T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/473 Esas
KARAR NO : 2025/199
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 05/08/2024
KARAR TARİHİ : 06/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından ... Şirketi'ne 06/04/2024 tarihinde ... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, icra müdürlüğünce 25/07/2023 tarihinde takibin kesinleştiğini, dosyanın kesinleşmesinin akabinde İcra Müdürlüğünce 19/09/2023 tarihinde de borçlunun taşınır mallarının haczi için adresinde haciz yapılması, kapalı yerlerin çilingir ile açılması, haczedilen malların muhafaza altına alınması talebinin kabulüne karar verildiğini, ...Şirketi 20/03/2023 tarihinde tasfiyeye girdiğini, alacaklıların müracaatları için 08/11/2023 tarihinde 3. İlan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlandığını, alacaklıların müracaatı için son gün 08/02/2024 olduğundan ivedilikli olarak alacaklarının tasfiye memurluğuna bildirilmesinin talep edildiğini ve taleplerinin kabul edilerek İcra Müdürlüğünce ... 23. İcra Dairesi'nin 07/02/2024 tarihli, ... Ticaret Odası Başkanlığı'na yazılan yazısıyla "Dosyamız borçlusunun tasfiye işlemlerine başlandığı alacaklı vekili tarafından bildirilmiş olmakla yukarıdaki borcundan dolayı şirketin kaydına borç miktarınca haciz konulmasına karar verilmiştir. Kararın ifası ile neticesinden bilgi verilmesi rica olunur." denildiğini, ... 23. İcra Dairesi'nin 07/02/2024 tarihli, ... Ticaret Odası Başkanlığı'na yazılan yazısına ve kesinleşmiş bulunan icra dosyasına rağmen müvekkilinin alacağı kaydedilmeden şirketin tasfiye edildiğini ve ticaret sicilinden de terkin edildiğini, alınan tasfiye kararının müvekkilinin alacağına kavuşmasını engeller mahiyette olduğunu, bu nedenlerle ... Şirketinin ihyasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın, olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Ticaret Limited Şirketi'nin (SN: ...) ek tasfiyesine karar verilmesi kapsamında olduğunu, davacının, husumeti yalnızca yasal hasım olan müvekkili müdürlüğe yöneltildiğini, oysa usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memuru ...'a da yöneltilmesi gerektiğini, bu itibarla, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları ve davacının iddiaları değerlendirilirken anılan hususların göz önünde bulundurulması gerektiğini, 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket tasfiye memurunda olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, bu kapsamda bu işlemler yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkil Sicil Müdürlüğünün tespit etmesi mümkün olmadığını, davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkil Sicili Müdürlüğü uyacağını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapıldığını, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacağını, tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlendiğini, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunlu olduğunu, TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiğini, tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona erdiğini, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına neden olunmadığından yargılama giderleri ile vekalet ücretinden de sorumlu tutulamayacağını beyan etmiştir.
Dahili davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tasfiye tarihinde şirketin, herhangi bir malvarlığı mevcut olmadığını, ihyasında da davacının hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, sicilden terkin edilen şirketin ihya edilmesi, tasfiye öncesi malvarlığının teşekkül etmesi sonucunu doğurmayacağından davacının hukuki yararı sözkonusu olmadığını, davacı tarafın, terkin olan şirketten herhangi bir alacağı var idiyse, bunu tasfiye sürecinde veya öncesinde usulünce ileri sürmesi gerekeceğini, bunu yapmayan, alacağını usulünce takip etmeyen davacının, şirketin terkininden sonra ihya davası ikamesi kanuna aykırı olduğu gibi, hukuki yarardan da yoksun olduğunu, müvekkilimin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, müvekkili ...'un şirketin tasfiye memuru olup, davanın tarafı olmadığından, keza şirketin borcundan şahsen sorumlu olmadığından, herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücretine de mahkum edilmemesi gerektiğini, davacının bu yöne ilişkin talebine de itiraz ettiklerini, davacı tarafın, iddia ettiği bu alacağın aslının varolup olmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, yine tasfiye memuru olarak böyle bir takipten ve borçtan müvekkilimin bilgisi bulunmadığını, davacı tarafından, tasfiye memuruna tasfiye işlemleri devam ederken böyle bir alacak talebi yapılmadığını, tebligatların nereye yapıldığı ve takibin ne şekilde kesinleştirildiği hususunun mahkemece araştırılması gerektiğini, müvekkilinin gıyabında cereyan eden işlemlerin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, tüm masraf ve ücretin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER;
... 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, ... 24. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası, ...'ne yazılan yazı cevabı dosyamız arasına celp edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
Davacı, dava dışı Tasfiye Halinde ...Şirketi'nin alacaklı olunduğunu, borçlu şirket aleyhine alacağın tahsili amacıyla ... 23. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, buna rağmen alacak kaydedilmeden ticaret sicilden terkin edilen şirketin ihyası gerektiğini belirterek eldeki davayı açmıştır.
Celp edilen Ticaret Sicil kayıtlarına göre ihyası talep edilen Tasfiye Halinde... Şirketi'nin 13/04/2023 tarihinde tasfiyesine karar verildiğinin tescil edildiği, 14/03/2024 tarihinde tasfiyesinin sona erdiğinin tescil edildiği görülmüştür.
Dava, tasfiye sonucu terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkin olduğundan tasfiye memuru dahili davalı yapılarak taraf teşkili tamamlanmıştır.
TTK’nın 547. maddesi; “(1)Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.” hükmünü içermektedir. Buna göre ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir.
Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş şirkete ait mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir (Erdoğan, Rumeysa: Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115, 122).
Ek tasfiyede amaç, yapılması gereken bazı tasfiye işlemleri yapılmaksızın tasfiyesi kapatılan ve ticaret sicilinden terkin olunan şirketin, anılan eksik ve yapılması zorunlu tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için tekrar tasfiye aşamasına döndürülmesidir. Niteliği itibariyle geçici bir önlem olan ek tasfiye, yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecek olup bu durum TTK’nın 547.maddesinde de açıkça ifade edilmiştir (Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 207, 208). Bu anlamda ek tasfiye, tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet etmekle şirketin önceki tasfiye işlemlerinin devamıdır. Her ne kadar anonim şirketlere ilişkin düzenlemeler arasında yer alsa da bu kural, tüm sermaye şirketleri ve kooperatiflerde de uygulama alanı bulur. Ayrıca anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulü ve tasfiyede şirket organlarının yetkisine ilişkin hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağına dair TTK’nın 643. maddesi uyarınca 547. madde düzenlemesi limited şirketlerde de uygulama alanı bulacaktır.
Bu aşamada uyuşmazlıkla ilgili olarak terkin edilmiş olan bir şirketin bir davada taraf olarak yer alabilmesi bağlamında ek tasfiyenin rolü üzerinde de durulmalıdır. Yukarıda bahsi geçen kurallar gereğince herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlıdır. Bahsedilen ehliyetler ise hukuken var olan bir tüzel kişiliği gerektirmektedir. Oysaki ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin tüzel kişiliği, terkin işlemiyle birlikte sona erecektir (TTK m. 545). Buradan hareketle tasfiyesi tamamlanmış veya tamamlanmamış, bir şekilde sicilden terkin edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde şirket hakkında TTK’nın 547. maddesi çerçevesinde ek tasfiye prosedürünün tamamlanması gerekir. Bu tür bir ihtiyaçla ek tasfiye aşamasına döndürülerek ihya edilen şirketin ek tasfiyesi, açılan dava ile ortaya çıkan hukukî ihtilafın giderilmesi amacıyla sınırlı olacaktır.
Ek tasfiye için TTK’nın 547. maddesine dayalı olarak açılan ve uygulamada “ihya” davası olarak adlandırılan davada mahkemece, talep kabul edilerek şirketin ek tasfiye işlemleri için ihyasına karar verilmesi durumunda aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verilmelidir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... Esas,...Karar.)
Somut olayda ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin tasfiye memuru olan ...' un şirketin tek yetkilisi ve ortağı olduğu ve şirket hakkında açılan 05/04/2023 tarihli takibe rağmen bu tarihten sonra tasfiye kararı alınarak şirketin tasfiyesinin sona erdirildiği, TTK 547.maddesindeki ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası isteminin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş; ancak davacı tarafça başlatılan takipten haberdar olunmasına rağmen şirket terkin edilmiş bulunduğundan davalı Tasfiye Memuru yargılama giderlerinden sorumlu tutularak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün... sicil numarasına kayıtlı bulunup 14/03/2024 tarihinde tasfiye sonucu sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin 6102 sayılı TTK 547 maddesi gereğince ... 23. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve şirketin yeniden ticaret siciline tesciline,
2-Şirketin tasfiye memuru ...' un (... Tc nolu) tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına,
3-Karar kesinleştiğinde ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine, ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına,
4-Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın tasfiye memuru ...'dan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafça dava açılırken yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 569,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.485,50 TL'nin davalı tasfiye memuru ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı tasfiye memuru ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yatırılan ve artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı. dahili davalı vekilinin (e duruşma) yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/03/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır