderinin davalılardan alınarak, davacılara verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 165.585,05.TL nispi vekalet ücretinin (davalılardan ... A.Ş. 121.832,32 TL'den sorumlu olmak kaydı ile ) davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
7-Davalılar tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacılar vekilinin yüzüne ve davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/03/2025
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."