T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/474 Esas
KARAR NO : 2025/704
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 06/08/2024
KARAR TARİHİ : 08/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;... tarihinde ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu trafik kazası meydana gelmiştir. Meydana gelen bu kaza neticesinde, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ... (T.C. No: ...) hayatını kaybetmiştir. Kaza tespit tutanağına göre, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı aracın sürücüsü ...’in Karayolları Trafik Kanunu’nun 47/1-b maddesini ihlal ettiği, bu nedenle kazada asli ve tek kusurlu olduğu belirlenmiştir. Olayla ilgili olarak ... 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin... esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda da sürücü ...’in KTK’nın 47/1-b, 53/b ve 84/a-h maddelerini ihlal ettiği, bu suretle kazanın meydana gelmesinde asli ve tek kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Müvekkil, eşi ...’ın vefatı nedeniyle derin bir üzüntü yaşamış, psikolojik olarak yıpranmış ve maddi manevi açıdan zor bir duruma düşmüştür. Kazanın müvekkilin yaşamında açtığı manevi yaralar açık olmakla birlikte, davalı taraf bugüne kadar müvekkile herhangi bir maddi veya manevi destekte bulunmamıştır. Müvekkilin yaşadığı acının ve psikolojik travmanın telafisi mümkün olmamakla birlikte, talep edilen tazminatın bu acının bir nebze olsun hafiflemesine katkı sağlayacağı kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda, müvekkil adına 30/05/2024 tarihinde davalı sigorta şirketine destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle başvuruda bulunulmuş ve ... numaralı hasar dosyası oluşturulmuştur. Ancak yapılan başvuruya rağmen davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Taraflar arasında yapılan arabuluculuk süreci de sonuçsuz kalmış ve bu nedenle işbu dava açılmıştır. Toplanan deliller, ... 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin... esas sayılı dosyası, sigorta şirketi nezdindeki ... numaralı hasar dosyası, noter ve sigorta kayıtları, veraset ilamı dosyası ile sosyal ve ekonomik durum araştırması sonuçlarından ibarettir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...’in asli ve tek kusurlu olduğu, kazada yaşamını yitiren ...’ın mirasçısı olan davacının, eşinin desteğinden yoksun kaldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulü ile şimdilik 500,00 TL’nin kaza tarihi olan 24/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı sigorta şirketi vekili tarafından sunulan savunma dilekçesinde; 24/05/2023 tarihinde ... ve ... plakalı araçların karıştığı trafik kazasında hayatını kaybeden ...’ın eşi olduğunu iddia eden davacı ... tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle işbu davanın açıldığı, ancak davanın hem usul hem de esas yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı vekili, davacının 30/05/2023 tarihinde sigorta şirketine başvuru yaptığını, ancak başvuru sırasında zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında belirtilen belgelerin eksik olduğunu, özellikle kişisel verilerin işlenmesi ve paylaşımına ilişkin açık rıza beyanının sunulmadığını, bu nedenle başvurunun değerlendirilemediğini belirtmiştir. Bu gerekçeyle eksik evrakla yapılan başvurunun geçersiz olduğu, dolayısıyla davanın usulden reddedilmesi gerektiği savunulmuştur. Davalı taraf ayrıca, davacının müteveffa ...’ın eşi olduğunu yalnızca Suriye Arap Cumhuriyeti’nden alındığı iddia edilen belgelerle ispat etmeye çalıştığını, bu belgelerin geçerliliğinin ve eşlik ilişkisinin doğruluğunun kanıtlanamadığını, bu nedenle davacının dava açmada taraf sıfatının bulunmadığını ileri sürmüştür. Dosya kapsamına göre ... plakalı aracın sahibi ve poliçe sigortalısının da davacı ... olduğu, kazaya karışan sürücü ...’in ise davacının oğlu olduğu, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporlarına göre ...’in kazada %100 kusurlu bulunduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, öncelikle kazaya sebebiyet veren sürücü ...’e de davanın ihbar edilmesi gerektiği savunulmuştur. Dava değerinin temsili bir bedel üzerinden açıldığı, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğince kısmi davalarda talebin emsal bedele yakın bir miktar üzerinden açılması gerektiği, temsili rakam üzerinden açılan davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ileri sürülerek bu nedenle de davanın reddi istenmiştir. Bunun yanında, davacının beyanlarından hatır taşıması yapıldığının anlaşıldığı, bu durumda davalının sorumluluğunun indirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ceza dosyasına yansıyan bilirkişi raporlarında, müteveffanın emniyet kemeri takmaması nedeniyle araç dışına savrularak hayatını kaybettiği, bu nedenle müteveffanın olayın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğu, bu hususun da tazminat hesabında dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Poliçe teminat tutarının 760.000,00 TL olduğu, bu nedenle aksi yönde bir karar verilmesi halinde hükmedilecek tazminatın poliçe teminat sınırları içerisinde kalması gerektiği vurgulanmıştır. Davacı ...’in aynı zamanda araç sahibi olması nedeniyle kusursuz sorumluluğu bulunduğu, bu itibarla hem zarara sebebiyet veren hem de tazminat talep eden taraf konumunda olduğu, dolayısıyla destekten yoksun kalma tazminatı istemesinin haksız fiil ve sigorta hukuku ilkeleri bakımından mümkün olmadığı savunulmuştur. Davalı vekili, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.02.2024 tarihli, 2023/1060 E. ve 2024/137 K. sayılı kararına atıfta bulunarak, sigortacının sorumluluğunun sigortalısının sorumluluğu ile sınırlı olduğu, işletenin veya sürücünün tamamen kendi kusuruyla meydana gelen zararlardan dolayı desteğinden yoksun kalanların tazminat taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında tutulduğu, somut olayda da bu durumun geçerli olduğu gerekçesiyle davacının talep hakkının bulunmadığını ileri sürmüştür. Sonuç olarak, davalı taraf, davacının taraf ehliyeti, kusur durumu, eksik evrakla başvuru yapması, müterafik kusur ve poliçe teminat sınırları gerekçeleriyle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacının işleteni olduğu araçta, davacının desteği olduğunu iddia ettiği araçta yolcu olarak bulunan eşinin kaza neticesinde ölümü sonrası davalı kendi ZMMS sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatından ibaret olduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı ..., dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen kazada ...'ın vefat ettiğini, ...'ın kendisinin eşi olduğunu, destekten yoksun kaldığını beyan ederek davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuştur.
Davalı sigorta şirketi ise davacı ...'in kazada %100 kusurlu ... plakalı aracın maliki ve işleteni olduğu gibi kendi sigortalısı olduğunu beyan ederek davacının destekten yoksun kalma tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığını beyan etmiştir.
Dava konusu olay sebebiyle ... 10. Asliye Ceza Mahkemesinin... esas, ... karar sayılı dosyasında verilen 11/07/2024 tarihli karar ile sanık sürücü ...'in olayda asli ve tek kusurlu olduğu gerekçesiyle hakkında neticeten 20.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, kararın istinaf edilmeden 19/10/2024 tarihinde kesinleştiği UYAP üzerinden yapılan sorgulamada görülmüştür.
Bu sebeple mahkememizce de davacının işleteni olduğu, dava dışı ...'in sevk ve idaresinde bulunan araçta davacının eşi ...'ın vefatına sebep olan kazada davacının işleteni olduğu ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ..., mahkememizce de tek ve %100 kusurlu olarak kabul edilmiştir.
Müteveffa ...'ın davacı ...'in eşi olduğu davacı tarafça sunulan Göç İdaresi Başkanlığı yazılarından ve ... 10. Asliye Ceza Mahkemesinin... esas, ... karar sayılı dosyasından anlaşılmıştır.
Müteveffa ...'ın kaza sırasında yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın davacı adına kayıtlı olduğu UYAP sisteminden yapılan aktif/pasif araç sorgusundan anlaşılmıştır.
... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı kararında "zorunlu mali sorumluluk sigortası işletenin 3. kişilere karşı sorumluluğunu üstlenmekte olan bir sigorta türüdür. Somut olayda; dava dışı sürücünün kullanımında iken kazanın meydana geldiği tarihte davacılardan ...'in işleteni olduğu ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazada vefat eden..., davacı ...'in çocuğu olup, bu bakımdan kendi işleteni olduğu, davalıya trafik sigortalı araçta vefat eden çocuğunun desteğinden yoksun kaldığı yönündeki zararına ilişkin talebini yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve buna yönelik yerleşik Yargıtay uygulamaları karşısında davalı sigorta şirketinden tazmin edemeyeceğinin anlaşılmasına karşın mahkemece işleten konumunda bulunan davacı ...'in destekten yoksun kalma zarar talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmamıştır" şeklinde hüküm kurulmuştur.
Yargıtay 17. HD'nin 13/03/2019 gün ve ...E.-... K. sayılı "...zorunlu trafik sigortacısı, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığından ve olayda davacı işleten ...'in davalı zorunlu trafik sigorta şirketi karşısında zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunmadığından, davacı işleten ...'in davalı sigorta şirketinden talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatının reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru değildir..." şeklindeki ve aynı yöndeki diğer yerleşik uygulamaları da dikkate alınarak, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. Maddesinde işletenin tanımı; "...İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir..." şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.(Yukarıda belirtilen Yargıtay 17. HD'nin kararı ile aynı yönde bulunan yine Yargıtay 17. HD'nin ... E.-... K.; ... E... K. vb.)
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, dava dışı sürücünün kullanımında iken kazanın meydana geldiği tarihte davacı ...'in işleteni olduğu ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazada vefat eden ..., davacı ...'in eşi olup, bu bakımdan kendi işleteni olduğu, davalıya trafik sigortalı araçta vefat eden eşinin desteğinden yoksun kaldığı yönündeki zararına ilişkin talebini yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve buna yönelik yerleşik Yargıtay uygulamaları karşısında davalı sigorta şirketinden tazmin edemeyeceğinden, işleten konumunda bulunan davacı ...'in destekten yoksun kalma zarar talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 427,60 TL harçtan mahsubu ile eksik 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 500,00TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
4-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL’nin davacıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/10/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır