T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2024/459 Esas
KARAR NO :2024/779
DAVA:Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ:29/07/2024
KARAR TARİHİ:12/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. Maddesine göre 22/11/2013 tarihinde münfesih olduğunu, şirketin hukuksal varlığına son verildiğini, müvekkili banka ile ihyası istenen şirket arasında imzalanan 06/10/2006 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesine istinaden borçlu şirkete krediler kullandırıldığını, kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi çekildiğini, hesabın katı üzerine halen derdest olan .... İcra Dairesi ... Esas ve .... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyaları ile icra takibine geçildiğini, müvekkilinin davalı şirketten alacağının devam ettiğini, derdest icra dosyalarından işlemlere devam edildiğini, ihyası istenen şirketin 22/11/2013 tarihinde münfesih olduğunun taraflarınca yeni öğrenildiğini, bu nedenlerle ... Şirketi'nin ihyasına, eksik tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket tasfiye memurunda olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, bu kapsamda bu işlemler yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkil Sicil Müdürlüğünün tespit etmesi mümkün olmadığını, davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkil Sicili Müdürlüğü uyacağını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapıldığını, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacağını, tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlendiğini, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunlu olduğunu, TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiğini, tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona erdiğini, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına neden olunmadığından yargılama giderleri ile vekalet ücretinden de sorumlu tutulamayacağını beyan etmiştir.
DELİLLER;
.... İcra Dairesi ... Esas ve .... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyaları ile ... Müdürlüğüne yazılan yazı cevabı dosyamız arasına celp edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
Davacı tarafından, davalı Ticaret Sicili Müdürlüğüne ... sicil numarasına kayıtlı bulunup 15/11/2013 tarihinden 6102 sayılı TTK' nun geçici 7. Maddesi gereğince resen sicilden terkin edilen ... Şirketi'ne Genel Ticari Kredi Sözleşmesine istinaden krediler kullandırıldığını, kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi çekildiğini, hesabın katı üzerine halen derdest olan .... İcra Dairesi ... Esas ve .... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyaları ile icra takibine geçildiğini belirtilerek ihya talebiyle eldeki davanın açıldığı görülmüştür.
Celp edilen Ticaret Sicil kayıtlarına göre ihyası talep edilen ... Şirketi'nin TTK geçici 7. Maddesine göre 15/11/2013 tarihinde resen terkin edildiği, infisah sebebi olarak adresin tespit edilememesi olduğunun belirtildiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 13/08/2013 tarihli sayısında şirketin ticaret sicilden silineceğinin ilan edildiği, Ticaret Sicilinin terkinden evvel şirket tüzel kişiliğine tebligat çıkartıldığı, tebligatın iade olduğu ancak davacı tarafça terkin işleminin usulsüz olduğuna ilişkin bir iddianın da ileri sürülmediği görülmüştür.
TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca, 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. TTK'nın Geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre ise, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.
Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş şirkete ait mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir (Erdoğan, Rumeysa: Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115, 122).
Ek tasfiyede amaç, yapılması gereken bazı tasfiye işlemleri yapılmaksızın tasfiyesi kapatılan ve ticaret sicilinden terkin olunan şirketin, anılan eksik ve yapılması zorunlu tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için tekrar tasfiye aşamasına döndürülmesidir. Niteliği itibariyle geçici bir önlem olan ek tasfiye, yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecek olup bu durum TTK’nın 547.maddesinde de açıkça ifade edilmiştir (Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 207, 208). Bu anlamda ek tasfiye, tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet etmekle şirketin önceki tasfiye işlemlerinin devamıdır. Her ne kadar anonim şirketlere ilişkin düzenlemeler arasında yer alsa da bu kural, tüm sermaye şirketleri ve kooperatiflerde de uygulama alanı bulur. Ayrıca anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulü ve tasfiyede şirket organlarının yetkisine ilişkin hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağına dair TTK’nın 643. maddesi uyarınca 547. madde düzenlemesi limited şirketlerde de uygulama alanı bulacaktır.
Ayrıca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi' nin 2023/1768 esas 2023/1925 karar sayılı ilamı "Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/10-956 Esas, 2022/1538 Karar sayılı ve 17.11.2022 tarihli ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin içtihatları nazara alınarak, uygulamada birliğin sağlanması açısından görüş değişikliğine gidilmiştir.
Bu doğrultuda; TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında ticaret sicil müdürlüğünce münfesih sayılarak re'sen terkin edilen bir şirketin aynı maddenin 15. fıkrası kapsamında ihyasına yönelik olarak açılan davada, gerçekleştirilen re'sen terkin işleminin hukuka aykırılığının tespiti halinde verilecek ihya kararı, niteliği gereği terkin işleminin iptaline ilişkin olması nedeniyle TTK'nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye kapsamına girmeyeceğinden, ihya kararı yanında şirkete tasfiye memuru atanmasına gerek bulunmamaktadır. Hakkında açılmış ve derdest bir dava var iken ticaret sicil müdürlüğü tarafından re'sen terkin işlemi uygulanan şirketlerle ilgili verilen ihya kararları bu kapsamdadır. Ancak geçici 7. madde kapsamında hukuka uygun şekilde gerçekleştirilen re'sen terkin işlemi sonrasında ortaya çıkan hukuki ihtilafların çözümü ve sonlandırılması, yani terkin işleminden sonra açılmış bir takip/davada taraf teşkilinin sağlanması amacıyla şirketin ihyasının gerektiği bir durumda geçici 7. maddenin 15. fıkrasına dayalı olarak açılan ihya davasında, terkin edilen şirketle ilgili oluşan ihtilafın çözümüyle sınırlı olarak ihya kararı verileceği ve niteliği itibariyle bu karar ek tasfiye kapsamında verilen bir karar olduğundan, TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca ihya kararıyla birlikte ek tasfiye işlemlerini yürütmesi için şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği kabul edilmiştir.
Somut olayda; davacı tarafından dava dilekçesi ile davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce yapılan terkin işleminin hukuka aykırı olduğu iddia edilmemiş ve Mahkemece de yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmemiş olup, ihya kararı terkin tarihinden sonra açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması amacıyla, bu dava dosyası ile sınırlı olarak verildiğinden ve verilen karar TTK'nın 547. maddesi kapsamında ek tasfiye niteliğinde olduğundan ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanması gerekmektedir." şeklinde olup sınırlı olarak verilen ihya kararının ek tasfiye niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
Somut olayda ihyası talep edilen şirketin TTK ' nın geçici 7. Maddesi kapsamında 15/11/2013 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiği anlaşılmış ise de; şirket hakkında davacı tarafça alacağın tahsili için açılan takipte taraf teşkilinin sağlanabilmesi için ihyanın talep edildiği anlaşılmakla, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu ve davasında haklı olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketin terkinine ilişkin işlemin usulüne uygun olmadığı değerlendirilmiş ise de, şirketin terkininin tescili sebebi itibarı ile ticaret sicil memurluğuna da atfı kabil kusur bulunmadığından, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/2407 E. - 2022/3671 K.) ve davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım konumunda bulunduğundan ve kanuni görevini yapan Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün harç ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün olmadığından yapılan yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, ... Müdürlüğü'nün ... sicil numarasına kayıtlı bulunup 15/11/2013 tarihinden 6102 sayılı TTK' nun geçici 7. Maddesi gereğince resen sicilden terkin edilen ... Şirketi'nin 6102 sayılı TTK 547 maddesi gereğince .... İcra Dairesi ... Esas ( ... Eski Esas ) ve .... İcra Dairesi ... Esas (... Eski Esas) sayılı dosyalarında takip ve infaz işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve şirketin yeniden ticaret siciline tesciline,
2-Şirketin son yetkilisi ... 'ın (... TC nolu )tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına,
3-Karar kesinleştiğinde ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine, ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına,
4-Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gerekli 427,60 TL harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafça yatırılan ve artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/12/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır